Alevilikte Inanç - Seyyid Hakkı—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Seyyid Seyfeddin Ocağı

ANASAYFA





Iyi nsanlar cennete gitmez, kendileri zaten cennettir…
Alevi inancının şiarı, yolun ateşiyle yani ilim irfanıyla pişerek; Olgunlaşmak, insanlara, doğaya diğer bir deyimle Evrendeki tüm canlı ile cansız varlıklara karşı sorumluluğunu yerine getirmek ve onlara sahip çıkarak sahiplenmektir.
 

Dolayısıyla sadece sevmek, söylemek yetmez; Korumak gerek, sahiplenmek gerek ve dahası yanında olduğumuzu hissettirmektir. 

Selam olsun, sorumluluğunu yerine getiren yüreklere ve yine selam olsun, insanlık yolunda; Dostluğa, barışa, kardeşce yan yana yaşamak için hizmet eden yüreklere. 

Fark etmez iyiler, her zaman iyidir. Iyi nsanlar, cennete gitmez. Çünkü onlar nerde ise, cennet orasıdır. 

Pir Hünkar’ın deyimiyle; Ayağa kalkacaksan, hizmet için kalk. Önce hizmet, sonra himmet yani mükafat. 

Buradaki cennet, insanların uyum içinde, hoşgörülü, yardımsever, yani tüm iyilikleri gerçekleştirecek ilim irfana sahip olmaktır. Kim ki iyi bir eğitim ile iyi bir niyete sahipse ve toplumsal düşünüyorsa o kişi, cennetin direğidir. 

Cennette yaşıyabilmek için merhametli bir vijdana, olgunlaşmış bir ruha, sevgi dolu bir kalbe, iyi eğitilmiş bir dile, güzel gören gözlere, doğru algılayan bir akla, ayağa kalkıp hizmet edecek bir bedene sahip olmak gerekir. Tüm bu manevi değerlerin yaşatıldığı yer, orası cennettir.    

Sonuçta cenneti yaratmak ve cennette yaşamak, insanların kendi elindedir.

Dere, çayı, çay nehir, nehir deniz, deniz okyanus ve okyanuslar ummanı yaratmıştır. Bunların bir birine akması, bir birleriyle bütünleşmesi ummanı oluşturmuıştur.

Demek oluyor ki insanlar, cennetin yaratılması için gayret etmezlerse o zaman cennette olmaz ve cennette yaşamak da mümkün olmaz.  

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


Hakikate varmanın yolu, Mürşid ve Pir ile mümkündür...
Hakikat, Hakk sözcüğünün kökünden türemiş; Işin özü, aslı manasına gelir. Hakikat bir olduğu  için, açık kapı yoktur.
 

Hakikat Şeriat, Tarikat, Marifet ölçüsü Sırr-ı Hakikat’tır. Aklın en yüksek seviyede olgunlaşıp ilahi sırr-a aşina olmasıdır. Hakikatin karşıtı, batıldır. Şeriat batıl ve Batın ise, hakikattir. 

Bu konuda Mevlana; “Şeriat bir muma benzer, yol gösterir. Fakat ele, mum almakla yol alınamadığı gibi ele mum almasan da yol alınmış olamaz. Yola düştün mü şu gidişin, tarikattir ve dilediğine eriştin mi bu, hakikattir. Bunun için, hakikatler meydana çıkarsa şeriatler batıl olur“ buyurmaktadır. 

* Hakk bir, hakikat birdir.
* Hakk ve hakikatin yolu, tekdir.

* Yolun sahibi, Muhammed Ali’dir.

* Yolun Rehberi, Muhammed Mustafa’nın Ehli Beyt’idir.

* Ilim şehri, Muhammed Mustafa ve kapısı, Şahı Merdan Ali’dir.

* Insanları ilim şehrinin kapısına götürecek gerçek klavuz, Fatma-tüz Zehra Ana’nın evlatları olan Imamlardır.

Şahı Merdan Ali, ilimdir ve Muhammed Mustafa ise, ilmin edebidir. Edepsiz ilim olmadığı gibi, ilimsiz edep de olamaz.  

Hakikate varmanın yolu, Mürşid ve Pir ile mümkündür.
Alevi inancının temeli, Batın alemde gerçekleşmiş olan Kırklar cemine dayanmaktadır.

Kırklar ceminde Mürşid, Hz.Muhammed Mustafa ve Pir ise, Şahı Merdan Ali’dir. Zahiri alemde Pir makamının sahibi ise, Imam Hüseyin’dir.  

Alevilikte en üst inanç kapısı Mürşidlik kapısıdır, bir sonrası Pirlik kapısıdır, bir sonrası Rehberlik kapısıdır ve bir sonrası Taliplik (yol evladı) kapısıdır. 

Mürşid; Yolun ilim irfanıyla irşad eden, doğru yol gösterendir. Alevi tasavvufunda manevi hizmet rehbersiz yapılmaz. Çünkü tasavvuf hem nefsi hem de ruh terbiyesidir. Yol taliplerinin eğitilmeye muhtaç olan kişinin ilk işi, kendine yol gösterecek bir Mürşid bulması gerekir.  

Pir; Muhammed Ali soyundan gelen, irşad ve manevi hizmeti yerine getirmekle mükellef olan Alevi inanç önderidir. 

Pir, toplumun manevi hizmetiyle yükümlüdür. Taliplerin, toplumun sorunlarını her haliyle çözen ve cevap bulandır. Toplumu, yaptığı muhabbetiyle hoş eden, eğiten, doğru yolu gösteren, Hakk’ın doğru yolunda yürümelerini sağlayandır. Dolayısıyla önderdir, yapıcıdır, muhabbetçidir ve adaletli davranandır.  

Sonuç itibariyle hangi kapıya varılırsa varılsın tüm kapılar, ilim ve irfana açılır dolayısıyla açılan kapı, Muhammed Ali kapısıdır.
Varabilene ve varmak istiyene aşk olsun…
 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


Allah’a iyi bir kul, insanlara da iyi bir dost olmak…
Allah’a iyi bir kul olmak için, önce Allah’ın hüsnü rızasını ve razılığını kazanmamk gerekir. Allah’ın hüsnü rızasını kazanmak ve iyi bir insan olmanın yolu, ayağa kalkıp insanlığa hizmet etmektir.
 

Dolayısıyla Kainattaki tüm varlıklara karşı, her türlü iyiliği yapmak ve tüm kötülüklerden kendini korumak büyük bir insanlıktır.  

Insanları dilinden, renginden, ırkından dolayı ayrım yapmayan bir insan; Ne Allah’a, ne Evrendeki mevcudata ve ne de insanlara ters düşer. Çünkü o insan, Allah’ın iyi kulu ve insanların da, iyi dostudur.  

Bütün insanların böyle düşünmesinin mümkün olmadığı bilincinde olduğumuz için dileğimiz bir çok insanların, bu insanlar gibi düşünmesidir. Insanlığın asıl kazancı, budur diye düşünüyoruz. Çünkü doğru düşünen ve doğru yaşayan, elbetteki insanlığın manevi değerlerine sahip çıkacaktır. 

Insanların hayat yolculuğu farklıdır ve bu farklılık, gayet doğaldır. Fakat önemli olan her insanın kendini kefşetmesi ve Evrendeki rolünü tespit etmesidir. Yani iyi bir insan olmak için, iyiliğin ne anlama geldiğini düşünmek gerekir. Bir insan başkalarına iyilik yapabilmesi için, önce kendisine iyilik yapmalıdır.  

Önce birlikte yaşadığımız insanları kendimizden razı etmeli, daha sonra toplumumuzu ve daha sonra da diğer insanları kendimizden razı etmek gerekir. Yani razı etmek, iyilik yapmaktır. 

Eğer birlikte yaşadığımız insanları kendimizden razı edebilimişsek o zaman, Allah da bizden razı olmuş olacaktır ki buda Allah’ın rızasını kazanmışız demektir. Bu konuda Allah, “Kul kuldan razı olursa Allah da kuldan razı olur” buyurmuştur.  

Sonuçta doğruları söyleyen, dile getiren, savunan ve doğruca yaşayan bir insan, iyi insandır. Iyi bir insan pozitif düşünen, pozitif enerji veren, kötülüklere göğüs gelen, ahlaki ikelere ve manevi  değerlere vs. sahip çıkandır.  

Iyilik, insanların çoğaltması gereken bir erdemliktir. Eğer kötülüğü yenmek istiyorsak, iyiliğin daim olması gerekir. Iyiliğin daim olması, iyi insanların varlığına bağlıdır. Iyi insanlar varolduğu sürece, iyilik olacaktır.
Aşk ile, iyi insanların demine Huu...  
 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


Alevilik, Evrenin Rıza Şehri felsefesidir...
Rıza Şehrinde yaşamanın yolu, nefsi emarelerden arınmaktır. Nefsi emarelerden arınmak ise, Dört Kapı Kırk Makam ilim irfanından geçmektir. Diğer bir deyimle, Hz.Muhammed Mustafa’nın güzel ahlağına ve Şahı Merdan Ali’nin ilmine bezenmektir.
 

Tarlaya ekildin ise, biçilip harmana geldin ise, arınıp değirmende un oldun ise, sacda pişirilip ekmek oldun ise, sofraya gelip rıza lokması oldun ise, Allah eyvallah Rıza Şehrine girebilmişsindir.  

Rıza şehri...
Rıza Şehri; Kemalete ermiş akıl, kemalete ermiş aklın güzel düşüncesi ve güzel düşüncenin yaratmış olduğu mükkemel hayattır. Mükkemel hayat, imkansız değildir. Çünkü kemalete, olgunluğa ermiş aklın sayasinde, mükkemel bir hayat, bir yaşam mümkündür.
 

Rıza şehrinin temeli Sevgi, Rızalık ve Razılıktır. Rıza şehrinde, rızalık ile razılık olmayınca bir yaprak dahi yerinde oynamaz. Sevgi, olmayınca yanyana ve huzur içinde yaşamak mümkün değildir. Sevgi, rızalık ve Razılığın olduğu yerde; Kötülük yapmak, zulüm etmek, kul hakkı yemek, cehaletlik, vs. yoktur yani tüm kötülüklerin yerine sahiplenmek, yardımlaşmak, paylaşmak, okumak, okutmak, mcanı cana ve malı mala katmak vardır.  

Okumak, aklın olgunlaşmasına vesiledir. Yararlı kitapların yazılabilmesi için, aklın olgunluğu ve üretkenliği önemlidir. Ürettmeyen bir akıl, faydasız akıldır.  

Olgunluğa ermiş bir akıl zulüm etmez, kötülük yapmaz, zarar vermez vs. tüm bu kötülüklerin yerine yardım etmeyi sever, paylaşımcılığı, yardımlaşmayı, cehaletin karanlığına ışık olmayı ister.  

Rıza şehrinin sırrı...
Rıza şehrinin sırrı, cehenemi cennete çevirmektir. Yeryüzündeki cennet, mükkemel hayattır.

Mükkemel hayatın Dünyada gerçekleşebilmesi için, önce insanların aklında, gönlünde, yuvasında, çevresinde, toplumunda, ülkesinde gerçekleşmelidir. Burada gerçekleştirilen cennettir. 

Cehenemin cennete dönüşebilmesi için, bir hiç olmak gerekir. Bradaki hiçlik, nefsi amerelerden arınmaktır. Alevi deyimiyle, ölmeden önce ölmektir. 

Cenneti yaşamanın sırrı; Kamil insan olmaya gayret etmek, huzur içinde yana yana yaşamayı arzulamak ve birbirini sahiplenmeyi istemektir.  

Seyrimde bir ulu Şehre mihman oldum.
Şehrin, tüm kapıları sonuna kadar açıktı,

Bağları, rengarenk çiçeklerle süslüydü,

Pazarında, ilim alıp gevher satılıyordu,

Seyyid Hakkı, sır içinde sır cennete girdim,

Seyrimde, Rızalığa razı Erenlere düş oldum.

 
Dolayısıyla Herkes kendi cennetini yaratırsa, Dünya Rıza şehri olur.

Gelin dostluklar kuralım, Dünyada barış olsun.

Savaşlara son verelim, Dünya cennet olsun.
 

Düşünceleri aydınlatan nur, ruhumuzu ve gönlümüzü de aydınlatsın.
Aşk ile, ilahi nurun demine Huu...
 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


Insanoğlunun öğretmeni ve aynası, doğadır...
Evren, insanoğlunun okulu ve Doğa da onun öğretmenidir.

Orman, tek bir ağaçtan değil çeșit çeșit veya bir çok ağaçların yan yana birlik ve beraberlik içinde yașadıkları yașamın adıdır. Çünkü orada varolma ve yașama mücadelesi vardır. Bu yașam mücadelesinde her ağaç kendi marifetini, güzelliğini, yeteneğini ortaya koyma çabası içerisindedir. Bazı ağaçlar kısa bazıları uzun, bazıları iri bazıları ince, bazıları meyve verir bazıları sadece çiçek açar, vs. Dolayısıyla her ağaç kendi yeteneği dahilinde marifetini sergilemektedir. 

Iște insanlar da bir orman misali her insan, kendi yetenekleri dahilinde marifetini ve erdemliğini ortaya koyma gayreti içindedir. Eğer insanlar, üzerine düșen sorumluluğu yerine getirebilirlerse o zaman birlikte yașamak kolay olacaktır. Dolayısıyla birlikte yașamanın sırrı, her insanın kendi sorumluluğunun bilincinde olmasıyla mümkündür. 

Bir insanın sorumluluk bilinciyle erdemleşmesi, uyum ve ahenk içinde olması ilimle mümkündür. Yanlışın peşinde gitmemek, doğruyu savunmak ve benimsemek ilimle mümkündür. Unutulmasın ki insanı, güzel elbise değil ilim erdemleştirir. 

Doğanın dili ve kültürü...
Gerçek mana da Doğanın dili, kültürü, hoşgörüsü, vs. düşünen ve kendini ifade eden insanoğlununkisinden daha da zengidir. Maalesef insanoğlu, bu zenginliğin bilincinde değildir. Fakat güzel olan insanoğlunun Doğayı anlamaya çalışması, gayret etmesi Doğa ile insanların uyum içinde olması zorunluluğunun bilincine vardırmıştır. Bu bilinç doğrultusunda, Doğayı anlamak, onunla uyum ve ahenk içinde geç de olsa bir başarıdır.
 

Dolayısıyla Doğa öğretmendir, öğreticidir, gösterendir, yaşatandır ve erdemleşmek için, büyük bir hayat okuludur. Sırrına ve manasına, varabilene aşk olsun... 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı= 




Ehli Beyt kapısı’nı ararsan eğer, kimseye değil kalbine sor...
Haddini bilen, ikrarını bilir, ikrarını bilen, yolunu bilir, yolunu bilen mürșidini bilir ve mürșidini bilen, Hakk’ı bilir.
 

Ehli Beyt kapısı, ilim irfan kapısıdır. Ilim irfan kapısı, talip olmak kapısıdır. Eğer ilim irfana talep ediliyorsa, o zaman kapıya varmak gerekir. Kapıya varmanın yolu istemekten, arzulamaktan ve varmaktan ibarettir. 

Emek verilmeden, çaba gösterilmeden ilim ve irfan kapısına talip olunmaz. Günümüzde insanlar, ikrar vermekte zorlanıyor veya ikrar sorumluluğu, kendilerine ağır gelmektedir. Bunun nedeni, insanların çoğu nefslerine yöneldikleri için ikrarlarından uzaklaşmaktadırlar. 

Ikrar kişinin benlikten, bireysellikten kurtulup toplumsal düşünmektir. Zaten ikrarın amacı, Allah’a, topluma ve evrendeki tüm değerlere karşı kendini sorumlu his edip sorumluluğunu yerine getirmesidir.  

Çünkü ikrarın amacı hatayı azaltmakla birlikte bireye öz güveni kazandırmaktır, Aklını ilimle kemalete kavuşturmaktır, paylaşmayı esas alıp toplumsal dayanışma bilincine varmaktır, çıkarsız-riyasız-ödünsüz hiç bir fark gözetmeden insanlık değerlerine odaklaşmaktır ve yaşamı doğru, güzel kılmakla birlikte sevgi ile dostluk bilincini geliştirmektir. 

Tüm bu değerler karşısında nefsini yenmek ve hakim olmak elbette ki kolay değildir. Kimi insanlar başarırken bir çok insanlar da başaramadıkları için, ikrarlarından uzaklaşmaktadırlar. Yani irade meselesidir.  

Dostum sitem etme, n’olursun bana,
Ikrarsıza sözüm yoktur, sen sanma.

Yolun sahibi var, söz düşmez bana,

Hakk Muhammed Ali, yardımcımız olsun.
 

Kapıya gelmemiş, Piri ne bilsin,
Ikrar vermemiş ki, yolu ne bilsin,

Nefse köle olmuş, Allah islah etsin,

Hakk Muhammed Ali, yardımcımız olsun.
 

Yolumuz insanlık yoludur, bilesin,
Her yiğidin karı değildir ki gelsin,

Papağan misali, ötsün de söylensin,

Hakk Muhammed Ali, yardımcımız olsun.
 

Seyyid Hakkı, sözüm haktır ol Hakk’tan,
Ikrarım ikrardır candost, Kal-u Bela‘dan,

Ikrarsıza uymam vallah, yılandan da yılan,

Hakk Muhammed Ali, yardımcımız olsun.
 

Cenab-ı Hakk’ın bizleri, temiz ve pak olarak yaratmış olduğu Hz Muhammed Mustafa’nın, Ehli Beyt’inin sevgisinden, güzel ahlakından, ilim irfanından mahrum eylemesin.  

Ikrarımızı kadim, anlımız ak, yüzümüz pak, gönlümüz de Hakk Muhammed Ali ve Ehli Beyt’in sevgi ve muhabbeti daim olsun... 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=

 
Dünya döndükçe, mazlum ile zalimin savașı devam edecektir...
Din tücarı ilim ile bilim istemediği gibi, Hırsız olan Hukuk istemez.

Silah satan barış istemdiği gibi, Ilaç satan sağlık istemez.
 

Güzel dost, insanlık ölmüş haberin olsun,
Dost çerağım yakmıș, suskunum suskun.

Dostlarım gelmemiș, yasın kimler tutsun,

Çakallar yasına gelmiş, dostlarım nerde?
 

Güzel dosta haber saldım, göçmüş dediler,
Halime güldüler, sonun yakındır dediler,

Sağımda, solumda dönen bunca çakallar,

Çakallar dost olmuş bana, dostlarım nerde?
 

Bugün varım, yarın yokum çeker giderim,
Nimet sofrasını kurdum, dostları beklerim,

Dostlarım çıka gelsin, hele bir helallaşalım,

Çakallar soframa çökmüş, dostlarım nerde?
 

Seyyid Hakkı, ol Hakk’a halim ayandır,
Dosta dostca baktım, özüm O’na ayandır,

Ayrılık günüdür, gözüm dost yolundadır,

Çakallar yasıma gelmiş, dostlarım nerde?
 

Zengin paylaşmayı istemediği gibi, fakirin temel ilkesi paylașmaktır.
Mazlumun Yezid olmayacağı gibi, yezidler de mazlum olamazlar.

Dünya döndükçe, mazlum ile zalimin savașı devam edecektir.
 

Kerbela katliamı, mazlum ile zalimin savaşıdır. Onurlu ile onursuz ve karekterli ile karektersizlerin savaşıdır. 

Eğer insanlığın ve insanlık onurunun yaşaması gerekiyorsa, iyi niyetli insanların safı mazlum olan Pir Imam Hüseyin’in safı olması gerekir. 

Onurlu bir ölüm; Kula kulluk, teslimiyetçilik, onursuz bir duruş ve boyun eğişten daha değerli olduğu mesajını vermiş olan Pir Imam Hüseyin’nin duruşuna sahip olmak gerekir. 

Pir Imam Hüseyin duruşu; Haksızlığın karşısında eğilmemek, zalimin kölesi olmamak, onursuz yaşamamak ve haksızlık karşısında susmamaktır.
Pir Imam Hüseyin duruşuna sahip, onurlu yüreklere selam olsun...
 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=

Alevilikte Inanç - Seyyid Hakkı sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. => Facebook Sayfamız: Seyyid Hakkı SH => YouTube Kanalımız: Ehlibeyt Yolu-Seyyid Hakkı => Facebook grubumuz: Seyyid Seyfeddin Ocağı - Dergah Aşk ile Canlar...