Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası.

Seyyidlerin, toplumsal görevleri...


Seyyidlerin, toplumsal görevleri...
Alevi inanç önderleri Seyyidler, gerek bulundukları yerleşim alanlarında, gerekse belli zamanlarda kendilerine bağlı yerlerdeki taliplerini ziyaretleri sırasında bu görevleri yerine getirirler.                  

1-Sosyal ve dinsel bakımdan cemaate önderlik etme, cemaatı irşad (aydınlatma) ve bilgilendirmek,
2-Dinsel ibadet yani cem erkanını yönetmek,
3-Yolda suç işleyenleri düşkün kılmak ve toplum içindeki huzuru sağlamak,
4- Bayram, cenaze, evlenme, sünnet vb. etkinliklerde dini hizmeti yerine getirmektir. 

Hizmetler; Bazen Mürşid-Pir-Rehber bazende, Pir-Rehber beraber hizmet yaparlar. Örneğin; Görgü cemleri’nde  Mürşid-Pir-Rehber üçü bir arada hizmet yaparlar fakat Birlik cemlerinde ise; Pir ve Rehber, bireysel olarak cem hizmetini yapa bilirler. Toplum ve taliplerden, Mürşid-Pir-Rehber üçü de sorumlu ve aynı sorumluluğu taşırlar.   

Toplumun suç saydığı fiillere, ağır cezaların uygulanacağı, Aleviligin kötü davranışlarda bulunanları dışladığı, Alevi yol uluları da böyle kişilerden, razı olmayacağı şeklinde soyut, somut nitelikli çeşitli telkinlerde bulunurlar. 

Alevi, Mürşid ve Pirlerinin önemli işlevlerinden biri de, dargınları barıştırmaktır. Bu işlev, çesitli nedenlerle ortaya çıkan düşmanlıkların  sona ermesini sağlayarak, toplumsal huzurun bozulması önlenmiş olur. 

Birbirleri ile konuşmayan, dargın olanlar cemde Hakk meydanında ve yol önderi Seyyidin huzurunda mutlaka barıştırılır, barışmayanlar cezalandırılır. Bu kişiler toplum tarafından dışlanır, hatta sürgün bile edilirler.

Seyyidlerin dargınları barıştırması işlevi çeşitli araştırmacıların da dikkatini çekmiş, kapalı bir toplumsal yapıya sahip Aleviler arasında var olan suç oranındaki azlık ve toplumsal barış ortamında seyyidlerin rolü büyüktür. 

Alevilerde suç işleyen kişi, düşkün olarak adlandırılır. Düşkünlük durumundaki kişilere, işledikleri suça göre madi veya manevi cezalar uygulanır. Buyrukta bu cezalar, her suç için ayrı ayrı belirtilmiştir.

Düşkün şahıslar cem törenlerine katılamaz, kurban yiyemez, yediremez ve toplumdan dışlanırlar. Düşkün olan kişinin ailesi dahi, kendi evine alamaz. Ayrıca üç sünnet, yedi farz olarak bilinen esaslara uymayanlara uygulanaçak cezalar da Buyruk‘ta mevcuttur. 

Eğer talibin suçu, büyük, günahlardan (günah-i kebair) ise seyyidin, bu konuda yapa bileceği bir şey yoktur.

Alevilerde suç işleyen bir kişinin müşkülünü Pir cözemeyince, Dava Mürşide havale edilir. Mürşid de cözemezse o zaman dava „Düşkünler Oçağı“na havale edilir.
Veya Buyruk’taki deyimle "Ancak onun davasını mahşerde Hakk teala icra eder. Oysa küçük  günahların (günah-i sagayir) cezalandırılma ve affedilmesine ilişkin koşulların belirlenmesi ve uygulamasında Pir tam yetkilidir. 

Buyruk’ta yer alan ve Şahı Merdan Ali’den, Selman-i Farisi’nin rivayet ettigi ".. Ve üstad hakkına riayet edeler. Ve üstaddan can dahi sakınmayalar..." sözleriyle taliplere Pir hizmetlerinin karşılığının verilmesi, hatta ondan canlarını dahi sakınmamaları telkini yapılmaktadır. 

Taliplerin, Seyyidlerce yargılanması ve cezalandırılmalarını, Aleviliğin  temel inanç esaslarının yazılı olduğu Buyruk da şöyle yazar; „Cem halinde bir kimseye bir sohbet düşse, yani bir talib den bir günah meydana gelse, söyle ki: Tarikat içinde noksanlık yapsa, yol ehli kardeşler arasında sitemli (suçlu, düşkün) olsa ve o toplantıda "gözcü" olan kimse bunu görüp, eksiğini yakalasa; düskün talib sitemine razı olup yola boyun verdigi takdirde, o kimseye "erkan" sürmek lazım gelir. Fakat, o mecliste halife yurdunda (mürşid makamında) oturan kişinin bilmesi gerektir ki: 

* Bu talib ne gibi bir günahın sahibidir?
* Kaçıncı sünnetten veya kaçıncı farz’dan düşmüştür?
* Sünnet’den mi düştü yoksa farz’dan mı düştü?
* Ve buna ne lazım gelir?
* O kişi nasıl  arınır, günahından yarğılanır ve ne ile pak olur?  
* Yoksa, o günah farzla sünnet arasında mıdır?
* Gülce anlayıp, ona göre sitemini sürmek gerektir." 

Imam Cafer-i Sadık; „Bir talip bir talibin evine varsa, ev sahibi olan talibin ona izzet ve hürmet edip gücü yettigince nesi varsa meydana getire ve onun gelmesini mübarek bile,  geldigi için sevincini göstere. Fakat o talip, onun gelmesinden safa ve sevinç duymayıp, içtenlikle ona muhabbet ve güler yüz göstermeyip, varını ondan esirgeyip lokmasını saklasa, Tanrı katında ve erenler katında yüzü karadır, ikrarı saf değildir.“
=Seyyid Hakkı=

ALEVİ İNANÇ DİN BİLGİLERİ sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. => Facebook Sayfalarımız: Seyyid Hakkı SH ve Seyyid Hakkı EK. => YouTube Kanalımız: Ehlibeyt Yolu-Seyyid Hakkı. Aşk ile Canlar...