Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Seyyid Seyfeddin Ocağı

ANASAYFA




Alevi inanç yolunda, hizmet sayfalarımız...
YouTube, ilim kanalımız: https://www.youtube.com/user/YediDeryaSohbeti62
Facebook, Dergah grubumuz: https://www.facebook.com/groups/244039227002241/
Fcebook, ilim sayfamız;
https://www.facebook.com/Seyyid-Seyfeddin-Oca%C4%9F%C4%B1-sayfas%C4%B1-194839911064876/
Alevi Inanç Din Bilgileri, WEB  sayfamız;
https://www.uludivan.de/
Facebook özel sayfamız;
https://www.facebook.com/seyyidhakkiii

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=

*************************************************************************************








Geçmiş olsun, Izmir ve Samos...
Kalbimiz, duamız Izmir ve Samos halklarıyla birliktedir...

Dualarımız, depremden zarar gören Türkiye ile Yunanistan, özellikle Samos ve Izmir halklarıyla birliktedir. Bu gibi doğa afetleri, insanlığımızı hatırlatıyor ve ortak acımızı paylaşmamıza vesile olmaktadır...

Cenab-ı Hakk’tan herkese merhamet, teselli, huzur ve sabır diliyoruz. Hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılara da acil şifalar diliyoruz...

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Ey candost! Bu dünya, hepimize yeter...
Medenice yaşamanın, hakca bölüşmenin, birlik ve beraberliğin yeğane sırrı saygı, hürmet, hosgörü ve sevgi olduğuna göre; Gelin dostca, kardeșce huzur içinde yașıyalım. Ey candost! Bu Dünya, hepimize yeter. 

Bölüșmesini,  sahiplenmesini bilirsek,
Karșılık beklemeden, yardımlașırsak,
Senlik, benlik kavgasını yapmazsak,
Ey candost! Bu Dünya, hepimize yeter. 

Seyyid Hakkı sevgi, muhabbet insan için,
Sevmek, sevilmek ve gülmek insan için,
Dostluk, barıș ve huzur hepisi insan için,
Ey candost! Bu Dünya, hepimize yeter. 

Ey candost!
Hakk Muhammed Ali yoluna gönül verdin ise, insanlığa hizmet etmeyi kendine prensip eyle. Insanlığa hizmet etmeyi kendine prensip edindin ise; Hata, kusur aramadan önyargısız gönülden selam verip muhabbet, dost elini uzatıp kötülüğe lanet eyle. 

Ya Cenab-ı Hakk!
Ya Şahı Merdan Ali’nin ilmini, irfanını bize nasip eyle. Bizi Muhammed Ali’nin muhabbetine, Ehli Beyt’in adaletine ve On Iki Imam inayetine, nail olanlardan eyle. 

Ruhunuz Şahı Merdan Ali ilmiyle, gönlünüz Ehli Beyt muhabbetiyle aydınlansın... 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Hakk Muhammed Ali ve Ehli Beyt hürmetine, duamız;
Cenab-ı Hakk, iyi niyetli insanların yardımcısı olsun ve kötü niyetli insanları da islah etsin.

Allah Allah...  

Cenab-ı Hakk yolunuzu, arsızın, pirsizin, ikrarsızın, insan sevgisinden mahrum insanlık değerlerine düşman yoz ve yobazların yoluna uğratmasın.  

Muhammed Ali, Fatma Ana, Ehli Beyt ve On Iki Imam hakkı için;
Yolunuz, On Iki Imam yolu, Muhammed Ali ilim irfanı ile aydınlansın.  

Yolunuz Erenlerin, Evliyaların ve Kamil-i Insan yüzü suyu hürmetine; Elesti Bezm’de verilen ikrarın yolu olsun.  

Yolunuz Ulu Ozanlarımızın, yol önderlerimiz olan Mürşid, Pir ve Rehber’in yolu olsun. 

Yolunuz Cem erkanında, Hakk meydanında, canların huzurunda özünü dara çekenlerin yolu olsun. 

Yolunuz; Dar-ı Fatma Ana, Dar-ı Mansur, Dar-ı Fazlı ve Dar-ı Nesimi yolu olsun. 

Yolunuz; Tevella ile Teberra  ilkesine bağlı, Dört Kapı Kırk Makam diyenlerin yolu olsun. 

Yolunuz; Kul hakkını yiyenlere, Mazluma ah çektiren zalimlere lanet okuyanların yolu olsun.  

Yolunuz; Ikrarından dönmüş, Hakk Muhammed Ali yolunu kör bıcakla kesmeye çalışanlara lanet okuyanların yolu olsun. 

Yolunuz; Ölmeden evvel nefsini öldürenlerin yolu olsun.  
Allah eyvallah. Dil bizden, kabulü ol Cenab-ı Hakk’tan olsun.  

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


Bismişah, Allah Allah...
Yüz bin alemi, halk eden yüce Allah’ım!
Peygamberine ve O’nun Ehli Beyt’ine dua ile selam olsun.
Muhammed Mustafa, Ali’yyül Murteza,
Seyyidine Ali’yyen Veliyullah aşkına bizleri,
On Iki Imam arzu hürmetine  bağışla. 

Fatma Ana, şefaat ve nuru hakkı için,
Cem geceniz mübarek, dualarınız,
Lokma ve niyazlarınız kabul ola.
Hastalarımıza şifa, dertlerine deva,
Göçmüşlerimize rahmet ola.
Dil bizden, yardım Hakk’tan,
Şefaat Hz.Muhammed Mustafa’dan,
Himmet Şahı Merdan Ali’den ola.
Gerceğe Huu... Müminsin ya Ali... 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Kul, Tanrıya; Kırk makamda erer, ulaşır ve dost olur...
Dört kapı kırk makam üzerine kurulu olan Alevilik inancında, ilk kapı ve buna bağlı on makam, şeriat kapısıdır. Ancak buradaki şeriat’ın, Radikal islamlıktaki şeriatla hiçbir alakası yoktur. 

Herşeyden önce şeriatın kaynaklarının yorumlayış ve algılaması farklıdır. Radikal islamlıkta Hz.Muhammed Mustaf, Allah’ın buyruklarını Melek Cebrail aracılığıyla insanlara ileten bir aracıdır. Alevilikte ise şeriatın Tanrısal kaynakları, doğrudan doğruya insan olarak Hz.Muhammed Mustafa’nın iç güdüsel zekasının, sezgisel aklının ürünüdür. Melek Cebrail, Hz.Muhammed Mustafa’nın Tanrısal özle buluşan içgüdüsel zekasının veya sezgisel aklının bir simgesinden başka bir şey değildir. 

Pir Hünkar; "Kul Tanrı’ya kırk makamda erer, ulaşır ve dost olur." der. Buda, görsel alemde; kendini bulmak, ikrar verip teslim olmak, nefsini bilmek, Hakk’ı özünde bulmak ve Hakk ile beraber olmak yani Kamil-i Insan olmaktır. 

Pir Sultan Abdal; „Dört kapı içinde bir şehir gördüm, mihmanımız Şahı Merdan Ali’dir“ der. 

Buyruk ve Makalat’a gore, dört ulu kapı ve bu dört ulu kapıya bağlı, kırk makam vardır. Birinci Kapı, Şeriat; İkinci kapı, tarikat; Üçüncü kapı, marifet ve dördüncü kapı, insan oğlunun erişe bileceği son kapı, hakikat kapısı’dır.  

Her ulu kapının, kendisine has alt kurumları vardır. Bu kurumlar, insanın ham ervahlıktan(Çiğ, olgunlaşmamış) olgun insan olma yollarıdır. 

Buyruk’a göre şeriat kapısı: Gemidir, bilmektir, kulluk etmektir, ilimdir, tendir, kapıdır, mumdur. 

Şeriat, Hz.Muhammed’in şanına; Tarikat, marifet ve hakikat ise Şahı Merdan Ali’nin şanına gelmiştir. Şeriat Hz.Muhammed’de zahirileşti; Tarikat, marifet ve hakikat ise, Şahı Merdan Ali’de sır oldu. 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Enel Hakk, mana anlamı...
Enel Hakk, Hakk’tan gayrı değilim; O’nunla birleşip, bütünleşmek ve beraber olmaktır. Yani Allah’ın, insanda tecelisidir; Görünüş alanına çıkması, vücut bulmasıdır. Dolayısiyle kişinin varlığının, Allah’ın varlığı içerisinde eriyip yok olmasıdır.   

Hakk, Allah’ın isimlerinden biridir. Doğru ve gerçek anlamına gelir.

Hallac-ı Mansur “Enel Hakk!.. Enel Hakk!.. Enel Hakk!..” (Ben Hakk ile beraberim) diye diye inlermiş.

Halk, ikiye bölünür. Bir kısmı zahire göre hükmederek, Hallac-ı Mansur’u inkar ettiler ve sözüyle dinden çıktığını ileri sürdüler. Bir kısmı da, Hallac-ı Mansur’un bu sözüyle benliğini reddettiğini ve Hakk’ı dilediğini savundular.

Hallac-ı Mansur mahkemeye çıkarılıp, hapse atılır ve kendisine işkence edilir.
“Enel Hakk deme! Hüvel Hakk (Hakk O‘dur) de!” diye kendisine dayatılmıştır.

Hallac,
“Bizim için de Hakk, O‘dur!” diye cevap verir.

Ibn-i Ata haber göndererek:
“Özür dile ki seni, zindandan çıkarsınlar!”

Hallac,
“Ben ne dedim ki, özür dileyeyim? Ben, Halık’ı (yaradan) bırakıp halka yalvarmam!” demiştir. Bir yandan da “Enel Hakk! Enel Hakk!” diye feryat edip dururmuş.

Bağdat uleması, Hallac’ın katledilmesi için fetva verir. Nihayet fetva gereğince, Hallac idam edilir.

Şibli, Hallac-ı Mansur’u rüyasında görür ve kendisine sorar;
“Sana azap eden ve seni asan halka Cenab-ı Hakk nasıl muamele eyledi?”

Hallac:
“Benim hakkımda halk ikiye bölünmüştü. Bir kısmı benim halimi bilirdi. Bana şefkat ederdi. Bir kısmı da benim halimi bilmezdi. Şeriatı muhafaza ve Cenab-ı Hakk’ın emrini yerine getirmek için bana azap ederdi. Cenab-ı Hakk, her iki bölüğe de rahmet eyledi. Çünkü her ikisi de masumdu!”

Bir derviş rüyada gördü ki, şeytan Hallac-ı Mansur’u görünce şaşırdı ve şöyle dedi:
“Sen, “Enel Hakk” (Ben, Hakk ileyim) dedin. Ben ise, “Enel Hayr” (Ben, hayırlıyım!) dedim. Sana rahmet olundu, bana lanet edildi. Bunun hikmeti nedir?”

Hallac-ı Mansur şu cevabı verdi:
“Sen enaniyetine (Kendini beğenmek, Övme) güvendin ve benlik eyledin. Ben ise enaniyetimi inkar ettim, benliği kendimden uzak eyledim. Benliğimi Hakk’ta gördüm!” 

Sonuç itibariyle Enel Hakk; Hallac’ı Mansur’un Hakk’ı kendi özünde, kendi özünü Hakk’ta görmektir yani Hakk ile beraber olmak anlamında, söylediği sözdür. 

Hallac-ı Mansur’un, Insanı-Tanrı’yı-Doğa’yı bir bütün olarak gören inançta; Sevgiyi temel alan ve herşeyi insanda arayan bu öğretisi, Alevi inanç öğretisinde temeli olmuştur. Dolayısiyle mollalar Hallac-ı Mansur’un “Enel Hakk” düşüncesini, şeriata aykırı gördükleri için dar ağacına çekmişlerdir. 

Anadolu Aleviliğine ve erenlere önemli etkisi olan ünlü düşünürlerden Ebul Vefa, Hallac-ı Mansur’u yarğılıyan molalara söylediği sözde oldukça anlamlıdır; “Mansur, Enel Hakk demeyipte Enel Batıl mı yani ben gerçek değilim mi deseydi?.” 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Allah Muhammed ya Ali! Medet, mürvet... 
Bismişah, himmet ola...
Hakk Muhammed Ali yolunda zor olan, ikrarında durmaktır.
Muhammed Ali’yi zikretmek, Hakk ve hakikatin yolunda yürümektir.  

Imam Hüseyin’i zikretmek, zalim ve haksızlığa boyun eğmemektir.  

Ehli Beyt’e ikrar vermek, Tevella ve Teberra ilkesine bağlı kalmaktır.  

Hakk ve hakikat yolunda yürüyene,
Zalim ve haksızlığa boyun eğmeyene,
Tevella ve Teberra ilkesine bağlı kalan yüreklere selam olsun.

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Din, ırklara değil insan alemine inmiştir…
Din, Evrenseldir. Dolayısıyla insanlar ırkçı değil, Evrensel düşünmelidir. Evrensel olan Din bir ırkın, bir kabilenin, bir ulusun tekeline sokulamaz. 

Evrensel düşünebilmek için öncelikle insanların, böl parçala yönet anlayışından uzak Evreni bir bütün olarak görmesi ve Evrenin bir parçası olduğunu kabullenmesi gerekir. Dünyada sınırsız bir yaşam için çabalamalı, ardından gelen kuşaklara özgürce bir yaşam, sağlıklı bir tabiyat, akıl ve maktıkla düşünen bir toplum, Adaletli, hoşgörülü ve sevgiye dayalı bir yaşam düzeni bırakmak sorumluluğunu taşımalıdır.  

Dünya; Evimiz,
Insan; Neslimiz,
Evlad-ı Resul; Seceremiz,
Ehli Beyt; Soyumuz,
On Iki Imam; Ocağımız,
Sevgi; Dinimiz,
Kamil-i Insan; Kıblegahımızdır.  

Irkçılığı red eden ve insanların aynı özden-nesneden geldiğine dahir ders veren Hakk kelamı(Ayet); “Muhakkak ki, Allah indinde en kerim olanınız, takvada en ileri olanınızdır” buyurmuştur. 

Allah’ın kelamı ne ırk, ne kabile, ne aşiret, ne makam ve nede rütbe gözetir çünkü çağrı, insan almemine yapılmıştır. Dolayısıyla Din ırkçılığı, mezhepçiliği red eder. 

Irk tercih değil fakat din, tercihtir. Kimse kendi ırkını, kendi iradesiyle seçmemiştir lakin dinini seçebilmiştir. 

Irkçılık anlamı; Diğer insanlardan üstün olduğunu, haklarına saygı duymayan ve üstünlük duygusunu öne süren önyargı, öğretidir. Dolayısıyla tercih değil, doğurulur. 

Örneğin günümüz ırkçılarına göre; Beyaz ırktan olmayan insanlar, geri zekalı, becereksiz, görgüsüz, kültürsüz, yeteneksiz, vs. kendilerinden aşağı görüp insanlar arsında ayrımcılık yaparak kendi dışındaki insanlara hak ve hukuk eşitliği tanımazlar. 

Din ise, ahlak evresidir; Insanı ruhen yükseltir, ahlaksal olarak da olgunlaştırır. Insanların birbirlerinin haklarına saygılı olmalarını, uyulması gereken hak ve görevlerini bildirir. Hak ve hukuk eşitliği esas alarak bütün insanları kucaklar. Doğurulmaz, tercih edilir. 

Sonuç itibariyle Peygamberler, Müminler, Erenler yani Hakk ve hakikate gönül verenler belli bir ırka mensup değildirler. Onların mekanı dünya, Nesli insan, Dini sevgi ve kabesi, Kamil-i Insan’dır… 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Asıl kirlilik, dıșta değil içtedir…
Kılık kiyafetteki lekeler ve bedenin kirliliği, suyla yıkandığı zaman arınıp temizlenir. Ancak suyla temizlenmeyen, arınmayan ruh ve kalpteki kirliliktir. Bunlar kin, kibir, kıskançlık, çekememezlik, vs. gibi unsurlardır. 

Beden ve kılık kıyafetin temizliği, zorunludur. Çünkü bunların verdiği huzursuzluktan ötürü, yıkamak ve yıkanmak zorunluluğu vardır. Ruh ve bedenin kirliliği ise, gizli ve sinsi duygulardır. 

Gün gelir en sevdiğimiz insanı dahi bașarısını kıskanırız, sevilip sevilmesini yüreğimize sindiremeyiz veya söylemiș olduğu bir sözden ötürü, yüz çevirip kin yapıyruz. vs. 

Tüm bunlar kah bilinç altı, kah bilerek, kah farkında olmiyarak kalbimizde, ruhumuzda yașatıyoruz. 

Bu gibi unsurlar ister istemez insanları, birbirinden ayrıștırır, uzaklaștırır ve tekliğe mahküm eder. Içine düștüğümz durumun farkında olmadığımız gibi suçu, bașkalarından arıyoruz veya onları, suçluyoruz. 

Bu yanılgıdan yola çıktığımız zaman insanlar, düșmanını bașka yerde aramaktalar oysaki her insanın düșmanı, kendisinde gizlidir.    

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=

ALEVİ İNANÇ DİN BİLGİLERİ sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. => Facebook Sayfalarımız: Seyyid Hakkı SH ve Seyyid Hakkı EK. => YouTube Kanalımız: Ehlibeyt Yolu-Seyyid Hakkı. Aşk ile Canlar...