Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Seyyid Seyfeddin Ocağı

ANASAYFA





Alevi inanç yolunda, hizmet sayfalarımız...
YouTube, ilim kanalımız: https://www.youtube.com/user/YediDeryaSohbeti62
Facebook, Dergah grubumuz: https://www.facebook.com/groups/244039227002241/
Fcebook, ilim sayfamız;
https://www.facebook.com/Seyyid-Seyfeddin-Oca%C4%9F%C4%B1-sayfas%C4%B1-194839911064876/
Alevi Inanç Din Bilgileri, WEB  sayfamız;
https://www.uludivan.de/
Facebook özel sayfamız;
https://www.facebook.com/seyyidhakkiii

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=

******************************************
Videoları izlemek için, Linklerin üstüne tıklayın...

YouTube, Ehlibeyt Yolu ilim kanalımız…
https://www.youtube.com/user/YediDeryaSohbeti62 
* Dört Kapıdan ikinci kapı, Tarikat kapısı ve makamları
  
https://www.youtube.com/watch?v=K2cFwVsz3bg
* Dört Kapıdan birinci kapı, Șeriat kapısı ve makamları

  https://www.youtube.com/watch?v=sXsQ9ZJSKLc
* Alevilikte, lokma ve Niyaz manaları
   https://www.youtube.com/watch?v=3Dbv5c1pw9A 
* Șia, Șiilik, Alevilik kavramları ve manalar
    https://www.youtube.com/watch?v=8PpigDaIz94
* Imam, kime denir ve herkes imam olabilir mi?
   https://www.youtube.com/watch?v=H2RADa-dzxE
********************************************






Hz.Muhammed Mustafa...
* Insanoğlu Rehbersiz, kendi başına Allah’ı tanıyabilirmiydi?
*Allah’a giden doğru yolu bulabilirmiydi? 

Islamiyet’in Peygamberi olan Hz.Muhammed Hicretten 52 yıl önce (Miladi 570), Rebilülevvel ayının 17. gününde Mekke şehrinde dünya`ya gelmiştir. Babası Abdullah, Hz.Muhammed daha dünya´ya gelmeden 25 yıllarında vefaat etmiştir. Anne´si Amine´yi ise 6 yaşında iken kaybetmiştir. 

Küçük yaşta Annnesini, Babasını kaybeden Hz.Muhammed’i,  dedesi Abdul Mutalib himayesine alır ve o zamana kadar kimseye verilmemiş olan Muhammed adını, kendisine vermiştir. Dedesi Abdul Mutalib bir yıl sonra vefaat edince, Hz.Muhammed’in amcalarından Şahı Merdan Ali’nin babası Hz.Ebu Talip, yanına alıp büyütmüştür. Hz.Muhammed, Mekke’nin en büyük ailesi olan Haşimiler’dendir. 

Hz.Muhammed, Cebrail’in kendisine bildirdiği ilk vahiy ile yola koyulur. Yıllarca bütün zorluklara rağmen insanlığı „La ilahe illallah (Allah’tan başka ilah yoktur)“ inancını kabul etmeye çağırmıştır. 

Her peygamber büyük, küçük tüm günahlardan masumdurlar.
Hz.Muhammed, yüce manevi ahlakın, erdemin, insaniyetin, güvenirliğin, yigitliğin, bilgeliğin, asaletin temsilcisidir. 

Insanlar Allah’ı nasıl daha iyi tanıyabilir?
Insanlar, ançak Allah’ın yarattığı nesneleri inceleyip bunların  üzerinde derin düşünmektir. Allah’ın yarattığı nesneler bize O’nun, çok kudretli ve hikmetli olduğunu gösterir. 

Tarihe baktığımızda, insanların önlerinde Allah’ın gönderdiği bir Rehber olmadan kendi başlarına gittiklerinde, yanlış yollara saptıklarını görüyoruz. Insan, kendisini yaratan büyük kudret sahibinin var olduğunu aklı sayesinde anlamıştır. Fakat O’na giden yolu, bulamamıştır. 

Peygamberler, Peygamber olarak dünyaya gelirler ve o vazife için yaratılmışlardır. Peygamberlik  gibi ağır bir emaneti yüklenmek için, bir hazırlık devresi geçirirler. Sonunda ilahi vahi’ye mazhar olurlar ve insanlara, ilahi emirleri tebliğe başlarlar. 

Peygamberleri işitmeyenler, yaratıcıyı evela etraflarında aradılar. Kendilerine en büyük faydası olan güneşi, yaratıcı sandılar ve ona tapmaya başladılar. Sonra, büyük tabiat güçlerini, fırtınayı, ateşi, kabaran denizi, yanar dağları ve benzerlerini gördükçe bunları yaratıcının yardımcıları zannetmişlerdir.  

Her biri için bir suret, alamet yapmaya kalkmışlardır. Bu gidişat sonrasında putlar, ortaya çıkmıştır. Böylece, çeşitli putlar zuhur etmiştir. Bunların gazabından korktukları için, onlara kurbanlar kesmişlerdir. Hatta insanları bile bu putlara, kurban etmişlerdir. Her yeni hadise karşısında, putların miktarı da artmıştır. Islamiyetin zuhur  ettiği dönemde Kaabede, 360 put varmış. 

Kısacası insan, bir ezeli ve ebedi olan Allah’ı kendi başına bir türlü tanıyamamıştır. Bugün bile güneşe ve ateşe tapanlar sözkonusudur. Elbetteki bunlara şaşmamaktayız çünkü rehbersiz, karanlıkta doğru yol bulunamaz. 

Cenab-ı Hakk, kullarına verdiği akıl ve düşünme kuvvetinin nasıl kullanılacağını onlara öğretmek, kendi birliğini onlara tanıtmak, iyi işleri fena ve zararlı işlerden ayırmak için dünyaya, peygamberler gönderilmiştir. Peygamberler, beşeri sıfatlarda bizim gibi insandırlar. Onlar da yer, içer, uyur ve yorulurlar. Diğer insanlardan farkları, zeka ve muhakeme kuvvetlerinin çok üstün olması, tertemiz ahlaklı ve Allah’ın emirlerini bize tebliğ edecek bir güçte bulunmalarıdır.  

Peygamberler, en büyük rehberlerdir. Dolayısıyla masum ve kusursuz olmak, sadece Peygamberlere mahsustur.  

Peygamberlerin Sıfatları…
* Emanet: Her peygamber, emindir.
* Sıdk: Dinde ve diğer meselelerde sadık, doğru ve yalandan uzaktırlar.
* Adalet: Adil ve zulümden uzaktırlar.
* Ismet: Büyük ve küçük günahtan uzaktırlar. Vs.   

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Bismişah, Allah Allah!
Ey yüce Allah’ım!
Senin hüsni rızan için, Muhammed Ali aşkına,
Fatma Ana şefaatına, Şah Imam Hüseyin aşkına,
Niyetlerimizi, dileklerimizi, ibadetlerimizi ve
niyazlarımızı ulu dergahında kabul buyur. 

Ya Cenab-ı Hakk!
Bizleri Kamil-i Insan’ların yolundan, izinden yürümeyi nasip eyle.
Yolumuzu ikrarsıza, pirsize, piri şeytan olanlara uğratma. 

Delil uyandırdık, Şah Imam Hüseyin aşkına!..
Delilimiz sonsuz, yolumuz aydın, gönüller pak ola.
Cenab-ı Hakk bizleri, birlikten dirilikten ayırmaya.
On Iki Imam rehberimiz, Ehli Beyt haldaşımız ve

Bozatlı Hızır yoldaşımız, Imam Hüseyin gözcümüz ola.
Cem gecemiz mübarek, dua ile niyetimiz kabul ola.
Allah Allah, Imam Hüseyin aşkına Allah eyvallah. 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


Duruş ve kişilik, onurlu yaşamın adıdır...
Temiz bir dünya, onurlu bir insan anlayışını yaşatmak için, duruşlu olmak gerekir. Onurlu bir durş için tıpkı Imam Hüseyin gibi, Halac-ı Mansur gibi, Pir Sultan ve Nesimiler gibi bedel ödemek zorundayız. 

Eğer Imam Hüseyin, Kerbela’da insanlık onuru için; Ehli Beyt’i ile o bedeli ödememiş olsalardı bugün bizler bu mantığa, bu fikire ve bu kişiliğe sahip olamazdık. Bizi bu matığa, bu duruşa sahip kılan Muhammed Ali inancı, ahlak anlayışı ve duruşudur.  

Her birimiz birer Pir Sultan, Halac-ı Mansur, Şah Ismail Hatayi olamazmıyız? Elbette ki olabiliriz. Ancak, onlar gibi duruşlu olursak olabiliriz. Bir tek Alevilik’te şahit olduğumuz, ”Dört Kapı Kırk Makam” ahlak kurallarına göre yaşadığımız an itibariyle birer Pir Sultan olabiliriz.  

Her yaptığımız hizmet, herkes tarafından beyenilir veya takdir görür anlayışı da gerçek dışıdır. Elbette ki, birilerinin hoşuna gitmeyebilir, dolayisiyle iş olsun, laf olsun diye karşı çıkanlar olabilir, bağırıp çağıranlar olabilir fakat onlar da o doğruyu, bir gün elbette kabel edeceklerdir. Çünkü onlarla aynı geminin içindeyiz. Bu gemi batarsa onlarda öleceklerini gayet iyi biliyorlardır. 

Ve dolayısıyla onurlu bir yaşam; Mücadeleyi gerektirir, paylaşımı gerektirir, birlik ve beraberliği gerektirir. Yani cana can olmayı, el ele el Hakk’a olmayı gerektirir ki buna da mecburuz… 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


Muhammed Ali yoluna, verilen ikrar  ve ikrar sözü...
Alevi inancında yola ikrar vermeyen bir kişi, Alevi değildir. Ikrar, sözlük anlamı; Söz vermek, yemin etmek, biat etmektir, akt dır.  

Alevilikte, verilen ikrar; Allah’ın birliğine, Hz.Muhammed’in peygamberliğine, Şahı Merdan Ali’nin Veliahtlığına itaat etmek, Ehli Beyt’e muhabbet ve Mürşid-Pir buyruğuna riayet etme sözüdür. Verilen ikrar, bilerek ve gönülden verilmelidir. 

Ikrar sözü, Adem peygamber öncesine dayanır. Allah ruhları yaratırken Ruhlar, Allah’ın varlığını ve birliğini tasdik ederek ikrar vermişlerdir. O’nun illahi kuvvetine inanıp bağlılıklarını dile getirmişlerdir.  

Ilk ikrar, Allah ile Cebrail arasında gerçekleşmiştir. Allah, Cebraili yaratırken kendisine sorar “sen kimsin ben kimim?” ve Cebrail, “sen yaradansın ben ise yaradılan” demiştir. Işte ikrar vermenin temeli, burda atılmıştır.  

Allah, aynı soruyu Şeytan’a da sorduunda şeytan, ikrar vermemiştir yani Allah’a itaat etmemiştir. Bu ruhlarn bir kısmı, beşeri dünyaya geldikten sonra vermiş oldukları ikrarı unuttular. Allah’ın laneti ikrarında durmayanların boynuna olsun.  

Ikrar sözü...
Bismişah, Allah Allah!
Allah bir, ya Muhammed Ali, ya On Iki Imam,
Insan-i Kamil yoluna talibim,
Elime dilime belime sahibim.
Rıza şehrine girmektir dileğim.
Hakk meydanında, canlar şahidim olsun.
Allah eyvallah, nefes pirdedir.

Diyerek ikrar sözünü, beyan etmiş olur. Ikrar sözünü beyan eden bir kişi, artık yol evladıdır.  Hakk’a ulaşmayı talep eden kişiye, talip yani yol evladı denir. 

Pir huzurunda uzun süren bir deneme ve törenden sonra, kendisine tevbe telkin edilerek Alevi yolunun Dört Kapı Kırk makam ile ilgili bilgiler verilir. Bunlara uyacağına, eline diline beeline sahip çıkacağına söz vererek, yol evladı yani Alevi olur.   

Dolayısıyla eline diline beeline, sahip olma ilkesi; Alevi inancının temelini, ikrar oluşturur ve aynı zamanda Alevilerin uyması gereken en temel etik-ahlaksal kuraldır.  

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Alevi inancında Mürşid, Pir, Rehber ve Seyyidlik kurumu...
Alevi inancı içerisinde Seyidlik Kurumu Mürşid, Pir ve Rehberden oluşur. Dolayısıyla Mürşid ve Pir, Alevilerin inançsal önderidirler.   

Alevilikte dinsel yapının içinde Mürşid, Pir, Rehber ve Talip ilişkilerine baktığımızda Seyyidlik Kurumu dinsel yapının direğidir. Anadoluda yaklaşık 800 yıldır Asası ve Çarıkı ile köy köy dolaşan ve Aleviliği artısıyla eksisiyle bügüne taşıyan işte Horasan Erenleri olan bu gönüllü Pirlerdir. 

Anadoluda halka bilgi veren halkı aydınlatan ; „Benim Kabem insandır, Çok keramet var Insanda, Hakk Adem’dedir“ diyen, yeri gelince Selçuklu'nun, Osmanlı’nın zalim Sultanlarına karşı halkı örgütleyip karşı koyan, Damarlarında Evlad-ı Resul kanı akan işte Horasan Erenleri olan bu gönüllü Pirlerdir.  

Mürşid, Pir, Rehber bunlar aynı zamanda binbir baskıya karşı Anadolu Aleviliğini gizli saklı yollarla yaşatan, eğiten yeraltı ünüversiteleridirler. 

Alevi inanç önderleri, Allah Muhammed Ali üçlemesiyle kendisini simgeler. Dört kapı Kırk makamla inanç sistemini belirler. Ehli Beyt ve Kerbela olgularıyla sevgisini, zalimin zulmüne karşı direnmeyi sembolleştirir. Hünkar Hace Beataş Veli ile kendi kültürünü, hoş görüyü “Eline diline beline sahip ol” deyimiyle inançla sosyal yaşamı birleştirir. 

Mürşidlik kapısı; Yol, edep, erkanda en üst kurumdur yani son mercihdir.
Örneğin Danıştay, yargıtay gibi...

Dolayısiyle hiyerarşik olarak;
Talip → Rehber'e
Rehber ise → Pir'e ve 
Pir de → Mürşide bağlıdır.
Bu da El ele, El Hakk’a demektir.

Seyyidlik kurumu, kendisine özgü bir yapılanması vardır. Bu yapılanmada Alevi inanç önderleri olan Mürşid, Pir ve Rehber aynı zamanda kendileri de yol talibidirler; Bir Mürşide ve Pire bağlıdırlar. Nasıl ki bir yol talibi yanlışa yöneldiğinde yada hataya düştüğünde kendi pirine sığınıyorsa ayni şekilde dini önderler de talibi olduğu Mürşid ve Pirine sığınırlar. Bu sistemle, mükemmel bir denetim mekanizması kurulmuş oluyor. Bu mekanizma halka misali bir birine bağlıdır. Yani bir Mürşid veya Pirin görevini layıkıyla yapıp yapmadığını, Mürşid ve Piri tarafından denetlenir. 

* Mürşid’de yola, edep erkana bağlıdır. Bu kural, Cem Erkanı ile icra edilir. Icra ve icraat, yeri Cem erkanıdır. Mürşid’de olması gereken vasıflar Pir’de de olması zorunludur.
* Alevilikte eğitimsel bilgilenme, ikrar verilerek başlar ve gelişir. 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Dört Kapıdan ikinci kapı, Tarikat kapısı ve makamları...
Videoyu izlemek için, Linkin üstüne tıklayın...
Dört Kapıdan ikinci kapı, Tarikat kapısı ve makamları - Seyyid Hakkı
https://www.youtube.com/watch?v=K2cFwVsz3bg

Tarikat-Ikrar kapısı…
Tarikat Kapısı’nda; Seninki senin, benimki de senindir. 

Tarikat kapısı ikrar, irşad ve teslimiyet kapısıdır. Bu kapıya, insanlar hiç bir baskı ve zorlama olmadan kendi istek ve iradeleriyle yönelmeleri esastır. Yola, girmeye niyet eden bir can; Dünyevi kötülüklerden, benlik, çıkar ve menfaatten arınmak için bir Pire varmalı ve kendini, o Pire teslim etmelidir. Teslim olmak, ikrar vermekle mümkündür.

Dolayısıyla Muhammed Ali yolu, ikrar yoludur ve ikrar verilmeden, yola talip olunmaz. Bu bağlamda yol talibi, Pire bağlanıp ve o Pirin himmetiyle irşad olması, tarikat kapısında başlar. 

Mürşid veya Pir, Muhammed Ali yoluna girmek isteyen talibi, ilk önce sözlü olarak; „Gelme gelme gelirsen dönme, gelenin malı dönenin canı. Bu yol, ateşten gömlek demirden leblebidir. Bu yola girmeye karar vermeden önce, bir daha düşün. Çünkü Muhammed Ali yolu barış, dostluk ve kardeşlik yoludur; Içinde kin, kibir, kıskançlık, ikicilik gibi huyu olanlar bu yola gelmesinler“ diye uyarır. 

Tarikat kapısı; Kendini arama, özüne varma, diğer bir deyimle içe kapanma kapısıdır. Kişi, bu mertebede Pirin yardımıyla hayat ve variyatın zahiri yüzünü bırakarak batıni yüzüne yönelmesidir. 

Yol önderleri ile Taliplerin arasında güvenli bir ilișkinin olușması ve talibin iyi bir yol evladı olabilmesi için öncelikle yol önderlerinin, yolun esaslarına uyup uymadıklarına bağlıdır. Çünkü yolun kurallarına uymayan hatta yolu kendi algısına göre yorumlayan, dayatan bir yol önderinin hizmeti makbul olmadığı gibi talipleri inancından ve yolundan uzaklaștırır. 

Buyruğ’a göre, tarikat kapısı; Denizdir, kendi özünü bilmektir, öğrenmektir, eşiktir, fitildir, ete kemiğe bürünmektir. 

Tarikat kapısı’nın makamları…
1. makam, Tövbe etmek,
2.
makam, Yola talip olmak,
3. makam, Temiz ahlaklı olmak,
4. makam, Iyilik için hizmet etmek,
5.
makam, Hizmeti gönülden yapmak,
6. makam, Haksızlıktan uzak durmak,
7. makam, Ümitsizliğe düşmemek,
8. makam, Iyi ve kötülükten ibret almak,
9. makam, Paylașmayı ilke edinmek ve
10. makam, Özünü fakir görmektir. 

Buyruk’ta da beyan edildiği gibi Mürşid ve Pir yolun dini önderleridirler. Taliplerin, yolun ilim irfanıyla irşad olabilmeleri için; Alevi Inanç yol önderleri, yolun öğretisinden bir bütün olarak haberdar olması gerekir. Ve tarikat ile otura, dura ki, hakikat ile yola vara ki pirliği caiz ola. Çünkü talip ile yol, Mürşid ve Pirindir.  

Taliplere beyan olunur ki: Lamba gibi doğru duralar, fitil gibi yanalar, yağ gibi eriyeler ve nur gibi ıșık saçalar. Eşik gibi turab olalar. Söve yani kapı kasası gibi, kıyamda duralar. Kapı gibi, örtülüp sır ehli olalar. Kilit gibi, muhafaza edeler.  

Tarikat Kapısı’nın, on makam manaları…
Talibin, yola teslimiyeti Șeriat ile Tarikat kapısının makamlarına uyması, onları yașaması ve yașatmasıyla mümkündür. 

Șeriat kapısı’nın makamları…
Iman etmek, Ilim öğrenmek, Ibadet etmek, Haramdan uzaklaşmak, Ailesine faydalı olmak, Çevreye zarar vermemek, Peygamberlerin güzel huylarına uymak, Şefkatli olmak, Temiz olmak ve Yaramaz işlerden sakınmaktır. 

Tarikat kapısı’nın makamları ise…
1. makamı, Tövbe etmek,
2. makamı, Mürşid ve Pirin öğüdüne uymak,
3. makamı, Temiz ahlaklı olmak,
4. makamı, Iyilik için hizmet etmek,
5. makamı, Hizmeti gönülden yapmak,
6. makamı, Haksızlıktan uzak durmak,
7. makamı, Ümitsizliğe düșmemek,
8. makamı, Iyi ve kötülükten ibret almak,
9. makamı, Paylașmayı ilke edinmek ve
10. makamı, Özünü fakir görmektir… 

On makamın manaları…
1- Tövbe etmek…
Şeriat kapısında aradığının, istediğinin bilincine varmış ve bu bilinç ışığında şeriat makamları doğrultusunda ham ervahlıktan olgunlaşma yoluna koyulmuş demektir. Olgunlaşmanın ilkesi, teslimiyettir ve teslimiyet kapısı ise, Tarikat yani ikrar verme kapısıdır. 

Tarikat kapısının on makamından ilki, tövbe etmektir. Bunun manası kendini bir Mürşid’e teslim etmesidir. Mürşid’in görevi ise kişiyi kötü ahlaktan, alışkanlıklardan, huylardan arındırıp olgun hale getirmektir. Gönül rızalığıyla, Hakk ve halka karşı, hizmet sorumluluğunu yerine getirmektir. 

2- Yola talip olmak…
Iyi bir yol evladı olmanın ilkesi, Mürşid’in öğüt ve nasihatlarına uymaktır. Teslim olduğu Mürşid’in kendisine vermiş olduğu ilim irfanı benimsiyerek olgunlaşmak için gayret göstermesi gerekir. 

3- Temiz ahlaklı olmak…
Hakk meydanında, Pir huzurunda ve toplumun şahitliğnde verilen ikrarın amacı; Güzel ahlak doğrultusunda, Hakk‘a karşı her dem şükür etmesini bilmeli ve birlikte yaşadığı insanlara iyilik yapmak, yardımcı olmak, paylaşımcı olmak, mazlumdan yana zalime karşı durmaktır. 

4- Iyilik için hizmet etmek…
Iyiliklerin düşmanı ve kötülüklerin anası olan nefse karşı, mücedele etmektir. Arzu ve isteklerine hakim olmak, ikiliği birlemek, diğer bir deyimle Eline Diline Beline sahip olmaktır. 

5- Hizmeti gönülden yapmak…
Kendisi için, ailesi için, birlikte yaşadığı insanların huzuru ve mutluluğu için tüm zorluklara rağmen her türlü özveride bulunmaktır. 

6- Haksızlıktan uzak durmak…
Cenab-ı Hakk’ın yansıması olan insan ve insana emanet edilmiş olan kainattaki mevcudata zarar vermekten uzak durmak ve tüm nesnelere karşı adaletli davranarak, kendi sorumluluğunun bilincinde olmaktır. 

7- Ümitsizliğe düșmemek...
Umut varolduğu müdetce, yaşam devam ediyor demektir. Yaşam koşullarının zorlaştığı anlar da dahi, umudu yetirmemek gerekir. Bunun için de, yaşamın her alanında pozitif enerji ve düşünce inancını sürekli canlı tutmak gerekir. 

8- Iyi ve kötülükten ibret almak …
Hayatın manasına erişmek için evrendeki nesneleri anlamak, kavramak, hakkında bilgi sahibi olmak, tüm bunların Allah’ın hikmet ve yaratıcılık gücünden ibaret olduğu bilincine varmaktır. 

9- Paylașmayı ilke edinmek…
Paylaşmayı ve paylaşımcılığı gerçekleştirebilmek için ruhen, belli bir olgunluğa ermek gerekir. Nimet, öğüt, ilim, bilgi, nasihat, muhabbet etmek, ve yine yolun kurallarını, ilkelerini, yaşam kurallarını, törelerini, gelenek ile göreneklerini, vs. tüm bunlar paylaşma unsurlarıdır. Aynı zamanda bu olgunluğa ermiş bir kişinin, ruhsal boyutta ulaştığı olgunluk evresini simgeler. 

10- Özünü fakir görmek…
Dünyevi, varlıklardan uzaklaşmak ve nefsin, geçici isteklerine hakim olmaktır. Diğer bir deyimle benliğini, ilahi aşk ile arındırıp sevdiğinde yok olmak, O’nunla, beraber olmaktır. O’nunla beraber olmak için de, ölmeden evvel ölmektir. Ilahi aşka varmaktır. Ilahi aşkın ateşinde; Yanmaktır, pişmektir, olgunlaşmaktır ve manevi anlamda yeniden doğmaktır. Yeniden doğmak ise, ham ervahlıktan kurtulup kamil-erdemli-olgun insan olmaktır.

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı= 


Merhaba, sevgili canlar ve dostlar…
Yazılarımızda, bize ait olmayan ancak kullanmış olduğumuz bazı resimler söz konusudur. Aynı zamanda bu resimlerden yararlandığımız, esinlendiğimiz, faydalandığımız olmuştur. Emeği geçen tüm canların emeğine, yüreğine sağlık. Bizlere, hakkını helal etmelerini ve rızalıklarını vermelerini temeni ediyoruz. 

Konuyla ilgili yazımızı, paylaştık ve tekrardan paylaşmayı, doğru buluyoruz.
Selam ve sevgilerimizle. 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Muhabbet ve muhabbetin anlama…
Muhabbet, dostça yapılan konuşmadır; Gönlün gönüle yakınlaşması, akması ve meyletmesidir. 

Dünyanın temeli, sevgi ile muhabbettir,
Sevgi ve muhabbetsiz, bir canlı yoktur.
Var diyen ikrarsızın, kalbi ne gümandır,
Verdğimiz ikrarda, olmasın hile ile cefa.
Seyyid Hakkı 

Muhabbet kelimesinin kaynağı, Arapça kökünden gelen Mahabbat sözcüğüne dayanmaktadır. Sevmek, dost olmak, yakınlaşmak anlamlarına gelmektedir. Arapça’da aynı anlama gelen “Ar Habb veya Ar Hubb” sözcüğü ile eş kökenlidir. Bu sözcük ise sevdi, dost oldu anlamındadır. 

Hoşgörü felsefemiz, sevgidir dinimiz,
Dostluğa söylenir, türkü ile deyişimiz,
Kıblemiz insan, onadır muhabbetimiz,
Muhabbetimizde, olmasın hile ile cefa.
Seyyid Hakkı 

Gönüllerin birbirine karşı duydukları sevgi, aşk,  konuşmak, değerlendirmek, ders çıkarmak, öğrenmek, dialog içinde olmak, cem tutmak, bilgi, görgü paylaşmak, bilinçlenmek, ilmi muhabbet ile zaman geçirmek.  

Seyyid Hakkı, niyazım ol Erenlere,
Erenler oturmuş, aşk ile muhabbette,
Hakk kelamı söylenir, dostun dilinde,
Hakk kelamında, olmasın hile ile cefa.
Seyyid Hakkı 

Dolayısıyla aşk ve sevgi ile yapılan muhabbetler, insanı; Olgunluğa, erdemliğe ve kamilliğe ulaştırır. Her dem için muhabbetler, daim olsun. 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Aleviliğin şiarı; Halka hizmet, Hakk’a hizmet şiarıdır...
Alevi inancı; Insanların, barış ve huzur içinde yaşamasına davettir. Bu hakikat insanlık aleminin gönlünde, eninde sonunda kabul görecektir. Gün geçtikçe her renkten, ırktan, coğrafyadan insanlar kendilerini Alevi olarak görürlerse buna şaşmamak gerekir. Hatta bunun için geç bile kalınmıştır. Işte şimdi bu geç kalınmayı hızlandırmak, önümüzde görev olarak durmaktadır. Ya bu görevi, yerine getireceğiz yada köşemize çekileceğiz. Bunun ortası yoktur. Bu yaklaşım kişiselikten, nefsi beklentilerden tamamen uzak, halka hizmet Hakk’a hizmet anlayışı içerisinde olması gerekir. 

Milyonlarca insanın canı ve kanı pahasına var olan bir inanca saygısızlık etmek, kimsenin hakkı değildir. Neden Alevi inancına hizmet etmeyelim ki? Bir Budist Budizme, Sünni Sünniliğe, Katolik Katolikliğe hizmet ediyor da neden bir Alevi Aleviliğe hizmet etmesin?  

Kaldı ki Muhammed Ali yolu, insanlık yoludur. Dolayısiyle Alevi inancına hizmet, insanlığa hizmettir ve buda suç olmaması gerekir. Nasıl ki herhangi başka bir inançtan insanlar inancına hizmet ediyorsa, Aleviler de Aleviliğe hizmet etmesi kendi doğal haklarıdır.  

Aleviler, bu doğal haklarını kullanmak zorundalar. Aleviliğin şiarı; Halka hizmet, Hakk’a hizmet şiarıdır. Bu hizmet, tamamen riyasız ve çıkarsız olmalıdır. 

Diğer bir anlamda Alevi inancı, mazlumun inancıdır; Adalet, barış, dostluk, sevgi, sahiplenme ve paylaşımcılığa dayanır. 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=

ALEVİ İNANÇ DİN BİLGİLERİ sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. => Facebook Sayfamız: Seyyid Hakkı SH => YouTube Kanalımız: Ehlibeyt Yolu-Seyyid Hakkı => Facebook grubumuz: Seyyid Seyfeddin Ocağı - Dergah Aşk ile Canlar...