Alevilikte Inanç - Seyyid Hakkı—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Seyyid Seyfeddin Ocağı

ANASAYFA





Alevi inanç yolunda, hizmet sayfalarımız...
YouTube, ilim kanalımız: https://www.youtube.com/user/YediDeryaSohbeti62 
Facebook, Seyyid Seyfeddin Ocağı-Dergah grubumuz:
https://www.facebook.com/groups/244039227002241/  Fcebook, Seyyid Seyfeddin Ocağı-ilim sayfamız; https://www.facebook.com/Seyyid-Seyfeddin-Oca%C4%9F%C4%B1-sayfas%C4%B1-194839911064876/  
WEB sayfamız, Alevilikte Inanç;
https://www.alevilikte-inanc.de/
 
Facebook özel sayfamız;
https://www.facebook.com/seyyidhakkiii

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,

=Seyyid Hakkı=

******************************************
Videoları izlemek için,
Linklerin üstüne tıklayın lütfen...


YouTube, Alevilikte Inanç - Seyyid Hakkı kanalımız…

https://www.youtube.com/user/YediDeryaSohbeti62
 


*
Alevi inancında ikrar, ikrarın önemi ve evlilik durumu…
VİDEO LİNKİ:
https://www.youtube.com/watch?v=7_R5kmGnnkI

*
De Pirim Pirim-Seyyid Hakkı, Video LİNKİ…
https://www.youtube.com/watch?v=uQBO6Ixntig

********************************************







Alevi inancı, kainatın kendisidir…
Alevi inancı, kainatın kendisidir ve içindeki mevcudat ise, onun tamamıdır... 

Evren, kendi çatısı altında yaşıyan mevcudatın birlik içinde yaşamasını mümkün kılan ve o mevcudatı koruyan, kollayan bir çatıdır. Fakat mevcudat, eşittir çatı anlamına gelmez. Çünkü çatının varlığını anlamlandırandır. 

Islam açısında bakıldığı zaman batıni olarak Muhammed Ali yolu dolayısıyla Alevilik, bir çatı konumundadır ve çatısı altında yaşıyan diğer ekol, mezhep, tarikat, siyaset, ideoloji, diğer inançları bir bütün olarak hoşgörü felsefesi gereği yaşamalarına tahamül eden, o imkanı sağlayan bir ana çatı konumundadır. 

Duruma baktığımız da bu saydıklarımızın tümü, aleviliğin çatısı altında yaşamaktalar ancak Alevilik, bunların çatısı altında yaşamamaktadır. 

Diğer bir deyimle Alevilik, bir ummandır. Dere, ırmak, çay, nehir, deniz, okyanus vs. bunların tümü ummana sığar ancak umman, bunlardan hiç birine sığmaz. 

Muhammed Ali yolu, yani Alevi inancı batıni manada ele alınmadığı zaman o inancı anlamak, ona göre yaşamak mümkün değildir. Çünkü mana itibariyle, yaşamın manasına varmak mümkün değildir. 

Alevi inancı, diğer ekollere, mezheplere, tarikatlara hatta inançlara aynı açıdan veya aynı pençereden bakıldığı zaman Alevi inancının onlardan hiç bir farkı olmadığı görülecektir. Oysaki Alevi inancı, batın inancına ve mezhepler, tarikatlar, ekoller ise, zahir inancına dayanmaktadır. 

Dolayısıyla Alevi inancına, batın pençeresinden bakılmalıdır ki onun manasına varılabilinsin. Bu gerçeği dile getiriken diğer inançları, tarikatları, mezhepleri inkar etme anlamına gelmez. Yanılgıların ortadan kaldırılması için, aradaki farkı görüp manaya varmaktır. 

Örneklersek...
Kısa ve özet olarak Alevi inancında Delil, Çerağ inancı... 
Zahiri alemde uyandırılan, yakılan çerağlar, deliller, mumlar, meşaleler, çılalar, vs. hepisi semboldürler

Batıni anlamda çerağdaki, delildeki asıl mana, karanlığı aydınlatan nurdur. En büyük karanlık ise, cehalet karanlığıdır ve bu büyük karanlığı aydınlatacak olan ışık, ilim ışığıdır. 

Hz.Muhammed Mustafa nuru, ahlaki nurdur.
Şahı Merdan Ali’nin nuru, ilim nurudur.
Muhammed Mustafa ve Şahı Merdan Ali nurları bir olunca, kainatı aydınlatan ol Cenab-ı Hakk’ın nurudur. 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Çünkü biz, Seyyid-i Saadet Evlad-ı Resul’üz...
Tevhit inancının temelinde Arapça Resul, Nebi ve Farsça Peygaber olan terimlerin anlamı;  Allah’ın kelamını(ilmini) bildirmek ve doğru ile yanlışı açıklamak üzere insanları, doğru yola yönlendiren ulu zatların sıfatıdır. 

Resul; Ilahi kitap ile görevlendirilmiş peygamberlere “Resul” denir.
Ilahi Kitapt; Insanların, maneviyeti ile ilgili Allah’ın ilim ve irfan(edep erkan) kurallarını içeren anayasa kitabıdır.  

Yolumuz, Muhammed Ali yoludur;
Muhammed Ali yolu, insanlık yoludur.
Dinimiz sevgi, kabemiz Kamil-i Insan,
Mürşidimiz ilim, davamız insanlık davasıdır,
Hizmetimiz cennet için değil, Hakk ile Halk içindir.
Gayemiz Dünyanın, ilim ve bilim ışığıyla aydınlanmasıdır. 

Gayemiz, insanlık alemi için; Senlik, benlik, ırk,
Mezhep zihniyetinten kurtulup insanlığa hizmet etmektir.
Çünkü biz, Seyyid-i Saadet Evlad-ı Resul’üz... 

Kin, cebir, nefret, hele şu kibirlik bizim neyimize;
Amacımız, Pir-u Pak olup insanlık vasfında yerimizi almaktır.
Çünkü biz, Seyyid-i Saadet Evlad-ı Resul’üz... 

Hakk’a şükürler olsun! Yolun kenarında, duranlardan değiliz;
Özünü, Hakk ile hakikat meydanında görenlerdeniz.
Çünkü biz, Seyyid-i Saadet Evlad-ı Resul’üz... 

Yıkan, bölen, tarumar eden rüzgarın yelkenleri değiliz;
El ele el Hakk’a, deyip gönülleri birleyen yolun evlatlarıyız.
Çünkü biz, Seyyid-i Saadet Evlad-ı Resul’üz... 

Evrensel düşünen, ilim ile bilim ışığında yürüyen,
Insanı insandan ayırmayan ve insan birliğine, zor diyenlerden değiliz.
Çünkü biz, Seyyid-i Saadet Evlad-ı Resul’üz... 

Insanlık adına, tüm güzelliklerin yaşaması için ikrar veren ve
Sonrasında; Çıkar, menfaat uğruna ikrarından dönenlere yazıklar olsun.
Kal-u Bela’da verilen ikrara bağlı yolunu, yordamını sürenlerdeniz.
Çünkü biz, Seyyid-i Saadet Evlad-ı Resul’üz... 

Seyyid Hakkı yolum, insanlık yoludur ve emelim insnlığa hizmettir.
Eline diline beline sahip, ölmedden evvel ölenlerin demine Hu diyenlerdeniz.
Çünkü biz, Seyyid-i Saadet Evlad-ı Resul’üz... 

Muhammed Ali yolu; Manen tüm kötülüklerden arınma, ak ile pak olma yoludur. Dolayısıyla Evlad-ı Resul makamı, manevi anlamda en kutsal makamdır. Bu makamın görevi; Ikiliği birlemek, gönüllere sevgi tohumunu ekmek, toplumda birlik ile beraberliği sağlamak, yol evlatlarını yolun öğretisiyle aydınlatmak, vs. Sonuç itibariyle bir bütün olarak insanların, ilim ışığı olmalarını sağlamaktır.          

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Bismişah, Allah Allah!
Ya Cenab-ı Hakk, ikrar ve itikatimizin yüzü suyu hürmetine;
Hz.Muhammed Mustafa’ya, Keremler Şahı Ali’yyün Veliullah’a ve
Ehli Beyt’ine dua ile selam olsun.
Şahı Merdan Ali’den üstün yiğit, Zülfikar’dan üstün keskin kılıç yoktur 

Allah Muhammed ya Ali, On Iki Imam dile geldi,
Salavat ve Besmelemizi, sen kabul buyur ya Cenab-ı Hakk! 

Insanlığa hizmet verenleri, Nefsine uyanların şerrinden sen koru Ya Cenab-ı Hakk!
Dinimiz sevgi, kıblemiz Kamil-i Insan diyenlerin imdadına sen yetiş ya Cenab-ı Hakk!
Alevi halkının manevi değerlerini tarumar edenlere, sen fırsat verme ya Cenab-ı Hakk! 

Insanlık yolunda ve hayat mücadelenizde;
Hakk Muhammed Ali yardımcınız, Bozaatlı Hızır yoldaşınız olsun.
Yüreğinizde Ehli Beyt sevgisi ve muhabbeti daim olsun. 

Cem geceniz mübarek, dualarınız, niyet ve niyazlarınız kabul olsun.
Allah Allah, Hakk Eyvallah. Dil bizden, kabulü ol Cenab-ı Hakk’tan ola.  

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Irşad, kelime anlamı...
Irşad; Eğitmek, aydınlatmak, doğruyu göstermek anlamındadır. Hakk ve hakikatı arayan kimselere; Doğru yolu gösteren, doğru yola yönlendiren kişi, Mürşid’dir. Mürşid; Eğiten, aydınlatan, doğruyu gösteren ve manevi anlamda toplumun her türlü halinden genel sorumlu, her soruna çözüm bulan ve çözen inanç önderidir.   

Mürşide, varmadaki mana; Erdemli insan, olmaya adayım demektir. Erdemli insan olmak; Önce nefsi beklentilerden uzak insani değerlere, sahip çıkmak demektir. Insani değerlere sahip çıkmak isteyen bir kiş; Eline diline beline, sahip olması gerekir. 

Dolayısıyla yola talip olan kişi; Doğru yolu bulmak, o yolda yürümek için talep edendir. Ve Mürşid ise, yola talip olan kişiye nasip verendir. Söz konusu nasip; Manevi anlamda yolun ilim irfanı, edep erkanı, kayde ve kurallarıdır. Işte mürşid yolun manevi kural ve kaydelerinden haber veren, aydınlatan, ikrar hizmetini yerine getirmekle mükelef olan yetkili kişidir. 

Bir Mürşid; Talibini irşad ve doğru yola götürebilmesi için, yolun ilim irfanından haberdar olamsı gerekir. Önce kendisi her haliyle taliplere örnek olmalı ve kalbinde yerini yapması gerekir. Bunu gerçekleştiren bir pir, kendi taliplerini irşad etmede zorluklar çekemez ve talibi yanlışa yönlendirmediği gibi saptırması da mümkün değildir. Bu ilme ermemiş bir Mürşid duyduklarıyla yetinmesi halinde hem yolu, hem de talibi saptırır ve sapkınlığa götürür.  

Şu fena mülküne çok geldim gittim,
Yağmur olup yağdım ot olup bittim,
Urum diyarını ben irşad ettim,
Horasandan gelen Hünkar Bektaş idim ben. 
Hamdullah Çelebi  

Imam Cafer-i Sadık buyruğuna göre: Bir Mürşid’in talibi irşad etmesi ve doğru yola iletebilmesi için; Çeşitli eğitim aşamalarından geçerek bilgi ve tecrübesini artırarak mürşidlik postuna oturabilir. Ve cem cemaat yaparak talipleri, irşad etme hakkına sahiptir.  

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


Ilmi Ledün-Allah’ın ilahi sırları...
Ilmi Ledün, Allah’a masus bir ilim ve sırlardır. Bu ilim, sıradan insanlar açısından akla ve mantığa zıt veya ters gelebilir çünkü okumakla öğrenilecek bir ilim değildir.  

Allah’ın isteği üzerine kalplere ihsan edilen, ilahi sırlarıdır. Bu sırra, ancak kalp gözü açık olan Kamil-i Insan’lar vasıf olabilir.  

Örneklersek; Hz.Muhammed Mustafa’ya ilk vahiy’nin nail olması...
Hz.Muhammed Mustafa, her zamanki gibi, ibadet için Hira mağarasına çekilmiştir. Ansızın nidadan bir ses kendisini çağırıyor ve şaşkınlık içinde etrafına bakınmış fakat kimseyi görememiştir. Nidadan gelen bu ses ile beraber, etrafı bir nur kaplamıştır. Hz.Muhammed Mustafa, bu durum karşısında kendinden geçmiştir. Daha sonra kendine gelen Hz.Muhammed Mustafa, karşısında Melek Cebrail’i görmüştür. 

Melek Cebrail; “Oku” der.
Hz.Muhammed Mustafa; “Ben okuma bilmem” diye cevap verir.
Melek Cebrail, Hz.Muhammed Mustafay’ı kolları arasına alarak hayli bir zahmete sokar ve Hz.Muhammed Mustaf’a, kan ter içinde kalmıştır.
Melek Cebrail; “Oku” diye emrini tekrarlar.
Hz.Muhammed Mustafa; “Ben okuma bilmem” diye cevabını tekrarlar.
Melek Cebrail; “Oku” emrinin üçüncü defa tekrarlayınca Hz.Muhammed Mustafa; Alak Suresinin ilk beş ayetini okumaya başlamıştır. 

Alak Suresi, 1-5 Ayetler; “Yaradan Allah’ın adıyla oku. O, insanı “alak”tan (embriyodan) yarattı. Oku, kalemle (yazmayı) öğreteni insana bilmediğini belleten  Rabb’in sonsuz kerem sahibidir.”  

Daha sonra Hz.Muhammed Mustafa, bu ayetleri tekrarlayarak ve olan bitenlerden sonra bir telaş içinde mağaradan ayırılıp eve giderken nidadan; “Ey Muhammed! Sen Allah’ın elçisisin, ben de Cebrail’im “ diye bir ses duyunca, göğe bakındığında Melek Cebrail’i görür. 

Görüldüğü gibi Melek Cebrail tarafından, Hz.Muhammed Mustafa’nın kalbine nakledilen; Allah’ın derin ilmi(ilmi Ledün)”dir, sırlarıdır, hikmetleridir. Özünde ister zahir, ister batın, ister diğer ilimler olsun bütün ilimler; Allah’ın derin ilmi, manevi sırları ve hikmetleridir. Dolayısıyla Zahir ile batın ilmi, birbirini tamamlayan ve ayrılmaz bir bütündürler.  

Bu nokaya ulaşılmış olan ulu evliya, Şahı merdan Ali’dir. Hem zahiri ve hemde batıni ilme ulaşıp Allah ile beraber olmuş, binbir donda gidip gelen Keremullah’tır. Bu hakikatle ilgili Hz.Muhammed Mustafa; „Ya Ali! Doğumuna şahit olmasaydım, hikmetinin sırrına akıl erdiremezdim“ demiştir. 

Yedi derya sohbetini bahri umman anlamaz,
Ilmi Ledün manasıdır, ahmak olan anlamaz.
Küntü Kenz’den ders okursun, cahil ondan ne anlar,
Gözü kör, kulağı sağır bibaserler anlamaz.
Virani 

Allah’ın elçileri olan peygamberler, zahir ile batın ilmine erişmiş ve insanlara, zahiri ilimleri tebliğ etmekle görevlendirilmişlerdir. Çünkü insanların zahiri ilmi akıl ve mantıkla kavraması, bunu pratiğe geçirilmesi daha uygundur. Işte islamın manevi ahlak anayasası olan Kua’an-da, zahire hükmeder. 

Alevi inancında insanın, ham ervahlıktan erdemliğe ulaşmanın yolları; Dört Kapı Kırk Makamdır. Her kapı bir aşamadır. Her aşama ise, Allah’a daha da yakınlaştırır ve Sırr-i Hakikat kapısında ledün ilmine ulaştırarak, Allah ile beraber olmayı sağlar. 

Muhammed Ali yolunu, yol edimiş; Sırlara açılmış Şahı Merdan Ali’nin “Ilim Kapısı” her okuyana nasip olsun.   

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


Resul, Nebi ve Peygamberlik, amlamları...
Tevhit inancının temelinde Arapça Resul, Nebi ve Farsça Peygaber olan terimlerin anlamı;  Allah’ın kelamını(ilmini) bildirmek ve doğru ile yanlışı açıklamak üzere insanları doğru yola yönlendiren ulu zatların sıfatıdır. 

Resul; Ilahi kitap ile görevlendirilmiş peygamberlere “Resul” denir. Ilahi Kitapt; Insanların maneviyeti ile ilgili Allah’ın ilim ve irfan(edep erkan) kurallarını içeren Anayasa kitabıdır.  

Nebi ise; Ilahi Kitabı olmayan ve sadece bir önceki peygamberin getirdiği manevi kuralları tebliğ eden ve uygulamasını gözetleyendir.

Rivayete göre Allah, doğruluk üzerine 124 bin peygamber görevlendirmiştir. Bu peygamberlerden dördü Resul’dürler yani “Kutsal-Ilahi kitab” ile görevlendirmişlerdir ve bu dört peygaberin dördü de hakdır.  

Dört Resul peygamber ve ilahi kitapları;
1- Hz.Musa - Tevrat
2- Hz.Davud- Zebur
3- Hz.Isa – Incil ve
4- Hz.Muhammed – Kur’an-dır. 

Peygamberlerin insan olmanın da ötesinde ve insanlardan faklı kılan, Allah tarafından kendilerine bağışlanan bir takım sıfatlardır; 

1- Doğru ve sadık olmaları; Dinde ve diğer meselelerde doğru sözlü ve dürüst ulu zatlardır. Haşa asla yalan söylemezler.

2- Büyük ve küçük günahlardan uzakdırlar; Her türlü gizli, açık günahlardan ve bu günahlara sebebiyet verecek hareketlerden uzakdırlar.

3- Güvenilir olmak; Peygamberler güvenilir kimselerdir, asla kendilerine verilen emanete ihanetlik yapmazlar. Ihanet sıfatı ise peygamberlerden uzak ve düşünülemez.

4- Üstün olmaları; Batın ve zahir ilmine haizdirler, sahipdirler. Ve yüksek zeka sahibidirler.

5- Bildirici ve uygulayıcıdır; Allah’ın ilahi kelamını, hükümlerini hiçbir değişiklik olmadan, ekleme ve çıkarma yapmadan olduğu gibi ümmetine ileten ve uygulayandır.

6- Adaletli olmaları; Ümmetüne zulüm ve haksızlık yapmazlar, hatır için, fidye için  adaletden uzaklaşmazlar.

7- Peygamberliğin son halkası; Allah’ın insan alemine ilahi emirleri bildiren, doğru yolu gösteren dünyadaki son elçisidir, halkasıdır.  

Hz.Muhammed bütün peygamberlerin aynası olduğu gibi, diğer ilahi kitaplar Kur’an-ı Kerim’le tamamlanıp, noktalanmıştır. 

Birilerinin iddia ettiği gibi “her millete bir peygamber” gönderilmemiştir. Allah’ın kelamı “tek” olduğuna göre din’de tekdir. Dolayısiyle bütün peygamberler insan alemi için gönderilmişlerdir. Peygamberler birbiriyle yarışmak için değil Hakk’ın kelamını(ilim ve irfanını) insanlara aktarmakla görevlendirilmiş ve birbirlerini tamamlamışlardır. Zamanla insanlar kendilerini belli kabile, aşiret, ırklar ile isimlendirdikleri gibi belli peygamberleri de kendilerine mal etmişlerdir. Allah, sadece insan yarattı ama ırklar yaratmamıştır ki bu ırklara da ayrı ayrı peygamberler göndersin.

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


Gelin canlar bir olalım, Avusturya - St. Pölten Cemevimize sahip çıkalım...
Hakk Muhammed Ali yolu, insanlık yoludur. Insanlık yolunda, insanlara dolayısıyla insanlığa hizmet eden Cemevlerimize sahip çıkalım.  

Hakk Muhammed Ali yoluna ikrar veren, ikrarında duran ve yolunu süren canlar; Gelin Perşembe lokmamızı, Avusturya-St. Pölten Cemevine bağışlayalım.  

Dinimiz sevgi, kabemiz Kamili Insan diyen Hakk Muhammed Ali yol Evlatları; Avusturya-St.Pölten Cemevimiz, yardımımıza ihtiyacı vardır. Gelin Canlar! Gün yardım günüdür, yarıdm elimizi uzatalım.  

Bir lokma, bir duadır; Hakk Muhammed Ali katında, lokmanız ve duanız, kabul ve haksızlıklara karşı kalkan olsun. 

Fazla söze, lafa, yoruma, nutuk atmaya gerek duymadan Fatma Ana’mızın ve çiğer parelerinin yüzü suyu hürmetine; Bir Lokmamızı, Avusturya-St.Pölten Cemevimizden esirgemeyelim.  

Gelin canlar bir olalım, gönülleri birleyelim,
Kal-u Bela ikrarıdır, Hakk Muhammed ya Ali diyelim,
Sen yetiş carımıza ya Bozatlı Hızır, lokmasıdır diyelim.
Hakk Muhammed Ali aşkına, Gerçeğin demine Huu diyelim. 

Banka, Bağış Hesap Numarası...
Banka Adı: Bank Austria
IBAN numarası: AT69 1200 0505 7106 8532
BIC numarası: BKAUTWW

NOT: Değerli canlar! Borç olarak da yardım edebilirsiniz. Dolayısıyla Lokmanızın havelesini yaptığınızda, Borç veya Bağış olarak lütfen belirtiniz. 

Lokmamız, niyetimiz, Hakk Muhammed Ali Dergahında kabul göre.
Allah Allah, Hakk eyvallah canlar.
Selam ve duamız ile.. 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Hakk ve hakikat bir güldür, cevri cefası ise gülün dikenidir...
Gülü seven, dikenine katlanmasıdır. 

Hakk Muhammed Ali yolu, hakikat yoludur. Sevgisi, muhabbeti tarifsiz olduğu kadar cevri cefası da bir o kadar ağırdır. Dolayısıyla elbetteki her beden bu cefri cefalara dayanamaz, çilesine katlanamaz.   

Bundandır ki, yol ulularımız; “Gelme gelme, dönme dönme gelenin malı dönenin canı; Bu yol kıldan ince kılıçtan keskindir” demişlerdir. 

Kainatın nizamı, ikrar üzerine kurulmuştur. Kainattaki bütün canlı varlıkların birer sorumlulukları vardır ve her canlı da bu sorumluluğundan mükelleftir. Bu canlı varlıkların arasındaki yeğane fark ise; Insan denilen canlı varlık akıl ve mantık olgularını iyi kullandığından ötürü; Kainattaki büntün canlı, cansız unsurlardan sorumludur. Bu sorumluluğunu da, akıl ve mantıkla yerine getirmek zorundadır. Bu sorumluluğu, kainatı yaratan Canab-ı Hakk tarafından insanoğluna verilmiştir.  

Sevgi ve muhabbetle dolu olan yürekler bırakın insanlara kıymayı, yakmayı bir karıncayı dahi bile incitmezler. Din aşırıcılığı kabul etmediği gibi iyiliğin, güzelliğin cemalidir. Lakin iyilikten, güzellikten nasibini alamamış mahlukların piri şeytandır; Her türlü şiddet, zulüm ve kötülük beklenir. 

Hakk ve hakikat yolunda yürümek, kıldan ince kılıçtan keskindir; Sevgi yoludur ilahi aşk ister, eğriyi kabul etmez emek ister, sabır ister, dayanma gücü ister, azim ister. Karşılaştığımız veya başımıza gelen her bir beladan ders çıkararak; Yanlıştan arınıp, Hakk ve hakikate sarılmak gerekir.   

Hakk ve hakikat bir güldür, cevri cefası ise gülün dikenidir. Gülü seven dikenine katlanmasıdır. Yola verilen ikrar, güldür; Uğruna çektiğimiz acı ve hüzünler ise, çilesidir. Dolayısiyle bu acılara, hüzünlere, çilelere yüreği dayanan ve bu yolda bedel ödeyenler, bu yola ikrar bend olabilir.  

Hakk’a kul olan yar yolda bir güldür,
Ali divanında şeyda bülbüldür,
Ağlar isen gel de yar beni güldür,
Aşığın maşukun cefası güzel.
Garip Kutlutürk 

Tamam ben Hakk yoluna girdim, Hakk yolundayım demekle olabilecek bir iş değildir. Hal ve davranışlarımızla, hitap ve muhabbetimizle, yardım ve desteğimizle ve dahası öz ile sözün bir olması gerekir. Bu ilkelere bir bir uymanın ve yerine getirmenin mükafaatı; Insanların rızasını kazandığı gibi, Canab-ı Hakk’ında rızasını kazanmış olmasıdır. İnsanlara iyi bir dost ve Allah’a iyi bir kul olmak; En güzel mükafat değil midir?   

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=

Hakk meydanı ve anlamı...
Ibadetin yapıldığı meydan, Hakk meydanıdır. Diğer bir deyimle Alevilerin arınma, eğitim ve irşad olma meydanıdır, okuludur. 

Hakk meydanında; Ikrar verilir, dua-gülbang okunur, ibadet yapılır, dara durulur, toplumsal yargılama yapılır, rızalık alınıp verilir, lokma paylaşımı yapılır, bağlama eşliğinde semah yapılır, deyişler söylenilir, Mirac yapılır, Alevi inancının ilke ve esasları öğretilir. 

Hakk Meydanı, birbütün olarak; Insanın ham ervahlıktan erdemli, olgun insan olma meydanıdır. Genel anlamıyla, Ikrar meydanı; Eline diline beline, sahip olma meydanıdır, erkanname meydanıdır… 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=

Alevilikte Inanç - Seyyid Hakkı sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. => Facebook Sayfamız: Seyyid Hakkı SH => YouTube Kanalımız: Ehlibeyt Yolu-Seyyid Hakkı => Facebook grubumuz: Seyyid Seyfeddin Ocağı - Dergah Aşk ile Canlar...