Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası.

ANASAYFA


Imam Hüseyin’in onurlu duruşuna sahip çıkmak, ...!  
Imam Hüseyin, Kerbela çölünde; Zulme, batıla, ihanetliğe, ikiyüzlülüğe, ahlaksızlığa, dünya menfaatlerine tapanlara karşı savaşmış, bilerek ve istiyerek de canını vermiştir. Ve O mübarek insana ağlamak, insanım diyenlerin bir vefa borcudur.  

Dolayısiyle Imam Hüseyin’in onurlu duruşuna sahip çıkmak; 
* Darağaçını boylayanlara,
* Derisini yüzdürenlere,
* Kavim gardaşa, dosta, canana hasret kalanlara,
* Ateşte semaha duranlara,
* Insanlık onuru için serini verenlere sahip çıkmaktır. 

Imam Hüseyin, Yezid İçin; “Yezid şarap içen, haksız yere adam öldüren, açık bir şekilde fisk-u fücur ve haram işleyen birisidir. Benim gibi birisi, Yezid gibi birisine asla biat etmez” der. 

 Ve yine Imam Hüseyin, Ehli Beyt ümmeti için; “Ümmet Yezid gibi bir yöneticiye bağlanıp safında yer aldığı zaman, islama elveda demek gerekir” demiştir. 

Dünyanın neresinde insanlık zulüm görüyorsa, orası Kerbela’dır. Nerede hayır ve şerin kavgası varsa, orası Kerbela’dır. 

Sonuç itibariyle bir toplum, bir halk kendi inancına, manevi değerlerine, kültürüne sahip çıkmadığı zaman, o halk zamanla yok olmaya mahkümdür.
=Seyyid Hakkı=



Inanç, tarif edilmez ancak yaşanır.
Alevi inanç önderlerinin buyurduğu gibi “inanç, tarif edilmez ancak yaşanır”. Yaşanan bir din sağlıklı fakat tarif edilin din ise, zulümdür. Çünkü bir Din ne kadar yaşanırsa, o kadar doğrusu ve yanlışı anlaşılır. Dolayısiyle akıl ölçüsüne vurulmuş bir din sağlıklı, güvenilir bir kişilik ve  iyi bir ahlak anlayışını ortaya çıkarır. 

Yani Alevilik, Aleviliktir. Alevilik tarif edeilmez, tarif etmeye kaltığınızda muhakak ki bir yerlerde bir eksiklik kalır. 

Bazı kişiler kendini din alimi sanıp, din adına fetva verirler. Akıl ve mantıktan uzak, kula kulluk eden şahıslar ise ne yazık ki, bu gibilerin fetvalarını yerine getirmekteler. Dilinde Allah-u Ekber elinde benzin bidonu, kesici aletler insan avına çıkıyorlar. Akıl ve mantıken düşünenler için, bu tamamen akıl tutulmasıdır. Işte bu gibiler, dini yaşamak yerine tarif edenlerdir. Bu da dinimizce suçtur çünkü Allah’a, ortak koşmaktalar.   

Din, Allah ile kul arasındadır fakat kulların kendi arasında değildir. Her bir insanoğlu dinini kendi için yaşar, bir başkası için değildir. Dolayısiyle kimseye, hesap vermek zorunda değildir.  

Sonuç itibariyle Dini yaşamak; Şahı Merdan Ali gibi savunmak, Ehlibeyt gibi yaşamak ve Imam Hüseyin gibi sahiplenmek demektir.
=Seyyid Hakkı=



Din sömürücülüğüne hayır.
Dinayet işler kurumu görevlileri ve aynı zamanda din yetkilileri din sömürücülüğü yapmadıkları zaman, etraflarında kimseleri bulamıyacaklarını çok iyi biliyorlar. Bunun içindir ki çıkar ve menfaatleri uğruna, bile bile mezhepçilik-meşrebçilik iddialarını körüklenmektedirler. Nitekim, Yaşar Nuri Öztürk bey, „101. soruda mezhepler“ (Hürriyet yayınları) kitabında din tücarlığı konusunu çok net bir dille açıklamıştır.  

„101 soruda mezhepler“ kitabının 15-16’cı sayfalarında; „Islam tarihinin, o dönemleri anlatan sayfaları gerçekten de çok derin hüzünler ve ibretlerle doludur. Burada altını çizerek, bir noktaya işaret etmek isteriz. 

Şurada yaptığımız tesbit, her zaman Emevilerin lehine yorumlar yapan Sünni kaynakların verilerine  oturmaktadır, Şii kaynaklara değil. 

Tesbitin yerindeliğini anlamak için, en koyu Sünni kaynakları, mesela bir Ibn-i Sad’ı, mesela bir Teberii-yi, hatta bir Emevi propagandisti olan Ibn-i Rabbih’i, hatta Sünniliğin Kur’an’dan sonra en büyük kaynak kabul ettiği (Buhari)yi okumak yeter“ diye yazmaktadır.  

Evet. Maalesef korkunç bir beyan olduğu kadar, aynı zamanda da isabetli ve gerçek bir beyandır. 

Düzenin düzencileri, vaktiyle bir düzen kurdular. O düzeni devam ettirmek için çırpınan şimdiki Diyanet işleri kurumu görevlilerine bir gerçeği hatırlatmakda fayda vardır. 

Kendinize ilim diye örnek aldığınız kitapların hangi birisi Hz.Muhammed veya Ehli Beyt nesli tarafından yazılmıştır? Diğer tarafta müslümanlara “Pek muteberdir” diye yutturduğunuz kitapların hangi birisini Hz.Muhammed ve Ehlibeyt alimi, bilgini, yazarı tarafından yazılmıştır? Dahası piyasaları istila eden, sözüm ona dini kitaplarınızın içinde, Hz.Muhammed’i, Ehli Beyt’i ve onların içratlarını anlatan hangi kitaplar söz konusudur? Bizce hiçbiri. 

Diyanet ve sünni alimlere çağrımızdır.
* Kalbinizde merhamet, iman diye bir şey varsa lütfen Allah’ın peygamberini, O’nun kutsal kitabını ve Ehli Beyt’ini menfaatiniz uğruna pazarlamaktan hemen vaz geçiniz.  

* Islam alemi, Hz.Muhammed’in bıraktığı iki kutsal emaneti; Kur’an-ı Kerim ve Ehl-i Beyt ilmi ve adaleti doğrultusunda aydınlatılsın.  

Islam dininin amacı; Barış, sevgi ve hoşgörüdür. Bunun aksisi islamı bağlamadığı gibi, din sömürüsünden öteye değildir. Din sömürüsü yapanları kınıyoruz.
=Seyyid Hakkı=



Dem veya Dolu, manası.
Dem, farsça kökenli olup Batıni anlamda; Kamil insan’ın sözü, ruhani güç, tanrısal etkisidir yani Hakk kelamıdır, ilmidir. Canab-ı Hakk, bütün canlıları sudan yaratmıştır/var etmiştir. Dolayısiyle Su; Hayattır, şifadır, arıtıcıdır, temizleyicidir, duadır, iletkendir, hayatın başlangıcı ve sonudur. Öz olarak; Zahiri alemde insanı arındıran, temizleyen sudur ve batıni alemde ise Hakk’ın kelamıdır, ilmidir.   

Kırklar ceminde, Selman-i Faris’in parstan, keşkülüne koyup getirdiği üzüm tanesinin, Hz.Muhammed tarafından ezilip Kırklara sunulan da işte Hakk’ın ilahi kelamıdır, ilmidir. Çünkü ruhlar aleminde içmek, yemek hali söz konusu değildir. Bu da bize şunu göstermektedir ki “Dem”; Paylaşmaktır, bir olmaktır, ruhen bir olmanın ölümsüzlük sembolüdür. Insanı ölümsüz kılan da ilimdir. Ilim kendini bilmektir. Kendini bilmek ise, Allah’ı bilmek ve hakikat ile beraber olmaktır.  

Alevi ozanı Mehmet Ali Hilmi Dedebaba; Kırklar ceminde sunulan demin, Allah’ın kelamından başka bir şey olmadığını şu dizelerinden daha iyi anlamaktayız;  

İlm-i Ledün okur bize velimiz,
Hakk deyip, Hakk söyler bizim dilimiz,
Içirdi bade-i aşk'ı Ali’miz,
Saki-i Kevser'in mestanıyız biz.
Mehmet Ali Hilmi Dedebaba

Zahir alemde suyun değeri Kerbela katliamında, daha iyi anlaşılır olmuştur. Yezid’in susuzluk fermanı ile Imam Hüseyin ve Ehli Beyt’i, ölüme mahküm edilmiştir.    

Deşti Kerbela'da şehid düşen şah Hüseyin!..
Derem, derem ne olur bir yudum su ver!..
Kucağında masum bebe ağlaşır durur,
Kerbela'da susuz canlar kavrulur!..
Derem, derem ne olur bir yudum su ver!..
Şah Imam Hüseyin aşkına!..  

Cem ibadetlerinde dağıtılan su, içki değildir. Canab-ı Hakk’ın yüzü suyu hürmetine; Kerbela şehitlerimizin yüzü suyu hürmetine ve de ruhen bir olmanın ölümsüzlük suyu, kevser suyu olarak dağıtılan sudur. Bu kutsallığı alkol içkilerle eş tutmak cehaletin, insanlığa beslediği düşmanlıktan farkı yoktur. 
=Seyyid Hakkı=


Kurban erkanı ve manası.
Kurban kelimesinin anlamı Allah’a yaklaşmak, Allah’ın rızasını kazanmak demektir. Yani, Allah’a manevi açıdan yaklaşmaktır.  

Aslında sadece kurban yani bir hayvan keserek, Allah’a manevi açıdan yaklaşılmıyor. Bir fakiri sevindirmek, bir yoksulun karnını doyurmak, insanlara sevgiyle yaklaşmak, okumak isteyipte imkansızlıktan okumayan öğrencileri okutmak, kısacası yoksulu ve fakiri sevindirmek, Allah’ın rızasını kazanmak demektir. Yani, kurban kesmeden de bunlar yapıldığında kurban yerine geçer.  

Canım erenlere kurban
Serim meydanda meydanda
İkrarım ezelden verdi
Canım meydanda meydanda 

Gerçek olan olur gani
Gani olan olur veli
Nesimi’yim yüzün beni
Derim meydanda meydanda
Seyyid Nesimi 

Alevi kurban anlayışındaki asıl amaç; Nefsini olgunlaştırıp, ona hakim olmaktır. Nefs olgunlaşınca, benlik yerine; Biz, paylaşımcılık, yardım severlik, birbirine destek olmak, el ele vermek vardır. İlimle ruhumuzu ve irfanla da hal ve hareketlerimizi olgunlaştırıp Kamil-i Insan mertebesine yükselmektir.
=Seyyid Hakkı=


Dar-ı Fatma ve anlamı.
Dar, Hakk meydanında, Mürşid-Pir huzurunda kıyamda durup, özünü dara çekmektir. Manevi anlamda ruhen arınmak ve yeniden doğmaktır. Dolayısiyle onurlu duruşun adıdır. 

Şahı Merdan Ali'nin yaşam biçimine ve düşüncelerine bağlanarak Hz.Muhammed’e uzanan Aleviliğe etki eden diğer islami öğeler, dört büyük kişiden kaynaklanmıştır. Bunlar, Anadolu Alevilerince “dar” erkanı olarak kabul görmüştür.   

Alevi inancında „Dar“, dört çeşittir:
1-Dar-ı Mansur,
2-Dar-ı Fazlı,
3-Dar-ı Nesimi,
4-Dar-ı Fatma’dır. 

Dar-ı Fatma: Ehli Beyt ümmetinin manevi annesi, Fatma Ana adına yapılan saygı duruşudur. 

Hz.Muhammed, torunları Imam Hasan ve Imam Hüseyin’den su ister. Sevgili dedelerine su getirmek için Imam Hüseyin acele ettiğinden dolayı sol ayağının baş parmağı taşa takılarak kanar. 

Sevgili dedesi Hz.Muhammed görmesin üzülür diye sağ ayağını, Imam Hüseyin’in kanayan sol ayağının baş parmağının üstüne kapatarak akan kanı gizleme durşuna Fatma Ana darı denilmiştir. 

Fatma Ana, darında; Sağ ayak, sol ayak başparmağının üzerine gelecek biçimde baş öne ağilerek bir saygı duruşudur.   

Dar’ın amacı; Ayağa kalkma, ayakta durma yani kıyamla Hakk’ın huzuruna durmaktır, teslim olmaktır, ikrar vermektir, bağlılıktır. 

Inanç boyutunda; Maneviyette ölümden sonra, yeniden dirilip ayağa kalkmak, özünü kötülüklerden arındırmaktır.
=Seyyid Hakkı=



Din ve dinin amacı.
Din, doğa üstü özelikler ve ahlaki öğeler taşıyan; Çeşitli erkan, uygulama, manevi değer, kurumlara sahip inanç ve ibadetlerin bir bütünüdür. Din, arapça bir kelimedir; Usul, adet ve tutulan yol anlamına gelmektedir. Dolayısiyle insanların doğruya, iyiye, dünya ve ahiret mutluluğuna yönlendirmek için Allah’ın dünyadaki elçisi olan Peygamberlerin aracılığı ile bildirdiği maneviyetin ilahi ahlak anayasasının bir bütünüdür. 

Hz.Muhammed, “Ben sadece güzel ahlakı tamamlamak üzere yüce yaradan tarafından sizlere tebliğci olarak gönderildim” der. 

Hz.Muhammed’in bu uyarısından yola çıkarak DİNin amacı; Yaratılış gayesini, varoluş hikmetini, yaradana karşı sorumlu olduğumuz ahlaki görevlerini öğretip ve iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı birbirinden ayırıp ruhen, kalben huzur içinde doğru yola ulaştırmaktır. 

Din ahlak anayasası insanı ruhen yükseltir, ahlaksal olarak da olgunlaştırır. Insanların birbirlerinin haklarına saygılı olmalarını, uyulması gereken hak ve görevlerini bildirir. 

Hz.Muhammed de gelir eşitsizliğinden, cinsiyet ayrımcılığına, kadın sömürüsünden, haksız yere kazanç sağlayanlara kadar insanın, insan üzerindeki haksız hakimiyetini kaldırmış, tüm insanların eşit, bir olduğunu söylemiş ve tüm yaşamı boyunca ahlaklı yaşamanın esası olarak kabul etmiştir. 

Ne yazık ki tarihin her döneminde olduğu gibi ve gelecekte de olduğu gibi insanların din adına yaptıkları dayatmaların, katliamların, din yobazlığı ve tücarlığının; Din ile uzaktan yakından hiç bir alakası yoktur. Bazı art niyetli kimseler ya cahiliklerinden, art niyetlerinden ya da ön yargılarından dolayı yaşanan olumsuzlukları din ile ilişkilendirerek ve böylece dini karalamaya çaba göstermişlerdir. Oysa ki dinin temel amacı terör estirmek değil, insanlara dünyada ve ahirette mutluluğun yolunu göstermektir.

Dinin temel amacı insana, manevi mutluluğa giden yolu göstermektir fakat dini kullananların temel amacı ise, kendi dünyevi çıkarlarıdır. Nitekim tarih boyunca ve günümüzde de bu din yobazlarının-tücarlarının eylemleri çok kötü sonuçlar yaratmıştır. Bilinmelidir ki; bütün bu olumsuz sonuçlar dinin temel gayesini inkar edilmesi anlamına gelmiyor. Asıl gayesi insanın huzuru ve mutluluğudur. 

Alevi toplumu din adına yapılan bu zülmü ve adaletsizliği bütün şiddetiyle yaşamış ve çok büyük bedeller ödemiştir. Bu bedeller „Dini sevgi, kabesi Kamil-i Insan“ olan Alevi toplumunun inancına daha da sahiplenmesini sağlamıştır. Insansız bir dünya, bir yaşam olmıyacağı gibi, insansız bir inanç da olamaz. Yeryüzündeki tek bir kul, insan olarak bir diğerinden üstün değildir. Yeryüzündeki yetmiş iki millete bir nazarda bakmak, yaratılmışlar arasında ayrım yapmamak Aleviliğin olmazsa olmaz ilkelerindendir. Dini insan merkezli olduğu için, insan da; “Eline beline diline” sahip yüksek ahlaklı olmalıdır.
=Seyyid Hakkı=



Makbul olan ibadet, özgürce yapılan ibadettir.
Yapılan ibadet; Allah’a yakınlaşmak, teslim olmak ve O’na şükür etmek ise o zaman birilerine yaranmak, göstermelik yani şekilci bir ibadet yerine, ibadetimizi özgürce yapalım. 

Şehitler Şahı Imam Hüseyin; Yaranmak, yapmacık, göstermelik ibadet yapanları üç kategoride değerlendirmiştir;
1. Bazıları, Allah’tan bir şey umarak ibadet ederler; Bu tacirlerin ibadetidir.

2. Bazıları, da korkarak ibadet ederler; Bu da kölelerin ibadetidir.

3. Bazıları ise, Allah’a şükür olarak ibadet ederler; Bu da, hür insanların ibadetidir. Işte en faziletli ibadet budur.
Imam Hüseyin 

Sonuç itibariyle, makbul olan ve özgürce yapılan ibadet;
Yanlız Allah’a yönelmek ve O’na teslim olmaktır.
Kötülüklerden, kötü alışkanlıklardan uzak, Allah’a yakınlaşmaktır.
Allah’tan başka, diğer varlıklara kulluk etmemektir.
Her dem Allah’a, şükür etmektir.
Bitmek, tükenmek bilmeyen arzularımızı konrol etmektir.
Adaletli davranıp, merhametli olmaktır.
Allah’ın hüsnü rızasını kazanmakla birlikte, insanların da sevgi ve takdirini kazanmaktır.
=Seyyid Hakkı=



Bişmişah Allah Allah!
Er Hakk Muhammed Ali’den himmet ola.
Elimiz erde, başımız yerde, gönlümüz darda;
Himmet ya Muhammed, medet mürvet ya Ali!
Gönlümüze mihman ol, ya Pir Hünkar!
Yar ve yardımcımız ol, ya Bozatlı Hızır!

Ya Canab-ı Hakk!
Bizleri üçlerin, beşlerin, yedilerin,
On iki Imam, On dört Masumu Pak,
On yedi Kemerbest’lerin yüzü suyu hürmetine,
Kırkların katarına, muhabbetine nail eyle. 

Dil bizden, himmet Canb-ı Hakk’tan,
Hikmet Muhammed Ali’den ola.
Nur-u Nebi, Kerem-i Ali aşkı ile lokma hakkına,

Nimeti Kudret ile sofra hürmetine,
Gerçek erenlerin demine, devranına Huu.

Allah Allah, Allah eyvallah.
=Seyyid Hakkı=



Dua, Gülbang, Terceman, Kelime-i Tevhid ve Salavat manaları.
Hz.Muhammed, duanın önemini; “Dua, ibadetin özüdür” diyerek belirtmiştir. 

Din ve inançların, kendine has ibadet şekilleri vardır. Bu ibadetlerin özünü, genel anlamiyle dua oluşturmaktadır. Çünkü dua; manevi boyutta Allah’a yakınlaşmak, iletişimi sağlamak ve aynı zamanda da maneviyatımızı güçlendirmek için büyük bir önem arz etmektedir. 

Dua
Kelime manası olarak; Seslenmek, yardıma çağırmak, dilekte bulunmak, istemek, yalvarmak, davet etmek gibi manalara gelmektedir.  

Dini manası ise; Allah’a karşı kulun kendi acizliğini itiraf etmesi, O’na sığınması, dilekleri konusunda kendisinden ihsan ve yardım dilemesidir. Yaradan ile yaratılanın arasında kurulan gizli, eşsiz ve aracısız diyalogdur. Kalpler ancak Allah’ı anmakla, zikir etmekle manevi huzura kavuşurlar. 

Kavram olarak; Allah’ı anma, saygı ve zikir ile çağrı ve istekte bulunma anlamlarını içerir. Dua, ferdi veya toplu olarak okunur.

Gülbang
Farsça kökenli olan Gülbang, Alevi ibadet erkanlarında yapılan özel dualara verilen ad’tır. Bu özel dualarda; Hakk Muhammed Ali, On Iki Imam, Ehli Beyt ve Hünkar Hace Bektaş-ı Veli gibi yol ulularının isimleri yer almaktadır. Kendilerine sevgi, saygı, övgü, vs. gibi sözcükler sunularak yardım ve destek istenir. Bu dualar Allah Muhammed Ali ile başlar ve yine Onlara saygı, sevgi ve övgü ile son bulur.  

Gülbang, Cem erkanında; Yapılan hizmetlerin, okunan salavat ve tercemanların, söylenen nefes'lerin onayıdır. Dolayısiyle cem erkanı, gülbang ile açılır ve gülbang ile de sonlandırılır. 

Burada dikkat edilmesi gereken önemli nokta Gülbang, ferdi olarak değil toplulukta Mürşid veya pir tarafından çekilir. Cemaat, Gülbang başında ve sonunda Allah Allah nidalariyle eşlik eder. 

Terceman
Günlük hayatımızda yapılan işlerle ilgili; Arzu, dilek, manevi yardımda ve şükranda bulunmak için dile getirilen kısa, özlü dualardır. Toplu veya ferdi olarak okunur. 

Kelime-i Tevhid
Evvel ve Ahir olan Allah’ın birliğine inanmaktır.
Hakk ve hakikat yolunda gönülleri birlemek, birlik ve beraberlik içinde Allah’ı zikretmek, saygı, hürmet, övgüleri bağlama eşliğinde okumaktır. 

Salavat
Hz.Muhammed ve Ehli Beyt’ini selamlamak, anmak ve esenlikler dilemektir. 

Dolayısiyle ibadet, manevi olarak; Kötü ahlak ve alışkanlıklardan arınmak için, dua ise şükür ve manevi huzura kavuşmak için yapılır. Bunun için de duanın, ibadetin mekan ve zamanı yoktur.
=Seyyid Hakkı=

 
ALEVİ İNANÇ DİN BİLGİLERİ sayfamızı(uludivan.de) önerelim-yönlendirelim. => Facebook Sayfalarımız: Seyyid Hakkı–Ehlibeyt Evladıyız ve Şah Haydar => YouTube Kanalımız: Seyyid Hakkı-Yolumuz Ehlibeyt yolu(YediDeryaSohbeti62) Aşk ile, Can ile canlar...