Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası.

ANASAYFA





Bismişah, Allah  Allah!
Allah Muhammed Ali,
Pirimiz üstadımız Hünkar Hace Bektaş-ı Veli,
Bekleye, saklaya, göre, gözete, neyleyim, nideyim dedirtmeye.
Hastalara şifa, dertlilere deva, şefaat senden ya Resulullah. 
Deryada, denizde, topta tüfekte, girdapta, ya Ali carımıza diyenin carına,
Imdadımıza diyenin imdadına yetişesin,
Darda buğda koymayasın. 

Cemi cümle ümmeti Muhammed ile,
Eşimizin, dostumuzun, mühübümüzün
Ağız tadlarını bozmaya, elem keder vermeyerek,
Her daim için iyi günlere çıkmamızı nasip eyle ya Rabbim. 

Şah Imam Hüseyin aşkına;
Dua eden ve çerağ uyandıran cümle canlarımızın dilde dilekleri,
Gönülde muradları kabul ola.
Dil bizden kabulü Canab-ı Hakk’tan ola. Allah Allah.
=Seyyid Hakkı=

Alevi inancında, Rızalık...
Hakk Muhammed Ali yolu; Bir rıza kapısı olarak, inanca taşınmıştır. Rıza kapısında, yapılan manevi hizmetlerin herhangi bir zorlama olmadan yerine getirilmelidir. 
 
 

Çünkü Rızalık;
* Tanrıdan gelen her şeyi gönül hoşluğuyla karşılama.
* Tanrının hoşnutluğunu, onayını kazanma.
* Kişinin kendisi ile barışması olarak algılanan Pir-Mürşid önünde başı secdede iken kendi özüyle hesaplaşması.
* Kişinin toplumla barışması olarak algılanan, diline sahip olması durumu. Vesayre...
 

Rızalık, üç türlüdür.
1. kişinin kendisi ile rızası: Pir huzurunda başı secde de iken kişinin kendi özüyle hesaplaşmasıdır, kendi kendini yargılamasıdır. Bu anlamda secde de bir aynadır sufi kendini aynada görecek, kendisiyle baş başa kalaçak, eğer bir suçu, hatası, eksikliği varsa kendini ele vereçektir.
 

Ali’nin sırrına ereyim dersen,
Bir Mürşid-i Kamil’i bul da öyle gel.
Küfrünü imana sayayım dersen,
Var kendi Küfrünü bilde anda gel.
Aşık Esrari 
  

2. Kişinin toplumla rızası: Eline beline diline sahip olmakla gerçekleşir. Kısacası edep olarak algılanan bu üç mühür kişiyi kötülükten uzak tutar. Bunu gerçekleştirmeyen can hiç bir zaman kendi özüyle doğru yolda buluşamaz.     

3. Kişinin Hakk Muhammed Ali yoluna Hüsnü rızası: Kişi bu yola, inanç ve itikatle zorlanmadan kendi rızası ile girer. Yola rıza ile giren can, yolun gereklerini severek, inanarak yerine getirmek durumundadır. Yola giriş malı mala, canı cana katmak anlamına gelen musahiplikle başlar. Toplumda razı olursa, kişinin kendi özüyle rızası gerçekleşir. Böylece üç rıza birleşmiş, el ele, el Hakk’a ulaşmış olur.  

Pişirde öyle gel kendi sözünü,
İki Bab’dan ayırma sakın gözünü,
Mürşide teslim eyle bütün özünü,
Musahip kapısını bulda anda gel. 

Inanç kapısında yapılan hizmetler, verilen lokmalar, yapılan yardımlar, gönül muhabbetleri, yani hizmetlerimizin tümü gönül rızalığı ekseninde olması gerekir. Bu rızalık; Allah’ın Hüsni rızasını kazanmak ve insanların gönlüne taht kurmakla mümkündür. Dolayısiyle kul kuldan razı olursa, Canab-ı Hakk'ta kuldan razı olur.
=Seyyid Hakkı=


Hakk Muhammed Ali ve Ehli Beyt hürmetine, duamız;
Cenab-ı Hakk, iyi niyetli insanların yardımcısı olsun ve kötü niyetli insanları da islah etsin.
Allah Allah...  

 

Cenab-ı Hakk yolunuzu, arsızın, pirsizin, ikrarsızın, insan sevgisinden mahrum insanlık değerlerine düşman yoz ve yobazların yoluna uğratmasın.  

 
Muhammed Ali, Fatma Ana, Ehli Beyt ve On Iki Imam hakkı için;
Yolunuz, On Iki Imam yolu, Muhammed Ali ilim irfanı ile aydınlansın.  

Yolunuz Erenlerin, Evliyaların ve Kamil-i Insan yüzü suyu hürmetine; Elesti Bezm’de verilen ikrarın yolu olsun. 

Yolunuz Ulu Ozanlarımızın, yol önderlerimiz olan Mürşid, Pir ve Rehber’in yolu olsun.  

Yolunuz Cem erkanında, Hakk meydanında, canların huzurunda özünü dara çekenlerin yolu olsun. 

Yolunuz; Dar-ı Fatma Ana, Dar-ı Mansur, Dar-ı Fazlı ve Dar-ı Nesimi yolu olsun.  

Yolunuz; Tevella ile Teberra  ilkesine bağlı, Dört Kapı Kırk Makam diyenlerin yolu olsun. 

Yolunuz; Kul hakkını yiyenlere, Mazluma ah çektiren zalimlere lanet okuyanların yolu olsun.  

Yolunuz; Ikrarından dönmüş, Hakk Muhammed Ali yolunu kör bıcakla kesmeye çalışanlara lanet okuyanların yolu olsun. 

Yolunuz; Ölmeden evvel nefsini öldürenlerin yolu olsun.  

Allah eyvallah. Dil bizden, kabulü ol Cenab-ı Hakk’tan olsun.
=Seyyid Hakkı=



Aleviler, neden Afiyet olsun demezler.
Aleviler, Afiyet yerine hangi hitabı kullanırlar? 

Tarihten günümüze intikal eden, iki olay vardır;
Birinci olay; Yezid’in, kızı ile alakalıdır.
Ikincisi olay ise, Imam Hüseyin’in Kerbela’da şehit olması ve Yezid’in sarayı ile alakalıdır.  

Birinci olay.
Rivayete göre, Yezidin bir kızı olur ve bu kızana oldukça düşkün olan Yezid; „Kızıma öyle bir isim koyacağım ki, herkes kendisine rahmet okuyacaktır“ der. Ve kızına, Afiyet ismini koyar. Bu adet, Araplar’da oldukça yaygın bir adettir. 

Eğlenceye, alem yapmaya düşkün olan Yezid; Saltanat sarayında, yandaşları için hazırlattığı görkemli sofralarda; Şükranlarını sunmak için, kendilerinden „Afiyet olsun“ demelerini ister. Böylece her sofraya oturmalarında ve kalkmalarında, „Afiyet olsun“ demişlerdir. 

Dolayısiyle Afiyet ismi, dini anlamda hiç bir mana taşımamaktadır. Zamanla sağlık, sıhhat, bedende hastalık bulunmaması, vs. gibi manalar yüklenmiştir. 

Ikinci olay.
Hz.Muhammed ve Ehli Beyt düşmanı olan Ebu Sufyan’ın torunu ve Muaviye’nin oğlu Yezid; Babası Muaviye’nin ölümünden sonra, Emevi hanadanlığı son verilmesini isteyen halkı dinlemeyip zor ilen devam ettirmiştir.  

Imam Hüseyin’in kendisine biat etmemesi ve Medine’den Kufe’ye göç etmesi Yezid’e, rahatlık vermemiştir. Çünkü Imam Hüseyin’in, iktidar yönetiminde talepte bulunacağı korkusu yatıyordu. Dolayısiyle Kufe Valisi Ibn-i Ziyad’a, bir emirname göndererek; „Hüseyin, ya biat edecek yada ölecek“ emri verilmiştir.  

Ibn-i Ziyad bu gelen emirname üzerine, onun önderliğinde Yezid’in zalim ordusu Fırat suyunu abluka altına alarak; Imam Hüseyin, O’nun aile fertleri ve yakın dostlarının biat etmesi için, Aç ve susuzluğa mahküm edilmişlerdi. Zalim Yezid’in ordusu, çölün kavurucu sıcaklığı karşısında Imam Hüseyin ve Ehli Beyt’in huzurunda kana kana su içerek birbirlerine afiyet olsun demişlerdir.  

Sonuç itibariyle Imam Hüseyin ve 72 yarenleriyle, şehit edilirler. Yezid’in emri üzerine Imam Hüseyin’in mübarek başı gövdesinden ayırarak, Mızrakların ucuna takarak Şam’a götürülmüştür. Imam Hüseyin’den kurtulduğu için, görkemli sofralar kurdurarak Ibn-i Ziyad’ın gelmesini beklemiştir. Ve Ibn-i Ziyad’ın gelmesi üzerine sofrayı göstererek “Afiyet olsun“ demiştir. 

Dolayısiyle Aleviler, Muhammed Ali ve Ehli Beyt’ine duydukları muhabbetten ötürü, Onlar’a düşman ve kin besleyen Ebu Sufyan’a, Muaviye’ye, Yezid’e ve onların zalim yandaşlarına lanet okurlar. Onların kendi sofralarında söyledikleri Afiyet olsun ismi yerine; Helalihoş olsun, yarasın, bereketli veya şifa olsun derler.   

Helalihoş olsun manası, “rızalık” olayıdır.
Kendi rıskımızla, kazancımızla aldığımız, yedirdiğimiz içirdiğimiz, soframıza koyup insanlara ikram ettiğimiz, boğazından geçen bu lokmalar size helalihoş olsun deyip ordaki hüsnü rızalığımızı ve severek ikram ettiğimizi göstermektir.
=Seyyid Hakkı=



Alevi gençliği ve önemi... 
Gençlik, bir toplumun geleceğidir. Gençliğini doğru bir temelde geliştirmeyen toplumlar, yok olmaya mahkümdürler. Bu doğru tespit, Alevi toplumu içinde geçerlidir. Bu tespitin, bize verdiği mesaj; Bir toplumun, bir milletin geleceği, kendi gençliğinin elindedir. 

Şahı Merdan Ali, „Çocuklarınızı yaşadığınız çağa göre değil, onların yaşayacakları çağa göre yetiştirin“ diyor. 

Dolayısiyle geleceği gençliğinin elinde olan bir toplum gençliğini, hiç bir zaman ihmal etmemelidir. Gençliğini iyi yetiştirmiş bir toplum, kendi geleceğini garanti altına almış demektir. 

Alevi inancı evrensel olduğu için de, evrenin tümünü kucaklar ve tümünden sorumludur. Hal böyle olunca da Alevi gençliğine, büyük sorumluluk düşmektedir ve tarihi örgütlenmesini de bu sorumluluk ekseninde yapması gerekir. 

Aleviler, bir dönüm noktası içine girmişlerdir. Alevi gençliği bu kritik dönemde Alevi toplumunun; Istem ve beklentilerini yerine getirmekle beraber önderlik kabiliyetini yaşama geçirmek sorumluluğuyla karşı karşıyadır. 

Gençlik, değişen ve değiştirendir. Öğrenen ve öğrentendir. Yaşam mücadelesinde, üretimde, motor gücü gören, paylaşımda öncü olan ve emek ortamında, öncü konumundadır. 

Küreselleşen hayat ortamında, Dünyanın her bir yanına dağılan gençlik, büyük bir tehlikeyle karşı karşıyadır. Bu tehlike, asimilasyondur. Gelenek göreneklerine, kültürüne, manevi değerlerine sahip çıkmadığı andan itibaren ortak değerlerini kaybeden bir gençlik, asimilasyona uğrayıp bir başkasının değirmenine su taşımak zorunda kalacaktır. Işte bir toplumun yok olup gitmesi, uğradığı asimilasyonun ürünüdür. 

Asimilasyonla tarumar olmuş bir Alevi gençliği, Alevi toplumunu yarınlara taşıması mümkün değildir. Kendi toplumunun aynası olması, motor gücü olması ve öncülük rolünü yerine getiremesi mümkün değildir. 

Bir toplumunun gençliği, asimilasyona ve o toplumun yok olmaması için Alevi gençliği; Allah’ın birliğine inanıp, Muhammed Ali’nin felsefesine bağlı kalıp, Imam Cafer-i Sadık’ın Buyruğu’nu kendine rehber alarak, Alevi öğretisi ve inancı doğrultusunda laik, demokratik, çağdaş, değer ve düşüncelerle donatılmış kadrolar yetiştirerek ve  kendi kurumlarını oluşturarak Aleviliği, dünya alemine taşıya bilir. Bu, bir tarihi sorumluluktur. 

Bu değerlere bezenen gençlik; Konum ve rolü gereği bencil, çıkarcı, menfaatçı ve daha önemlisi kendisine duyulan güveni sarsmadan iyi niyet doğrultusunda kendi ve toplumun sorunlarına sahip çıkarak tarihi rolünü yerine getirmelidir. 

Gençliğin önünde bireysel, ailevi, toplumsal ve bunun gibi bir yığın sorunları vardır. Bu sorunların çözümü gençliğin kendisidir. Sorunlardan kaçmak yerine, bütün zorluklara rağmen çözüm olmalıdır. Bu çözümü toplumunu kucaklayarak, birlik ve beraberlik içinde çözüm bulmalıdır. 

Muhammed Ali yolu; Insanlığın yoludur, ilim ve irfan yoludur. Şahı Merdan Ali; „Cehaleti ilimle geri çevirin“ diyor. Ve Pir Hünkar ise; „Ilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır“ diyor. 

Dolayısiyle Insani değerlerin yaşatılması için başta Aile olmak üzere, hayatımızın her alanında çocuklarımızı; Alevi ilim irfanı ile, gelenek görenekleri ile, Dört Kapı Kırk Makam öğretisi ile, eline diline beline sahip olma ahlakı ile yetiştirmeliyiz. 

Çünkü kendi değerleri ile yetişmemiş bir gençlik, asimilasyona en uygun olan gençliktir. Gençlik, ekilmemiş bir tarlaya benzer kim ne ekerse onu biçer.
=Seyyid Hakkı=


Alevi inancında, Kırklar…
Kırklar, batın alemi karşılığı kullanılan Velayet Makamı diğer bir deyim ile Ermişlik Mertebesi’dir. Bu öte dünyada yani batın aleminde, zaman dışı bir evrende geçmekte olan bir olayın zahire yansılanışıdır.

Biz kırklarız, taptığımız Ali’dir,
Kırkımızın her biri çömert velidir,
Şah-ı Merdan cümlemizden uludur,
Medet Allah, ya Muhammed, ya Ali. 

Kırklar; Şahı Merdan Ali ile beraber Ermişler meclisinde toplanan Arif-i billah, velilik mertebesine, Allah gizemine, sırrına nail olmuş kırk ulu zatlardır.  

Şahı Merdan Ali, bu velayet-ermişlik makamının başıdır. Bu nedenle Şahı Merdan Ali’ye “Velayet Şah-ı, Velayet rehberi, Velayet sultanı” gibi unvanlar verilmiştir.  

Muhammed ile bile Mi’rac’a ağan benim.
Ashab-ı suffe’y ile yalıncak olan benim. 

Sabır ile kanaatı viribidim bunlara,
Kırk kişi bir gömlekten başın çıkaran benim. 

O kırkındanbirine meşteri çaldımıdı,
Kırkından kan akıtıp ibret gösteren benim. 

Aden peygamber ile Havva yaratılmadan,
Uçmak’tan sürülüben O müfis olan benim. 

Adımı Yunus taktım sırrım aleme çaktım,
Bundan ileri dahi dilde söylenen benim.
Yunus 

Kırklar Meclisi, Alevi gizemciliğinin(tasavvufunun) özünü oluşturur. Kamillik aşamasını (ilim ve irfanı) simgeleyen bu ermişlik makamında(Hakikat kapısında) her can eşittir. Bu makamda ırk, din, dil, renk, mevki, mertebe, cinsiyet farklılığı gözetilmez. Arınmış, gönlü temiz insanların ulaşabileceği bu son durakta, Hallac-ı Mansur’un da ifade ettiği gibi; “ben, o veya sen” yoktur, “biz” varız, hep biriz. 

Gayp Erenleri (Rical-ül Gayp), alemidir. O takva sahipleri ki, gaybe (görünmeze) inanırlar. Ibadeti, dosdoğru kılarlar. Verdiğimiz azıklardan yedirirler. (Bakara suresi, ayet 3). Işte bu Erenler, aleme düzen verir ve insanlara yardım ederler. 

Kırklar, “hepimiz bir gönül, bir cihetiz; Işte „Birimiz kırkız, kırkımız biriz” demeleri bundandır. Kırklar Meclisi; Ölmeden önce ölmenin, nefsini yenmenin ve Hakk ile Hakk olmanın, ikilikten kurtulup birliğe varmanın mertebesidir.  

Kırkların; Başta Fatma Ana olmak üzere 17’sinin bacılardan oluşması, Alevilikte kadına verilen önemin ve eşit değerin bir göstergesidir. Alevi cemlerinin kaynağı, Kırklar meclisidir. 

Dolayısiyle Kırklar; Hz.Muhammed’in Ehli Beyt’i ve yakın gönül dostlarıdır(Sehabeleridir). Hakk tarafından özel olarak seçilmiş, Kırk Ulu Evliya’dırlar. Onlar’ı dünyevi gözlerle görmek mümkün değildir, ancak gönül gözüyle görebilenlere aşikar olurlar. Ulu Evliyalar ölmez, don değiştirirler.
=Seyyid Hakkı=



Kandil veya Özel Geceler, islam dininde yeri var mıdır?
Islam dini ile alakası olmayıp dine, sonradan sokulan bir çok Suudi Arap gelenek göreneklerinden biri de „Kandil geceleri“dir. Kandil geceleri; Mevlid, Reğaib, Mirac, Beraat ve Kadir gecesidir. 

Dolayısiyle Kandiller, özel geceler, kutlu doğum haftaları ve mevlit; Kur’an-da ve Islam dininde böyle uyduruk şeyler yoktur çünkü bunlar, bidattir yani Hz.Muhammed’den sonra, ortaya çıkan değişik yargı ve ilkelerdir. 

Bu gecelerin anlam ve önemleri şunlardır.
1- Mevlid kandil gecesi: Hz.Muhammed’in doğduğu gecedir.

2- Reğaib kandil gecesi: Hz.Muhammed’in anne rahmine düştüğü sanılan gecedir.

3- Mirac kandil gecesi: Hz.Muhammed’in Allah ile buluşmak için semaha(Allah’ın huzuruna) yükseldiği gecedir.

4- Beraat(Beraet) kandil gecesi: Yapılan duaların kabul edildiği, günahlarının bağışlandığı ve amel defterinin yazıldığı gecedir.

5- Kadir kandil gecesi: Kur’an Ayetleri’nin Hz.Muhammed’e inmeye-gönderilmeye başladığı gecedir. 

Bu gecelere, kandil denmesinin sebebi ise; Geceleri Cami minarelerinde, kandiller(Çerağlar) yakılarak aydınlanması sağlanılan gecelere verilen adlandırmadır. 

Kandil geceleri, tarihçesi.
Verilere göre Hicretten tahminen 300-350 yıl sonra ilk olarak Mısır’da Fatimi(Şii) Devleti(909-1171) döneminde Mevlid kandil gecesi ve takriben 400 sene sonra da Kudüs’te; Mirac, Regaib ve Beraat kandil geceleri kutlanmıştır. Bu kutlamalar Eyyübiler(Selahaddin Eyyubi) hükümdarlığı döneminde kaldırılmıştı. Fakat Hicri 628/miladi 1232 yılında Erbil Atabeği Muzafferüddin Kökböri(629/1232) tarafından Mevlid kandil geceleri görkemli şenliklerle tekrardan kutlamaya başlanmıştır. 

Türkiye’de ise, kandil geceleri; Osmanlı padişahı II.Selim(1566/1574) hükümdarlığı döneminde kutlanmaya başlanmıştır. 

Dinin, kesin bir emri ve boyun borcuymuş gibi kutlanılan kandil geceleri araştırmalara bakıldığında islamın dini ile hiç bir alakası olmadığı gibi Kadir gecesi hariç Kur’an-da  da rastlanılmamaktadır. Dolayısiyle kandil geceleri tamamen insanların uydurması ve bu uydurmalar zaman içerisinde dinin esaslariymiş gibi lance edilmiştir. 

Türkiye’de her sene dinin kesin bir emri ve bir vecibesiymiş gibi kutlanılan „Özel geceler“ diye bilinen bu geceler hadi zatında islamın ana kaynağı Kur’an la bağdaşmadığı bir gerçektir. Çünkü dinde şekilcilik, göstermelik, yapmacık ve abartılı etkinliklerin yeri yoktur; Sükut bir atmosferde Allah ile baş başa olmak ve O’na karşı ibadetini, muhabbetini yerine getirmektir. 

Sonradan dine sokulan ve hakkında herhangi bir delil bulunmayan bu gibi özel gecelerle, etkinliklerle insanlar bilinçli bir şekilde yanıltılıp yanlışlıklara sürüklenmişlerdir. 

Insanları, bu uyduruk özel geceler ve etkinliklerle yanıltmanın tek amacı; Din tücarlığı ve Din sömürücülüğüdür. 

Insanların, kendi akıl ve mantıkları ile düşünme, idrak etme yerine günlük fetvalarla, uyduruk özel gece ve etkinliklerle insanları, kendi çıkarlarına köle etmişlerdir. 

Bütün bu yanlışlara dur demenin tek yolu, Insanların, kendi akıl ve mantıklarını devreye sokarak dini anladıkları dilde okuyup icra etmeleri ile mümkürdür. Aksi takdirde o din, özünden uzaklaşır ve zulüm dini olur. Işte günümüz ıslam ülkelerinde, bu yanlışlıklar sonucu din adına terör estirilmektedir.
=Seyyid Hakkı=


Alevi inancında, ikrar...
Alevi inancında ikrar vermeyen bir kişi, Alevi değildir. Çünkü Muhammed Ali yolu, ikrar üzerine kurulmuştur. Ikrar, sözlük anlamı; Söz vermek, yemin etmek, biat etmektir. 

Alevilikte, verilen ikrar; Allah’ın birliğine, Hz.Muhammed’in peygamberliğine, Şahı Merdan Ali’nin Veliahtlığına itaat etmek, Ehl-i Beyt’e muhabbet duymak, Mürşid, Pir ve Rehber buyruğuna riayet etme sözüdür. Verilen ikrar, bilerek ve gönülden olmalıdır. 

Ikrar aktı, Adem peygamber öncesine dayanır. Allah ruhları yaratırken, Ruhlar Allah’ın varlığını ve birliğini tasdık ederek ikrar vermişlerdir.. O’nun illahi kuvvetine inanıp bağlılıklarını dile getirmişlerdir. Ilk ikrar Allah ile melek Cebrail arasında olmuştur.. Allah melek Cebraili yaratırken kendisine sorar “sen kimsin ben kimim?” ve melek Cebrail, “sen yaradansın ben ise yaradılan” demiştir. Işte ikrar aktının temeli de burda atılmış oldu. Allah, aynı soruyu Şeytan’a da sordu ama şeytan ikrar vermedi yani Allah’a itaat etmedi. Fakat bu ruhlar dünyaya geldikten sonra bunların bir kısmı verdikleri ikrarı unuttular.  

Alevi erkanında ikrar vermedeki amaç kalü Bela’dan beri verilen ikrarı hatırlatmaktır, insanlığın ilk ikrarına göndermedir. Dolayısiyle yola girmek isteyen (talip olmak isteyen) kişinin bilerek ve gönülden inanıp, Cem erkanında toplum ve pir huzurunda söz verip, yolun kurallarını, ilkelerini yerine getirmekle mükelleftir. Burdaki amaç iyi insan, faydalı insan, uyumlu insan olmakdır.   

Ikrar verip yola girmek isteyen kişi, pir huzurunda ikrar vermeden önce, başta eşi ile ve daha sonra diğer aile fertleriyle gönülbirliğine gitmeli ve rızalıkları alınmalı. Bu gönülbirliğinden sonra Hakk Meydanı’nda Pir ve toplum huzurunda ikrar verebilir. 

Ikrar sözü şöyledir: 
Bismişah, Allah Allah
Allah bir.. ya Muhammed ya Ali, ya On İki Imam’lar, insani kamil yoluna talibim, elime, dilime, belime sahibim.
Rıza şehrine girmektir dileğim. Hakk meydanında canlar şahidim olsun. Eyvallah nefes pirdedir, diyerek ikrar aktını beyan etmiş olur. İkrar beyanından sonra bu kimseye bu andan itibaren talip denir. Talip; Hakk’a ulaşmayı talep edendir. 

Pir huzurunda uzun süren bir deneme ve törenden sonra, kendisine tevbe telkin edilerek Alevi yolunun Dört Kapı Kırk Makam ile ilgili bilgiler verilir. Bunlara uyacağına, eline, diline ve beline sahip olacağına söz vererek Alevi olur. Dolayısiyle eline, beline diline sahip olma ilkesi Alevi ikrar inancının temelini oluşturur ve aynı zamanda Alevilerin uyması gereken en temel ahlaksal kuraldır.  

Ikrar verme aktı bittikten sonra dede kendisine öğüt ve nasihatta bulunur. Pir, talibe; Söylediğin bizim, sakladığın senin diyerek eline, diline, beline, aşına ve eşine sahip ol, kendine reva görmediğini başkasına uygulama, kendini bilip, Hakk Muhammed Ali’ye, Ehl-i Ebeyt’e, On Iki Imam’lara, 72 millet’e ve canlı varlıklara-Doğaya karşı sevgi ve saygıda kusur etmeyeceksin, Dört Kapı Kırk Makam kamili insan öğretisi üzerine Enel-Hakk(Tanrıyla bütünleşme, bir olma) olmaya  çalışacaksın. Yolunu, mürşüdini, pirini, rehberini bir bil. Yalan söyleme, haram yeme, giybet etme, arkada dedi-kodu yapma. Kötlük ve kötüden yana olma, eline diline sahip ol, kin ve kibir tutma, kimseye, kin, inat, kibirlik etme. Gördüğünü ört görmediğini söyleme, elinle koymadığını alma. Elinin ermediği yere el uzatma. Sözünün geçmediği yere söz söyleme. Ibretle bakıp yumuşaklık ile söyle. Küçüğüne izzet, büyüğüne hürmet ve hizmet eyle. Erenlerin sırlarına eriş. Hakk’ın her yerde ve kendi özünde hazır bil. Özünü bu yolda böylece tut.  

Pir öğüt nasihat ettikten sonra, şöyle dua ederek ikrar erkanını bitirir:

Bismişah, Allah Allah!
Allah’a, Hz.Muhammed Mustafa’ya, Aliyy’ül Mürteza’ya, Hatice’tül Kübra, Fatma’tüz Zehra, Hasan’ül Mücteba, Hüseyin’i deşta Kerbela hakkı ıçin ikrarlar daim, muradlar hasıl ola, Hakk Muhammed Ali yar yardımcınız, gözcünüz, bekçiniz ola. Canab-ı Hakk verdiğin ikrardan döndürmeye, mahşerde utandırmaya, ahrette ateşe yandırmaya... gerçeğe huu..
=Seyyid Hakkı=



ALEVİ İNANÇ DİN BİLGİLERİ sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. => Facebook Sayfalarımız: Seyyid Hakkı SH ve Seyyid Hakkı EK. => YouTube Kanalımız: Ehlibeyt Yolu-Seyyid Hakkı. Aşk ile Canlar...