Hidayete, Kur’an’ı sadece okuyarak değil, yaşayarak ulaşılır
Hidayete, Kur’an’ı sadece okuyarak değil, yaşayarak ulaşılır
Kur’an’ı okumak elbette önemlidir. Ancak okumak, Kur’an’la kurulan ilişkinin başlangıcıdır; tek başına son noktası değildir. Kur’an’ın mesajını anlamak, üzerinde düşünmek, sorgulamak, idrak etmek ve hayatımıza taşımak gerekir.
Çünkü Kur’an yalnızca okunacak bir kitap değil, insanın hayatına yön veren bir rehberdir. Rehberin gösterdiği yolu bilmek başka, o yolda yürümek başkadır. Bir insan doğruyu okuyabilir, öğrenebilir ve hatta doğru olduğunu kabul edebilir; fakat bildiği doğruyu hayatına aktarmıyorsa, bilgi henüz davranışa dönüşmemiş demektir.
Bilmek ile yaşamak, öğrenmek ile uygulamak arasında önemli bir fark vardır.
Bu nedenle Kur’an’la kurulan ilişkiyi yalnızca “okumak” kavramıyla sınırlandırmamak gerekir. Okumak; anlamaya, anlamak; düşünmeye, düşünmek; sorgulamaya, sorgulamak; idrak etmeye, idrak etmek ise yaşamaya yönelmelidir.
Okumak başlangıçtır; anlamak derinleşmektir; idrak etmek farkına varmaktır; yaşamak ise bütün bunları hayata taşımaktır.
Kur’an’ın mesajı insanın sözlerine, ahlâkına, ilişkilerine, kararlarına ve günlük hayatına yansımaya başladığında, okunan ayetler hayatın içinde karşılık bulur. İşte bu noktada Kur’an yalnızca dilde okunmuş olmaz, hâlde de yaşanmış olur.
Bu sebeple mesele yalnızca “Kur’an’ı ne kadar okuyoruz?” sorusuyla sınırlı değildir. Asıl sorulması gereken şudur: “Okuduğumuz Kur’an hayatımızda neyi değiştiriyor?” Eğer okuduğumuz hâlde davranışlarımız, kararlarımız, ilişkilerimiz ve ahlâkımız üzerinde hiçbir karşılık oluşmuyorsa, okumamız ile yaşamamız arasında bir kopukluk var demektir.
Bu yaklaşım yalnızca Kur’an’ı anlamak açısından değil, hayatın tamamı açısından da önemlidir.
Sağlıklı, huzurlu ve akla dayalı bir karar vermek istediğimizde de benzer bir süreç izlemek gerekir: Bilgi → anlama → sorgulama → değerlendirme → idrak → karar → uygulama → sonuçları görme → gerektiğinde düzeltme.
Dolayısıyla doğru bilgiye sahip olmak tek başına yeterli değildir. Bilgiyi doğru değerlendirmek, doğru karara dönüştürmek ve gerektiğinde davranışlarımızla ortaya koymak gerekir. Fakat bu süreç herkes için aynı kolaylıkta değildir. Çünkü burada yalnızca bilgi edinmek değil; algılamak, anlamak, sorgulamak, idrak etmek, uygulamak, yaşamak ve gerektiğinde yaşatmak gibi sorumluluklar vardır.
İnsanın bir bilgiyi duyması kendi elinde olmayabilir; fakat o bilgi karşısında ne yapacağı, onu nasıl değerlendireceği ve hayatına nasıl yansıtacağı önemli ölçüde kendi sorumluluğundadır.
Bu nedenle Kur’an’la ilişki yalnızca bir okuma faaliyeti olarak görülmemelidir. Bu ilişki, insanın kendisini sorguladığı, yanlışlarını fark ettiği, doğrularını davranışa dönüştürdüğü ve hayatını buna göre yeniden şekillendirdiği bir süreçtir.
Kur’an’ı okumak güzeldir. Onu anlamak değerlidir. Üzerinde düşünmek derinliktir. İdrak etmek farkındalıktır. Fakat asıl mesele, anladığını yaşamaktır. Çünkü sonunda önemli olan yalnızca ne okuduğumuz değil, okuduklarımızın bizi nasıl bir insana dönüştürdüğüdür.
Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı Azak=
Seyyid Hakkı, Sosyal medya takip hesaplarımız…
YouTube, Muhabbet Dergâhı TV-Seyyid Hakkı kanalımız: https://www.youtube.com/user/YediDeryaSohbeti62
Facebook, Muhabbet Dergâhı grubumuz: https://www.facebook.com/groups/244039227002241
Fcebook, Muhabbet Dergâhı İlimle İrşad sayfamız; https://www.facebook.com/profile.php?id=100057353323519
WEB sayfamız, Alevilikte Inanç-Seyyid Hakkı Azak; https://www.alevilikte-inanc.de/
Facebook, Seyyid Hakkı Azak özel sayfamız; https://www.facebook.com/profile.php?id=61570018628168