Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Seyyid Seyfeddin Ocağı

ANASAYFA




Alevi inanç yolunda, hizmet sayfalarımız...
YouTube, ilim kanalımız: https://www.youtube.com/user/YediDeryaSohbeti62
Facebook, Dergah grubumuz: https://www.facebook.com/groups/244039227002241/
Fcebook, ilim sayfamız;
https://www.facebook.com/Seyyid-Seyfeddin-Oca%C4%9F%C4%B1-sayfas%C4%B1-194839911064876/
Alevi Inanç Din Bilgileri, WEB  sayfamız;
https://www.uludivan.de/
Facebook özel sayfamız;
https://www.facebook.com/seyyidhakkiii

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=

*************************************************************************************





Insanların, din tercih hakkı var mıdır?
Gönülde, manevi inanç boşluğunu yaşamak… 

Herhangi bir inancın mensubu olmasına rağmen, gönlündeki manevi inanç boşluğunu Alevi inanç felsefesi ile doldurulacağına, Ehli Beyt sevgi ve muhabbeti ile manevi huzura ulaşabileceğine inanmasına rağmen ailenin verdiği baskı, sindirme, tehdit sonucu arzu ettiği manevi huzura kavuşamadığı gibi manevi boşluğun ezikliğini yaşamaya mahküm edilmektedir. 

Oysaki Din aile, kabile, kurumlarla vs. alakalı olmadığı gibi Allah ile kul arasında; Vijdan, inanma ve iman getirme olayıdır. Burada ki sorun birilerinin dini veya inancı, kendi tekelinde görme ve algılanmasından kaynaklanmaktadır.  

Maddi değerlerin, satın alınıp yerine konulması mümkündür ancak bu durum, manevi boyutta mümkün değildir. 

Din özgürlüğü olduğuna göre insanların, kendi dinini seçme ve ibadet etme hakkına sahiptir. Dolayısıyla kişinin vereceği karar konusunda fikir belirtmek, fikir alış verişinde bulunmak elbetteki mümkündür ancak vereceği karara saygı duymak gerekir. Çünkü dini veya inancı, müdahale edenler değil kişinin kendisi yaşacağına göre doğru veya yanlış olup olmadığına da kendisi karar vermelidir. 

Ancak bu noktada önemli bir hususta, dikkatli olunması gerekiyor. Bu önemli husus, verilen ikrardır. Eğer ikrar vermiş olan bir kişi inancını değiştirmek istıyor ise o zaman, ikrar verdiği pirine gitmelidır. Konu hakkında Pirini, bilgilendirip aydınlatması gerekir. Pirin huzurunda, ikrarını geri vermeli ve alınan rızalık ile, tercih ettiği inancı yaşıyabilir.  

Hakk’ın kelamında, din veya inanç konusunda zorlama olmadığı gibi din ve vijdan özgürlüğü vardır. Dolayısıyla insanların, kendi ırkını seçme hakkı yoktur ancak inanç, tercih ve yaşama hakkı vardır.  

Insan Hakları Evrensel Beyannamesi…
Madde 18
Her şahsın, fikir, vicdan ve din hürriyetine hakkı vardır; Bu hak, din veya kanaat değiştirmek hürriyeti, dinini veya kanaatini tek başına veya topluca, açık olarak veya özel surette, öğretim, tatbikat, ibadet ve ayinlerle izhar etmek hürriyetini içerir. 

Avrupa Insan Hakları Sözleşmesi…
Madde 9

Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü.
1. Herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahiptir; Bu hak, din veya inanç değiştirme özgürlüğü ile tek başına veya topluca, kamuya açık veya kapalı ibadet, öğretim, uygulama ve ayin yapmak suretiyle dinini veya inancını açıklama öz-gürlüğünü de içerir. 

2. Din veya inancını açıklama özgürlüğü, sadece yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda kamu güvenliğinin, kamu düzeninin, genel sağlık veya ahlakın ya da başkaları-nın hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli sınırlama-lara tabi tutulabilir. 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Islam, nedir ve Din, doğru algılanmayınca neler olabilir?

Islam kelimesi, inanmanın da ötesinde; Itaat, teslimiyet, barış, huzur ve yaşam güvenliğini de beraberinde getiren son derece kapsamlı bir sözcüktür. Sonuçta Islam; Barış, itaat, teslimiyet, boyun eğmek gibi anlamlara gelmektedir.    

Islam ve Kur’an-ın özünde eline diline beline sahip olmayı ön gören, iyi niyet, iyi düşünce, iyi ahlak, iyi davranış, korku yerine sevgiyi benimseyen, şekil ile gösterişten uzak, iki cihan zahir ve batın ilmi ile bütünleşen, zahir ilminden batın ilmine geçmeyi amaçlayıp tüm bu aşamaları akıl ve mantık yoluyla olgunlaşmanın sürecidir.  

Islam; Tanrı faziletlerinin insanda belirdiği, yaşamın manevi degerlerine bağlı akıl ve mantık ile hareket etme dinidir. Merkezinde insan, temelinde sevgi ile merhamet, kainattaki bütün varlıkları kucaklayan ve onaların evrimleşmesinde yeni kapılar açan Evrensel inanç sistemidir. 

Islam dini, her çağa, insanoğluna hitap eder ve getirdiği esaslar, insanların manevi ihtiyaçlarına cevap verip; Doğruya, iyiye, zahir ve batın saadetine yöneltmek için yüce Allah’ın peygamberler aracılığıyla dini esasları bildiren ve tek Tanrı inancına dayanan, Allah’ın birligine inanıp, iman ederek Allah’a teslim olmaktır yani Allah’ın ilahi emirlerini yerine getirmek için ikrar vermek ve verdiği ikrara bağlı kalmaktır... 

Günümüzde şahit olduğumuz olay insanların, din hakkında az bilgileri olduğu halde, en çok konuştukları konu yine şüphesiz dindir. Çünkü din, insanların hayatında önemli bir yere sahiptir. Eğer din, tam manasıyla anlaşılmış olsa insanlar arasında kötülükler yok denilecek kadar az olurdu.  

Din, doğru algılanmadığı zaman veya din, çıkarlara alet edildiği zaman kötülükler baş gösterir. Dolayısıyla kimilerinin iddia ettiği gibi kötü olan din değildir, insanların yanlış algılaması ve yaşama anlayışından kaynaklanmaktadır. 

Islam dini adına yapılan terör eylemi ilk, Hz.Muhammed’e ve daha sonra da Şahı Merdan Ali’ye yönelik olmuştur. Menfaatçı, nefsine düşkün, şahsi çıkarları için her türlü adaletsizliği, kuralsızlığı, saygısızlığı ve daha önemlisi insanların umudu olan dinlerini taruma eden bir zihniyetin islam dini ile hiç bir alakası yoktur ve olmaz da. Şiddet uygulayan zalimlerin; Sevgiden, muhabbetten, merhammetten mahrum oldukları gibi bunların dini de olamaz. 

Şiddet/terörizm kadar Islam’a ters başka bir etken olamaz. Haksız yere bir insanın öldürülmesi, bütün insanların, insanlığın öldürülmesine, yok edilmesine denk tutulmuştur. Çünkü Islam dini korku, baskı, ve tehdit dini değildir; Sevgi, barış ve hoşgörü dinidir. Allah’a giden doğru yolda; sevgi vardır, ilahi aşk vardır. Ancak şiddet ve terörizm yoktur.  

Ne yazık ki Dini yanlış anlayanlar kendi anlayışlarını, hislerini din zanedenler başkalarına saldırmayı, kin beslemeyi ve düşmanlığı dinin gereği zanedip dini yanlış anlamalara sebebiyet vermişlerdir. Bu yanlış algılama ve yorumlar yüzünden milyonlarca insanların hayatına mal olmuş ve zulüme maruz kalmışlardır. 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


Din istismarından kurtulmak, gerçek bir din eğitimi ile mümkündür...
Günümüzde aklın kabul ettiği ne varsa maddiyat boyutunda görülüyor ve öylece de değerlendiriliyor. İnsanların maneviyat boyutu ile alakalı olan din, tamamen çıkar amaçlı olmuştur. Hal böyle olunca da manevi değerlerin yerine çıkar ve menfaat esas hale getirilmiş olması, insani ilişkiler tamamen bireysel çıkara dayalıdır. Dolayısıyla atılan her adım çıkar, menfaat hesabı yapılarak atılmaktadır. Bu yaklaşım, yüzeysel yaşamı öne çıkarmıştır. 

Insanların gerçek anlamda dini bilgilere sahip olmamakla beraber manasına da eremediklerinden ötürü din siyasal boyuta indirilmiş, Allah’ı kendi çıkarlarına alet etmiş ve belli mevkilere gelmek için basamak edilmiştir. 

Din tücarlarının en büyük fitnesi insanların gerçek dini öğrenmelerini istemezler çünkü dini bilgiye sahip olan bir kişiyi kandıramıyacaklardır, kendi pis amellerine alet edemiyeceklerdir.  

Birilerinin dayattığı gibi dini bilgiler, sadece peygamber Hz.Muhammed’in hayat bilgilerini bilmek vee Kur’an-ı ezbere okumayı öğrenmekten ibaret değildir. Peygamberlerin birbirinden farklı yaşam tarzları olduğu gibi kainattaki bütün insanların da kendilerine has yaşam tarzları ve ilkeleri vardır. 

Olgunluk mertebesine ulaşmak, eğitim ile mümkündür. Eğitim, arzu ettiğimiz yaşamın koşullarını yaratma sürecidir. Insanlık alemine faydalı olan insanlar kendini ilim, bilim ve irfan eğitimi ile olgun hale getirmiş insanlardır.  Cehaletin karanlığına ışık olabilen yine ilim, bilim ve irfan ile olgunlaşmış insanlardır. 

* Din istismarından kurtulmak için, insanların dini bilgi ile donanması gerekir.
* Din adına estirilen terör ve anarşi önlenir,
* Dünyadaki insanlara din, dil, ırk, mezhep, vs. bakmadan insanları kucaklamak mümkün olacaktır.
* Kin, nefret, düşmanlık yerine; Dostluk, kardeşlik, sevgi ve hoşgörü tohumları yeşillenecektir.  

Aleviler olarak, karşı ve taraftar olduğumuz ilkeler...
Karşı olduğumuz ilkeler...
* Din tücarlığına karşıyız,
* Din adına insanların boğazlanmasına karşıyız,
* Allah adına yapılan cihata karşıyız,
* Şekilci ibadetlere karşıyız,
* Haremlik-selamlık anlayışına karşıyız,
* Kendi anlayışı dışında olanları hor ve başka görme anlayışına karşıyız,
* Birilerinin örf adet ve algılamalarını din esasları olarak ınsanlara dayatılmasına karşıyız,
* Din adı altında yapılan milliyetçiliğe karşıyız,
* Din adına yapılan her türlü şiddete karşıyız,
* Din adına toptan radikalcılığa karşıyız,
* Çocukların ilkel çağ anlayşına mahküm edilmelerine karşıyız,
* Esirgeyici, bağışlayıcı olan Allah’ı korku mekanizması yapılmasına karşıyız.
* Dünya amacına kullanmak için dinin istismar edilmesine karşıyız, 

Taraftar olduğumuz ilkeler...
* Din, manevi ahlak ana yasası olarak kabul edilmesinden yanayız,
* Din ve insanın barışık olmasından yanayız ve
* Dinin, insanların manevi ahlaki eğitiminden yanayız. 

Insanların ruhen sağlıklı ve mutlu olabilmesi için kendini, sürekli yenilemesi gerekiyor. Bu yenilik, hür irade ve akıl ile mümkündür. Kendi aklını kullanmayan, kendi hür iradesi ile hareket etmeyen insanlar, köledirler. Köleler kendi istediklerini değil, efendilerinin istediklerini yapmak zorundadırlar dolayısıyla kendilerini geliştiremezler.

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


Imam, kime denir ve herkes, imam olabilir mi?
Imam kelimesi, dini bir terimdir. Günümüzde iki imam, sıfatı veya kavramı söz konusudur. Birincisi Hz.Muahmmed Mustafa soyundan gelen imamlar ve ikincisi ise cami, mescid gibi Sünni ile Șii dini kurumlarında, insanlara namaz kıldıran ve diğer dini hizmetleri yerine getiren kişidir. Dolayısıyla bu iki kavram, birbirine karıştırılmamalıdır. 

Imam sıfatının anlamı; Zahir ile batın ilminden haberdar olan, Doğru yolu gösteren, insanlık vasıflarını taşıyan, eline diline beline sahip olan, dört kapı kırk makamdan haberdar olan, dinen manevi vasıfları yerine getiren, tüm bu hizmetleri karşılıksız ve herhangi bir beklentisi olmayan dini önderdir.  

Birinci sıfat...
Imamet veya imamlık, Hz.Muhammed’den sonra Allah’ın yeryüzündeki temsilcileridirler. Her türlü kötülüklerden arındırılmıș üstün nitelik ve tanrısal sıfatlarla yükümlenmiş din önderlerine verilen sıfattır.  

Aleviliğin temelini, imamet inancı oluşturur. Şahı Merdan Ali ile başlayan ve Imam Muhammed Mehdi sahibi zaman ile tamamlanan imamların sayısı on ikidir. 

Ne üzücüdür ki günümüzde Imam Makamı ile dünyevi mevkiler, karıştırılmış ve dahası birilerinin imamı seçebileceğini veya görevden alabileceğini sanmaktalar. Bu yanlış algılama sonucu bu kişilere itaat, Hz.Muhammed’e gösterilmiș itaat gibi değerlendirilmektedir ki bu yanlıştır ve büyük bir yanılgıdır. Çünkü Imamet; Nübüvvet ve Velayet makamı devamı olduğu için Hz.Muhammed Mustafa gibi onlar da, her türlü kötülüklerden arınmış ve masumdurlar. 

Imamet makamı, Nübüvvet ve Velayet makamı’nın devamı olmasından ötürü Hz.Muhammed’in soyundan gelenler, bu görevi yerine getirmekle mükelleftirler. Her türlü dünyevi çıkar ve nefasani menfaatlerle donanmış kişiler, Imam olamaz ve değildirler. 

Ikinci sıfat ise…
Sünni ile Șii Din kurumu, tarafından yetiştirilmiş ve kendisine verilmiș olan maaş karşılığında dini hizmetleri yerine getirmekle görevlendirimiş kişilere de imam denilmektedir. Görevleri ise Cami, mescid gibi ibadet mekanlarında, cemaatın önünde saf tutarak onlara namaz kıldırmak, cenaze hizmetini yerine getirmek, Kabir başlarında ve hayır yemeklerinde dua ile Kur’an okumaktır.  

Dünyevi beklentilerini karşılamak için, para karşılığında görev yapanları ve tüm günahlardan arınmış, nesli Pak olan Hz.Muhammed Mustafa neslinden gelen imamlarla bir tutulması yanlıştır ve suçtur.  

Maaş yani para karşılığında bu görevi yerine getirenlerin doğru sıfatı; Din görevlisi, yetkilisi, müfti veya Hocadır ve bunlar, birer devlet memurlarıdırlar. 

Sonuç itibariyle Hz.Muhammed Mustafa soyundan, Şahı Merdan Ali ile başlayan ve Imam Muhammed Mehdi sahibi zaman ile tamamlanan On Iki Imam’lar dünyevi menfaat, çıkar ve beklentilerden uzak tamamen gönül rızalığı ile yapılan hizmettir.  

Ancak Din kurumu tarafından yetiştirilmiş Din görevlisi, yetkilisi, müfti veya Hoca ise, almış olduğu maaş veya kendisine verilen aylık para karşılığında yapılan bir hizmettir. Bu iki sıfat ve hizmeti bir tutmak, aynı kefede tutmak mantıklı olur mu? Elbetteki hayır. Tutulursa haksızlıktır, yanlıştır ve suçtur.  

Diğer önemli bir husus ise, Imamlar atanmaz veya görevden alınmazlar fakat Din Kurumuna bağlı din görevlileri, atanmaları ve görevden alınmaları gayet doğaldır çünkü bunlar, devletin veya bir kurumun memurlarıdırlar. Atama veya görevden alma icatı, Emevi hanedanları döneminde uygulanmıștır. Bunun sebebi ise, çıkar ve menfaate dayalıdır.  

Dolayısıyla herkes Imam olamaz. Çünkü Imam sıfatı gereği, tüm günahlardan arınmış Nesli Pak olan Hz.Muhammed Mustafa soyuna laiktır. 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Hakk ve hakikatin aşkına;
Ikrarında durana, yolunu sürene, insanlığa hizmet edene aşk olsun. 

Hakk ve hakikat kapısında bütün müminler, talip ve candır. 

Içmiş isen aşk meyinden,
Derya da bir, deniz de bir, göl de bir.
Okuduysan haktan gelen kelamı,
Yazan da bir, kalem de bir, el de bir.

Kendini fark etmeyen irfan sayılmaz,
Pişmeyince çiğ süte maya atılmaz,
Bir pir sevmişem sevdasına doyulmaz,
Sevda da bir, sevgi de bir, aşk da bir.

Her işlerin sır olup nur olduysa,
Aşkın şarabını nuş edip doldunsa,
Hakikatten Hakk'a aşık oldunsa,
Ali de bir, Veli de bir, Pir de bir.

Kul Hüseyn'im güzel pire ben de oldum,
Aşık olduğumdan sararıp soldum,
Bu fena mülküne geldim kazanç buldum,
Kazanç da bir, emek de bir, kar da bir. 

Gerçek talip odur ki;
Aklı ile düşündüğünü dili ile söylediğini, yaşayıp duruşuyla yansıtandır. 

Gerçek Can odur ki;
Talip olduğu yolda, dos doğru yürüyendir yani ölmeden evvel ölendir. 

Gerçek mümin odor ki;
Hakk ve hakikat yolunda Allah’ın rızasını kazanmak için insanlığa dolayısıyla insanlara, hizmet edendir. 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Yemini - Ulu Ozan…
Hayatını Tuna ırmağı yörelerinde geçiren Yemini, Betova’da (Bulgaristan) büyük bir dergahı olan Akyazılı Sultan’ın ardamlarındandır. Demir Baba velayetnamesinde adı; „Hafız Kelam Yemini„ olarak geçer ki, bu isimden Kur’an’ı Kerim’i ezbere okuduğu anlaşılmaktadır. Şah Hatai gibi şiirlerinde, koyu Alevi inancını işlemiştir. Ehli Beyt ve On Iki Imam’a gönülden bağlılığını dile getirmiştir.  

Yemini, 1519 yılında Şahı Merdan Ali’nin efsane yaşamını konu edinen „Faziletname (Erdem Kitabı)“ adındaki kitabı yedinbin üçyüz beyitten oluşmaktadır. Faziletname’de, Şahı Merdan Ali’nin efsane yaşamı, kişiliği ve Ehli Beyt sevgisinin yoğun işlendiği temel eserlerinden biridir. Kitab-ı Erdem (Faziletname-i-Ahlak Kitabı) olarak niteleyenler kitaptaki doğruluğu, dürüstlüğü, engin gönüllüğü, yaşam biçimi ve inanç biçimi haline getirmesinden dolayı Alevilerin kutsal kitapları içinde yer almaktadır.   

Dediler ki keramet kanı Hayder,
Dayanmaz derdimin derrnanı Hayder.

Kamu müminlerin kalbinde mihrin,
Olubdur dini hem imanı Hayder.

Hakk’ın kudreti sende ayandır,
Velayet mülkinin sultanı Hayder.

İmam’ül Müttekinsin bellü bayık,
Erenler merdinin Merdan’ı Hayder.

Cemad’a dil verirsin emr-i Yezdan,
Verir nutkun ölüye canı Hayder.

Behişt ehline saki-i ezelsin,
Hakk'ın sende erer ihsanı Hayder.

Yemini dermendde kıl inayet,
Delalette komagıl anı Hayder.  

Yemeni’nin bu eserinde, Şahı Merdan Ali’ye olan aşkın niteliklerini dile getirerek diğer ulu ozanlar gibi bağlılığını anlatmıştır. Dolayısıyla arınmanın, ölümsüzlüğün ve olgunlaşmanın yolu Şahı Merdan Ali ile yoğurduğu aşk ile Tanrı’ya ulaşacağına gönülden inanmasındandır.  

Çeşitli kaynaklara göre, Yemini’nin asıl adı Ali olduğunu, Akyazılı Dede tekkesinde hizmet ettiğini ve „Yemini“ mahlasını kullandığını yazar. Demir baba Viyetnamesi’nde adı „Hafız Kelam Yemini“ olarak geçmektedir.  

Yemini’nin kesin olarak doğum ve ölüm tarihleri bilinmemekle beraber, eserlerinden ve hakkındaki yazınlan bilgilerden 15. yüzyıl sonları ile 16.yüzyılın ilk yarısında yaşadığı sanılmaktadır. Dolayısıylae yaşantısı hakkında, o çağlarda yazılmış eserlerinde yeterli bilgi verilmemektedir..

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=

ALEVİ İNANÇ DİN BİLGİLERİ sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. => Facebook Sayfalarımız: Seyyid Hakkı SH ve Seyyid Hakkı EK. => YouTube Kanalımız: Ehlibeyt Yolu-Seyyid Hakkı. Aşk ile Canlar...