Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası.

ANASAYFA




Bismişah, Allah Allah!...
Ya Cenab-ı Hakk!
Peygamberine ve O’nun Ehli Beyt’ine dua ile selam olsun.

Muhammed Mustafa, Ali’yyül Murteza,

Seyyidine Ali’yyen Veliyullah aşkına bizleri,

Imam Hüseyin arzu hürmetine bağışla.

Ya Cenab-ı Hakk!
Sen ki esirgeyen ve bağışlayansın.
Sıkıntıları gideren, dertlere derman olansın.
Bütün kötülük ve sıkıntılardan sana sığınırız.
On İki Imam ve On Dört Masum-u Pak hürmetine,
Hastalarımıza şifa, dertlerine derman eyle.
Çocuklarımızın acısını bizlere gösterme.
Bizlere hayırlı evlat, topluma faydalı insan olmalarını nasip eyle.

Ya Cenab-ı Hakk!
Cem gecemizi mübarek, dua ile niyetimizi kabul eyle.
Kamil-i Insan ve günül erlerimizin muhabbetine nail eyle.
Dil bizden, kabulü Cenab-ı Hakk’tan ola..
Gerçeklerin demine Huu, müminsin ya Ali!...
=Seyyid Hakkı=


Şahı Merdan Ali’ye, nerede suikast yapıldı ve katili kimdir?
Şahı Merdan Ali, 28.01.661) gecesi (Hicri 40, Ramazan 21), Hakk’a yürümüştür ve katili, Harici kabilesinden İbn Mülcem’dir. Türbesi ise, Necef şehri-Irak’tadır.

Şahı Merdan Ali’nin ölümü hakkında bir çok iddia vardır. Bu iddialardan bazıları; 
1- Şahı Merdan Ali, (cami’de, mescit’te) namaz kılarken, saldırıya uğradı.
2- Şahı Merdan Ali evinde (ibadet ederken) namaz kılarken, saldırıya uğradı.
3- Şahı Merdan Ali camiye (mescid’e) giderken yolda, saldırıya uğradı. 

Bu üç iddianın hiç biri de doğru değildir ve art niyetlerlen öne sürülmüş iddialardır. Burdaki maksad da Alevileri, camiye cekmektir.  

Olayın gerçek yüzü şudur
Hakem olayından sonra, sözde Mülcemoğlu, Haccac ve Temim boyundan Amr; “Halkın kurtulması için Şahı Merdan Ali’nin, Muaviye’nin ve Asoğlu Amr’ın ortadan kaldırılması” gerekli olduğu kanaatine varmışlardır. Bu işi yapacak kişilerin, üçüde haricilerden olmasıdır. 

Sözüm ona müslümanlık alemine barış getirmek, müslümanlar arasındaki çekişmelere son vermek için, Hz.Muhammed’in “Allah’ın Arslanı” dediği Şahı Merdan Ali’yi öldürmeye karar verirler. Bu üçlü infazın içinde sadece Şahı Merdan Ali’nin infazı gerçekleştirdilir. Muaviye ve Amr’ın hayatta kaldıkları gibi aynı zamanda Muaviye halifeliğe laik görülür. 

Ibn-i Mülcem Kufe’ye gider, mezhepdaşlarıyla buluşur fakat yapacağı işi hakkında kimseye bilgi sızdırmaz. Mülcemoğlu bir gün mezhepdaşlarından birinin evinde pek güzel bir kadın görür, adeta kendisine vurulur. Kadına evlenme teklifinde bulunur. Kuttame adlı kadın, Mülcem Oğlu’na; “Benim mehrim pek ağırdır 3000 dirhem vermedikçe, bir köle ve halayık satın alıp bağışlamadıkça ve Ali’yi öldürmedikçe sana varmam” şartını koşar. 

Ve yapılan parzarlık sonucu, bir karar verilir. Abdurrahman Mülcemoğlu, Nehrevan savaşında babasını, kardeşini, akrabalarını kaybeden ve Ehl-i Beyt’e iyi bir düşman, kinle, intikamla dolu olan Kuttame’ye gönül verecek, sırımsıplak aşık olacak ve kendisinden Şahı Merdan Ali’nin öldürülmesi istenecekti. Böylece Şahı Merdan Ali’yi katledecek katil de bulunmuş olacaktır. 

Mülcemoğlu, daha önce Şahı Merdan Ali’ye biat etmek istemiş fakat Şahı Merdan Ali onu iki kere reddetmiştir. Şahı Merdan Ali, üçüncüsünde mübarek elleriyle başlarına ve sakallarına işaret buyurarak; “Buradan akacak kanla şunu boyayacak kişiyle ne işim var benim” demiş ve ona şöyle seslenmiştir: “Ölüm gelip çatınca kuşan kemerini sen; seninle buluşunca telaşa düşme, dayan. Ölüm, mahallene kondu mu, acıklanma, sızlanma dayan.”  

Çünkü Şahı Merdan Ali, Mülcemoğlu’na çok kere yardımı dokunmasına rağmen Mülcemoğlu kişilik yönünde zayıf, dönek ve güvensiz bir kişiliğe sahip ve sadık değilmiş. 

Kuttame’nin teklifine gelince, Mülcemoğlu ağzında geveleyip ve “ilk iki şartı kabul ederim” fakat Ali’yi öldürmek elimden gelmez benim“ der.  

Kuttame; Babası ve kardeşi, Nehrevan savaşında öldürülen haricilerdendir. “İmkanı yok” der. “Ali öldürülmedikçe yüreğim soğumaz benim. Ben, sana yardımcı bulurum” der. Mülcemoğluna, Şebib ve Verdan’ı tanıştırır. Bunlar da Mülcemoğluna yardım edeceklerdir.

Hicri 40 yılı, Ramazan’ın 19’cu günü sabahı karara varılır. Mülcemoğlu, üç gün kılıcını zehirle biler. Şahı Merdan Ali, o günden önceki akşam gördüğü rüyasında Hakk’a kavuşacağı kendisine ayan olmuştu. 

Şahı Merdan Ali, sabah evden çıkarken içinden ailesinden ayrılacağının hüznü, Hakk’a kavuşacağının mutluluğuyla, kendisini düşünceli bir hal alır.

Imam Hasan ve Imam Hüseyin’e hediye edilen kazlar Şahı Merdan Ali’nin, elbisesinin eteklerine gagalarıyla tutunarak her günden daha farklı olarak ötmüşlerdir. 

Imam Hasan ve Imam Hüseyin kazların bu haline şaşıp engel olmak isterlerken, Şahı Merdan Ali „bırakın onları onları benim arkamdan ağlayanlardır“ der ve karışmamalarını kendilerinden istemiştir. Ruhen ölüme hazırlanarak, yola koyulur.

Caniler ise, evinin yakınında yola pusu kurmuşlardır. Şahı Merdan Ali’nin geçtiği yoldan Şebib ve Verdan Şahın önüne çıkarak kendisine kılıç çekerler. Şahı Merdan Ali’yi bunlarla meşkulken Mülcemoğlu arkadan gelerek “Ya Ali! Hüküm ancak Allah’ındır” diye bağırarak Şahı Merdan Ali’nin mübarek başına bir kılıç darbesi indirir. Bu kılıç darbesi imameyi yararak, Hendek savaşında Amr’ın yaraladığı yere gelir. Suikastçılar kaçmaya başlarlar ve kaçış esnasında “Emir’ül-mümin’in şehit edildi!...” diye haykırmışlardır. 

Şahı Merdan Ali, yaralı halde eve götürülür. Yaranın şiddetinden evdekilerin kimi kendinden geçerken, kimi de çaresizlik içinde figan edermiş. Bir ara Şahı Merdan Ali, mübarek gözlerini açarak başucundakilere bakınarak şöyle buyurmuştur; “En güzel, en yüce arkadaşa, en hayırlı konağa, en güzel huzur ve istirahat yerine gidiyorum”demiştir. 

Sonra Mülcemoğlu’nu, elleri bağlı olarak Şahı Merdan Ali’nin huzuruna getirilir. Şahı Merdan Ali ve Mülcemoğlu arasında şöyle bir konuşma olmuştur;
Şahı Merdan Ali; Ey Allah’ın düşmanı, ben sana iyilik etmedim mi?
Mülcemoğlu; Evet, iyilik ettin.
Şahı Merdan Ali; Peki, bu yaptığın ne?
Mülcemoğlu; Üç gün kılıcımı zehirle biledim Allah’tan, onunla halkın en kötüsünü öldürmemi diledim der. 

Şahı Merdan Ali, Mülcemoğluna sende onunla öldürüleceksin; Halkın en kötüsü, görüyorsun ki sensin buyurarak ve yanındakilere hitaben; “Bunu götürün hapsedin ama eziyet etmeyin, aç bırakmayın; Siz ne yiyor, içiyorsanız buna da onu verin. Ben sağ kalırsam ne yapacağımı bilirim ölürsem; O bana bir kılıç vurmuştur siz de onu, bir vuruşta öldürün” diyerek telkinde bulunur.

Hakk’a kavuştuğu gece Şahı Merdan Ali’ye, bir bardak süt sunmuşlardır. Yarısını içtikten sonra, bardağı getirene uzatarak; “Bunu o esirinize götürün, onu sakın aç bırakmayın” der.  

Süt, Mülcemoğlu’na götürüldüğünde “zehirlidir” diye içmez. Bu olayda adaletle-zulüm, imanla-imansızlık, yücelikle-alçaklık, faziletle-hıyanet; Bir bardak sütle, insanlık tarihine geçmiştir. 

Şahı Merdan Ali Emir’ül-mümin’in, Ramazan ayının 21’ci gecesine kadar yaşamıştır. Şahı Merdan Ali bu fani dünyadan göçmeden önce, oğlu Imam Hasan ve Imam Hüseyin’i yanına çağırarak onlara; Vasiyyetini yazdırır ve imamlık emanetlerini Imam Hasan’a teslim etmiştir. 
=Seyyid Hakkı=



Din ve dinin amacı.
Din, doğa üstü özelikler ve ahlaki öğeler taşıyan; Çeşitli erkan, uygulama, manevi değer, kurumlara sahip inanç ve ibadetlerin bir bütünüdür. Din, arapça bir kelimedir; Usul, adet ve tutulan yol anlamına gelmektedir. Dolayısiyle insanların doğruya, iyiye, dünya ve ahiret mutluluğuna yönlendirmek için Allah’ın dünyadaki elçisi olan Peygamberlerin aracılığı ile bildirdiği maneviyetin ilahi ahlak anayasasının bir bütünüdür. 

Hz.Muhammed, “Ben sadece güzel ahlakı tamamlamak üzere yüce yaradan tarafından sizlere tebliğci olarak gönderildim” der. 

Hz.Muhammed’in bu uyarısından yola çıkarak DİNin amacı; Yaratılış gayesini, varoluş hikmetini, yaradana karşı sorumlu olduğumuz ahlaki görevlerini öğretip ve iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı birbirinden ayırıp ruhen, kalben huzur içinde doğru yola ulaştırmaktır.

Din ahlak anayasası insanı ruhen yükseltir, ahlaksal olarak da olgunlaştırır. Insanların birbirlerinin haklarına saygılı olmalarını, uyulması gereken hak ve görevlerini bildirir. 

Hz.Muhammed de gelir eşitsizliğinden, cinsiyet ayrımcılığına, kadın sömürüsünden, haksız yere kazanç sağlayanlara kadar insanın, insan üzerindeki haksız hakimiyetini kaldırmış, tüm insanların eşit, bir olduğunu söylemiş ve tüm yaşamı boyunca ahlaklı yaşamanın esası olarak kabul etmiştir. 

Ne yazık ki tarihin her döneminde olduğu gibi ve gelecekte de olduğu gibi insanların din adına yaptıkları dayatmaların, katliamların, din yobazlığı ve tücarlığının; Din ile uzaktan yakından hiç bir alakası yoktur. Bazı art niyetli kimseler ya cahiliklerinden, art niyetlerinden ya da ön yargılarından dolayı yaşanan olumsuzlukları din ile ilişkilendirerek ve böylece dini karalamaya çaba göstermişlerdir. Oysa ki dinin temel amacı terör estirmek değil, insanlara dünyada ve ahirette mutluluğun yolunu göstermektir. 

Dinin temel amacı insana, manevi mutluluğa giden yolu göstermektir fakat dini kullananların temel amacı ise, kendi dünyevi çıkarlarıdır. Nitekim tarih boyunca ve günümüzde de bu din yobazlarının-tücarlarının eylemleri çok kötü sonuçlar yaratmıştır. Bilinmelidir ki; bütün bu olumsuz sonuçlar dinin temel gayesini inkar edilmesi anlamına gelmiyor. Asıl gayesi insanın huzuru ve mutluluğudur. 

Alevi toplumu din adına yapılan bu zülmü ve adaletsizliği bütün şiddetiyle yaşamış ve çok büyük bedeller ödemiştir. Bu bedeller „Dini sevgi, kabesi Kamil-i Insan“ olan Alevi toplumunun inancına daha da sahiplenmesini sağlamıştır. Insansız bir dünya, bir yaşam olmıyacağı gibi, insansız bir inanç da olamaz. Yeryüzündeki tek bir kul, insan olarak bir diğerinden üstün değildir. Yeryüzündeki yetmiş iki millete bir nazarda bakmak, yaratılmışlar arasında ayrım yapmamak Aleviliğin olmazsa olmaz ilkelerindendir. Dini insan merkezli olduğu için, insan da; “Eline beline diline” sahip yüksek ahlaklı olmalıdır.
=Seyyid Hakkı=



Dua ve duanın manası.
Dua, kelime manası olarak; Seslenmek, çağırmak, yardıma çağırmak, dilekte bulunmak, istemek, yalvarmak, davet etmek gibi manalara gelmektedir.

Dini manası ise, her şeyin yaratıcısı ve her şey emrinde olan yüce Allah'a karşı kulun acizliğini itiraf etmesi, O’na sığınması ve istekleri konusunda kendisinden ihsan ve yardım dilemesidir. 

Dua, yaratan ile yaratılanın arasında birebir kurulan iletişimdir yani ibadetin kendisidir. Hz.Muhammed’in deyimiyle „İbadetin özüdür“. Bu ibadetin en önemli özelliği zaman, mekan ve biçimsellikten arınmış olmasıdır, ayrıca yaratıcı güçle insanoğlunun birebir iletişimi olmasıdır. Fakat toplumsal gelişim açısından genel duaların bilinmesi ve zikredilmesi de önemlidir. 

Insanoğlu sıkıntı, zor ve çaresiz bolluk anlarında Allah’a sığınmışlar ve O’na karşı şükürlerini dua ile dile getirmişlerdir.

Alevi duaları olan gülbenklerde; Allah, Muhammet ve Ali ile On İki Imam, Ehli Beyt ve Hünkar Hace Bektaş Veli gibi yol ulularının isimleri geçer. Onlara sevgi ve saygı sözcükleri sunulur.   

Kendilerinden yardım ve destek istenir. Bu dualar Allah, Muhammet, Ali ile başlar, yine onlara saygı ve sevgi ile son bulur.
=Seyyid Hakkı=



Çocuklarımız, çağın yoz ve yobazı değil, ilim ve bilim adamları olsunlar.
Şahı Merdan Ali; “Çocuklarınızı yaşadığınız çağa göre değil, onların yaşayacakları zamana göre yetiştirin” diyor. Alevi yol ulularımızın bize, öğüt ve nasihatıdır. Dolayısiyle çocuklarımızın, çağın bilim adamları olmaları için, kendilerine her türlü yardımda bulunmalıyız. 

Mal sahibi mülk sahibi,
Hani bunun ilk sahibi,
Mal da yalan mülk de yalan,
Var gel biraz da sen oyalan.
Yunus Emre 

Çocuklarımıza mal mülk bırakacağımıza, mal mülke yaptığımız yatırımı, çocuklarımıza yapalım. Onları okutalım, ilim ve bilim sahibi yapalım. Bilim dalında, ilim dalında, üst kademelere gelmelerini sağlayalım. 

Insanlar kainatı incelerken, gezegenlerde hayat ve yaşamı araştırırken, bizim çocuklarımız ise; Kan döken birer cani olmasınlar, kahve köşelerinde, oyun masalarında uyuya kalmasınlar. 

İlim ve bilim sahibi olan; İnsanlığa hizmet eder, doğaya değer verir, aşırıcılığı red eder, eyvallah etmesini bilir, kendini taşımasını bilir, yerini, konuşmasını, hitap etmesini bilir. 

Böylece yoz ve yobazlıktan uzak, insana kıyan birer cani olmak yerine; Hoşgörülü, yardım sever, merhametli, sevgi ve muhabbet ehli olsunlar. Bizce en güzel miras ve yatırım bu olması gerek.

Okuyan, düşünen, araştıran bir kişi, aynı zamanda da iyi bir dindardır ve insan alemine faydalı olandır. Dolayısiyle okumak, en güzel ibadettir. Pir Hünkar’ın deyimiyle; “İlimden gidilmeyen yolun sonu, karanlıktır”.
=Seyyid Hakkı=



Cem, cem çeşitleri ve on iki hizmet erkanı. 
Aleviliği bir bütün olarak anlamak ve kavramak için, cem ibadetini anlamaktan geçer. Cem kelime anlamı olarak; Birleşme, birlik olma, bir araya gelme ve gönülleri birleme demektir. Alevi inancında ibadet için cem olma, bir araya gelme amacından yola çıkarak, bütünleşme anlamında kullanılır. Cem’de yapılan her hareketin, söylene her sözün inançsal, kültürel ve toplumsal olarak sembolik anlamları vardır. 

Cem; Özgürlük, eşitlik, ibadet ve sevgi yeridir. Hakk Muhammed Ali muhabbeti yapma ve hizmet yeridir. Kul-Köle, efendi-beyin olmadığı, eşit ve hür canların buluştuğu yerdir. Cem; Af, şefaat, rıza meydanıdır, Edep ve erkan yeridir. Cem’in inançsal kaynağı ise, Kırklar cemidir. 

Cem ibadetinde duruş biçimi duvara değil cemale, "Didar-i pak" olarak ifade edilen Kamil-i Insan yüzüne bakmak, varlıkların en kutsalı kabul edilen insanı ve bu şekilde kendini tanımak, yaradılışın ve hayatın anlamını kavramak, insanı kutsal görmek, Alevilerde ibadetin esasını oluşturur. Bu anlayışla Aleviler; „Secde ademedir,”  „Hakk ademdedir“ fikrinden hareketle insanı ve insan sevgisini dinin esası haline getirmişlerdir. 

Alevi inancı cemsiz düşünülemez. Alevilerin yaşam biçimi, cem ibadeti ile iç içedir. Yola girmenin, musahip ikrarının verildiği, erkandan geçildiği, sorgu ve yargı mekanıdır. 

Cem erkanı, oniki hizmetin yerine getirilmesinden oluşan kutsal bir ibadettir. Cem erkanında Kırkların, Kerbelanın, 12 Imamların anısına, Şah Ismail Hatayi’den, Pir Sultan Abdal’dan, Kul Himmet’den, vs. miraclama, semah yapılır, duaz-ı imam ve deyişler söylenir. Yola verilen ikrar tazelenir, lokmalar dağıtılır, dargınlıklar giderilir, toplum arasındaki adaletsizlik giderilir, razalık alınarak iklikten birlik sağlanır.   

Alevi ibadet erkanında, Cem çeşitleri.
1- Irşad-eğitme cemi.
Genel anlamda yola girecek canlara; Yolun edep erkanı anlatılır, gösterilir ve öğretilir. 

2- Abdal Musa cemi.
Abdal Musa lokması ile toplum arasındaki ikilik giderilip, gönülleri birlemektir. Paylaşım nizamına, bağlı kalmaktır.

3- Lokma-Kurban cemi.
Adak, lokma ve yemekler yapılır. Emek paylaşımı ve helalleşmedir. Yani kul hakkı adına; Kulun kuldan razı olması, hakkını helal etmesidir. Bu cemde; Darda indirme erkanı da, yerine getirilir.

4- Görgü(İkrar) cemi.
Bütün kötülüklerden arınmış, ikrarına bağlı ve Muhammed Ali birliğine inanan evli canlar katılır. Bu ikrar musahiplik ikrarıdır, erkanıdır.  

Cem erkanında, on iki hizmet.
1- Mürşid-Pir   
Hizmet itibari ile Hz.Muhammed, Şahı Merdan Ali’yi temsil eder. Cem erkanı yöneticiliğini yapar, ikrar alır nasip verir. Pir ve Mürşid bu posta vekaleten otururlar. Yolun zahir ve batın ilminden haberdar, talibi yolun ilimiyle, edep ve erkaniyle eğitip irşad edendir. Ceme katılan toplumu; aydınlatan, ibadetini yaptıran, sorgulayan yani cem hizmetinden sorumlu ve tek yetkili kişidir.  

2- Rehber   
Görev itibariyle Imam Hüseyin’i temsil eder. Yola girmek isteyenleri yolun edep erkanını, ilim irfanını, şartlarını, kurallarını öğretmekle yükümlüdür. Mürşid-Pir ile talip arasında dialoğ hizmetini yürütendir. Mürşid-pir gibi talibin menevi hallerinden sorumlu kişidir.  

3-Gözcü
Görev itibariyle Ebuzer Gaffari’yi temsil eder. Rehberin yardımcısıdır. Cem'in sessiz ve sakinlik içinde gecmesini sağlar. Dolayısiyle cem erkanının aşayişini sağlanmasından sorumlu kişidir.  

4- Zakir    
Görev itibariyle Bilal Habeş’i temsil eder. Cem erkanında; Tevhid, Duaz-ı Imam, Mersiye, Semah, Nevruziye, beyitler okur ve Mürşid-Pir kelamını ile cemde zikiri yönetmeyle sorumlu kişidir.  

5- Süpürgeci(Ferraşcı)  
Görev itibariyle Selman-ı Pak’ı temsil eder.  Cem erkanında baştan sonuna kadar Hakk Meydanı’ndan sorumlu kişidir. Temizliği, paklığı simgeler.  

6- Çerağcı (Delilci)  
Görev itibariyle Cabir El Ensari’yi temsil eder. Yolun edep erkanına göre cemevinde bulunan delil(çerağ) aydınlatma araçlarını hazırlar. Delil(çerağ) uyandıran(yakan) ve dualarını okuyan kişidir.  

7- Sakkacı  
Görev itibariyle Ammari Yaseri’yi temsil eder. Imam Hüseyin ve Kerbela Şehitlerini temsilen su görevini yapan kişidir. “Imam Hüseyin aşkına, Kerbela Şehitleri aşkına” diyerek Mürşid-Pir tarafından dualanan suyu toluma veya da toplumu temsilen üç kişiye verlir.   

8- Niyazcı-lokmacı-kurbancı  
 Görev itibariyle Mahmut el Ensari’yi temsil eder. Gelen lokma ve kurbanların alınması, hazırlanması, dualanması, kesilmesi, pişirilmesi, dağıtılması bu kişiye aittir. Fazla lokmaları hazırlar ve beraberinde eve almak isteyenlere verilmesini sağlayan yetkili kişidir.   

 9- Ibriktarcı-iznikçi-tezekar  
Görev itibariyle Ehlibeyt dostu Kamberi temsil eder. Cem de Mürşid-Pir’in ve cemdeki toplumun zahiri abdest(beden temizliği) almalarını sağlar. Bu beden temizlik sembolik anlamda bir yıkanma, bir tür tarikat(yol) abdestidir. Cem ibadetine gelen her can önceden; duşunu, banyosunu almış, temiz giysilerini giyinip gelerek ve tarikat abdestini de Mürşid-Pir nefesiyle bütün kötü hal ve davranışlardan uzaklaşmak anlamındadır.  

10- Meydancı-pervaneci-semahcı  
Görev itibariyle Hüzeyme tül Yemeni’yi temsil eder. Cem erkanında Duaz-ı Imam ve Miraclama eşliğinde yapılan semah hizmetinde sorumlu kişidir.  

11- Peyikçi 
Görev itibariyle Amri Ayyari’yi temsil eder. Rehberin talimatı doğrultusunda; Cem erkanının tarihini topluma bildirmekle, toplumun ceme katılmasını sağlamakla sorumlu kişidir.  

12- Kapıcı 
Görev itibariyle Gülam Keysani’yi temsil eder. Bu görev iki kişi tarafından yapılır. İki kişi olmasının nedeni; biri cemevinin dışından ve ikincisi ise cemevinin içerisinden sorumludur. Herhangi bir durumda kapıcı o durumu gözcüye, gözcüğ rehbere ve rehberde Mürşid-Pire iletir.  

Cem erkanları üç aşamalıdır.
1- Genel bilgilendirme,
2- Sorgu ve sual, rızalık alınması ve
3- İbadet bölümü. Cem mühirlenir. Giriş çıkışlar olmaz.  

Cem erkanının, ibadet bölümünde; Kerbela olayı anlatılarak huşu içinde üzüntüler, bağlılıklar ifade edilir. Genel anlamiyle şiddet ve zülüm red edilir ve yapanlara ise, lanet okunur. Ehli Beyt’e yapılan zulüm, haksızlıkları Duaz-ı Imam, ağıt ve deyişlerle dile getirilir. Çoğu yerlerde toplum Duaz-ı Imamlara, ağıtlara, deyiş ve miraclamaya eşlik ederler. Imam Hüseyin ve Kerbela şehitleri aşkına çerağlar yakılır, gülbanglar ve dualar okunur. Böylece tevella ve teberra ikrarı tazelenmiş olur.
=Seyyid Hakkı=


Cehaleti, ilimle geri çevirin.
İlim ve cehalet savaşı.  

Cehaletin önüne geçmek, okumak ve okutmakla mümkündür.
Dolayısiyle Dünyevi yaşantımıza bir anlam verebilmek, daha mükemmel bir yaşam sürdürmek için okumak gerekir. Okumak; Marifet, olgunluk ve erdemliktir. 

Şahı Merdan Ali, „Cehaleti ilimle geri çevirin“ derken; Olgunluğun, erdemliğin, ilim ve irfan sahibi olmanın yolu, okumaktan geçer ve dolayisiyle okumanın önemini vurgulamıştır.  

Yol sahipleri ve önderlerinden bazı örnekler:
1- Hz.Muhammed 
* Ben ilmin şehriyim Ali o şehrin kapısıdır.. ilim dileyen kapıya gelsin.

* İlim ile geçen bir gece, ibadetle geçen bin geceden hayırlıdır.
* Faydalanılmayan bilgi, harcanmayan ve kimseye hayrı olmayan define gibidir.
* İlim, Çin’de de olsa gidip alınız. 

2- Şahı Merdan Ali 
* İlim maldan hayırlıdır: İlim seni korur, malı sen korursun.

* Mal vermekle azalır, ilim öğretmekle artar.
* İlim hakimdir, mal ise mahküm.
* İlim sahibi cömert olur, mal sahibi cimri olur.
* İlim ruhun hakimidir. İlim sahibi cömert olur, mal sahibi cimri olur.
* İlim ruhun gıdasıdır, mal ise cesedin gıdasıdır.
* Mal uzun zaman sürecinde tükenir, ilim uzun zaman sürecinde tükenmez ve eksilmez.
* İlim kalbi aydınlatır, mal ise kalbi katılaştırır.
* İlim peygamberlerin mirasıdır, mal ise eşkıyaların mirasıdır.
* Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum... 

3-Hacı Bektaş-ı Veli
* İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır. 
* Düşünce karanlığına, ışık tutanlara selam olsun. 

Hz.Muhammed ve Şahı Merdan Ali, sürekli ilmi ön plana çıkarmışlardır ve büyük bir değer vermişlerdir. 

Şahı Merdan Ali ve Muaviye arasındaki Sıfın savaşında; Muaviye yenileceğini görünce çareyi hile yapmakta bulur ve Kur’an-ın sayfalarını mızrakların ucuna takarak askerleri etkileyip, Şahı Merdan Ali’ye darbe vurmak istemiştir. Fakat Şahı Merdan Ali, orda şunu dile getirmiştir; Onlara inanmayın, gerçek Kur’an benim (Kur’an’ı Natık (Konuşan Kur’an) demiştir. Burda çıkarılması gereken mesaj, ilim irfan insanda, insanda gizli mesajıdır. Ne yazık ki insanlar, bu mesajdan gereken dersi çıkaramamışlardır dolayısiyle darbeye uğramışlardır.  

Yine Hz.Muhammed ve Şahı Merdan Ali zamanında cemaatın toplandığı yerlerde yani ibadet evlerinde; Insanlara aydınlatma mesajları verilmiştir. Birlik ve beraberlik mesajları verilmiştir. Sevgi ve hoşgörü mesajları verilmiştir.
=Seyyid Hakkı=



Cenab-ı Hakk şahidimiz,
Muhammed Ali’dir vekilimiz.
Kalsın davamız, Ulu Divan’a kalsın. 

Ya Cenab-ı Hakk!
Özü sözü bir olmayan, iki yüzlü müşriklerden eyleme bizi.
Bizim, yolumuz; Hakk Muhammed Ali yolu, Edep erkanı ve ilim irfanıdır.
Bizi, özümüzle her dem için gönül birliği içinde eyle.
Bizi, Piri Şeytan ve delalete düşmüşlerden eyleme.
Allah bir, ya Muhammed Ali size sığınmışız, medet, mürvet… 

Himmet eyle, ya Şahı Merdan Ali!
Sana sığınmışız ya Haydar-ı Kerrar, yetiş carımıza ya Zülfikar…
Binbir dondan gelip gidensin, 124 bin peygambere rehber olansın.
Zalimin zülmünden ah çeken mazlumun carına sen yetiş, darda koyma…
Inayet eyle Ya Muhammed Mustafa. Allah Allah, Hakk eyvallah.
=Seyyid Hakkı=





ALEVİ İNANÇ DİN BİLGİLERİ sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. => Facebook Sayfalarımız: Seyyid Hakkı Ek ve Seyyid Hakkı Can. => YouTube Kanalımız: Ehlibeyt Yolu-Seyyid Hakkı. Aşk ile Canlar...