Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası.

ANASAYFA


Seyyid Hakkı
Youtube Kanalımız(Alevi Inanç Bilgi Videoları).
Ehlibeyt Yolu-Seyyid Hakkı

https://www.youtube.com/user/YediDeryaSohbeti62 

Seyyid Hakkı SH
Facebook sayfamız
https://www.facebook.com/

 

Alevilerin, temel hak ilkeleri…
Insanoğlunu diğer canlı varlıklardan ayıran en önemli özellik, akıldır. Kendi aklını kullanarak düşünme faaliyetinde bulunan insanoğlu, kendi yaşamına dair bazı temel hak ilkelerini yaratmıştır; Yaşam hakkı, Eğitim hakkı, dokunmamazlık hakkı, düşünce ve özgürlük hakkı, din ve vicdan hakkı, seçme ve seçilme hakkı, vs. gibi sıralanabilir. Dolayısiyle de bu özelikler, insan haklarının temelini oluşturmuştur. 

Alevilerde, bu temel ilkelere sahip olabilmek için; Akli ve ahlaki olarak kendini geliştirip olgunlaşmanın yolu, Dört Kapı Kırk Makam’dan geçer. Dolayısiyle insanoğlu, dört kapı kırk makam kapılarında; Ruhunu ve benliğini erdemli hale getirerek ham ervahlıktan, Kamil-i Insan erdemliğine ulaşıp, öze dönmektir. 

Erdemliğe, olgunluğa ve kamilliğe ulaşmak için de, Alevi yolunun temel ilkelerine uyma esası vardır. 

Alevi yolunun, temel ilkeleri;
* Hiç bir canlıya zarar vermemek (eziyet etmemek, incitmemek),
* Sana ait olmayana el uzatmamak,
* Bir dilden iki söz söylememek,
* Kimseye eziyet ve haksızlık etmemek,
* Kimseyi aşağılamamak (küçük ve hakir görmemek),
* Yapılan tövbeyi bozmamak (ikrarından dönmemek, ahde(yemine, söze) bağlı kalmak,
* Kimseye kötü gözle(nazarla) bakmamak,
* Gördüğünü örtmek, görmediğini söylememek,
* Eşinden gayrısını bacı (kardeş) bilmek,
* Haram lokma yememek,
* Yetim hakkı yememek,
* Anaya Babaya saygı ve hürmette kusur etmemek,
* Komşu hakkına riayet etmek,
* Dedikodu yapmamak,
* Yalan söylememek,
* Iftira atmamak,
* Kin ve kibirli olmamak,
* Ölçüde ve tartıda doğru olmak,
* Yalana ve yalancıya yemin ve şahitlik etmemek,
* Büyüklere sayğılı, küçüklere şefkatli olmak,
* Haksızlığa boyun eğmemek, başkasının hakkına sayğılı olmak,
* Kimseye kötülük etmemek,
* Elin ermediği yere el uzatmamak, sözün geçmediği yere söz söylememek,
* Incinsen de incitmemek,
* Bildiğimizin daha üstününü öğrenmek ve herkese öğretmek,
* Bin kere mazlum olsan da bir kere, zalim olmamak,
* Aleyhinde olsa bile doğruyu söylemek,
* Sevgi ve acıma insanlığın, şehvet ve hırs hayvanlığın vasfı olduğunu unutmamak,
* Inanç sahibi olmak, ibadeti cennet için değil Hakk’a kavuşmak için yapmak,
* Hakk Muhammed Ali yolu söz yolu değil, iyi ahlak yoludur; Kıldan ince kılıçtan keskin, ateşten gömlek demirden leblebidir; Giye bilirsen giy, yiye bilirsen ye.
=Seyyid Hakkı=


Yemini-Ulu Ozan
Hayatını Tuna ırmağı yörelerinde geçiren Yemini, Betova’da (Bulgaristan) büyük bir dergahı olan Akyazılı Sultan’ın ardalarındandır. Demir Baba velayetnamesinde adı; „Hafız Kelam Yemini „ olarak geçer ki, bu isimden Kur’an’ı Kerim’i ezbere okuduğu anlaşılmaktadır. Şah Hatai gibi şiirlerinde, koyu Alevi inancını işlemiştir. Ehlibeyt ve 12 Imam’lara gönülden bağlılığını dile getirmiştir.  

Yemini, 1519 yılında Şahı Merdan Ali’nin efsane yaşamını konu edeninen „Faziletname (Erdem Kitabı)“  adındaki kitabı yedinbin üçyüz beyitten oluşmaktadır. Faziletname’de, Şahı Ali’nin efsane yaşamı, Şahı Merdan Ali’nin kişiliği ve Ehli Beyt sevgisinin yoğun işlendiği temel eserlerinden biridir. Kitab-ı Erdem (Faziletname-İyi Ahlak Kitabı) olarak niteleyenler kitaptaki doğruluğu, dürüstlüğü, alçak gönüllüğü, yaşam biçimi ve inanç biçimi haline getirmesinden dolayı Alevilerin kutsal kitapları içinde yer almaktadır.   

Dediler ki keramet kanı Hayder
Dayanmaz derdimin derrnanı Hayder

Kamu müminlerin kalbinde mihrin
Olubdur dini hem imanı Hayder

Hakk’ın kudreti sende ayandır
Velayet mülkinin sultanı Hayder

İmam’ül Müttekinsin bellü bayık
Erenler merdinin Merdan’ı Hayder

Cemad’a dil verirsin emr-i Yezdan
Verir nutkun ölüye canı Hayder

Behişt ehline saki-i ezelsin
Hakk'ın sende erer ihsanı Hayder

Yemini dermendde kıl inayet
Delalette komagıl anı Hayder  

Yemeni’nin bu eserinde, Şahı Merdan Ali’ye olan aşkın niteliklerini dile getirerek diğer ulu ozanlar gibi bağlılığını anlatmıştır. Dolayısıyla arınmanın, ölümsüzlüğün ve olgunlaşmanın yolu Şahı Merdan Ali ile yoğurduğu aşk ile Tanrı’ya ulaşacağına gönülden inanmasındandır.  

Çeşitli kaynaklara göre, Yemini’nin asıl adı Ali olduğunu, Akyazılı Dede tekkesinde hizmet ettiğini ve „Yemini“ mahlasını(ikinci adını) kullandığını yazar. Demir baba Viyetnamesi’nde adı „Hafız Kelam Yemini“ olarak geçer.  

Yemini’nin kesin olarak doğum ve ölüm tarihleri bilinmemekle beraber, eserlerinden ve hakkındaki yazınlan bilgilerden 15. yüzyıl sonları ile 16.yüzyılın ilk yarısında yaşadığı sanılmaktadır. Dolayısiyle yaşantısı hakkında o çağlarda yazılmış eserlerinde yeterli bilgi verilmemektedir..
=Seyyid Hakkı=


Alevi inancının şartı, üçtür.
Allah Muhammed ve Şahı Merdan Ali’dir. Temel ilkesi ise, eline diline beline sahip olmaktır. 

Inanç bir bütündür; Şartlara bağlanmadığı gibi, zaman limitine de hapis edilemez. Bu bütünlük, Allah Muhammed Ali ve talipliktir. Dolayısiyle Allah’a iyi bir kul ve iyi bir insan olmak için; Eline diline beline sahip olmaktır. Eline diline sahip olmak, Dört Kapı’nın Kırk Makam’ını aşmak gerekir.  

Kırk makam’ı geçebilen bir Ademoğlu, Kamil-i, Insan’dır; Toplumuna faydalı, doğayı sahiplenmiş ve Allah’ın da hüsni rızasını kazanmış iyi bir insandır.
=Seyyid Hakkı=



Şah Ismail Hatayi-Ulu Ozan.
Aleviliği, gerek içerik olarak gerekse edebi olarak en iyi ifade eden yedi ulu kişiden biri de Şah Ismail Hatayi’dir. Alevi cem ibadetlerinde en çok Şah Ismail Hatayi nefesleri okunur ve İbadetin omurgası olan Miraçlama yine Şah Ismail Hatayi eseri olan miraçlamayla yerine getirilir.  

Safavi tekkesi şeyhlerinden Şeyh Cüneyid’in torunu olan Şah Ismail Hatayi asıl adıyla Şah İsmail, 1487 yılında Iran Erdebil’de doğdu. 

Şah Ismail Hatayi, dinsel, siyasal, gizemciliğiyle ve ozanlığıyla da önemli bir kişiliğe sahip, şiirlerini „Hatayi“ takma adıyla yazmış ve söylemiştir. 

Şah Ismail Hatayi’nin babası Şeyh Haydar, annesi ise Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın  kızı Alemşah Halime Begüm Sultan’dır. Şeyh Haydar, Şirvan şahı Ferruh Yeşar ile savaşırken öldürüldü. Babası Şey Haydar’ın ölümünden (1488) sonra dayısı tarafından iki kardeşiyle birlikte düşmanlarından kaçırılarak Şiraz’a gönderildi.  

Şah Ismail Hatayi, bir yaşında iken babası Şeyh Haydar’ın öldürülmesiyle beraber tarikatın başına önce Ağabeyi(büyük abesi) Sultan Ali daha sonra da kendisi geçmiştir. Akkoyunlular’ca 4 yıl Istahr kalesinde hapiste tutulmuş, kurtulunca Lahican’a sığınmıştır. Sırasıyla Şirvanşahlae ve Akkoyunluları ortadan kaldırarak 1502 yılında 14 yaşında tahta oturmuştur.  

Şah Ismail Hatayi üç yıl içinde  Aran, Şirvan, Doğu Anadolu, Azerbeycan, Irak’ı Arap, Kirman, Fars ve Horasan’ı eline geçirerek Ortadoğu’da yeni bir Türk devletini kurmuştur. Daha küçük yaşta her yönde çevresini irşat(eğiten) bir kemalet sergiliyordu. Üzerindeki baskı ve zulüm onu ideslinden alıkoymadığı gibi, daha da motive ediyordu.  

İktidar hırsı ile babasını ve kardeşlerini katledecek kadar gaddar Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim’le 19 Mart 1514’de yaptığı Çaldıran’daki savaşı kaybetti. Bu yenilgi Şah Ismail Hatayi için sonun başlangıcı oldu.  1524’de 38 yaşında iken Azerbaycan’da geçirdiği bir kanamayla Hakk’a yürümüştür. Cenazesi Erdebil’e götürülerek, dedesi Şeyh Safiyüddi’nin türbesi yanında toprağa verilmiştir.  

Şah Ismail Hatayi, Türkçe’ye büyük önem vermiş ve devlet geleninde  Türk kesimi egemen kılmıştır. Safevılerin dayandığı Türk kesiminin çoğunluğunu Anadolu’dan İran’a göç etmiş Türk boyları oluşturmuştu. Şah hatai, Abbasiler döneminde doruğa ulaşan Türk Mevali kimliği ile Horasan kökenli Türk Halk İslamı’nı sentezleyen ilk hükümdardır. Şah Ismail Hatayi’nin „Hatayi“ mahlasıyla Türkçe yazdığı şiirleri, halk ve divan edebiyatı arasında bir köprü oluşturmuştur.  

Yazdığı çok yönlü mana içeren deyişlerinin günümüzde itikat ve haz ile söyleyip dinlenerek „ders“ almaya/çıkarmaya çalışılması Şah Ismail Hatayi’nin, ne derece derin bir gönül sahibi olduğunun kanıtıdır. 

Men dervişem deye göğsün gerersin 
Hakk’ı zikr etmeğe dilin var mıdır 
Kendini görsene ilde ararsın 
Hâlin hal etmeğe halin var mıdır 

Bir gün balık gibi ağa sararlar 
Mürşidden rehberden haber sorarlar 
Tütsü yakub köşe köşe ararlar 
Men arıyım dersin balın var mıdır 

Derdli olmayanlar derde yanar mı 
Sadık derviş ikrarından döner mi 
Her bir uçan gül dalına konar mı 
Men bülbülüm dersin gülün var mıdır 

Şah Hatayi senin derdin deşilmez 
Derdi olmayanlar derde duş olmaz 
Mürşidsiz rehbersiz yollar açılmaz 
Mürşid eteğinde elin var mıdır  

Arap ve Fars edebiyatının Türkçe üzerinde hakimiyet kurduğu bir zamanda , gayet sade ve duru bir Türkçe ile deyişler yazıp Türk dilinin gelişmesinde yardımcı olması Şah Hatai’nin çok yönlü ve kabiliyetli bir önder olduğunu göstermiştir. 

Maalesef, ikdidar hırsı ile babasını ve kardeşlerini katledecek kadar gaddar bir zalim hükümdar Yavuz Sultan Selim ile karşı karşıya kalması, onu, Hakk Muhammed Ali ve Ehlibeyt yolunda yapacağı birçok yararlı hizmetlerden alıkoymuştur.
=Seyyid Hakkı=


 Alevilikte, görgü ve sual anlamı.
Öncelikle şunu belirtelim ki görgü ve sual, Cem erkanında yerine getirilir. Bu cem, görgü-ikrar cemi’dir. Görgü cemine; İkrarına bağlı ve Muhammed Ali birliğine inanan, evli canlar katılır. Bu ikrar, musahiblik ikrarı ve erkanıdır.  

Alevi inancına göre, evli olan her alevi, kendi kişiliğine denk düşecek bir Aleviyi dinsel tabanda kardeş edinir. Bu kardeşlik aynı zamanda Ahiret kardeşliğidir. Öz kardeşlikten de ağır olan bu yol kardeşliği, Alevi yolunda bir zorunluluktur. Musahib olma yada musahiblik kurumu; Alevilikte ilk toplumsal dayanışma biçimidir.   

Toplumun, birlik ve beraberliğinin temeli; Kültürlü, bilinçli, güvenilir ve uyumlu bir aile yapısına dayanır. Yani o toplumun olmazsa olmaz önemli temel öğesi, ailedir. Aile içindeki sorumluluklar; Aile yaşamlarını sevgi saygı, edep erkan, adalet ve nizama uygun bir şekilde yürütmektir. Ve bu sorumlulukların uyum içinde devam edebilmesi için; Belli sebep ve nedenlerden kaynaklanan ufak tefek veya büyük sorunların giderilmesi, terazinin tekrar doğru durabilmesi için, en az sene de bir kere bir mürşide veya pire-rehbere görülmek gerekir. 

Görgüden, dört canın birlikte geçme zorunluluğu vardır. Bunun neden ve sebebi ise; Dört can birbirinden sorumlu ve birbirinin vekili olmasıdır. Bir canın işlediği suça, diğer musahibler de ortaktırlar. Onun içindir ki müsahiblik, zor ve sorumluluk isteyen bir yol kardeşliğidir. 

Musahibler, Hakk Muhammed Ali divanında; Özünü eline alıp, Pir huzurnda dara dururlar. Pir huzurunda ve cemaat şahitliğinde; Dört can riyasız bir şekilde, varını-yoğunu ortaya koyarlar. Ve böylece pire bağlanan bacı ve kardeşler sorgu sualdan geçerek; Bütün kötülüklerden, hata ve kusurlardan aklanmış, birbirinden razı olunmuş, diğer bir mana ile ölmeden evvel ölmektir, ölen nefstir.  Dolayısiyle ikiliğe düşmüş gönüllerin tekrardan birliğe kavuşmuş bir şekilde miraclarını yerine getirmiş olacaklardır. 

Mirac diyoruz, çünkü Pir; Manevi olarak Muhammed Mustafa ve Şahı Merdan Ali’yi dolayısiyle de Allah’ı temsil etmekteler. Pirin huzuruna varıp nasiblenirler. Nasib; İlim irfandır, edep erkandır, öğüt nasihattır. Böylece talip nasibini alarak pirine niyaz olur, bağlılığını yani ikrarını tazelemiş olur. Ve buda talibin kendi pirine, miracıdır. Talibin miracı, pirini ziyaret etmek ve niyaz olmaktır. 

Önemli ve dikkat edilmesi gereken diğer bir husus ise;
Müsahibler birbirlerinin isimlerini çağırmadan, bacı-kardeş diye hitap ederler. Birbirlerinin anne ve babalarına ise; Analık ve babalık derler. Dolayısiyle de birbirine kardeş olan müsahiblerin yani yol kardeşlerinin çocukları birbirleriyle evlenemezler çünkü onlar da birbirlerine kardeştirler. 

Dinim içinde imandır musahib,
Gönül tahtında sultandır musahib. 

Koruk değil ana çubuk denilmez,
Tarik evinde tersandır musahib. 

Yolumuz incedir varabilene
Sefil gönülde mihmandır musahib. 

Yola eğri giden menzile ermez,
Sülük içinde erkandır musahib. 

Musahib yol varandır ey Hatayi,
Muhibb-i hanedanımdır musahib.
Şah Ismail Hatayi  

Bazıları, aradan kuşak geçti mi evlenebilinir diyorlar. Böyle bir saçma zihniyete sakın yer verilmesin ve bu düşünceyi aklımızdan dahi geçirmeyelim. Çünkü Alevilerin ikrarı kaim ve daimdir. İkrar, sadece belli bir zaman limiti içinde verilmez. Buna şekilcilik, göstermelik denir ki; Şekilcilik ve gösterişin Alevi inancında yeri yoktur.
=Seyyid Hakkı=

Kur’an-ı Kerim ve Ehli Beyt… 
Ben, sizin aranızda iki değerli emanet bırakıyorum; Onlara sarıldığınız takdirde benden
sonra, doğru yoldan asla sapmazsınız. 

Onlar, Allah’ın Kitab’ı ve benim zürriyetim olan Ehl-i Beyt’imdir. Bu ikisi, Kevser Havuzu başında bana dönünceye kadar asla birbirlerinden ayrılmazlar.
Hz.Muhammed Mustafa 

Alevi inancının temelini Ehl-i Beyt sevgisi ve bağlılığı oluşturur.
Hz.Muhammed „Ey halk, biliniz ki bende insanım. Allah’ın daveti bana yakında gelecektir. Bende onu kabul edeceğim. Işte ben size iki mühim ve en değerli emaneti miras bırakıyorum. Bunlardan birincisi Kur’an-ım, ikincisi ise benim Ehli Beyt’im. Allah’ın huzurunda size Ehli Beyt’imi tavsiye ediyorum“ demiştir. 

Kur’an-da „Ey Ehl-i Beyt, Allah sizi her türlü kirden arındırdı ve sizin tertemiz kalmanızı diler" (Ahzap suresi 33. Ayet) söylenmektedir.
=Seyyid Hakkı= 

Kur’an-ı Kerim ve Ehli Beyt(Enis Emir) – Seyyid Hakkı
https://www.youtube.com/watch?v=cgv7uOm0Q6s



İki cihanda yolun, yolumuzdur ya Şahı Merdan Ali...
İki cihan ilmine nail olan sensin, ya Haydar-ı Kerrar. Ruhları ilminle, gönülleri sevginle ve kalpleri muhabbetinle aydınlatan sensin, ya Şiri Yezdan. Hem evvel hem ahirsin, gönlümüzün Şahı Veliullahı sensin, ya Şahı Merdan Ali. Medet mürvet senden ola. 

Şahı Merdan Ali’nin gönlümüzde yaşamasını ve verilen ikararımızın daim olmasını istiyorsak; O’nun ilmini, irfanını, duruşunu, itibarını, güvenini, sevgisini, hoşgörüsünü, dünya görüşünü, vs. hayatımıza işleyelim ve paylaşarak da, insanlara ulaşmasını sağlayalım.
=Seyyid Hakkı=



Muhabbetiniz, daim olsun Canlar!
Birlik sofrasını hakça kuralım,
Gönül meclisinde safta duralım,
Cahil hedefini sözle vuralım,
Kılıçlardan keskin dildir muhabbet.

Tuncay Akdeniz 

Muhabbet: Dostça konuşmadır; Gönlün gönüle yakınlaşması, akmasıdır ve meyletmesidir. Gönüllerin birbirine karşı duydukları sevgi, aşk, konuşmak, değerlendirmek, ders çıkarmak, öğrenmek, dialog içinde olmak, cem tutmak, bilgi, görgü paylaşmak, bilinçlenmek, ilmi muhabbet ile zaman geçirmektir. Aşk ve sevgi ile yapılan muhabbetler insanı kamilliğe, erdemliğe ulaştırır. 

Muhabbet bağında bülbüller öte, 
Aşığım güler yüz güzel niyete, 
Başka yol gitmezmiş sevgiden öte, 
Gönlümüzde sevgi,muhabbet olsun. 

Sevgidir insanın özüne giren, 
Muhabbettir gönüllere haz veren, 
Hoşgörü kulları Hakka götüren, 
Gönlümüzde sevgi,muhabbet olsun. 

Zekeriya Özhan 

Ruhun gıdası ilim, gönlün gıdası da muhabbettir. Her dem için, muhabbetiniz daim olsun Canlar! Aşk ile...
=Seyyid Hakkı=



Bir dünya diliyorum!
Ya Cenab-ı Hakk!
Insanların hırslarını merhamete, kinlerini sevgiye ve düşmanlıklarını barışa çevir. Allah Allah… 

Yoz ve yobazın olmadığı,
Din tücarlarının olmadığı,
Hırsız ve talancıların olmadığı,
Kurşun sesi, barut kokusu olmadığı,
Anne ve babaların ağlamadığı,
Kin ve nefretin olmadığı,
Yalan ve iftiraların olmadığı,
Kula kulluğun olmadığı,
Şekil ve biçimciliğin olmadığı,
Allah ile Allah’ın kandırılmadığı,
Insanların yakılmadığı,
Insanların satılmadığı,
Bir dünya diliyorum! 

Sevgi ve muhabbetin olduğu,
Dostluk ve barışın olduğu,
Hoşgörü ve saygının olduğu,
Çocukların sevgiyle büyüdüğü,
Birlik ve beraberliğin olduğu,
Bir dünya da yaşamak istiyorum. 

Ya Cenab-ı Hakk!
Kötülerin şerine, zalimlerin zulmüne, yalancıların diline, çıkarcıların hedefine, ikiyüzlülerin yüzsüzlüğüne, bulaştırma bizleri. Allah Allah…
=Seyyid Hakkı=





ALEVİ İNANÇ DİN BİLGİLERİ sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. => Facebook Sayfalarımız: Seyyid Hakkı SH ve Seyyid Hakkı EK. => YouTube Kanalımız: Ehlibeyt Yolu-Seyyid Hakkı. Aşk ile Canlar...