Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası.

ANASAYFA





Allah Muhammed ya Ali! Medet, mürvet...
Bismişah, himmet ola...
Hakk Muhammed Ali yolunda zor olan, ikrarında durmaktır.
Muhammed Ali’yi zikretmek, Hakk ve hakikatin yolunda yürümektir.  

Imam Hüseyin’i zikretmek, zalim ve haksızlığa boyun eğmemektir.  

Ehli Beyt’e ikrar vermek, Tevella ve Teberra ilkesine bağlı kalmaktır.  

Hakk ve hakikat yolunda yürüyene,
Zalim ve haksızlığa boyun eğmeyene,
Tevella ve Teberra ilkesine bağlı kalan yüreklere selam olsun.
=Seyyid Hakkı=


Muharrem ile On İki Imam Ayı, kutsallığı ve anlamı.
On İki Imam Ayında, matem ve oruç kaç gündür? 

Öcelikle şunu belirtelim ki, Alevilerin, matem ve matem orucu; 10 gün değil, Toplam 16 gündür; 3 gün On Dört Masum-u Pak orucu, 1 gün Fatma Ana orucu ve 12 gün On İki Imam matem orucu. 

Bazı Alevi canlarımız, Muharrem Ayı’nın onuncu gününde Aşura yaparlar.
Bu konunun netleşmesi ve daha iyi anlaşılması; Muharrem ile On İki Imam Ayında tutulan Oruç ve Matemi doğru algılamakla mümkündür. 

Muharrem ile On iki Imam Ayında, tutulan Oruç ve Matemin anlamları.

Muharrem Ayı ve kutsallığı.
Muharrem ayı, Hicri takviminin birinci ayıdır. Farsça’da onuncu güne, „Aşura“ derler. Aşura demek. “on” demektir. Tarihi kaynaklara göre Arap, Israil, Fars milletleri tarafından Muharrem ayının onuncu(Aşura) günü kutsal kabul edilen bir ortak değer olmuştur. Tarihler bugünün değerini ve kutsallığını, bir çok Peygamberin kurtuluşa ve selamete erdikleri gün olarak verirler.  

Hz.Muhammed’en evvel gelen Peygamberler de bu kutsal günde, yüce Allah’a şükür ve senalarını ifade etmek için oruç tutmuşlar ve Nuh Peygamber’in kurtuluş çorbasından pişirip, fakir fukarayı doyurmuşlardır.  

Allah’ın rızasını kazanmak için, hayır-ihsan yapmışlardır. Hz.Muhammed, Şahı Merdan Ali de Muharrem Ayında on gün oruç tutmuşlar ve çorbalarını pişirip, hayır- ihsan yapmışlardır.  

Bütün tarihler Canab-ı Hakk,ın Kerbela olayına kadar olan zaman dilimi içerisinde Muharrem Ayında; On peygamberine, on değişik ikram ve ihsanda bulunduğunu aşağıdaki sebeplerle tanımlamışlardır;
1. Musa peygamber, bu günde denizi yararak Mısır Kıralı Firavun’dan kurtulmuş ve Firavun’un ordusu ise, denizde boğularak ölmüşlerdir.
2. Nuh peygamberin gemisi, bu günde tufandan kurtulup rivayete göre Cudi Dağı’nda karaya oturmuştur.
3. Yunus peygamberin,  bugünde Balığın karnından kurtulmuştur.
4. Adem peygamberin tövbesi, bugünde kabul edilmiştir.
5. Isa perygmber, bugünde dünyaya gelmiş ve bugünde de semaya yükselmiştir.
6. Yusuf peygamber, bugünde kardeşleri tarafından atıldığı kuyudan kutulmuştur.
7. Davud peygamberin tövbesi, bugünde kbul olmuştur.
8. İbrahim peygamber’in oğlu Ismail peygamber, bu günde doğmuştur.
9. Yakup peygamberin, oğlu Yusuf’un hasretinden kör olan gözleri, bu günde tekrardan görmeye başlamıştır.
10. Eyyub peygamber, bu günde hastalığına şifa bulmuştur.
 

On İki Imam  Ayı ve kutsallığı.
On İki Imam, matem erkanı(ayı); Kurban bayramının birinci gününden başlayarak, 20 gün sayılır. 20’ci günün akşamı matem ve oruca niyet edilir.   
 

Alevi inancında Kerbela vakasıyla özdeşleşen, on günlük bir Muharrem orucu vardır. Muharrem orucu ile Kerbela katliamı şehitlerine tutulan matem ve oruç öylesine iç içe geçmiştir ki, birini diğerinden ayırmk mümkün değildir. 

Aleviler, On İki Imam Ayı’nda, matem tutarlar. Oruç ise, Kerbela olayında; Imam Zeynel Abbidin’in kurtulup On İki Imam neslinin devam ettiği için Allah’a, şükür orucu tutmaktadırlar. 

Matem, Kerbela’da şehid edilen Imam Hüseyin, On Dört Masum-u Pak, Kerbela şehitleri ve Arap Emevi hükümdarlarınca hunharca katledilen On Bir Imam anısına tutulan yastır, üzüntüdür, tepkidir.  

* Kerbela matemi; Aç ve susuz olarak insanlığa verilmiş büyük bir mesajdır.
* Kerbela katliamı; Haksızlığa ve zulme karşı baş eğmeyiş, insanlık için kendini feda etmektir.
* Kerbela olayı; Iyi-kötü, aydınlık-karanlık, ezen-ezilen, inaçlı-inançsız, zalim-mazlum çatışmasıdır.  

Dolayısiyle Aleviler, on iki gün matem ve matem orucu tutarlar. 13 günde, Imam Hüseyin’in can yemeği olan Aşura ve kurban erkanı yapılır. Yüzyıllardır Ehl-i Beyt’e ikrar veren yol evlatları, bu matemi tutulmaktadırlar. 

* Muharrem Ayının ongünlük orucun ardında yapılan Aşura, Hakk’a şükür yemeğidir.
* On İki Imam Ayı matem ve orucu sonunda yapılan Aşura ise, Imam Hüseyin ve Imam Hüseyin’in şahsında cümle şethitlerin can yemeğidir.
=Seyyid Hakkı=

Dua, dilek ve temenileriniz kabul olsun...
Bismişah, Allah Allah!
Hakk Muhammed Ali aşkına dua eden, dilekte bulunan, çerağ uyandıran cümle canların dilde dilekleri, gönülde muradları kabul ve cem geceniz mübarek olsun. 

 

Kurban duası...
Bismişah, Allah Allah!
Ibrahim peygamberin hakkı hürmetine;
Kurbanlar kabul, muradlar hasıl ola.
Kesilen kurban kazaya kalkan, belaya bekçi ola. 

Destur, ey gani Şah!
Allah birdir, Allah tektir, Allah yücedir,
Allah’tan başka illah yoktur. 

Muhammed Ali’den himmet ola...
Kurbanı Halil, fermanı celil,
Tığı Cebrail, canı Ismail ola.
Niyetiniz, niyazınız, hizmetiniz  kabul ola.
AllahAllah, Allah eyvallah. 

Sofra duası...
Bismişah, Allah Allah.
Sofranız, Bozatlı Hızır sofrası ola,
Nimmeti Celil, bereketi Ibrahim halil bereketi ola. 

Bu gitti ganisi gele.
Hakk Muhammed Ali bereketini vere.
Yiyene helal, yedirene delil ola.
Artsın eksilmesin, taşsın dökülmesin,
Er Hakk Muhammed Ali kabul eylesin. 

Yüce Allah’ım!
Gökten rahmetini, yerden bereketini bizlerden eksik eyleme.
Hastalarımıza şifa, dertlerimize deva, şefaat senden ya Resulullah.
Hakk Muhammed Ali didarından, Imam Hüseyin darından,
On Iki Imam katarından ayırma. 

Getirip pişirenlerin, pişirip kotaranların biri bin ola.
Hizmet sahipleri, hizmetlerinden şefaat bula.
Her zaman yüzünüz ak, imanınız pak ola.
Ömrünüz bereketli, yuvanız şen ola.
Dil bizden, nefes ol Pir’den ola. 

Sofra hakkına, Evliya keremine, Cömertler cemine, gercek
Erenler demine  Hu.
Allah Allah, Allah eyvallah. 

Lokma duası...
Bismişah, Allah Allah.
Lokmanız kabul, muradınız hasıl ola.
Yiyene helal, yedirene delil ola.
Bir lokmanız, her türlü belaya karşı ola.
Her ne niyet ile yapmışsanız, niyetiniz kabul ola.
Lokma hakkı için, Ulu dergaha yazılmış ola.
Hizmet sahipleri, hizmetinden şefaat bula.
Yüzünüz ak, imanınız pak, sofranız bereketli, yuvanız şen ola.
Lokma hakkına, Evliya keremine, Cömertler cemine, gercek
Erenler demine Hu. 

Nad-i Ali duası...
Ali, Peygamberliğin nuru, varlıığın sırrıdır,
Cemal ve Kemalin maliki, velayetin sahibidir.
Yüce Allah’ın adına Ali’yi zikret, O’na nida et,
Hiç bir kimse Ali, hiç bir Kılıç Zülfükar olamaz.
Allah’ın biricik dostu, Şahı Merdan Ali’dir. 

Ya Ali, bizimde gönüllerimizi ve ruhumuzu
Ilahi nurun ile nurlandırıp Hakk ve hakikate ulaştır.
Yüce Allah’ın sevgi ve merhameti hakkı için, bize yardım eyle.
Allah Allah, Hakk eyvallah.
Gerçegin demine Hu, müminsin ya Ali.

Tövbe duası...
Bismişah, Allah Allah!
Tövbe günahlarımıza,
Tövbe Estağfirullah, Estağfirullah, Estağfirullah,  

Ya Cenab-ı Hakk!
Benlikten, yaramazlıktan, kibri hasetten,
Gönlümüzle, gözümüzle, kalbimizle, dilimizle,
Cemi azalarımızla yapmış olduğumuz,
Günahlarımızın cümlesine,
Tövbe Estağfirullah, Estağfirullah, Estağfirullah,
Tövbe ettik pişman olduk, döndük senin ululuğuna yüceliğine,
Rahmetine ve birliğine sığındık, her türlü kazayı, belayı, acıyı, afeti,
Tufanı, gamı, gasaveti, def etmeye,günahları af etmeye adirsi,
Ah eyle yüce allahım, rahmetine sonsuzluğuna sığınarak,
Kul beşeridir hata işler, sultan olan da bağışlar,
Niyetiyle özümüze dara çekip tövbe edip sana yalvarıyoruz,
Tövbe günahlarımıza
Tövbe Estağfirullah, Estağfirullah, Estağfirullah,
Ey yüce allahım veballerimizi Muhammed Ali dergahında
Sırrı kerbela hakkı için bağışla.
Allah eyvallah Gerceğe Hüü. 

Bağışlama duası...
Bismişah, Allah Allah!
Ey karanlık kalpleri nuruyla aydınlatan, kainatın
yegane sahibi olan ulu Allah’ım!
Bizi, Bezmi Elest ikrarına bağışla.
Küntü Kenzine  ve Ulu Divan hakkı için bağışla.
Nimetin, vahdetin, kudretinle ve rahmetin ile bağışla.
Kemaline, cemaline, Resul ve Nebi hakkı için bağışla.
Muhammed Mustafa ile Ali’yyül Murtaza hakkı için bağışla.
Ehli Beyt nesli, Üçler, Beşler ve Yediler hakkı için bağışla.
On Ikiler, On Yedi Kemerbest ve Kırklar hakkı için bağışla.
On Dört Masum-u pak hürmetine bağışla. 

Pir Imam Hüseyn Deşt-i Kerbela acısına bağışla.
Mürşid, Pir, Rehber ve Bozatlı Hızır hakkı için bağışla.
Ilahi Aşk ve Muhammed Ali muhabbet hakkı için bağışla.
Dua, Hikmet, Şükür ve Keremin hakkı için bağışla.
Bu dem ve bu meydan hakkı için bağışla.
Bercemali Muhammed Mustafa ile Şahı Merdan Ali hakkı için bağışla.
Berkemali Imam Hasan ile Imam Hüseyin hakkı için bağışla.
Hakk, hakikat ve gerçekler demi hakkı için bağışla.
Duası bizden, kabülü ol Cenab-ı Hakk’tan ola ola.
Allah Allah. Gerçeğe Huu. 

Selamlama duası…
Dua ile selam sana olsun, ya Muhammed Mustafa.
Dua ile selam sana olsun, ya Imam Ali’yyel Murteza.
Dua ile selam sana olsun, ya Hatice-i tül Kübra,
Dua ile selam sana olsun, ya Fatma-i tüz Zehra.
Dua ile selam sana olsun, ya Imam Hasan-ı Mücteba.
Dua ile selam sana olsun, ya Imam Hüseyin-i deşti Kerbela.
Dua ile selam sana olsun, ya Imam Zeynel Aba.
Dua ile selam sana olsun, ya Imam Muhammed Bakır.
Dua ile selam sana olsun, ya Imam Cafer-i Sadık.
Dua ile selam sana olsun, ya Imam Musa-i Kazım.
Dua ile selam sana olsun, ya Imam Ali-ül Rıza.
Dua ile selam sana olsun, ya Imam Muhammed Taki.
Dua ile selam sana olsun, ya Imam Ali’ül Naki.
Dua ile selam sana olsun, ya Imam Hasan-ül Askeri.
Dua ile selam sana olsun, ya Imam Mehdi-i Sahibi zaman
 

Dil bizden kabulü Canab-ı Hakk’tan ola.
Cenab-ı Hakk’ın himmeti ile, Ehli Beyt‘in hürmetine,
Evliyalar keremine, gerçek erenlerin demine Huu, mümine ya Ali. Allah eyvallah.
=Seyyid Hakkı=


Kalbimiz, yüreğimiz, ilim ve bilim ışığı ile aydınlansın...
Cenab-ı Hakk bizleri, Muhammed Ali ilim ve irfanından ayırmasın; Yolumuzu yol, ikrarımızı birliğimizi, beraberliğimizi ve muhabbetimizi daim eylesin. 

 

Canab-ı Hakk yardımcımız, Muhammed Mustafa şefaatçımız, Şahı Merdan Ali rehberimiz, Bozatlı Hızır yoldaşımız olsun. 

Dinimiz sevgi, kıblemiz Şahı Merdan Ali ve düşmanımız ise, cehalettir.  

Muhammed Mustafa’ya ümmet, Şahı Merdan Ali’ye talib eylesin.
Allah Allah. Gerçeğin demine Hu, mümine ya Ali.
=Seyyid Hakkı=



Alevi inancının, dört ana direği... 
Alevi inacının dört anadireği; Farklı boyutta serini vermiş ulu zatları sembolize eden, “DAR” makamlarıdır.


Hakk ve hakikat yolunda Muhammed Ali yaşam biçimine, edep erkanına bağlanarak ve kendilerine verilen ikrar doğrultusunda farklı boyutta serini vermiş fakat ikrarından dönmemiş dört ulu zattın hürmetine dara durulur.  
Anadolu Aleviliğinde bu dört ulu zattın katlediliş hali, “dar” makamı olarak kabul edilmiştir. Dar, Allah’ın huzuruna durmak, serden-candan geçmek yani kötülüklerden, kötü alışkanlıklardan arınmak demektir. “Dar,” aynı zamanda kapı olarak Hakk ve hakikate açılan, ulaştıran sembolik bir başlangıç noktasıdır. 

Yüzü suyu hürmetine, darına durulan bu dört ulu zatlar;

1. Hallac-ı Mansur,
2. Fazlullah-ı Hurufi,
3. Seyyid Nesimi ve
4. Fatma Ana’dır. 
 

1. Dar-ı Mansur; Mansur, zamanın kadısının fermanı ile önce kırbaçlanır, işkence edilir, kolları, ayakları kesildikten sonra idam edilir.  

Hallac-ı Mansur darına durma şekli; Ayakta, baş hafiften sol omuzun üstüne eğerek, eller aşağıya doğru sarkıtılarak berdar olmaktır.  

2.  Dar-ı Fazlı; Fazlullah-ı Hurufi, 1394 yılında Iran Alınca kentinde Timur tarafından astırılmıştır. Fazlullah darına durma biçimi; Sağ el karın üstünde, hafif öne doğru eğilerek(kıyamda) saf tutulur.  

3. Dar-ı Nesimi; Seyyid Nesimi, 1417 yılında Halep’te derisi yüzülerek şehit edilmiştir. Nesimi darına durma biçimi; Diz üstü oturarak saf tutulur ve eller diz üstüne konulur. 

4. Dar-ı Fatma; Fatma Ana hürmetine dara durulur. Fatma Ana darına durma biçimi; Ayakta durarak sağ ayağın başparmağı, sol ayağın başparmağının üzerine gelecek şekilde saf tutulur.  

Dolayısiyle bu saygı duruşları; Muhammed Ali ümmetinde mazlumluğu, Hakk ve hakikat düşüncesini, haklıdan yana haksıza karşı durmayı temsil eden ulu zatlar adına yapılmaktadır.
=Seyyid Hakkı=


Ehlibeyt Kapısı Deyiş grup ve Ehlibeyt Ilim Kapısı sayfa üyelerimizin Dikkatine...  
Grup ve sayfamız, Aleviliği tanıtım ve ilim irfanını paylaşmak amaçlıdır. Dolayısiyle amacımız, Hakk Muhammed Ali yoluna hizmet etmektir. 

Hakk Muhammed Ali hürmetine, Alevilikle ilgili;
Bilim, İlim, Inanç önderlerimizin öğüt sözleri, Mana yüklü şiirler, Duaz-ı Imam, Bilgi videoları, Deyiş, Dostluk makaleleri gibi paylaşımlar olsun.   

Grupta, tercih edilmeyen paylaşım ve hususlar;
* Siyasi, ideolojik, Bismişah desem kaç canımız Allah Allah der?,  Hz.Ali resmine kaç beğeni gelecek?, Bu paylaşım beğeni-rekor kırar mı?, Beğeniye sunulan, Kim nereden bizimle, Kim bunu paylaşırsa bir hafta içinde inanılmaz mucize veya mutluluk yaşayacaktır, Dövme, Özel ve özel aile resimleri, Reklamlar, Çaylar benden, Bugün bendensiniz, Ünlülerin resimleri, Sebze veya yemek türünün ismini bilen var mı? Hakaretli, küfürr bazlı gibi paylaşımlar Grup yöneticileri tarafınfan silinecektir.  

* Başka gruplarda veya birşekilde kişisel sorunları gruba taşımayalım. 

* Kaynak gösterilmeden paylaşılan yazılar, kaldırılacaktır. 

Amacımız, bu yanlış algılamanın, nefsini tatmin etmek duygusunun önüne geçmektir. Dolayısiyle Ehli Beyt'e gönül veren herkes, duyarlı davranmalı ve yapanları uyarmalıyız. Bilincinde olanlar kendi manevi değerlerine sahip çıkmazsa, bilincinde olmayanlar nasıl çıkabilirler?
Teşekür ederiz...
Ehlibeyt Kapısı Deyiş, yönetimi...


Sabır, sabırlı olmak ve sabırlı olmanın sırrı...
Sabır, hayatın her alanında insanoğlunun doğru yoldan şaşmamasına, kötülüğe yönelmemesine ve yanlış karar vermemesine yardımcı olan etkenlerden biridir.  

Aklın, insanların başına gelebilecek olan tehlikeyi tahmin ederek onları frenlemeye, dur demeye ve akla uymayı emreder. Lakin o anki ortam gereği insanlar, kah aklına uyuyor veyahut hislerinin akışına bırakıyor. Dolayısıyla sabır, tehlikeli anlarda aktifleşerek umut olur ve zamana, sürece bırakma mantığını insanlarda öne çıkarır. Her insanoğlu için geçerli olmasa da genel anlamda sabretmek, zamana bırakmak en doğru karar olmuştur.  

Sabırsızlığı tetikliyen en büyük sebepler insanların aceleci, bir türlü sonu gelmeyen isteklerin hemencik yerine getirmek gayreti yatmaktadır. 

Örneğin yanlışa tahammül etmek sabırdır, çözüm aramak, pozitif düşünmek, herşey güzel olacak diyebilmek , kötülüğün karşısında kızgınlığa, öfkeye kapılmadan kendini güzel düşünceyle, mutlu edici etkenlerle, faktörlerle motive etmek , sabırlı olmanın sırrıdır. Dolayısiyle sabır, tahammül etmek ve sırrı ise kendini pozitif, güzel etkenlerle motive etmektir. 

Kötü günleri yaşamadan, sabretmeden, açlığa, susuzluğa, tahammül etmeden nimmetlerin ve iyi günlerin kıymeti bilinemez. Dolayısiyle yaşanılan kötü günlerin sonrasından iyi günleri fark etmek, sabırdır ve kiymetini bilmek ise, sabrın sırrıdır. 

Sabır ile ilgili, Rumi Mevlana şöyle demekte;
Herşeyin başı Sabırdır.
Acıya sabredersin adı, Metanet olur.
Açlığa sabredersin adı, Oruç olur,
Insanlara sabredersin adı, Hoşgörü olur,
Dileğe sabredersin adı, Dua olur,
Özleme sabredersin adı, Hasret olur,
Sevgiye sabredersin adı, Aşk olur. 

Sabırlı ve sabırsız olmanın etkenleri nelerdir?
Yanlış yaparım, geç kalırım, yanlış konuşurum, insanlar ne der?, aç kalırım, vs. gibi negatif düşünceler sabırsızlığın etkenleridir. 

* Sabır, akıldır,
* Sabırlı olmak, mantıklı düşünmektir ve
* Sabırlı olmanın sırrı ise, olgun davranışlardır. 

Ozanımız Aşık Daimi, sabrın önemini şu dizelerle dile getirmektedir...
Daimiyem her can ermez bu sıra,
Gerçek kamil olan erer bu sıra,
Yusuf sabır ile vardı Mısıra,
Buda gelir buda geçer  ağlama. 
Aşık Daimi 

Ozanımızın buyurduğu gibi hedefe varmanın sırrı, sabırdır. Büyüklerimizin de buyurduğu gibi, sabrın sonu selametir.

Peygamberler dahi konumları gereği yaşam ve ilahi mesaj bildirme sürecinde maruz kaldıkları sıkıntılara karşı sabır ettikleri örneklerle doludur. Bunlardan bazıları; Hz.Nuh, Hz.Ibrahim, Hz.Musa, Hz.Muhammed, vs. Ancak en büyük sabrı, Fatma Ana ile Şahı Merdan Ali göstermiştir.  

Tahammül, sabırdır ve tahammüllü olmanın koşullarını yaratmak ise, sabrın sırrıdır. Dünyevi sabrın mükafatı acı iken batıni mükafatı, huzur ve mutluluktur.
=Seyyid Hakkı=


Bişmişah, Allah Allah!
Er Hakk Muhammed Ali’den himmet ola.
Elimiz erde, başımız yerde, gönlümüz darda;
Himmet ya Muhammed, medet mürvet ya Ali!
Gönlümüze mihman ol, ya Pir Hünkar!
Yar ve yardımcımız ol, ya Bozatlı Hızır! 

Ya Canab-ı Hakk!
Bizleri üçlerin, beşlerin, yedilerin,
On iki Imam, On dört Masumu Pak,
On yedi Kemerbest’lerin yüzü suyu hürmetine,
Kırkların katarına, muhabbetine nail eyle. 

Dil bizden, himmet Canb-ı Hakk’tan,
Hikmet Muhammed Ali’den ola.
Nur-u Nebi, Kerem-i Ali aşkı ile lokma hakkına,

Nimeti Kudret ile sofra hürmetine,
Gerçek erenlerin demine, devranına Huu.

Allah Allah, Şah'ımıza Allah eyvallah.
=Seyyid Hakkı=



Alevi inancında, Taliplik kapısı...
Alevi inancına göre, yola talip olup Hakk yolunda yürümek isteyen; Bir Pire, bağlanması gerekir. Pire bağlanmak; Pirin nasihatına, ilmine, edep erkanına uyacağına ve kendini pire teslim edeceğine dair Allah’a ikrar vermesidir. İkrar; söz vermek, yemin etmek, biat etmek, akt demektir. 

Alevi yolunda ikrar vermedeki amaç; Kal-u Bela’dan(Ruhlar aleminde “evet” demekten) beri verilen ikrarı hatırlatmak yani ilk ikrara göndermedir. Dolayısiyle yola girmek isetyen (talip olan) kişinin isteyerek, gönülden inanıp cemde pir ve toplum huzurunda söz vererek yolun kurallarını, ilkelerini yerine getirmekle mükelleftir. Burdaki amaç; Kötüklüklerden arınarak iyi, faydalı ve uyumlu insan olmaktır. Ve manevi anlamda, yeniden doğuş demektir.   

Talip; Hakk’ın ilim irfanını talep eden, istekli, istiyen anlamına gelir. Muhammed Ali yoluna talip olmak, ikrar(yemin-söz) vermekle başlar. Talibin gideceği ilk kapı, Rehber kapısıdır. Rehber ön bilgilendirmeyi yaptıktan sonra cemde, Pir huzurunda ikrar vererek, yola talip olunur.  

Rehber, Farsça Rahbar „yol gösteren, klavuz“ sözcüğünden gelmedir. Rah; „Yol“, Bar; „getiren“ demektir. Yani yolun ilim irfanından haber getiren, bildiren demektir. 

Mürşide varmaya talip olursan,
İptida insandan rehber isterler,
Verdiğin ikrara doğru gelirsen,
Aht ile peymandan rehber isterler.
Genç Abdal 

Talip; Ocakzade olmayan, isim şahtalibi yani Peyğamber soyundan gelmeyen bütün Aleviler için kullanılan bir sözcüktür ve her talip, bir Pire bağlıdır. “Talip isterse pirini ateşten alıkoyar” cümlesinden yola çıkarak, Talipler de öyle gerektir ki; Çerağ gibi doğru duralar, fitil gibi yanalar, yağ gibi eriyeler, nur gibi ışık vereler, Hakk meydanında tarikat halinde duralar, ikrarından dönmeyeler vede talip olalar, kalıp olmayalar.  

Talip olan kişi, yılda bir kere Pir huzuruna çıkarak görgüden geçmesi gerekir. Buna “Mute kable” denir. Mute kable, ölmeden evvel ölmektir yani Hakk’a yürümeden önce manevi hesabını Pir huzurunda vermektir. Alevilikte pir; Yol gösteren, dini önderi, din hizmetcisidir. Dini anlamda kişiyi eğitendir, eğiticidir. 

Imam Cafer-i Sadık Buyruğu’nda, Mürşidin-Pirin taliplerce ziyaretleri dahi belli kurallara baglanmıştır. Bu kurallar, Üç sünnet ve yedi farz ilkelerine dayanır. 

Üç sünnet...
1- Dilinden tevhid kelimesini düşürmeye,
2- Gönlünden kini kibir’i gidere, ve
3- Gönül kırmaya, düşmanlık beslemeye. 

Yedi farz...
1- Sır saklamak,
2- Candan geçe ama Hakk yolundan dönmeye,
3- Hakk’ın terazisine itaat ede,,
4- Pirden tövbe alıp, pirin gösterdiği yolda yürüye,
5- Pirden, musahip hakkını cemiyete yetire,
6- Pirden hırka(İlim-bilim) giye, kuşak (edep-erkan) kuşana, ve
7- Pirden taç urunmak(Pirin öğüt-nasihatını tutmak, hizmet etmek). 

Buyruk’ta da görüldüğü gibi Alevi inancının temeli üç sünnet, yedi farza dayalıdır ve aynı zamanda “taliplik” esası vardır. Dolayısiyle Mürşid-Pir-Rehber de aynı zamanda iyi bir taliptir. Taliplik görevinide büyük bir sadakatle, gönül rızalığı ile yaparlar.
=Seyyid Hakkı=


Allah, kötülüklere neden müdahale etmiyor?
Mutlak güce sahip, adeletli, hikmetli, kudretli, inayetli, cömert, merhametli, adil, sevgi dolu, bağışlayıcı, vs. olan bir Allah nasıl kötülüklerden, haksızlıklardan, merhametsizliklerden yana olabilir?  

Asıl konumuza geçmeden önce sözde din adamlarının konu hakkında yapmış oldukları, yanlış beyan ve açıklamaları hatırlatalım.  

Sözde din adamlarına Dünyada neden bu kadar kötülükler, haksızlıklar, acılar yaşanıyor ve Allah, bunlara neden müdahale etmiyor sorusu sorulduğunda, verdikleri cevap; Allah’ın takdiridir, takdir-i illahi, Allah’ın işlerine akıl ermez, daha ileri gidip Allah insanların-çocukların ölümüne sebep olup onları yanına alıyor, Allah’ın işlerine karışma çarpılırsın, vs. gibi akılla bağdaşmayan uyduruklarla olabilecek kötülükleri Allah’a yüklerken veya Allah’ı suça ortak ederken ve diğer tarafta yaşanılan iyilikleri ise, kendilerine mal etmişlerdir.  

Böylesine yanlış, uyduruk söylemlerle uyutulan insanlar kendi nefisleri gereği yapmış oldukları yanlış ve tedbirsizliklerinden, Allah sorumlu tutulmuş hatta suçlarına ortak etmişlerdir.  

Allah insanı akıl, mantık ile donatıp hür yaratmış ve ona kendi arzusu ile hareket eden, davranışlarından sorumlu olma onurunu bağışlamıştır. Insanoğluna bağışlanan bu akıl ve mantık doğrultusunda kendini arıyabilmek, hayatın çeşitli evrelerinden geçerek olgunluğa, erdemliğe, kamillik mertebesine ulaşabilmesisi için kendi kararını kendisi verecektir.  

Dolayısıyla akıl ve mantık sayesinde insanoğlu iyi ile kötüyü ayırabilen, neyin zararlı  neyin faydalı olduğunu fark eden, yaptığı işi neden yaptığının gayet bilincindedir. 

Düşünün ki insanoğlu, tamamen her komuta üzere programlanabilen robotlar yaratmıştır. Bu robotların, tek başına hareket etme imkanları olmayan tamamen insanoğlunun arzu ve istekleri doğrutusunda hareket etmekteler. Allah’ın, bizi böyle yaratmasını ister miydik? Tabii ki hayır... 

Çünkü hür yaratılmış bir insan olarak nasıl bir kişiliğe, nasıl bir yaşam felsefesine, kimler ile oturup kalkacağımıza, neyi yiyeceğimize, içeceğimize, vs. Tabii ki karar verme özgürlüğüne sahip olmayı istiyoruz.  

Ateşi düşünelim. Anne veya Baba, çocuğuna elini ateşe sokma elin yanar uyarısında bulunuyor. Çocuk, anne ve babanın uyarısına rağmen, elini ateşe sokup kendine zarar veriyor. Bu durumda suç, anne ve babanın mı yoksa çocuğun mu? Veya anne ve babaya dönüp siz, niye engel olmadınız demek ne kadar doğru olur? 

Adamın biri çıkıp diyor ki, senin inandığın o Allah’ın gelsin benim kiramı ödesin de göreyim. Iyi güzel de diyelim ki Allah senin kiranı ödedi, gaz su elektirk paranı da ödedi, ekmeğini suyunu da aldı, üstünü başını da aldı. Madem ki senin yapman gereken işleri Allah yapıyorsa, o zaman sen niçin yaratıldın diye insana sormazlar mı? 

Iki kişi, kavga ediyorlar. Siz, kavgada haksızlık yapıldığınına şahit oluyorsunuz ve o haksızlığa, göz yummak veya müdahale etmek tamamen o andaki düşüncenizin, vijdanınızın vereceği karara bağlıdır. Sonuçta olaya, müdahale ediyor ve ölüyorsunuz.  

Kişinin olaya yapmış olduğu müdahale, tamamen özgürce vermiş olduğu karar, duruş ve kişiliği ile alakalıdır. Vijdan azabı, onur ezikliği ve özgür irade gereği, ölüm dahi göze alınmıştır. Böylece Allah kişiye bağışladığı akıl ve mantık özgürlüğü sayesinde kendi kararını kendisi vermiştir. Demek ki mesele, insanoğlunun yüreğinde taşıdığı onur, vijdan ve özgür irade meselesidir. 

Kainatta, sayısızca yaratılmış canlı varlıklar vardır. Bu varlıklar, yaşamını kendi içgüdüleri ile sürdürürken insanoğlu, akıl ve matığı ile sürdürmektedir.  

Örnek olaylardan ortaya çıkan asıl önemli nokta insanların özgür irade ile yaratılmış olması, akıl ve mantığı gereği vermiş olduğu kararlardır.  

Insanoğlunun özgür irade ile yaratılması, değerli bir hediyedir. O zaman insanoğlu, yanlış veya doğru kararı da kendisi vermelidir. Yanlış karar vermiş ise, o yanlış kararından ders çıkarır veya doğru karar vermiş ise o zaman, vijdanen rahattır. Diğer bir deyim ile tarlaya, ne ekilirse o biçilecektir. Verdiğimiz iyi ve kötü kararlarımızın mükafatı da yine kendimizedir. 

Allah’ın manevi yardımı kulun zor durumda kaldığı, O’ndan medet dileyip yardımına yetişmesini arzu ettiği anlarda söz konusu olabilir. Bu yardım, kalben inanmak ve istemekle mümkündür. Çünkü inanamyan, şükür etmeyen bir kula; Allah ne yapsın, kul ne desin? 

Eğer iyileşirim veya bana yardımcı olur inancı ile doktora gitmez iseniz, o zaman iyileşmeniz de mümkün olmayacaktır. 

Sonuç itibariyle özgür irade ile yaratılmış olan insanoğlu, yanlış veya doğru kararı da kendisi vermek ister. Çünkü kendisine bağışlanan akıl ve mantık sayesinde iyi ile kötüyü ayırabilen, neyin zararlı  neyin faydalı olduğunu bilen, yaptığı işin bilincinde olduğundan ötürü iyilik ve kötülüklerden Allah değil, kendisi sorumludur.
=Seyyid Hakkı=



ALEVİ İNANÇ DİN BİLGİLERİ sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. => Facebook Sayfalarımız: Seyyid Hakkı SH ve Seyyid Hakkı EK. => YouTube Kanalımız: Ehlibeyt Yolu-Seyyid Hakkı. Aşk ile Canlar...