Alevilikte Inanç - Seyyid Hakkı—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Seyyid Seyfeddin Ocağı

ANASAYFA





Birlik ve beraberlik, neden önemlidir?
Birlik ve beraberlik, toplumun bütün bireylerini aynı amaç etrafında birleştirir, maddi ve manevi dayanışmayı güçlendirmekle birlikte sosyal dayanışma gücünü geliştirir.

Birlik ve beraberlik, sosyal adalet içinde toplumsal dayanışmayı ve işbirliğini sağlar.
Dolayısıyla toplumun huzuru bakımında önemli bir husustur. Günümüzde ise, birlik ve beraberliğe herzamnkinden daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır.
 

Aile içi huzursuzluk ailenin yıkımı demek olduğu gibi, toplum arasındaki kışkırtmalar, fitne ve fesatlık gibi davranışlar ise, toplumun birlik ve beraberliğini yıkar. Neden, diyecek olursak? Çünkü insanoğlu toplumsal varlığın bir ferdi olduğu için, tek başına yaşıyamaz. Bundan dolayıdır ki, mutlaka aile ve toplumla birlikte yaşamaya mecburdur. 

Toplum olarak, birbirimizi iyi anlayıp anlatmalıyız. Birbirimizi anlamak için, her can çaba göstermelidir. Çünkü birlik ve beraberliğin adaleti, sorumluluğunu yerine getirmektir. 

Sorumluluk hakkında Şahı Merdan Ali, dert sende fakat derman da sende buyurmuştur...
Derman sende fakat senin haberin yok,

Derdin sende fakat sen görmüyorsun,

Kendini küçük bir beden sanıyorsun,

Oysaki koskoca bir alem dürülmüş içinde senin.
 

Öylesine apaçık bir kitapsın ki gizli şeyler,
O’nun harfleri ile meydana çıkmada,

Dışarıya ihtiyacın yok senin.

Gönlünde yazılmış yazılar,

Her şeyden haber verir sana.

Şahı Merdan Ali
 

Ey Insanoğlu! Uzaklarda, yakınlarda, sağda veya solda arama; Aradığın, Şah damarından daha yakındır sana. Dolayısıyla marifet, kendini bilmektir. Çünkü kendini bilen Hakk’ı bilir ve Hakk’ı bilen kendini bilir.  

Sonuç itibariyle tüm bu bilgilerden yola çıktığımızda, işte insanlık namına sorumluluğunu yerine getirmek bu olmalıdır.
Aşk ile, birlik ve beraberliğin demine Huu…
 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=




Kandil veya Özel Geceler, islam dininde yeri var mıdır?
Islam dini ile alakası olmayıp dine, sonradan sokulan bir çok Suudi Arap ile Vahibilik gelenek göreneklerinden biri de „Kandil geceleri“dir. Kandil geceleri; Mevlid, Reğaib, Mirac, Beraat ve Kadir gecesidir. 

Dolayısıyla Kandiller, özel geceler, kutlu doğum haftaları ve mevlit; Kur’an-da ve Islam dininde böyle uyduruk şeyler yoktur çünkü bunlar, bidattir yani Hz.Muhammed’den sonra, ortaya çıkan değişik yargı ve ilkelerdir. 

Bu gecelerin anlam ve önemleri şunlardır…
1- Mevlid kandil gecesi: Hz.Muhammed’in doğduğu gecedir.
2- Reğaib kandil gecesi: Hz.Muhammed’in anne rahmine düştüğü sanılan gecedir.
3- Mirac kandil gecesi: Hz.Muhammed’in Allah ile buluşmak için semaha(Allah’ın huzuruna) yükseldiği gecedir.
4- Beraat(Beraet) kandil gecesi: Yapılan duaların kabul edildiği, günahlarının bağışlandığı ve amel defterinin yazıldığı gecedir.
5- Kadir kandil gecesi: Kur’an Ayetleri’nin Hz.Muhammed’e inmeye-gönderilmeye başladığı gecedir. 

Bu gecelere, kandil denmesinin sebebi ise; Geceleri Cami minarelerinde, kandiller(Çerağlar) yakılarak aydınlanması sağlanılan gecelere verilen adlandırmadır. 

Kandil geceleri, tarihçesi...
Verilere göre Hicretten tahminen 300-350 yıl sonra ilk olarak Mısır’da Fatimi(Şii) Devleti(909-1171) döneminde Mevlid kandil gecesi ve takriben 400 sene sonra da Kudüs’te; Mirac, Regaib ve Beraat kandil geceleri kutlanmıştır. Bu kutlamalar Eyyübiler(Selahaddin Eyyubi) hükümdarlığı döneminde kaldırılmıştı. Fakat Hicri 628/miladi 1232 yılında Erbil Atabeği Muzafferüddin Kökböri(629/1232) tarafından Mevlid kandil geceleri görkemli şenliklerle tekrardan kutlamaya başlanmıştır. 

Türkiye’de ise, kandil geceleri; Osmanlı padişahı II.Selim(1566/1574) hükümdarlığı döneminde kutlanmaya başlanmıştır. 

Dinin, kesin bir emri ve boyun borcuymuş gibi kutlanılan kandil geceleri araştırmalara bakıldığında islamın dini ile hiç bir alakası olmadığı gibi Kadir gecesi hariç Kur’an-da  da rastlanılmamaktadır. Dolayısıyla kandil geceleri tamamen insanların uydurması ve bu uydurmalar zaman içerisinde dinin esaslariymiş gibi lance edilmiştir. 

Türkiye’de her sene dinin kesin bir emri ve bir vecibesiymiş gibi kutlanılan „Özel geceler“ diye bilinen bu geceler hadi zatında islamın ana kaynağı Kur’an la bağdaşmadığı bir gerçektir. Çünkü dinde şekilcilik, göstermelik, yapmacık, aşırıcılık ve abartılı etkinliklerin yeri yoktur; Sükut bir atmosferde Allah ile baş başa olmak ve O’na karşı ibadetini, muhabbetini yerine getirmektir. 

Sonradan dine sokulan ve hakkında herhangi bir delil bulunmayan bu gibi özel gecelerle, etkinliklerle insanlar bilinçli bir şekilde yanıltılıp yanlışlıklara sürüklenmişlerdir. 

Insanları, bu uyduruk özel geceler ve etkinliklerle yanıltmanın tek amacı; Din tücarlığı ve Din sömürücülüğüdür. Insanların, din tücarlarının tuzağına düşmelerinin tek sebebi okumamak, araştırmamaktır. Okuma ve araştırma olmayınca, ağızlardan çıkan kelimeler ezbere edilerek, uyarak ezber bir din veya hayalci bir din taraftarcılığını yapmaktalar ki bu da din açısında tam bir zulümdür. 

Dolayısıyla insanların, kendi akıl ve mantıkları ile düşünme, idrak etme yerine günlük fetvalarla, uyduruk özel gece ve etkinliklerle insanları, kendi çıkarlarına köle etmişlerdir. 

Bütün bu yanlışlara dur demenin tek yolu, Insanların, kendi akıl ve mantıklarını devreye sokarak dini anladıkları dilde okuyup icra etmeleri ile mümkürdür. Aksi takdirde o din, özünden uzaklaşır terör veya zulüm dini olur. Işte günümüz müslüman ülkelerinde, bu yanlışlıklar sonucu din adına terör estirilmektedir.
Aşk ile Huu… 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=

Islam Dini’ni başkalaştırmak, ilim cahilliğidir...
Islam dini; Allah’ın sonsuz merhamet ve şefkatini yeryüzünde tecelli ettiği huzur ile barış dolu bir hayatı insanlara sunmak için indirilmiş bir dindir.
 

 

Bu ilahi mesajı gözardı edip veya anlamsızlaştırma çabaları sonucu islamı; Bir ırkın, bir zümrenin, bir kitlenin himayesine sokmak veya öyle görmek veya öyle algılamak, islam dinine yapılabilecek en büyük zulümdür, riyakarlıktır, yoz ve yobazlıktır. 

Lakin neyazık ki, bu riyakarlığın cabası; Menfaat ve çıkar uğruna gerçekleri inkar etmek, doğruları yanlışa boğdurtmaktan öteye değildir. Canab-ı Hakk bu gibi çıkarcı, menfaatçı, iki yüzlü ve riyakar zihniyetli mahlukatları islah etsin. 

Din, ırklara değil insan alemine bağışlanmıştır.
Çünkü din, insanların manevi ahlak anayasasıdır. Dolayısıyla insanlık aleminin tümünü ilgilendiren ahlaki bir durumdur.
 

Günümüzde, bilerek veya bilmeyerek yapılan yanlışlık; Emevi gelenek görenekleri, dinin usülleriymiş gibi insanlara dayatılmaktadır ve pratikte uygulanan islam dininin ilkeleri değil, Emevi gelenek görenekleridir. Emevi gelenek görenekleri uğruna islamı başkalaştırmaya kalkmak veya dara çekip katletmeye kalkmak ilim cahilliğinden öteye değildir.  

Doğruyu bulmak için, hakikat yolunda olmak gerekir. Doğru yolda olmak için de, okumak ve bilmek vesilesiyle aklını olgunlaştırmak gerektir. Dolayısıyla insan değerlerine, duruşuna sahip olmak için Dört Kapı Kırk Makamdan geçmek gerek, sevgiyle, ilimle, irfanla donanmak gerek ve 72 milleti bir nazarda görmekle mümkündür. Işte insanlığın yolu, aklını ilimle, hal ve davranışlarını irfanla olgunlaştırmaktan geçer.  

Insanları suçlamak, aşağılamak, incitmek, iftira atmak, hor görmek gibi davranışlarda bulunmak ve sonrasında “yaratılanı severim yaratandan ötürü” veya “Elhamdülillah ben müslüman” demek riyakarlıktır, bir insalık suçudur.
Haddini, yerini bilene aşk olsun. Aşk ile Huu…
 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


Toplumda, Nezaket ve Görgü kuralları...
Medeniyetin temeli, Nezaket ve görgü kurallarıdır.

Medeni toplumlarda, nezaket ve görgü, uyulması gereken yaşam kurallarının bütününe denir. Bu kurallar aile başta olmak üzere hayatın bir çok alanında yaşamak, uymak ve öğrenmek mümkündür. Bu kurallar, aynı zamanda toplumsal kurallardır. Dolayısıyla toplumlarda huzur, birlik ile beraberliğin sağlanması ve korunması açısından çok önemlidir. 

Nezaket anlamı; Başkalarına karşı incelikli, saygılı davranma, incelik, naziklik, dikkatli, özenli davranmayı gerektirme ve önemsemek manalarına gelmektedir. 

Görgü anlamı; Bir toplum içinde varolan ve uyulması gereken saygı, incelik davranışları, terbiye, uyumlu, uyum sağlayan, engin gönüllü, hoşgörülü doğal olarak insani davranışları yansıtmaktır. 

Nezaket ve görgü kurallarından bazıları…
Iletişim ve konuşma kuralları...

Birbirini aramak, sormak, yardımcı olmak, hal hatır etmek, yüz yüze iletişimde sıkca kendini anlatmamak, karşıdaki kişiye söz hakkı tanımak, hitap kuralları olarak lütfen, efendim, evet, hayır, teşekür ederim, sağolun gibi seviyeli hitapların kullanılması muhabbetin ömrünü uzatır ve muhabbet edenleri hoşnut bırakır. Çünkü önemli olan, konuşmamızı doğru bir şekilde ayarlamak ve seviyeli kalmayı başarmaktır.
 

Ziyaret kuralları...
Sebep veya neden aramadan ani ve süprüz ziyaretlerin yapılması, maddi manevi anlamda yardımcı olmak, yardım elini uzatmak, bir ihtiyacınız var mı? gibi yaklaşımlar sosyal ilişkileri ve güveni artırır. Tüm bunların amacı, umut olmaktır.
 

Kılık kıyafet kuralları...
Birlikte yaşadığımız toplumun giyim biçimi göz önünde tutulması önemlidir. Çünkü çevremize uymayan giyim biçimimiz, rahatsız eder ve ister istemez tepki alabiliriz. Uyumlu olmak veya uyum sağlamak en güzel yaklaşımdır.
 

Sofra kuralları...
Sofra görgü kuralında dikkat edilmnesi gereken, ellerin yıkanmasıdır.

Yemeğe buyrulmadan başlamamak, ağız doluyken konuşmamak, açık ağızla yemek çiğnememek, kolunu uzatarak veya sofranın tümünde el gezdirmeden alabilirmiyim diyerek yardım istemek, sofrada dişlerin karıştırılmaması, vs. Sofra görgü kurallarının amacı karışıklığı, aşırı davranma gibi halleri dizginleştirmektir.   

Selamlaşma kuralları...
Selamlaşma yaş, cinsşyet, makam ve konumuna göre saygı ve incelik ifade eden bir davranış halidir. Selamlaşmak, aynı zamanda sevgi ve saygının bir göstergesi olarak kabul görmektedir. En güzel selamlaşma, güneş misali güler yüzle Merhaba, Günaydın, Mutlu sabahlar, Iyi günler, vs. diyebilmektir.

Bu gibi manevi değerler sosyal ilişkileri güçlendirmekle birlikte güveni artırır, karşılıklı hata ile yanlışı, ön yargılı olmayı, yanlış anlaşılmaları, olumlu veya olumsuz fikir yürütmeyi  önler.  

Görgü ve nezaketlerin amacı insanların uyumlu, hoşgörülü, seviyeli, engin yürekli, yardım sever, medeni ve erdemli insan olmayı başarmaktır.
Aşk ile, medeniyetin demine Huu...
 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


Önce hizmet, sonra himmet...
Pir Hünkar; „Ayağa kalkacaksan, hizmet için kalk. Önce hizmet, sonra himmet yani mükafat” buyurmuştur.
 

Talip, Mürşidine himmet demiş ve Mürşid de, talibine önce hizmet demiştir.

Yol uluları ve inanç önderlerimizin buyurdukları gibi Mürşid ile Pirin himmeti, talibin niyet ve gayretine bağlıdır. 

Tarladan bereketli ekin almak istiyorsak o zaman tarlayı herhaliyle temizlemek gerekir. Sonrasında nakbul olan tohum ekmek ve peşine gerekli sulama yapıldıktan sonra elbetteki gereken mahsul elde edilmiş olacaktır. 

Dolayısıyla bir işi yaparken gerekli gayreti, çabayı göstermek gerekir. Yani çalışıp çabalamadan istenilen sonuç alınmaz. Demek ki hizmet olmadan, emek verilmeden, gayret gösterilmeden nimet elde edilemez. 

Diğer bir deyimle iyi bir niytete, isteğe sonra gayret, çalışmak, çabalamak gerekir. Etrafımızdaki yardıma muhtaç insanlara, eş ile dosta, fakir ile fukaraya, hasta olana hizmet ettikten sonra önce Allah’tan, sonra Mürşid ile Pirden himmet ve sonrasında kısmet dileyebiliriz. 

Mürşid ile Pirlerin inançsal görevi: Sosyal hizmetlerin yanı sıra, asıl hizmet Hakk ve hakikat yolunda insanları, ilim irfanla eğitip insanlığa hizmet etmelerini sağlamaktır. Çünkü ayağa kalkmak, hizmet etmek bilinci oluşmadan insanların ayağa kalkması ve gönülden hizmet etmesi mümkün değildir.   

Dolayısıyla hizmet hidayetine ulaşmanın, inayete kavuşmanın, ayağa kalkmanın, istemenin, arzulamanın, harekete geçmenin, vs. temel unsuru ilim ve bilgidir. 

Hizmet ile emeğin karşılığı, nasiptir...
Yunus Emre erenlerin ürün alamadığı bir kuraklık yılı, onun hayatının seyrini tamamen değiştirecek bir olaylar zincirini harekete geçirir. Yunus Emre bu kuraklık yılında, öküzünün sırtına bir heybe atarak kuraklıktan etkilenenlere geçimlik buğday veren Pir Hünkar Dergahı’nın yolunu tutar.
 

Yunus Emre’deki cevheri gönül gözüyle gören Pir Hünkar, ona dervişlerinden birini göndererek “Buğday mı verelim, nefes mi?” diye sordurur. Sorunun sırrından gafil olan Yunus; “Nefesi ne yapayım, bana buğday gerek” der. Dervişin bu cevabı getirmesi üzerine Pir Hünkar, teklifini tekrarlar. 

Ancak Yunus Emre; “Çoluk çocuğum var, bana buğday gerek!” diyerek cevabını tekrarlar. Bunun üzerine Yunus Emre’nin isteği doğrultusunda gerekli Buğday alıp yola düşer ve köyün çıkışında gaflet uykusundan uyanır. Hemen Dergaha geri dönerek buğdayı indirir ve karşılayan dervişe, “Erenler, himmet ettiği nasibi versin, buğday gerekmez bana!” der.
 

Dolayısıyla durum Pir Hünkar’a bildirilince “O kilidin anahtarını Tapduk Emre’ye sunduk, gitsin nasibini ondan alsın!” cevabını verir. Bu cevap üzerine Yunus Emre, Tapduk Emre Dergahına giderek olan biteni anlatır. Tapduk Emre; “Halin bize malum oldu” der ve Yunus Emre’ye: “ Hizmet et, emek ver, nasibini al!” cevabını verir. 

Sonuçta Hakk’ın hoşnutluğundan, himmetinden, mükafatından nasiplenmenin ve insanların razılığını ala bilmenin tek yolu hizmet etmek ve emek vermekle mümkündür.
Aşk ile, nasibini alabilene aşk olsun...
 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


Ihanet, yasak ve asimilasyon, Aleviliği yok edememiştir…
Dolayısıyla Alevilerin içindeki Eşek arılarının da, çıkar ve menfaatleri uğruna Aleviliği peşkeş çekmeye, tarumar etmeye gücü yetmiyecektir.
 

Alevi, inanç yazılı kaynakları; Siyasal inanç mezhepleri, yönetimler, imparatorluklar, hanedanlıklar, ideoloji akımları, vs. tarafından yakıp yok etme gayretlerine rağmen Alevi inancı; Sözlü olarak, günümüze kadar getirilmiş ve yaşatılmıştır.  

Ancak günümüzde Alevilerin içindeki sözde kendilerini Lenin, Stalin, Marx ve Mao ideolojilerine dört elle sarılmış, bu dörtlerin A-Z kadar neslini cismini öğrenmiş, ezberlemiş sözde devrimcilere, neslini cismini sorsanız maalesef eser yok. Ne hikmetse başkalarıyla övünürler kendi insanlarından utanç duyarlar, başkalarının kültür ile geleneklerine sahip çıkarlar kendi kültür ile geleneklerini ayaklar altına alırlar, başkalarının hocasına müftüsüne saygı duyarlar ancak Alevilerin Pir ve Mürşidlerini ayıplarlar, horlarlar. Gerici diye ölümle cezalandırdılar, beline taktıkları silahla başkalarını korurken kendi insanlarını gözünü kırpmadan kurşunladılar, çıkar ile menfaat uğruna başkalarını başına taç ederken kendi insanını aşağlıyarak hiçe saydılar. Ancak tüm bunlara rağmen devrimciyiz, ilericiyiz demekten de geri durmuyorlar.  

Çıkar ve menfatleri için, kendi toplumunun inancını, manevi değerlerini tarumar edip gericilik-morfincilikle suçladılar, Yol taliplerinin tüm sorunlarını başka bir kapıya göndermeden kendi önderliğinde çözmüş olan Alevi inanç önderlerini devletin yandaşları, uşakları ve ajanları diyerek suçladılar. Diğer tarafta toplumun huzur ile refahı adına hiç bir hizmeti olmayan, ezberlenmiş popüler sözlerle ahkem kesen ve daha üzücüsü halkın verdiği yardımlarla meyhanelerde, Türkü barlarda, çirkefliğin bataklığında gününü gün eden sözde devrimciler tüm bunlara rağmen utanmadan-sıkılmadan devrimciyiz, ilericiyiz diyebiliyorlar.  

Gerçek devrimciler insanlık onuru için, güzel ahlak ve ölümsüz kılan ilim için Muhammed Mustafa’dan, Şahı Merdan Ali’den, On Iki Imamdan, Ehli Beyt’den, 7 Ulu Ozanlardan, Hallac-ı Mansur’dan, günümüz Sivas’ına dek bedel ödeyenlerdir. Insanlık için, insanlığın manevi değerleri için ateşte semaha dönenlerdir. Ancak Meyhanelerde, Türkü barlarda, eğlence masalarıda ahkem kesen içki tüken sözde devrimciler değildir. 

Alevi inancını, bedel ödeyen 7 Ulu Ozanlar başta olmak üzere dönemin, çağın halk ozanları;  Alevi inancının ilmi halini, Kur’an-ın özetlenmiş hali olan Eline Diline Beline sahip olmayı, yaşam felsefesini, hayata bakışını, mazlumdan yana zalime karşı duruşunu, velhasıl bir bütün olarak deyişlerle insanlara birebir aktarılmış ve ibadet erkanları yerine getirilmiştir. 

Pir Sultan Abdal aşağıdaki nefesinde bu durumu açık bir şekilde dile getirmiştir.
Halımızı hal eyledik,  

Yolumuzu yol eyledik,

Her çiçekten bal eyledik

Arıya saydılar bizi.   
 

Aşk defterine yazıldık,
Pirin darına dizildik,

Bal olduk şerbet eyledik,

Doluya saydılar bizi.    
 

Pir Sultanım bu meydanda,  
Çok marifet var insanda,

O cihanda bu cihanda,

Aliye saydılar bizi.

Pir Sultan Abdal    
 

Günümüzde ahkem kesen sözde devrimciler, Pir Sultan’I ideloji düşünürüymüş gibi göstererek kendi art niyetli düşüncelerine peşkeş çekmişlerdir. Oysaki Pir Sultan ilham kaynağını Lenin, Stalin, Marx, Mao, vs. dememiştir. Peki kimi demiştir, Hakk Muhammed Ali demiştir. Kainatın nuru, Muhammed Ali ve Ehli Beyt’I demiştir. Bi tek nefesinde Lenin, Stalin, Marx, Mau isimlerinin geçtiğini gösteremezsiniz fakar nefesleri Hakk Muhammed Ali ile başlar, halka hizmet Hakk’a hizmettir disturuyla tamamlanır.   

Dolayısıyla Alevi inancı tüm ihanet, yasak, asimilasyon çabalarına ragmen sözlü yöntemle insanlara aktarılmış ve yaşanması sağlanmıştır. Işte gerçek devrimcilik, ilericilik, önderlik budur.  

Meyhanelerde, Türkü barlarda, eğlence masaları başında alköl tüketerek, ahkem keserek ne devrimcilik, ne ilericilik ve ne de önderlik olur. Olsa olsa hem balı ye hem de balı yapan arıyı katlet Eşek arısı zihniyeti olur. 

Not: Tabii ki kendi halkına zararı olmamış, halkına imkanları doğrultusunda yardımcı olmuş güzel yürekli devricileri tenzih ediyoruz. Bizim sözümüz Meyhanelerde, Türkü barlarda, eğlence masaları başında alköl tüketen, boş yere ahkem kesen, mangalda kül bırakmayan, halka beş kuruş faydası olmayan Eşek arılarınadır.
Aşk ile, gerçeğin demine Huu…
 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


2023, Bozatlı Hızır oruç takvimi…
Hızır orucu, Alevi inanç boyutunda Perşembe günü baz alınır. Çünkü Alevilerin, Cem olma ve ibadet gecesidir. Dolayısıyla Hızır orucu, her yıl Şubat ayının ikinci haftası Salı günü başlar ve Perşembe günü, Cem erkanıyla tamamlanır.
 

Bozatlı Hızır oruç günleri…
1. Gün, 14.02.2023 Salı,

2. Gün, 15.02.2023 Çarşamba ve

3. Gün, 16.02.2023 Perşembe günleridir.
  

Kul darda kalmayınca Bozatlı Hızır yetişmezmiş, Sen yetis carımıza ya Bozatlı Hızır! 

Bozatlı Hızır hürmetine, Bismişah, Allah Allah!
Ya Cenab-ı Hakk!

Hakk Muhammed Ali, yüzü suyu hürmetine;

Yardım dileyenin yardımına koşan,

Şifa dileyene şifa veren, derdine derman olan,

darda, buğda koymayıp carına yetişen,

uğradığı yerlere bereket ve bolluk saçan,

Bozatlı Hızır hürmetine tutulan oruçlarımızı kabul eyle.

Allah Allah,
kabul ve makbul ola. Aşk ile Huu… 

Bozatlı Hızır hürmetine, tuttuğunuz umut orucunuz ve niyetiniz, Şahı Merdan Ali dergahında kabul göre. Yetiş imdadımıza, ya Şahı Merdan Ali!
Allah Allah, dil bizden kabul-ü Cenab-ı Hakk’tan ola.

Aşk ile, gerçeğin demine Huu…
  

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=

2023 Alevi inanç takvimi, Etkinlikler ve Katliamlar...

14, 15 ve 16 Şubat 2023        Hızır Orucu. (Eski takvime göre Hızır orucu; Her yıl
                                               Şubat ayının ikinci haftası Salı günü başlar ve

                                               Perşembe günü biter-cem yapılır.)

12.03.2023                              Gazi katliamı.  

21.03.2023                             Şahı Merdan Ali’nin doğum günü(7 Zilhicce, 25 Hicri) ve Nevruz bayramı. 

12.04.2023                             Şahı Merdan Ali Hakk’a yürümesi (21 Ramazan, 40 Hicri). 

18.04.2023                              Malatya katliamı.  

04.05.2023                              Dersim katliamı. 

29.05.2023                              Çorum katliamı.  

05-06.05.2023                        Hıdır Ellez/Hızır Ilyas anma törenleri. 

06-07.06.2023                        Abdal Musa anma törenleri. 

28.06.2023                              Kurban Bayramı’nın 1. Günü.
                                                Hicri(Ay) takvimi, Miladi(Güneş) takvimi arasında 11 ile 12 gün farkı vardır.                                                            Dolayısıyla tarih olarak, gün farkı oluşabilir.

02.07.2023                              Madımak/Sivas katliamı. 

06.07.2023                             Gadir-i Hum Bayramı…
Hz.Muhammed Mustafa’nın, Şahı Merdan Ali’yi vasi ve Veli tayin ettiği gündür. Peygambelik devrinin tamamlanması ve Velayet devrinin başladığı gündür. (18 Zilhicce, 10 Hicri)  

14-16.07.2023                        On Dört Masum-u Pak orucu.  

17.07.2023                              Fatma-tüz Zehra Ana orucu. 

18.07.2023                             On Iki Imam Matem Ayı. (Birinci günü-başlar) 

28.07.2023                              Imam Hüseyin’in Şahadeti. (Hicri; 10 Muharrem, 61)

30.07.2023                              Aşura ile lokma pişirme ve pay etme günüdür.

16-18.08.2023                        Hünkar Hace Bektaş-ı Veli anma törenleri.

10.10.2023                             Imam Hüseyin’in şehadetinin anma günü.

(M: 10 Ekim 680 – H:  10 Muharrem 61)

24.12.2023                              Maraş katliamı 

Alevi oruçları; Hızır orucu, On Iki Imam orucu, On Dört Masum-u Pak orucu, Fatma Ana orucu ve 48 Perşembe oruçlarıdır. 

Matemlerinizin, oruçlarınızın, lokmalarınızın, ibadetlerinizin ve dualarınızın Canab-ı Hakk’tan kabulünü dileriz. Canab-ı Hakk yardımcımız, Muhammed Ali haldaşımız, Ehli Beyt yol göstericimiz, Hızır yoldaşımız ola... 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=

Alevilikte Inanç - Seyyid Hakkı sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. => Facebook Sayfamız: Seyyid Hakkı SH => YouTube Kanalımız: Ehlibeyt Yolu-Seyyid Hakkı => Facebook grubumuz: Seyyid Seyfeddin Ocağı - Dergah Aşk ile Canlar...