ANASAYFA

On Iki Imam matem Ayı
Muharrem ayı, Hicri takvimin birinci ayıdır.
Farsça’da, “Aşura” onuncu gün demektir. Tarih kaynaklarına göre, Arap, Israil ve Fars milletleri tarafından, Muharrem ayının onuncu yani Aşura günü kutsal kabul edilen bir ortak değer olmuştur. Tarihler, bugünün anlam ve kutsallığını, bir çok Peygamberin kurtuluşa ve selamete erdikleri gün olarak belirtmişlerdir.
Insanların Peygamberlerine olan sevgi ve inançlarından dolayı, bu günü kutsallaştırmışlardır. Dolayısıyla Hz. Muhammed Mustafa'dan evvel gelen Peygamberler de bu kutsal günde yüce Allah’a, şükür ve övgülerini ifade etmek için oruç tutmuşlardır.
Nitekim Kur’an’da Bakara suresi 183. ayette; “Ey inananlar, oruç sizden öncekilerin üzerine yazıldığı gibi sizinde üzerinize yazılmıştır. Böylece korunmanız umulmaktadır” deniliyor.
Insanlık tarihinde eşi enderi bulunmayan Kerbela katliamından sonra, Muharrem ayı çeşitli kaynaklarca 10 Muharrem’de peygamberlerlerin kurtuluşuyla ilgili gerçekleşen bir çok olaylar sebebiyle Allah’a tutulan şükür ve sevinç orucu, yerini mateme bırakmıştır. Dolayısıyla Alevi inancında Kerbela katliamıyla özdeşleşen on günlük bir Muharrem orucu ile Kerbela matemi öylesine birleşmiştir ki, iç içe girmiştir ki matemi, tuttukları oruçla birlikte yaparlar.
Muharrem ayı denince, ilk akla gelen Kerbela katliamıdır. Dolayısıyla Ehli Beyt ümmeti için Muharrem ayı, „oruç ayı“ndan öteye Matem ayı olmuştur. Muharrem’in M; 10. 10. 680 günü Pir Imam Hüseyin’in şehid olmasıyla sonuçlanan Kerbela katliamı, islam ümmeti tarafından nefret ve lanetle anılan alçakça bir katliamdır.
Muharrem ayı, Hz. Muhammed Mustafa ümmeti tarafından Hz. Muhammed Mustafa‘nın torunlarına zulüm ve şehadet günü olmuştur. Putperest Emevi Arap hanadanları kutsal Muharrem ayını, zulme çevirmişlerdir. Hz. Muhammed Mustafa'nın „cennet efendisi“ dediği sevgili torunu Pir Imam Hüseyin tüm yakınlarını, evlatlarını ve kendi canını Hakk yoluna, insanlık yoluna, ceddi Hz. Muhammed Mustafa'nın kurduğu Islam dininin mücadelesini şehadet şerbetini içerek, ebediyete kadar devamına vesile olmuştur.
Muharrem ayında, Kerbela şehitleri için matem tutarlar ve bu katliamı işleyenlere lanet okunmaktadır. Bu hain katliamda ana kucağında ki yavrulara kadar, hepisi oklanmış, yare bere içinde bırakılmışlardır. Bu alçak katliamda hasta olduğu için yanlız Pir Imam Hüseyin’in oğlu, Imam Zeynel Abidin kurtulmuştur. Ve Hz.Muhammed Mustafa’nın soy ağacı, imamlık makamı Imam Zeynel Abidin’den devam etmiştir.
Imam Zeynel Abbidin’in kurtuluşu ve On Iki Imam neslinin devam ettiği için Allah‘a, şükür orucu tutulur. Görüldüğü gibi matem ve şükür orucu iç içe yaşanmaktadır. Insanlık onuru olan Pir Imam Hüseyin ve diğer Kerbela şehitleri anısına oruç tutarlar. Oruçla amaçlanmak istenen asıl amaç, Ehli Beyt’in Kerbela’da yaşadıkları açlık, susuzluk, çaresizlik, ihaneti ve halsizlik durumlarını yaşamak ve hisetmektir.
Şunu net olarak belirtelimki 10 Muharrem günü, bir çok Peygamberlerin kurtuluşa ve selamete erdikleri gün için Allah’a şükür ile övgülerini ifade etmek isteyen, aynı niyet içinde orucunu tutabilirler. Alevilerin bu konuda hiç bir sorunu olmadığı gibi, zorlama da yoktur.
Muharrem ayında Aleviler bir araya gelerek, bu eşi enderi görülmemiş insanlık suçu olarak kabul edilen katliam ve katliamı yapanları, lanetler ve Kerbela şehitlerini anmakla beraber mersiyeler okunur, düvaz-ı imamlar söylenir.
Matem, Kerbela’da şehid edilen Pir Imam Hüseyin, Kerbela şehitleri ve Arap Emevi hükümdarlarınca hunharca katledilen 11 Imamlar anısına tutulan matemdir, üzüntüdür, tepkidir. Kerbela matemi, aç ve susuz olarak insanlığa verilmiş büyük bir mesajdır. Kerbela katliamı, haksızlığa ve zulme karşı başeğmeyiş, insanlık için kendini feda etmektir. Kerbela katliamı iyi ile kötü, aydınlık ile karanlık, ezen ile ezilen, inaçlı ile inançsız, zalim ile mazlum çatışmasıdır. Yüzyıllardır Ehli Beyt’i sevenler tarafından bu matem tutulmaktadır.
On Iki Imam Ayı, Kurban bayramının 1’ci gününden başlayarak, 20 gün sayılır. 20’ci günün akşamı matem ve oruca niyet edilir, matem ve oruç başlamış olur. On Iki Imam matem ve orucuna başlamadan önce 3 günlük masumu pak orucu ve On Dört Masum-u Pak orucundan sonra da 1 gün Seyyide Fatma-tüz Zehra ana için oruç tutulur.
On Dört Masum-u Pak orucu, Kerbela katliamında Ehli Beyt’in küçük yaşta şehit düşen On Dört Masum çocukların aşkına tutulan oruçtur. Ve Seyyide Fatma-tüz Zehra ana orucu ise, evlatlarının hunharca kaledilmesinden duyulan acıları, matemi kendisiyle paylaşmak için tutulur.
Sıralarsak
1- Masum-u Paklar orucu,
2- Seyyide Fatma-tüz Zehra ana orucu,
3- On Iki Imam matemi ve
4- Can aşı Aşuranın ve ibadetlerin yapılması.
On Iki Imam Ayı’nda eğlence yapılmaz, eğlenceli proğramlara bakılmaz-katılınmaz, can incitilmez, kan akıtılmaz, düğün, nişan, sünnet törenleri yapılmaz, bu günlerde eşler arasında nefsani ilişkiler söz konusu olmamalıdır. Mümkün oldukça su içilmemeli, fazla sulu yiyeceklerden mümkün oldukça sakınılmalı. Yaşadığımız ortama göre, imkanlar ve olanaklar elveriyorsa, tıraş olmamalı, iştahın çektiği güzel ve etli yemekler yenmemelidir.
Durumu özetliyecek olursak nasıl ki, yakınlarımızdan birisini kaybettiğimiz zaman onun acısından ötürü bir zamanlar kederli, üzüntülü günler yaşıyorsak, işte bu on iki gün matem ve oruç boyunca da aynen öyle davranmalıyız.
Hz. Muhammed Mustafa’ya ve onun Ehli Beyti’ne inanıp iman edenler, onlara yapılan bu zulmün acısını hiç bir zaman unutamazlar. Hele On Iki Imam Ayı gelince, o zülmü kendilerine yapılmış gibi, acısını yüreklerinde, ruhlarında hissederler.
Insanların, insanca yaşamaları için, insan değerlerinin ayak altına alınmaması için, yaşantısıyla, davranışlarıyla, cesaretiyle ölümü seçen şehitler şehidi Pir Imam Hüseyin sadece islam aleminde değil, bütün insanlık için görkemli bir abidedir. Noksanlık özündedir doğruluk Hakk’tandır.
Allah eyvallah, Pir Imam Hüseyin’in onurlu duruşu bizim klavuzumuz olsun.
Selam ve dua Ehli Beyt’e olsun, Allah’ın laneti ise; Yezid ve islah olmayan nesline olsun.
Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı Azak=

2026 Matem Ayı Takvimi
Bu anlamlı günlerin, Ehli Beyt sevgisinin, birlik ve beraberliğin, sabrın ve manevi olgunlaşmanın güçlenmesine vesile olmasını niyaz ederiz. Tüm canlarımızın matemlerinin, oruçlarının, ibadet ve dualarının Hakk katında kabul olmasını dileriz.
Matem ve Oruç Günleri
• On Dört Masum-u Pak Matemi: 12–14 Haziran 2026
• Seyyide Fâtıma-tüz Zehra Orucu: 15 Haziran 2026
• On İki İmam Matem ve Oruç Günleri: 16–27 Haziran 2026 (1. gün: 16 Haziran)
• Aşura Günü: 28 Haziran 2026
On İki İmam Matem Ayı boyunca idrak edilecek matem ve oruç günlerinin; Kerbelâ şehitlerini ve Ehli Beyt ulularını anmaya, onların adalet, hakikat ve insanlık uğruna ortaya koydukları değerleri yaşatmaya vesile olmasını temenni ederiz. Tutulan oruçların, yapılan ibadetlerin, okunan gülbenklerin ve edilen duaların kabul olmasını diler; tüm canlarımıza sağlık, huzur ve bereket niyaz ederiz.
Aşk ile.
Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı Azak=
Seyyid Hakkı, Sosyal medya takip hesaplarımız.
YouTube, Muhabbet Dergâhı TV-Seyyid Hakkı kanalımız: https://www.youtube.com/user/YediDeryaSohbeti62
Facebook, Muhabbet Dergâhı Muhabbet grubumuz: https://www.facebook.com/groups/244039227002241
Fcebook, Muhabbet Dergâhı İlim İrşad sayfamız; https://www.facebook.com/profile.php?id=100057353323519
WEB sayfamız, Alevilikte Inanç-Seyyid Hakkı; https://www.alevilikte-inanc.de/
Facebook, Seyyid Hakkı Azak özel sayfamız; https://www.facebook.com/profile.php?id=61570018628168
♥ Gadir-i Hum’un anlamı, mesajı ve hakikati
Gadir-i Hum, velayet, emanet ve Ehli Beyt’e bağlılığın ilanıdır.
Gadir-i Hum, İslam tarihinde Hz. Muhammed Mustafa’nın ümmetine Kur’an ve Ehli Beyt’i emanet ettiği ve Şahı Merdan Ali’yi de ümmete rehber olarak tanıttığı gündür.
Rivayete göre Hz. Muhammed Mustafa, hac dönüşü Gadir-i Hum denilen bölgede büyük bir topluluğa hitap etmiş, kendisinin yakında Hakk’a yürüyeceğini bildirmiş ve ümmetine iki ağır emanet bıraktığını açıklamıştır: bunlar Kur’an ve Ehli Beyt‘ir.
Bu hitabın devamında Hz. Muhammed Mustafa, Şahı Merdan Ali’nin elini kaldırarak “Ben kimin mevlası, yani rehberi isem Ali de onun mevlasıdır” buyurmuştur. Bu söz, Ehli Beyt inancına göre Şahı Merdan Ali’nin velayet makamına işaret eder.
Aynı gün “Bugün dininizi kemale erdirdim…” ayetinin indiğine inanılır ve bu hadiseyle İslam dininin tamamlanması olarak görülür.
Alevi inancına göre Gadir-i Hum, sadece tarihi bir mesaj değil; velayet, emanet ve Ehli Beyt’e bağlılığın ilanıdır. Bu nedenle Hakk Muhammed Ali yolu için temel bir dönüm noktası kabul edilir.
Şahı Merdan Ali gibi bir er geldi cihâna, O'na da buldular binbir bahane.
Şahı Merdan Ali Velayet bayramınız mübarek olsun.
Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı Azak=
Konuyla ilgili Video LİNKİ: https://youtu.be/l3ufUdtZzsU
Çorum Katliamı Unutulmadı, Unutulmayacak
29 Mayıs – 4 Temmuz 1980 tarihleri arasında Çorum’da yaşanan katliam, masum insanların yaşamını yitirdiği ve toplumun hafızasında derin yaralar bırakan karanlık bir süreç olarak tarihe geçmiştir. Bu süreçte hayatını kaybeden canlar unutulmadı, unutulmayacak.
Unutmak, yaşanan acıları görmezden gelmek anlamına gelir. Oysa hem Alevi toplumunun hafızasında hem de insanlık vicdanında, yaşanan hiçbir katliamın unutulmaması gerektiği inancı vardır. Çünkü unutulan her katliam, benzer katliamların yeniden yaşanmasına zemin hazırlayabilir.
O dönemde gerici ve ayrıştırıcı söylemlerle toplumda kin ve nefret körüklenmiş; “Kana kan”, “intikam” gibi söylemlerle büyüyen süreç, masum insanların yaşamını yitirdiği büyük bir katliama dönüşmüştür.
Yaklaşık 1,5 ay süren saldırılar boyunca çok sayıda insan hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmış, birçok ev ve işyeri tahrip edilmiştir.
Genel tablo şu şekilde özetlenmektedir:
• Bölge: Çorum
• Tarih: 29 Mayıs – 4 Temmuz 1980
• Olay: Toplumsal katliam süreci
• Hayatını kaybedenler: 50’den fazla can
• Yaralılar: Yüzlerce insan
• Maddi zarar: Çok sayıda ev ve işyerinin tahrip edilmesi
Çorum Katliamı, yalnızca bir bölgenin değil, tüm toplumun hafızasında derin izler bırakmıştır.
Yaşanan bu acıların ardından söylenen sözler yalnızca bir anma değil, aynı zamanda insanlık adına bir çağrıdır. Çünkü insanlık, yaşanan iyiliği de kötülüğü de hafızasında taşır.
Bu nedenle, Çorum’da ve benzer süreçlerde hayatını kaybeden tüm canlar sevgiyle, saygıyla ve rahmetle anılmaktadır. Mekânlarının Pir-u Pak, Ruhları şad olması temenni edilmektedir.
İnsanlık adına önemli olan; yaşanan acılardan ders çıkarılması, benzer katliamların bir daha yaşanmaması ve kin ile nefret yerine sevgi, eşitlik ve adaletin hâkim olmasıdır.
Unutmayanlara saygıyla, İnsanlık vicdanına selamla…
Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı Azak=
Din, İnanç ve Yol nedir? Aralarındaki farklar
Din, inanç ve yol; insanın anlam arayışını ve yaşam biçimini şekillendiren temel kavramlardır. Din, kuralları ve yapısıyla toplumsal bir sistem sunar. İnanç, bireyin iç dünyasında oluşan kabul ve değerlerdir. Yol ise bu inanç ve değerlerin hayata nasıl yansıdığını gösteren yaşam biçimidir.
Din
Din, belirli bir sistem ve yapıya sahip bütüncül bir olgudur. İnançları, ibadetleri, ahlaki kuralları ve çoğu zaman toplumsal düzeni içerir. İslam, Hristiyanlık ve Budizm gibi dinler; kutsal metinler, ritüeller ve öğretilerle şekillenmiş kurumsal yapılardır. Bu yönüyle din, insanlara hem anlam hem de yaşam rehberi sunan bir çerçevedir.
İnanç
İnanç, bireysel ve içsel bir kavramdır; bireyde başlar, ancak toplum içinde görünür hale gelir. İnsanlar bir araya geldikçe inançlar toplumsal bir boyut kazanır ve kültürü, gelenekleri ve ortak değerleri etkileyerek toplumu şekillendirebilir. İnanç, dinle ilişkili olabileceği gibi bireysel deneyim ve düşüncelerle de oluşabilir. Bu yönüyle kişinin iç dünyası ve anlam arayışıyla doğrudan ilgilidir.
Yol
Yol, daha geniş ve esnek bir kavramdır. Kişinin hayatı nasıl yaşadığı, hangi değerleri benimsediği ve hangi yönü takip ettiği ile ilgilidir. Bu, bir dinin manevi yorumu (örneğin tasavvuf gibi) olabileceği gibi, tamamen bireysel bir yaşam ve arayış biçimi de olabilir. Yol, inancın hayata nasıl yansıdığını gösterir.
Aralarındaki temel fark
• Din: Kurumsal yapı ve sistem
• İnanç: Bireysel anlam ve kabul dünyası
• Yol: Yaşama biçimi ve uygulama
Sonuç itibariyle din bir çerçeve sunar, inanç bu çerçevenin içsel karşılığını oluşturur, yol ise bunun hayata nasıl yansıdığını ifade eder. Kısacası din yapı, inanç anlam, yol ise yaşam pratiğidir.
Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı Azak=
♥ Aleviliğin tanımı
Alevilik; Allah, Hz. Muhammed Mustafa ve Şahı Merdan Ali sevgisini gönülde taşıyan, insanı merkeze alan bir inanç ve yaşam yoludur. Temelinde hakka, adalete, doğruluğa ve insan sevgisine bağlılık vardır.
Kur’an-a, Ehli Beyt’e ve insanı olgunlaştıran manevi değerlere bağlılığı esas alır.
Alevilikte insan, Allah’ın yarattığı en değerli varlık olarak görülür. Bu nedenle hiçbir insan; dili, dini, ırkı, mezhebi, rengi ya da kimliği nedeniyle üstün veya aşağı kabul edilmez. Herkes eşit, saygın ve değerlidir. Mazlumun yanında durmak, zalime karşı olmak Aleviliğin temel anlayışlarından biridir.
Alevilik; kin, nefret, ayrımcılık ve bağnazlığa karşı; sevgi, hoşgörü, kardeşlik ve paylaşımı savunur. İnsan ilişkilerinde dürüstlük, edep ve ahlak ön plandadır. Bu anlayış “Eline, beline, diline sahip ol” öğretisiyle ifade edilir. Kişinin hem kendisine hem topluma karşı sorumluluk taşıdığı kabul edilir.
Alevilikte ibadetin özü; Allah’a ortak koşmamak, insanı incitmemek, kul hakkı yememek, gönül kırmamak ve iyi insan olmaktır. Şekilden çok mana önemlidir. İnsan, korkuyla değil sevgiyle Allah’a yönelir. Hakk ile insan arasında sevgiye, gönül bağına ve içsel olgunluğa dayalı bir yol vardır.
Dört Kapı Kırk Makam öğretisiyle insanın kendini tanıması, nefsini terbiye etmesi ve olgunlaşması amaçlanır. Aleviliğin hedefi; bilgili, vicdanlı, adaletli, merhametli ve erdemli insan yani “Kâmil İnsan” yetiştirmektir.
Alevilik aynı zamanda paylaşımcı, eşitlikçi ve dayanışmacı bir yaşam anlayışıdır. Cemler, musahiplik ve toplumsal dayanışma ile insanlar arasında birlik, kardeşlik ve toplumsal barış güçlendirilir.
Özünde Alevilik; sevgiyi, adaleti, insan onurunu, aklı, irfanı ve hakikati esas alan; insanı yücelten evrensel bir inanç ve yaşam felsefesidir.
Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı Azak=
Konuyla ilgili Video LİNKİ: https://youtu.be/xThaplcqk2s