Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası.

ANASAYFA





Alevi inancında, Kadın...
Öncelikle şunu belirtelim ki, ne yazık ki her tolumda kadının öyle veya böyle ezildiğine, sömürüldüğüne, çile çektiğine, vs. ve hatta sıradan dünya malıymış gibi gören taoplumlara dahi rastlamak mümkündür. Bu durum insanlık açısında, üzücü ve utanç vericidir.  

Seyyid Hakkı der ki, bizim nazarımızda;
* Peygamber ve alimleri doğurandır kadın,
* Cana can katan ve cana yar olandır kadın,
* Dünyamızı elinin üstünde tutandır kadın,
* Muhabbette, mücadelede, üretimde kadın,
* Anamdır, yarimdir hem de bacımdır kadın,
* Tek kelimeyle, Evrenin anasıdır kadın. 

Alevi inancıda; Kadın erkek eşitliği, büyük önem arz etmektedir. Dolayısiyle ibadetlerinde haremlik selamlık diğer bir deyimle cinsiyet, ayrımı yoktur. Kırklar Cemi’nde 17’sinin kadın olması, cinsiyet ayrımının Hakk katında yeri olmadığının da en makbul örneğidir.  

Haremlik ve selamlık konusunda, bakalım Pir Hünkar ne demektedir;
Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde,
Hakk’ın yarattığı her şey yerli yerinde,
Bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok,
Noksanlık, eksiklik senin görüşlerinde.

Pir Hünkar’ın deyimiyle neyi nasıl algılıyoruz veya nasıl algılamak istiyoruz anlayışıdır. 

Oysa ki, Hakk kapısında; Kadın erkek cinsiyet ayrımı yerine “can” diğer bir anlamıyla “insan” vardır. Insan ifadesinde ise, cinsiyet yoktur. Başka bir örnek ise; Aleviler, din önderi olan dede ve eşini bir tutarlar. Dedenin olmadığı zamanlarda dedenin eşi de gelen lokmaya dua verebiliyor. Tüm bunlara rağmen Alevi toplumu içinde de, kadını ikinci sınıf insanı görenler vardır. 

Dünya kadınlarının bir bütün olarak özgürleşmesi oluşmadıkça; Gün geçtikçe dağ gibi gelişen gericiliğin egemenliği karşısında; Akıl ve mantığın kabul edemiyeceği haksızlıklara, zulme, ezikliğe maruz kalacaklardır. Insanlıktan nasibini almamış bu gerici egemenliğin karşısında analarımız,  kadınlarımız ve bacılarımız hak ettikleri yaşam biçimine öncelikle kendi mücadele ve çabalariyle sahip olmak zorundalar. Ve insanlıktan nasibini almış, kendisine insanım diyen her kes dayanışma içinde olmak zorundadır.
=Seyyid Hakkı=


Muhammed Ali ve Ehli Beyt’ine Salavat. Dua ile selam olsun.
Salavatname.
Salavat veya Salat, Allah’ı çağırıp kendisinden Hz.Muhammed ve O’nun Ehli Beyt’i için; Dua, selam, sağlık, esenlikler dileyip, rahmet okumaktır. 

Allah’ın selamı ve rahmeti sana olsun, ya Muhammet Mustafa!  
Allah’ın selamı ve rahmeti sana olsun, ya Ali’yyel Murtaza!
Allah’ın selamı ve rahmeti sana olsun, ya Hadice-tül Kübra!
Allah’ın selamı ve rahmeti sana olsun, ya Fatma-tüz Zehra!
Allah’ın selamı ve rahmeti sana olsun, ya Imam Hasan!
Allah’ın selamı ve rahmeti sana olsun, ya Imam Hüseyn-i Deşta Kerbela!
Allah’ın selamı ve rahmeti sana olsun, ya Imam Zeynel Aba
Allah’ın selamı ve rahmeti sana olsun, ya Imam Muhammed Bakır!
Allah’ın selamı ve rahmeti sana olsun, ya Imam Cafer-i Sadık!
Allah’ın selamı ve rahmeti sana olsun, ya Imam Musa-i Kazım!
Allah’ın selamı ve rahmeti sana olsun, ya Imam Ali-ül Rıza!
Allah’ın selamı ve rahmeti sana olsun, ya Imam Muhammet Taki!
Allah’ın selamı ve rahmeti sana olsun, ya Imam Ali-ül Naki!
Allah’ın selamı ve rahmeti sana olsun, ya Imam Hasan-ül Askeri!
Allah’ın selamı ve rahmeti sana olsun, ya Imam Muhammed Mehdi, Sahibi zaman!
Allah’ın selamı ve rahmeti size olsun, ya On Dört Masum-u Paklar!
Allah’ın selamı ve rahmeti size olsun, ya Kerbela Şuhedaları!... 

Hz.Muhammed’e ve Ehli Beyt’ine selam ve esenlikler olsun. O’na ve Ehli Beyt’ine kin besleyip düşman olan iki yüzlü mahluklara her dem için lanet olsun.
=Seyyid Hakkı=

Bismişah, Allah Allah!
Bozatlı Hızır, yüzü suyu hürmetine;
Ellerimizi açtık, boynumuzu büktük,
Ellerimizi boş çevirme, ya Canab-ı Hakk! 

Yardım dileyenin yardımına koşan,
Şifa dileyene şifa veren, derdine derman olan,
Darda buğda koymayp, carına yetişen,
Uğradığı yerlere bereket ve bolluk saçan,
Bozatlı Hızır, yar ve yardımcınız olsun.

Cem geceniz mübarek, duanız, niyet ve niyazınız kabul olsun.
Hakk Muhammed Ali yardımcımız, Bozatlı Hızır yoldaşımız olsun.
Allah Allah, Hakk eyvallah. Gerçeğin demine Huu…
=Seyyid Hakkı=


Pir Sultan Abdal - Ulu Ozan
Çeke çeke ben bu dertten ölürüm
Seversen Ali’yi değme yarama
Ali’nin yoluna serim veririm
Seversen Ali’yi değme yarama

Bu yurt senin değil konar göçersin
Körpe kuzulardan nasıl geçersin
Ali’nin dolusun bir gün içersin
Seversen Ali’yi değme yarama

Ilgıt ılgıt oldu akıyor kanım
Pir yoluna kurban verilir serim
Benim derdim bana yeter efendim
Seversen Ali’yi değme yarama

Abdal Pir Sultanım deftere yazar
Hilebaz yar ile olur mu pazar
Pir melhem çalmazsa yaralar azar
Seversen Ali’yi değme yarama   

Pir Sultan Abdal,ın yaşadığı çağda, Anadolu’da feodal sistemin hakim olduğu ve Anadolu, feodallerin at koşturma meydanı olmuştu. Bu acımasızca boğuşmalar sonucu insanlar; inançlarından, düşüncelerinden, dillerinden, hatta cinsiyetlerinden dolayı eziliyor, horlanıyor ve sömürülüyorlardı. Dolayısıyla Anadolu’nun üstüne çöken karabulutlar, bir türlü kalkmak bilmiyordu. 

Anadolu’da hakim olan hükümdarlıkların içindeki düzensizlik, adaletsizlik, Osmanlı döneminde de sürdürülmüştür. Düzenin yarattığı adaletsizlik ve mezhep ayrımcılığından doğan iç kavgalar sonucu Ehl-i Beyet’e gönül veren, Ehl-i Beyt ümmetide(Aleviler) nasibini aldılar. Alevilere yapılan zulümler, sıradan Sünni halkından gelmiyordu aksine Ortodoks Sünni Osmanlı devlet yapısından kaynaklanıp uygulanıyordu. Osmanlı haramzade kadılar ve müftülerince verilen yalan, yanlış, iftira dolu fetvaları sonucu halklar arasındaki hoşgörü, yerini düşmanlığa bıraktı. Yönetimi bozulan ve dinsel hoşgörüden uzaklaşan Osmanlı’lardan umudunu kesen Aleviler, Osmalı’nın adaletsizliğine ve karmaşılığına karşın, kurtarıcı olarak Safavi Devleti’ni kuran Şah Ismail’den yana tavır takındılar. 

Osmanlı Padişahı Yavuz Selim ile Safavi Devlet başkanı Şah Ismail(Şah Hatai) arasındaki çıkan savaştan Şah Ismail’in yenilgisinden sonra, Aleviler, Yavuz Selim’in zulüm ve katliamına hedef oldular. Yavuz Selim’in, Alevilere karşı takındığı bu siyasi düşmanlık, mazlum kanı dökmekle kalmamış, Şeyh-ül Islam fetvaları ile Sünni inancındaki ümmetin kafasına yerleştirilen asılsız isnat-iftira ve karalamalar olmuştur.  

Pir Sultan Abdal inançsal şiirlerinde; Muhammed Ali, Ehlibeyt, 12 Imamlar sevgisini, övgüsünü anlatırken aynı zamanda zalimin mazluma yaptığı zulümü de dile getirmiştir.   

Yol içinde yol ararsan 
Yol Muhammed Ali'nindir 
Yetmiş iki dil içinde 
Dil Muhammed Ali'nindir 

Hani bizden evvel gelen 
Beş vaktini tamam kılan 
On parmağı pınar olan 
El Muhammed Ali'nindir 

Varma cahilin yanına 
Uğrarsın serrin seline 
Lanet Yezid'in canına, 
Tem Muhammed Ali'nindir 

Söyler Pir Sultan'ım söyler, 
Hakk'ın birliğini birler 
Doğmuş alemlere parlar, 
Nur Muhammed Ali'nindir 

Pir Sultan dinsel şiirlerin dışında, yaşamın çeşitli yönleri üzerine ve kendi kavgasını, yaşadığı günlerdeki çatışmaları, ayrıntılarıyla yansıtmıştır.  

Koca başlı koca kadı 
Sende hiç din iman var mı? 
Haramı helalı yedi 
Sende hiç din iman var mı? 

Fetva verir yalan yulan 
Domuz gibi dağı dolan 
Sırtına vururum palan 
Senin gibi hayvan var mı? 

Iman eder amel etmez 
Hakk'ın buyruguna gitmez 
Kadılar yaş yere yatmaz 
Hiç böyle bir ŞEYTAN var mı?  

Pir Sultan, dinsel ve dinsel olmayan şiir/beytlerinde tasavvufun derin sorunlarına girmeyip, yaşam karşısında hep somut, dışa (zahiriye) dönük kalmıştır. Imam Hüseyin gibi zulme boyun eğmeden, yiğitçe, son sözünü şöyle dile getirmiştir.  

Koyun beni Hak aşkına yanayım 
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan 
Yolumdan dönüp mahrum mu kalayım 
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan 

Benim pirim gayet ulu kişidir 
Yediler ulusu, kırklar eşidir 
On İki İmamın server başıdır 
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan 

Kadılar müftüler fetva yazarsa 
İşte kemend, iste boynum asarsa 
İşte hançer, iste kellem keserse 
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan 

Ulu mahşer günü olur divan kurulur 
Suçlu, suçsuz gelir anda derilir 
Piri olmayanlar anda bilinir 
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan 

Pir Sultan'ım arşa çıkar ünümüz 
O da bizim ulumuzdur pirimiz 
Hakka teslim olsun garip canımız 
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan  

Yakalanıp zindana haps edilen Pir Sultan, zindanda çektiklerini bu dörtlükte şöyle anlatır..
Kale’nin kapısı taştan demirden
Yanlarım çürüdü yaştan yağmurdan
Bir kimsem yoktur ki dostu çağırtam
Açılın kapılar şaha gidelim.  

16. asırda yaşayan Pir Sultan Abdal, Ondan yıllarca evvel Horasan’dan çıkıp Selçuklular’ın hakim olduğu Anadolu’ya gelen Ahmet Yesevi, Hace Bektaş-ı Veli gibi Tasavvufçulara uyarak aynı yolu tutmuş ve Anadoluya gelerek Sivas’ın Yıldızeli ilçesinin Çırçır bucağına bağlı Banaz köyüne yerleşmiştir.  

Yazılı belgeler Pir Sultan’ın, 1587-1590 yılları arasında idam edildiğini ve bu idamın Alevilik suçundan dolayı yapıldığını fakat, her yapılan idamlara bir kılıf uydurulduğu gibi bu infaza da bir kılıf uydurulmuştur.. Pir Sultan Abdal halka; Isyankar, asi ve devlet haini olarak tanıtıldı.  

Pir Sultan Abdal ve nice Hakk erenlerimizin gerçek dışı tanıtılması ve uygulanan baskı-sindirme politikası yüzünden bu „Ulu Hakk“ dostlarının isimlerini ağza dahi almayı yasaklıyarak, bu sindirme politikasıyla, gönül erenleri unutturulmak istenmiştir. Emevi Arap zihniyetine, ve Arap milliyetçilığine hizmet eden „kulakulluk“ zihniyetin hesaba katmadıkları bir gerçek vardı ki, o da; „Hak Muhammed Ali“ aşkı ile yanıp tutuşan Anadolu insanının „sevgi“ ile yaşıyan gönül dostları idi. Sonuçta, Alevi inancı hakkında yazılı belgeleri yakıp yok ettiler ama Hakk gönül dostları sözlü gelenek ile, ilim irfan, öğüt nasihat, uyarılar ve Ehl-i Beyt’e olan muhabbet duyguları ile dopdolu deyiş, şiir, ağıt,duaz-ı Imam ve mersiyeleriyle gönülden gönüle aktararak Muhammed Ali yolnunu yaşattılar ve günümüze taşınmasını sağladılar.  

Hakk gönül erenleri, „Muhammed Ali“ yolunda maddi ve manevi olarak, ağır bedeller ödediler. Yaşanan ahlaksal yaşam ve barışık düzenenin sağladığı; sevgi, saygı, güven, huzur, hoşgörü ve büyük bir özveriyle, insanı insan yapan erdemliklerin kazanımı, ağır bedeller ödemekle sağlanmıştır.. Her devrin bir zalimi varsa, o zalime karşı koyacak bir mazlumun olduğunu da kanıtlamış oldular.  

Halk ozanı Pir Sultan Abdal, Ehl-i Beyt ümmetine yapılan baskı, zulüm ve katliamları, bağlama ve sözü ile dile getirip, duruşunu ortaya koymuştur.. Bu esas duruşu bedeli ile ödemiştir. Ve aynı zamanda o günün basın görevini yapıp mazlumun dili olmuştur….
=Seyyid Hakkı=



Ayarını bozduğun kantar, gün gelir seni de tartar.
Zamanın birinde, yaşlı bir karı-koca varmış. Yaşlı kadın, tereyağı yaparmış ve eşi ise, karısının yaptığı tereyağını her gün yanıbaşındaki bakala satarak geçimlerini sağlarlarmış. 

Bakalcı, yaşlı adama duyduğu güvenden ötürü getirdiği tereyağını hiç tartmazmış. Ancak bir gün acaba? demiş. Derken yaşlı adam gittikten sonra tereyağını, tartıya koyar ve 900 gram çektiğini görünce öfkelenir; Yarın geldiğinde, bunun hesabını sana sorarım ve bir daha da kendisinden tereyağı almam demiş. Bakalcı öfkesinden ertesi günü, adamın gelmesini dört gözle beklemiş.  

Velhasıl yaşlı adam ertesi günün sabahı elinde terayağı ile bakla girerken bakalcı, sert bakışlarla yaşlı adama bakarak; Senden, bir daha tereyağı almıyacağım der.  

Yaşlı adam, şaşkınlık içinde üzüntüsünü belirtecek şekilde efendim! Bir yanlışım mı oldu? demiş.  

Bakalcı, efendi! Senin bana getirdiğin tereyağını tarttım, 900 gram geldi demiş.  Bu yaptığın, ayıp değil midir?

Yaşlı adam, utanç içinde başını yere doğru eğerek; Efendim! Bizim terazimiz yoktur, sizin bakkaldan bir kilo şeker almıştık onu, tartı olarak kullanıyoruz diye cevap vermiş. 

Bakalcı, bu cevaptan sonra içine düştüğü utancın ağırlığını; Iliklerine varıncaya kadar hisetmiş. 

Demek ki kim ne ekerse, onu biçermiş. Ancak verdiğimiz değer kadar, değer görebiliriz. Bir ata sözü; “Ayarını bozduğun kantar, gün gelir seni de tartar” der. 

Hikayenin ötesi kim ne kadar ders çıkarırsa, karı ve zararı o kadar’dır.
=Seyyid Hakkı=

Hızır orucu ve oruca, niyet duası.

Zulmet deryasını nur edip gelen,  
Hızır İlyas Şah-ı Merdan Ali’dir. 
Gariban mazlumu
n halini bilen,
Hızır İlyas Şah-ı Merdan Ali’dir.
Şükrü Metin Baba 

Hızır nebinin hem Nebilik, hem de Velilik gibi, manevi değeri vardır. Tüm inanclarda kabul gödüğü gibi sıkıntıya düşen, darda, zorda kalan herkesin yardımına giden, insanları sıkıntıdan kurtaran, Hakk’la Hakk olmuş Veliullahtır. 

Fıransız ilim adamı Louis Massignon, Bozatlı Hızır hakkıda şöyle der. O’na göre: “Bütün kalbiyle kendini Allah’ın iradesine teslim eden, iman sahiplerinin üstünüdür. O’ndan daha ileri gidilmez” der. 

Bu güzel değerlendirmeden yola çıkarak, insanların umut kaynağı olan yardım beklentisinde kendi kendilerini tatmin etmelerinin sonucundan doğan bu bayram, şükür ve şükranlarını ifade etme sevincidir. 

Eski takvime göre Hızır Erkanı(orucu); Her yıl Şubat ayının ikinci haftası Salı günü başlar ve Perşembe günü cem ibadeti ile tamamlarnır. 

2019 Hızır Erkanı-Orucu, ne zaman tutulur?
Hızır Erkanı-Orucu, üç gün olarak tutulur;
Salı 12.02.2019 günü Hızır Orucu’nun birinci günüdür-başlar ve Perşembe 14.02.2019 günü akşamı Hızır Cemi ile Hızır Orucu erkanı, tamamlanmış olur. 

Hızır orucuna, niyet duası.
Bismişah, Allah Allah!
Ya Cenab-ı Hakk!
Hakk Muhammed Ali, yüzü suyu hürmetine;
Yardım dileyenin yardımına koşan,
Şifa dileyene şifa veren, derdine derman olan,
Darda buğda koymayp, carına yetişen,
Uğradığı yerlere bereket ve bolluk saçan,
Bozatlı Hızır için tuttuğum orucu, kabul eyle.
Gerçeğe huu. Müminsin ya Ali… 

Orucunuz, niyetiniz, ibadetiniz, lokmanız kabul ve makbul ola. 

Ya Bozatlı Hızır! Darda olanların darına, imdadına sen yetişesin; Darda, buğda koymayasın... Allah Allah, Hakk eyvallah. Huu...
=Seyyid Hakkı=


Internet ve Face’te, Alevi gruplarının amacı ne omalıdır?
Sanal dünyamızda tekniğin olağanüstü ilerleyişiyle, gelişmesiyle insanoğluna sınırsız birçok imkanlar sunmuştur. Bu imkanlardan birtanesi de iletişim dalıdır.  

 

Bugün Face’te, bu teknik imkan milyonlarca insan tarafından kullanılmaktadır. Bu imkandan elbetteki Alevi insanları da faydalanmaktadırlar. 

Alevilik adı altında, sayısızca gruplar açılmıştır. Edindiğim gözlemler sonucu üç tür amaç görülmektedir:
1- Alevi toplumunun tarihi sürecinde kendilerine dayatılan baskı, sindirme, asimilasyon oyunları sonucu Alevilerin azı veya çoğu; Inançlarından, gelenek göreneklerinden, örf adetlerinden, ibadetlerinden uzaklaştırılmış ve yabancılaştırılmışlardır.  

Bu insanları tekrardan Alevi inancının manevi değerleriyle bütünleştirmek, kenetleştirmek ve yaşamasını sağlamak, Alevi gruplarının amacı olmalıdır.  Bu manevi değerler; Alevi ilim irfanı, Duaz-ı Imamlar, deyişler, ağıtlar, mersiyeler, şirler, vs. vs. dirler.. 

2- Alevi insanının sosyal yaşamlarında kendine göre sıradan bir ortam yaratmak, gününü gün etme anlayışıdır. 

3- Asimile makinasının boş durmayıp Alevi değerlerinin özünü boşaltıp kafa karışıklığı yaratmak, Alevi gençlerini anlamsız ve mansız bir yaşam ortamına sürüklemek anlayışıdır....  

Alevilik adı altında açılan grupların asıl ve tek amacı birinci tespittir. Alevi değerlerini paylaşmaktır.  

Alevilik, insani değerlerle eştir. Hz.Muhammed’den sonra 1400 senelik sürece baktığımızda Aleviler insanlık savaşı dolayısıyla ilim ve cehalet savaşı vermişlerdir.  

Örneklersek; On Iki  Imam, Kerbela olayı, Hallac-ı Mansur, Seyyid Nesimi, Baba Ishak, Şeyh Bedrettin, Pir Sultan, ve daha niceleri.... Insanlık onurunu sahiplenip canı pahasına cehalete karşı mücadele etmişlerdir.  

Dolayısiyle Alevi insanına, aydın millet denilmektedir. Aydın demek; Hisleriyle değil akıl ve mantık ekseni içerisinde hareket eden, demektir. Akıl ve mantık ile hareket etmeyenler, cehaletin bahçesinde dolaşanlardır. Özetlersek akıl ve mantık ile hareket etmek: Doğru ile yanlışı ayırt eden, yanlışı elinin dışı ile silip atan demektir.

Burada şu soru, akla gelmektedir. Alevilerin, başka grup açma hakkına sahip değildirler mi? Elbetteki sahiptirler ve hürdürler. Ancak Alevi adı altında değil ve Aleviliği, basamak yapmamak suretiyle.  

Örneklersek; özel ve kişisel olan sayfalarda istenilen, arzu edilen paylaşımlar yapılabilinir fakat “Ehlibeyt Kapısı Deyiş” adı altında açılmış olan bir grupta mantıksal olarak Alevi değerleri, ilim irfanı paylaşılır. 

 “Ehlibeyt Kapısı Deyiş” grubunda; Içkili/alköllü klip eşliğinde, “seni çok özledim, hasretine dayanamıyorum Ayşem” gibi şarkılar, türküler paylaştığınız zaman Beyaz mendilin üzerindeki kara lekeye benzer. Yanlış anlaşılmasın buradaki amaç şarkı veya klip değildir, ortamdır.  

Bir başka örnek: Kerbela şehidi Imam Hüseyin’i anlatan bir Duaz-ı Imam, ağıt, mersiye, deyiş, vs. ve hemen onun altında veya üstünde Ferdi Tayfurun “Hadi köyümüze dönelim” şarkısı...  

Birde özel pençeremizden, olaya bakalım. En sevdiğiniz bir yakınınızı kaybediyorsunuz ve komşunuz bu acılı, kederli gününüzde; Düğün veya şenlik yapıyor, çifte telli oynuyor vs. Sizce, o anda kendinizi nasıl hisedersiniz?  Evet değerli canlar! Işte mesele bundan ibarettir. Yoksa bizim kimsenin müziği, dansı, halayı ile sorunumuz yoktur.  

Bir başka husus ise, yöneticilerce yapılan uyarılardır. Yapılan eleştiriler, uyarılar doğru ise desteklenmeli ve sahip çıkılmalıdır. Yapılan uyarılar, lehimize olsa dahi saygı duyulmalı ve uyarılara riayet edilmelidir. 

Önemli eksiklerimizden bir de, Okumaktır. Yapılan paylaşımların okunmadan onaylanmasıdır. Amaç onaylamak değildir, paylaşlanı okumak ve anlamaktır. Bu duruş insanları aydınlatır, ilerletir ve olgunlaştırır. 

Dolayısiyle sanal alemde, özel bilgilerimiz ve verilerimiz konusunda dikatli olmak gerekir. Özel bilgi ve veriler, kimselere verilmemelidir. Bilgi konusunda ise, hislerle değil akıl ve mantıkla yaklaşlmalıdır.
=Seyyid Hakkı=


Cehaleti, ilimle geri çevirin.
Aleviliği, insanlık felsefesini çocuklarımıza öğretelim. Eğer biz çocukarımıza Aleviliğin ilmini, insanlığın felsefesini öğretmezsek, başkaları kendi inancını, felsefesini dayatacakdır. Onun için, okyalım ve öğretelim. 

 

Bilen ile bilmeyen bir olmaz. Çünkü ilim insanı hoşgörülü, erdemli, muhabbetli ve insanlık alemine faydalı kılar. Cehalet ise, bunların aksine; Sadece kendini düşünen ve kendi inandığının dışındaki fikir, görüş ve güzelliklere düşmandır. 

Ilim ile cehalet ve bilen ile cahil hakkında, Şahı Merdan Ali; Cehaleti ilimle geri çevirin. İlim; insanı akla götürür, kim ilim öğrenirse akıllanır. İlim; Ruhu diriltir, aklı aydınlatır ve cehaleti öldürür“ buyurmuştur.
=Seyyid Hakkı=

Insanların ortak paydası, insanlık değerleridir.
Dirliğin şartı, birliktir ve birliğin şartı ise, imkanları paylaşmak ve sahiplenmektir. Nefse uyanlar bir dağı paylaşamazken, birbirini sevenler bir lokmayı döne döne paylaşrlar.  

Senlik benlik yerine, biz diyene,
Ölüm yerine, yaşam diyene,
Kin, nefret yerine, sevgi diyene,
Savaş yerine, barış ve dostluk diyene,
Zalimlik yerine, mazlumiyet diyene,
Düşmanlık yerine, kardeşlik diyene,
Tüm umutsuzluklara, umut olana aşk olsun.. 

Insan onuru ve eşitlik, insan haklarının iki temel değerdir. Dolayısiyle halkların yaşamlarını, insan onuru ve eşitliği ekseninde sürdürebilmeleri için; Hoşgörü, sevgi, dostluk, paylaşmak, sahiplenmek, barış, özgürlük, adalet ve hakkaniyet gibi manevi değerlere bağlı ve sadık kalmakla mümkündür. 

Insanların yaşam kaynağı olan manevi değerlere sahip çıkmak sadce devletin, kurumların, kuruluşların görevi değildir. Bütün bireylerin görevi ve sorumluluğudur.  

Onurlu yaşamak için insanların hakkını araması, hakkına ve haklıya sahip çıkması bilincinin geliştirilmesi gerekir.

Ölüm diyenlerden değil, can diyenlerden olalım,
Kin güdenlerden değil, sevgi diyenlerden olalım,
Savaş haykıranlardan değil, barış diyenlerden olalım,
Diken ekenlerden değil, Gül ekenlerden olalım,
Düşmanlık yapanlardan değil, kardeşlik türküsü söyleyenlerden olalım,
Umutsuzluğun içinde, umut ışığı olalım ve insanlıkta birleşelim.
=Seyyid Hakkı=



Bismişah, Allah  Allah!
Allah Muhammed Ali,
Pirimiz üstadımız Hünkar Hace Bektaş-ı Veli,
Bekleye, saklaya, göre, gözete, neyleyim, nideyim dedirtmeye.
Hastalara şifa, dertlilere deva, şefaat senden ya Resulullah. 
Deryada, denizde, topta tüfekte, girdapta, ya Ali carımıza diyenin carına,
Imdadımıza diyenin imdadına yetişesin,
Darda buğda koymayasın.
Cemi cümle ümmeti Muhammed ile,
Eşimizin, dostumuzun, mühübümüzün
Ağız tadlarını bozmaya, elem keder vermeyerek,
Her daim için iyi günlere çıkmamızı nasip eyle ya Rabbim.  

 

Şah Imam Hüseyin aşkına;
Dua eden ve çerağ uyandıran cümle canlarımızın dilde dilekleri,
gönülde muradları kabul ola.
Dil bizden kabulü Canab-ı Hakk’tan ola. Allah Allah.
=Seyyid Hakkı=



Sözün hayırlısı, fayda verendir.
Şahı Merdan Ali’den, oğlu Imam Hasan’a öğüt.

 

* Bilmediğin herhangi bir hakkında, konuşmayı ve üzerine düşmediği halde söz söylemeyi terk et. 

* Sapıklık olacağından korktuğun bir yola, girme çünkü sapıklık; Şaşkınlığından sakınmak, korkunç belalara duçar olmaktan daha iyidir. 

* Marufu emret ki, maruf ehlinden(iyilerden) olasın. Kötülüğü elinle, dilinle önle ve kötü iş yapanlardan bütün çabanla uzaklaş. 

* Allah yolunda, hakkıyla cihat et; Bu uğurda hiç bir kınayıcının kınaması seni, yolundan alıkoymasın. 

* Nerede olursa olsun, Hakk’a ermek için güçlüklerin en şiddetlilerine korkusuzca atıl. 

* Dinde, fakih(anlayış ve kavrayış sahibi) ol; Nefsini, sabretmeye alıştır. 

* Bütün işlerde Allaha sığın ki, tam koruyan bir koruyucuya ve tam güçlü bir savunucuya sığınmış olursun. 

* Rabbinden bir şey dilerken, ihlaslı ol; Çünkü vermek de, vermemek de O’nun elindedir.
=Seyyid Hakkı=



Hz.Muhammed’in, Ehli Beyt’i ve Pak Nesli.
Ehli Beyt; Hz.Muhammed’in ailesi, nesli, soy evlatlarıdır.

 

Bu aile, Hz.Muahammed ile birlikte; Fatma Ana, Şahı Merdan Ali, Imam Hasan ve Imam Hüseyin’den oluşmaktadır.  

Dolayısiyle Hz.Muhammed’in nesli, Fatma Ana ve Şahı Merdan Ali’den devam ettiği için, Onlar’ın evlatları da Ehli Beyt’dir. 

Ehli Beyt, tüm katülüklerden arınmış ve günah işlemekten korunmuştur. Onlar’ın hata ve günahları giderilmiş bunun yerine, doğruluk ve iyilik ikame edilmiştir.  

Ahzab Suresi, 33. Ayet; Yüce Allah, ancak ve ancak siz Ehl-i Beyt’ten her türlü çirkinliği defetmek ve sizi tertemiz yapmak ister. Ve

Hud Suresi, 73. Ayet; Allah'ın rahmeti ve bereketi, sizin üzerinize olsun ey Ehli Beyt!

Şahı Merdan Ali, soyundan gelen ve  imamet makamına laik görülmüş 11 Imam, peygamberlere bahşedilmiş ilme sahiptirler.
=Seyyid Hakkı=


Alevi inanç takvimi 2019, etkinlikler ve katliamlar.
12, 13 ve 14 Şubat 2019        Hızır Orucu. (Eski takvime göre Hızır orucu; Her yıl

                                            Şubat ayının ikinci haftası Salı günü başlar ve
                                            Perşembe günü biter-cem yapılır.) 

12 Mart 2019                         Gazi katliamı. 

21 Mart 2019                          Hz.Ali’nin doğum günü(7 Zilhicce, 25 Hicri) ve Nevruz bayramı. 

18 Nisan 2019                        Malatya katliamı. 

04 Mayıs 2019                       Dersim katliamı. 

29 Mayıs 2019                       Çorum katliamı. 

05 - 06 Mayıs 2019                Hıdır Ellez/Hızır Ilyas anma törenleri. 

06 - 07 Haziran 2019             Abdal Musa anma törenleri. 

25 Mayıs 2019                       Şahı Merdan Ali Hakk’a yürümesi (21 Ramazan, 40 Hicri). 

02 Temmuz 2019                   Madımak/Sivas katliamı. 

11 Ağustos 2019                    Kurban Erkanı. 

16 - 18 Ağustos 2019             Hünkar Hace Bektaş-ı Veli anma törenleri. 

19 Ağustos 2019                    Gadir-i Hum bayramı. Hz.Muhammed’in Hz.Ali’yi, halife(vasi)
tayin ettiği gündür. (18 Zilhicce, 10 Hicri)                                                               

27 - 29 Ağustos 2019             On Dört Masum-u Pak’lar orucu. 

30 Ağustos 2019                    Fatma Ana orucu. 

31 Ağustos 2019                   On İki Imam Matem Ayı. (Birinci günü-başlar) 

09 Eylül 2019                         Imam Hüseyin’in şehadeti. (Hicri; 10 Muharrem, 61) 

12 Eylül 2019                         Aşura erkanı/günü ve Kurban erkanı. 

10 Ekim 2019                         Imam Hüseyin’in şehadetinin anma günü.
(M: 10 Ekim 680 – H: 10 Muharrem 61) 

24 Aralık 2019                       Maraş katliamı 

Alevi oruçları; Hızır orucu, On İki Imam orucu, On Dört Masum-u Pak orucu, Fatma Ana orucu ve 48 Perşembe oruçlarıdır. 

Matemlerinizin, oruçlarınızın, lokmalarınızın, ibadetlerinizin ve dualarınızın Canab-ı Hakk’tan kabulünü dilerim. 

Canab-ı Hakk yardımcımız, Muhammed Ali haldaşımız, Ehl-i Beyt yol göstericimiz, Hızır yoldaşımız ola.
=Seyyid Hakkı=

 


ALEVİ İNANÇ DİN BİLGİLERİ sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. => Facebook Sayfalarımız: Seyyid Hakkı SH ve Seyyid Hakkı EK. => YouTube Kanalımız: Ehlibeyt Yolu-Seyyid Hakkı. Aşk ile Canlar...