Alevilikte Inanç - Seyyid Hakkı sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Ehli Beyt yazarı, Seyyid Seyfettin Ocağı evlatlarındandır. Aşk ile Canlar...
Seyyid Hakkı
Seyyid Seyfeddin Ocağı

ANASAYFA



İlim, yaşam ile Rıza şehri kapısının anahtarıdır...
İlim, akıl gücüdür. Akıl gücüyle bütün nesnelerin, varlıkların diğer bir deyimle hayatta olan bitenlerin hakikatini yani iç yüzünü anlamak, kavramak, düşünmek veya idrak etme gücü ve yetisidir. 

Dolayısıyla insanlığın yolu, ilim ile bilim yolu ve rehberi, Hakk ile hakikatin ilim ışığı olsun.
Çünkü ilim ışıktır, ışık hakikattir ve hakikat, kendini bilmektir. Kendini bilmek, yaratılanı yaradandan ötürü sevmek ve yaradan ile yaradılana hizmet etmektir. 

İlim ile bilim kardeştir...
Bazı din tücarları, telalcıları gariban ve sefil insanlara; Rıskını veren Allah’tır. Allah’a isyan etme, kaderine küsme, itiraz etme, boyun eğ ve haline şükret gibi fetvalar verirler. 

Işin gerçek yüzü ve Allah’ın algısı da bu değildir. Çünkü Allah, yaşam için gerekli imkanları vermiştirtir. Bu imkanlar beyindir, akıldır, düşünme yetisidir, eldir, koldur, gözdür, kulanktır, insanı insan eden tüm uzuvlardır. Demek ki Allah, kendi sorumluluğunu yerine getirmiş ve bundan sonrası insanın kabiliyetine, yeteneğine, marifetine, kemaletine kalmıştır. 

Din tücarlarına veya dine tepki mayetinde bazı akıl fukaraları da şöyle buyurmaktalar...
Senin o Allah’ın gelsin benim kiramı versin, alış verişimi yapsın, zaruri ihtiyaçlarımı gidersin gibi menfaati sözler sarf etmekteler. Dikkat edilirse her iki tarafın amacı bir ve iki taraffta nefs için gayret etmekteler.  

Akıl fukarası diyoruz çünkü akıllı insan, şöyle düşünür...
Eğer bir başkaları benim yaşam ihtiyaçlarımı gideriyorsa, sorumluluğumu da yerine getiriyorsa o zaman ben ne için varım? Diye kendini sorgular. Din tücarlarında ve çıkar peşinde olan akıl fukaralarında bu sorgulama söz konusu değildir. Allah, bu gibilerin hakkında “Tedbir senden, takdir bendendir” buyurmuştur. Algılayabilene aşk olsun. 

Allah, manevi bir ilahi kudrettir. Dolayısıyla insanların onurlu bir yaşam, faydalı, ayağa kalkıp hizmet etmek için manevi güç, değer ve umuttur. Bu umudu yaşamak veya yaşamamak insanların azmine, gayretine ve isteğine bağlıdır.  

Aklın gücüne, kudretine, manasına ermiş insanlar yaratıcılık yeteneğine sahip insanlardır. Işte insanlığa faydalı, hizmet eden ve Rıza şehrini yaratacak olanlar da yine bu insanlardır. Yani kamil, olgun, erdemli ve iz bırakan çağın medeni insanlarıdır.  

Sonuç itibariyel cehaletin yani bilgisizliğin önüne geçmek, nefsini aşırı isteklerden korumak, hal ile davranışları, konuşma ile hitap diksiyonunu olgunlaştırmaya vesile olan ilim ve bilimdir. Yerinde oturup fetva vermek veya birilerini suçlamak veya töhmet altında bırakmak değildir. 

Kısacası insanoğlunun, ilim ile bilim ışığında aklının gücünü kullanarak kendi kendini olgunlaştırıp çağın medeni insanı konumuna getirmesi ve ölümsüz kılmasıdır.  

Dolayısıyla ilim mutluluğun, mükemmel yaşamın, medeni insan olmanın kaynağı ve rehberidir. Bu rehber de, ilim ile Rıza şehri kapısı olan Şahı Merdan Ali’dir.
Aşk ile, gerçeğin demine Huu... 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Mükkemel insan, kendine ve hizmetine laik olandır...
Önce mükemmel olan nedir ona bakalım.
Her konuda veya detayda eksiksiz, kusursuz, yetkin olma durumunu ifade eden bir kavramdır. 

Dolayısıyla mükemmelik insanı kendi özüyle buluşturan, manevi huzura ulaştıran, sabır ile menziline ulaşmayı başaran ve başarıyla ilişkilendirilen bir kişilik özelliğidir. Ancak mükemmelik, her insanın ulaşabileceği bir makam değildir.  

Mükemellik vasfına ulaşmak için sorumluluk bilincinde gayret, azim, istek ve sabır gibi manevi değerlerin öne çıkması zorunluluğu vardır. Bu zorunluluk, kişiyi başarılı kılan özelliklerdir. Insanlık ve sorumluluk gereği bu özeliklere sahip olmak, her insanın amacı ve hedefi olmalıdır.  

Sorumluluk bilinci, ikrar vermekten geçer. Seyyid Hakkı, ikrar sorumluluğunu şöyle dile getirmiştir...
Dünyanın temeli, sevgi ile muhabbettir,
Sevgi ile muhabbetsiz, bir canlı yoktur,
Var diyen ikrarsızın, kalbi ne gümandır,
Verdiğimiz ikrarda, olmasın hile ile cefa. 

Hoşgörü felsefemiz, sevgidir dinimiz,
Dostluğa söylenir, türkü ile deyişimiz,
Kıblemiz insan, onadır muhabbetimiz,
Verdiğimiz ikrarda, olmasın hile ile cefa. 

Seyyid Hakkı, niyazımdır ol Erenlere,
Erenler oturmuş, aşk ile muhabbette,
Hakk kelamı söylenir, dost dilinde,
Verdiğimiz ikrarda, olmasın hile ile cefa. 

Mükemmellik değerlerinden yola çıkarak insan sıfatında yaratılmış olmamız ve  bize bağışlanmış olan aklın doğrultusunda düşünme yetisine sahip olduğumuz, olan biteni algılıyabildiğimiz, sorunlara çözüm olabildiğimiz için kendimize laik olmamız bir zorunluluktur. Bu zorunluluk, insanın kendi sorumluluğudur. 

Laik olmak akıl, fikir ve irade olgunluğuyla mümkündür. Aklın düşünme yeteneğini en üst düzeye çıkarmaktır. Yani bir insanın, akıl boyutunda kendi kendini aşmasıdır. Dolayısıyla akıl boyutunda kendini aşan bir kişi,  kendine laiktir.  

Insanın davası, insanlık davası olduğuna göre o zaman davaya hizmet etmek gerekir. Bu hizmeti, akıl ve ruhun bilincinde yapmak gerekir. Hakk ile hakikat için aklı olgunlaştıran, hizmeti tam manasıyla yerine getiren bir insan, mükemel insandır.
Aşk ile, Erenlerin demine Huu... 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



İlim, aklı ve akıl ise, hal ile davranıșları olgunlaștırır...
İlim, yaradılışın manasını ve onun gizli sırını kavrayıp idrak etmektir.
Dolayısıyla bir insan, önce kendi sırrına ardından da kendisini yaradan manevi ilahi gücün sırrına ulaşması gerekir. 

Manevi veya gizemci sırra ermenin aracı, insanın kendi aklıdır. Hayatın manasına, kendini anlama yetisine, yaradılışın sırrına ermek ancak olgunlaşmış bir akılla mümkündür. Olgunlaşmış bir akıl, her halükarda kendi manevi binasını temiz tutar ve kollayıp sahiplenir. 

Dolayısıyla olgunluk bir bütün olarak ilimle, bilgiyle kendini geliştirmiş, kemalete ermiş, insanlığa faydalı çağın insanı olma bilincine yükseliştir. Bu yükseliş, olgun bir aklın çabası ve gayretinden ibarettir.   

İlim iyiliğin, huzurun, hoşgörünün, dostluğun, yani tüm güzeliklerin tohumudur. İyiliğin, iyiliklere dönüşebilmesi ve tüm bu güzelliklerin yaşıyabilmesi için, iyiliğin tohumu insan alemine paylaşılması gerekir. Paylaştıkça iyilik, iyiliklere dönüşür ve iyilikler çoğaldıkça dünya, Rıza şehrine dönüşür.  

Rıza şehri temelinin harcı hoşgörü, sevgi, dostluk, muhabbet, vs. gibi unsurlardır. Dolayısıyla Rıza şehri huzur içinde yaşamanın, birliğin, beraberliğin ve dirliğin temelidir. Bu temeli kuran, kurtaran, yaşatan ve yaşamasını sağlayan da insanoğlu insandır.  

Seyyid Hakkı birlik, beraberlik ve dirlik konusunu şöyle dile getirmiştir.
Ayrı gayrı değil, birlik olalım,
El ele el Hakk’a, deme zamanı.
Gönül kudretinde, öze varalım,
Gelin canlar gelin, birlik olalım.

Birlikte, dirlikte karar kılalım. 

Ayrı ayrı gezdik, ne haller olduk,
Şu aleme geldik, an gider olduk,
Senlik benlik ile, beș beter olduk,
Gelin canlar gelin, birlik olalım.

Birlikte, dirlikte karar kılalım. 

İnsanlık yoluna, sen de talipsen,
İnsanlık vasfına, varmak istersen,
İkrarım ikrardır, deyip dönmezsen,
Gelin canlar gelin, birlik olalım.

Birlikte, dirlikte karar kılalım. 

Arama Arabın, Farsın yurdunda,
Dolanıp, dolanıp boșa yorulma,
Hakk’ı, hakikatı, özünde ara,
Gelin canlar gelin, birlik olalım.
Birlikte, dirlikte karar kılalım. 

Seyyid Hakkı, uyma cahil sözüne,
Muhammed’dir mürşid, Ali pir bize,
İlim irfanında, vardım kemalete,
Gelin canlar gelin, birlik olalım.
Birlikte, dirlikte karar kılalım. 

Sonuç itibariyle yaratıcılık, insanoğlunun aklına mahsus bir yetenektir. Dolayısıyla insanoğlu bu yeteneğin sorumluluğuna laik olması ve sorumluluğunu yerine getirmesi gerekir.
Aşk ile, gerçeğin demine Huu... 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Dine, inanca sırt dönmek yerine din tüccarlarına sırt dönmek gerekir...
Yanlış din, inanç adamları yani din tüccarları yüzünden dinden soğumak yerine, dini doğru öğrenmek ve din tüccarlarından soğumak daha makbuldur. Çünkü din, inanç insanların manevi değeridir.  

Her çağda olduğu gibi, günümüzde de manevi değerler üzerinde tüccarlık yapılmaktadır. Nefsine uyanlara, insanların iyi niyetini kötüye kullananlara ve manevi değerleri tarumar edenlere YUH olsun.  

Örneğin Evlad-ı Resul yani Seyyid olmadığı halde, bir şekilde kendini Ocak evladı ilan etmesi, hem ateist hem de Alevi, Kur’an-ın bazı ayetlerini ezberlemiş ve Kur’an-ı anladığını sananlar, ezberledikleri ayetlere dayanarak ahkam kesmek, vs. gibi akıl tutlması girişimler söz konusudur.  

Gerçek manada din veya inanç, bu çıkarcı ve menfaatçıların umrunda olmadığı gibi alakaları da yoktur. Tek alakaları, dini pazarlamak ve din üzerinden güzel bir hayat yaşamak hayali yatmaktadır. 

Bu güzel tesbitlerden yola çıkarak kişileri baz alan insanların hayatı, hep şikayetçilikle geçmiştir. Bu şikayetçiliğin nedeni ise, akıl yerine duygu ve hislerle hareket etmelerinden kaynaklanmaktadır.  

Akıl, kişileri değil kendi algı gücüne bakar. Ancak duygu ile hisler ise, kişiye bakar, kişilere göre hayatını yaşar ve yönlendirir.  

Kişilere göre yaşayanlar yani sürekli eleştirilerde bulunanlar, hayatını yönlendiremediklerinden veya mana veremediklerinden ötürü kıskançlık, çekememezlik duygularına hakimdirler.   

Örneklersek…
Hani paraları yoktu, nasıl aldılar veya nasıl yaptılar? gibi sorularla gününü gün etmeye gayret etmekteler. Demek ki sorun, hayatın manasına nasıl varabilirim sorunudur.  

Hayatın manasına akıl yorma gayretinde bulunmayan insanlar, şikayet ederler. Hayatın manasına ermiş insanlar ise, hayatı huzur içinde yaşarlar. Yani kendileriyle barışıktırlar. 

Dolayısıyla dinini veya inancını öğrenmeyenler, işin kolayına kaçmaktalar. Bana böyle öğrettiler, babamdan böyle gördümveya öğrendim, diğer insanlar da böyle yaşıyorlar, kaç kişiye sordum herkes benim gibi düşünüyor, kitaplarda da böyle yazıyor, gibi daha nice argümanlar söz konusudur.  

Oysa ki doğru olan gördüklerimiz, yaşadıklarımız, duyduklarımız hatta okuduklarımız değildir. Onlar, sadece akıl zekasının sorgulamasına vesiledir. Sonuçta doğru veya yanlışı, aklın gücüyle, ışığıyla tespit etmek doğru olanıdır.  

Bunun için de ilim ışığına yönelmek gerekir. Çünkü karanlıkları aydınlatan, insanların söyledikleri, anlatıkları veya okudukları değil, ışıktır. Bu ışık ise, akıl gücü olan üstün zekanın ürünüdür.
Aşk ile, hakikatın demine Huu... 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



2024, Alevi inanç takvimi…
Alevilerin Matem, Anma, Oruç ve Bayram günleri. 

Bazı Aleviler, başkalarına yaranmak için maalesef onların inanç günlerine, orucuna, bayramına sahip çıkmakta ve kutlamaktadırlar. 

Başkalarının manevi değerlerine sahip çıkacağınıza, kendi değerlerinize sahip çıkın ve yaşamasını sağlayın. Çünkü ikrar, yaranmak için verilmez. Pir Imam Hüseyin, Hakk aşığı Nesimi, Pir Sultan Abdal ve bedel ödemiş yol evlatları gibi sahiplenmek gerekir.    

Ebu Sufyan, Muaviye, Yezid Arap gelenek göreneklerini islam dininin esaslarıymış gibi insanlara dayatmışlar ve bu dayatma, günümüzde halen devam etmektedir. Ne yazık ki Ebu Sufyan’a, Muaviye’ye ve Yezid’e lanet okuyoruz fakat din adına onların dayatıkları Arap gelenek göreneklerine de sahip çıkıyoruz. Alevilerin bu tutumu, Hz.Muhammed Mustafa’ya, Şahı Merdan Ali’ye, On Iki Imamlara, Ehli Beyt’ine ve insanlığa büyük bir zulümdür. Çünkü Muhammed Ali yolu, insanlık yoludur.   

Matem, Anma, Oruç ve Bayram günlerimizi hatırlayalım, o günlerde birbirimizi arıyarak mateminiz kabul, bayramınız mübarek olsun diyelim.  

Alevilerin Matem, Anma, Oruç ve Bayram günleri…
Alevilerin Matem günleri...
1- On Dört Masum-u Pak matemi,
2- On Iki Imam matemi, 

Alavilerin Anma günlerinden bazıları...
1- Pir Imam Hüseyin anma günü,
2- Kerbela katliamı anma günü,
3- Dersim atliamı anma günü,
4- Çorum katliamı anma günü,
5- Maraş katliamı anma günü,
6- Sivas katliamı anma günü,
7- Hünkar Hace Bektaş-ı Veli anma günleri,
8- Hıdırellez anma günleri,
9- Abdal Musa anma günleri, 

Alevilerin Oruç günleri...
1- Seyyide Fatma-tüz Zehra ana orucu,
2- Imam Zeynel Abidin orucu,
3- Bozatlı Hızır orucu,
4- 48 Perşembe oruçları, 

Alevilerin Bayram günleri...
1- Nevruz bayramı,
2- Kurban bayramı,
3- Gadir-i Hum, Velayet bayramı, 

2024, Alevi inanç takvimi…
1- Bozatlı Hızır orucu: 13,14 ve 15 Şubat 2024 günleridir.
Eski takvime göre Hızır orucu, her yıl Şubat ayının ikinci haftası (tam hafta) Salı günü başlar ve Perşembe günü cem erkanıyla tamamlanır.  

2- Nevruz bayramı: 21 Mart 2024 günüdür.
Şahı Merdan Ali’nin zahiride, zuhur günü ve Nevruz bayramıdır. 

3- Dersim atliamı: 04 Mayıs 2024 anma günüdür.  

4- Hıdırellez: 05-06 Mayıs 2024 anma günleridir. 

5- Çorum katliamı: 29 Mayıs 2024 anma günüdür. 

6- Abdal Musa anma günleri: 06-07 Haziran 2024 günleridir. 

7- Kurban bayramı, 16 Haziran 2024 günüdür. 1. Gündür.
Hicri-Ay takvimi ile Miladi-Güneş takvimi arasında 10 ile 11 gün farkı vardır. Dolayısıyla tarih olarak, gün farkı oluşabilir.

8- Gadir-i Hum, Velayet bayramı: 25 Haziran 2024 günüdür.
Hz.Muhammed Mustafa’nın, Şahı Merdan Ali’yi vasi ve Veli tayin ettiği gündür. Peygambelik devrinin tamamlanması ve Velayet devrinin başladığı gündür. (H: 17 Zilhicce, 1445)    

9- Sivas katliamı: 02 Temmuz 2024 anma günüdür. 

10- On Dört Masum-u Pak matemi, 03-05 Temmuz 2024 günleridir. 

11- Seyyide Fatma-tüz Zehra ana orucu, 06 Temmuz 2024 günüdür. 

12- On Iki Imam matem Ayı, 07 Temmuz 2024 birinci günüdür ve başlar.

Hicri, 1 Muharrem 1446 

13- Kerbela katliamı: Hicri, 01-10 Muharrem 61 ve Miladi, 01-10 Ekim 2024 anma günleridir. 

14- On Iki Imam aşkına tutulan matem: 18 Temmuz 2024 günü tamamlanmış oluyor. 

15- Imam Zeynel Abidin orucu: 01 Ekim-10 Ekim 2024 matem günleriyle başlar ve tamamlanır.
On Iki Imam matemi ile Imam Zeynel Abbidin aşkına tutulan oruç, iç içe geçmiştir.

16- On Iki Imamların Aşura-Can lokması: 19 Temmuz 2024 günüdür. 

17- Pir Imam Hüseyin‘in şehadeti: 10 Ekim 2024 günüdür.
Hicri, 10 Muharrem, 1446 

18- Maraş katliamı: 24 Aralık 2024 anma günüdür. 

19- 48 Perşembe oruçları: Her Perşembe niyet edilerek tutulan oruçlardır. 

Inanç, kutlama ve bayram günlerimizi unutmamak adına, Cep telefonumuzun takvimine yükleyelim ki günü geldiğinde bize hatırlatılsın. 

Yaşam ve bedel inancı olan Aleviğin bunca inanç, kutlama ve bayramları varken birtanesini dahi anmıyoruz, kutlamıyoruz, sahiplenmiyorken kabullenmediğimiz Ebu Sufyan, Muaviye ve Yezid’in dayatmış olduğu Arap gelenek göreneklerini sahipleniyor ve kutluyoruz. Diyoruz ki gelin, “gönül kalsın yol kalmasın” ilkesine ters düşmeyelim. 

Alevi oruçları; Hızır orucu, Imam Zeynel Abidin orucu, Seyyide Fatma-tüz Zehra ana orucu ve 48 Perşembe oruçlarıdır.  

Matemlerinizin, oruçlarınızın, lokmalarınızın, ibadetlerinizin ve dualarınızın Canab-ı Hakk’tan kabulünü dileriz. Canab-ı Hakk yardımcımız, Muhammed Ali haldaşımız, Ehli Beyt yol göstericimiz, Hızır yoldaşımız ola...  

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Akıl değişirse insan değişir, insan değişirse Dünya değişir...
Akıl değişirse insan değişir, insan değişirse Dünya değişir mesajının konusu değişimdir.

Değişim, yeniliktir veya kendini yenilemektir. Yenilemek, çağın ilmine göre kendini eğitmektir. Saygın, hoşgörülü, sorumluluğun bilincinde, hal ve davranışıyla örnek insan olmaktır.  

Değişimin amacı, sadece hayatta kalmak değildir. Hayatta kalmak adına Dünyanın dengesini bozan her türlü girişimlere, oluşumlara göz yummamak değildir. Değişim, her nesnenin uyumlu ve dengeli kalabilmesi için gerekli sorumluluğun bilincinde olmaktır.  

Bu sorumluluğun bilincinde olmak, aklın olgunluğuna ve algısına bağlıdır.
Akıl sahibi olan insanın manevi cevherin kaynağı olan ruh güzeldir, ruhun giysisi olan bedeni güzeldir, irfanlık meşalesi olan aklı güzeldir, iyiyi kötüden, hayrı şerden ayıran vijdanı güzeldir, beyni güzeldir, konuşması ile ifadesi güzeldir, düşünmesi ve hayali dahi güzeldir. 

Bu güzelliklere sahip bir akıl insanı, insanda Dünyadaki kötülükleri ve olumsuzlukları engeller. Böylece olgunlaşmış bir akıl insanı ve insanda, Dünyayı değiştire bilir.   

Dünyadaki mevcudatın uyum ile huzur içinde yaşıyabilmesi için, bana değmeyen yılan bin yaşasın düşüncesinden uzaklaşmak ve duyarlı davranmak gerekir. Duyarlılık, bir duruştur. Bu duruş da, olgunlaşmış ve değişime hazır olan bir aklın duruşudur. 

Dolayısıyla değişim, manevi değerleri barındıran insanlık binasına kapı olmaktır. Çünkü insana güç veren, yaşam umudu olan manevi değerdir ve yaşatan da ilimdir. Demek ki insanı değişime hazırlayan aklı olgunlaştıran oertak değer ilimdir. Bundan dolayıdır ki Pir Hünkar, “ilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” buyurmuştur.  
Aşk ile, aklın duruşuna sahip Erenlerin demine Huu… 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Dava, insanlık davasıdır. Davana sahip çık...
Insanlık davası, insanların ortak değerlerinden ibaret olduğu için kendine insanım diyen her bireyin davasına sahip çıkması gerekir. Çünkü ikilikten, insanlığa bela gelir. 

Evet, dava insanlık davasıdır. Çünkü insanların ortak paydası, yaratılıştan günümüze dek yaşam sürecinde  fedakarlıklar sonucu yaratılmış olan tüm manevi insanlık değerleridir. Insanların medeni bir hayatı, huzur içinde yaşamanın mıhenk taşları olmuştur.  

Insanlık binasını, ayakta tutan da bu mıhenk taşlarıdır. Bundan ötürüdür ki, insanlar kendi huzur binasına sahip çıkmaları gerekir.  

Eğer huzur binasına sahip çıkılmazsa, insanların huzur içinde yaşamalarından rahatsız olan güçler tarafından tarumar edilecektir. 

Insanlık nedir...
Insanın doğasını oluşturan, özelliğini yaratan, ve insanı insan yapan manevi değerlerin tümüdür. Dolayısıyla insanların yaşamı içinden öne çıkmış, fedakarlığın temel ahlaki değerleriyle ilişkili bir erdemliktir.  

Insanlar için, ortak sayılabilecek üstün manevi değer ve erdemliklerden bazıları…
Sabır, huzur, saygı, hoşgörü, güven, barış, empati, adalet, merhamet, hürmet, şefkat, nezaket, yardımlaşma, dayanışma, paylaşma, sahiplenme, iyilik, dostluk, dürüstlük, temizlik, doğruluk, okumak, özgürlük, eşitlik, sorumluluk, duyarlılık, birlik, ahlak, cömertlik, minnettarlık, enginlik, vs.  

Dolayısıyla tüm bu manevi değerler, insanların ortak davasıdır.
Değer, insan ile nesne ilişkisinde doğan niteliktir. Dava ise, sahip çıkılması gereken ortak düşünce ve düşüncenin yaratmış olduğu değerlerdir. 

Insanlırın ortak özelliği, düşünen ve yaratıcı aklı gereği farklı algıların, çelişkilerin birlenmesidir. Işte ortaya çıkan ortak değer de farklı düşünce ve fikirlerin ortak bir noktada buluşmasıdır. Bu nokta da, insanların ortak değeridir. 

Bazı akıl fukaraları aklı sıra aydın, ilerici, bilinçli olduklarını sanıp birlikte yaşadıkları halkın manevi değerlerini tarumar etmişler ve devam etmekteler. Eğer bir düşünce, halkın manevi değerlerini tarumar ediyorsa bu düşünce cehaletin düşüncesidir. Çünkü insanlığın medeni ve manevi değerlerini cehalet düşüncesinden başka bir düşünce yapamaz. 

Bunun adı, ne olursa olsun ortada bir değer vardır. Insanlık değerlerini algı gereği tarumar etmek olgunlaşmış, erdemleşmiş bir akıl veya düşüncenin karı değildir. Bunun bilincinde olduğumuz için de diyoruz ki, insanlık davasına sahip çıkmak gerekir. Sahip çıkmanın adı, yaşamak ve yaşatmaktır. 

Dolayısıyla insanlığın manevi değerlerini yaşatanların ırkı, dini, rengi ne olursa olsun onlar iyi insanlardır. Bunun için de diyoruz ki, iyiler iyidir.
Aşk ile, iyi insanların demine Huu... 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Yol uman ise, talip de ummanda dalgıç olmalıdır... 
Mecazi anlamda umana benzetilen yol, doğuş noktasından Hakk’a göç noktasına kadar ki yaşam sürecini ifade etmektedir.  

Diğer bir deyimle bir bütünü ifade etmektedir. Çünkü tüm sular, umana akar ve orada tekrardan birlenirler. Dolayısıyla bütün suların umana aktığına göre, suların özü umandır. Doğanın kuralı gereği, her nesne kendi özüne döner ve tekrardan onunla bütünleşir. 

Yol, yaşama dair ne varsa yani olguların hepisini sembolize etmektedir. Derken insanoğlu ve diğer canlı varlıklar, bu olgulara göre kendi manevi hayat tarzını geliştirip yapılandırmıştır. Insanın kendi özü ise, Hakk ile hakikattir.  

Yaşamın anlamlı ve manalı olabilmesi için, insan çalışmalı, üretmelidir. Sadece middeyi doldurmak için yaşayanlar, tembel insanlardır. O zaman şunu diyebiliriz, iki çeşit insan vardır, çalışan ve çalışmayanlar. Hangi safta olmanın tercihi, insanların kendi elindedir.  

Çalışan insanlar, sorumluluğunun bilincinde olan insanlardır. Madem ki ben bir insanım o zaman ayağa kalkmam gerekir, üretmem lazım, insanlık değerlerine değer katmak ve örnek insan olmak zorundayım bilincine varanların safı, çalışkan insanların safıdır.  

Sorumlu ve sorumsuzluk noktasında, elbetteki insanların tercihi sorumlu davranmayı tercih etmesidir. Çünkü insanlık davasında, sorumluluk ve sorumsuzluk bir dengedir. Tıpkı dünyamız ile diğer gezegenlerde olduğu gibi. Sorumlu insanlar akılla, sorumsuz insanlar ise his ve duygularıyla hareket ederler. Asıl başarı, akıldadır. 

Alevi inancında, Dört Kapı Kırk Makam öğretisinin amacı aklı olgunlaştırmaktır. Olgunlaşan bir akıl erdemli, kamil ve olgunluk gibi sıfatlarla ifade edilir. Erdemli, Kamil ve olgunluk mertebesine ulaşmış insanlar, sorumlu ve ulaşamamış veya ulaşmak için hiç bir gayret göstermeyenler de sorumsuz insanlardır. 

Dolayısıyla bir bütün olarak yol, insanı günlük yaşam pratiğinde yaşamış olduğu kayde ve kuralların doğrultusunda yaratılmışlığın özü olan Hakk ile hakikate götüren, ulaştıran, birlenmesini sağlayan faktördür. Insanı dalgıç yani Arif,  Kamil insan konumuna getiren Dört Kapı Kırk Makam evreleridir.  

Bu evrelerde geçen bir kişi, dalgıç yani Arif, Kamil insan vasıflarına ermiş olacaktır. Hayatın, yaşamın manası da özüne ermek ve onunla tekrardan bütünleşmektir. Ermekle bütünleşmenin koşulu, dalgıç yani Arif insan olmaktır.
Aşk ile, özüne varmak için gayret gösterenlerin demine Huu... 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


 

Alevilikte Inanç - Seyyid Hakkı sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. * YouTube, Alevilikte inanç-Seyyid Hakkı kanalımız: https://www.youtube.com/user/YediDeryaSohbeti62 * YouTube, Hakk Dergahı TV kanalımız: https://www.youtube.com/@hakkdergahitv8618 * Facebook, Hakk Dergahı muhabbet grubumuz: https://www.facebook.com/groups/244039227002241 * Fcebook, Hakk Dergahı Ilim Irşad sayfamız; https://www.facebook.com/profile.php?id=100057353323519 * WEB sayfamız, Alevilikte Inanç-Seyyid Hakkı; https://www.alevilikte-inanc.de/ * Facebook, Seyyid Hakkı özel sayfamız; https://www.facebook.com/SeyyidHakkiAL/ Aşk ile Canlar...