Alevilikte Inanç - Seyyid Hakkı—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Seyyid Seyfeddin Ocağı

ANASAYFA




Alevi inanç yolunda, hizmet sayfalarımız...
YouTube, ilim kanalımız:
https://www.youtube.com/user/YediDeryaSohbeti62 
Facebook, Alevi Hizmet Dergah
ı grubumuz:
https://www.facebook.com/groups/244039227002241/  
Fcebook, Alevi Ilim Dergahı sayfamız;
https://www.facebook.com/Seyyid-Seyfeddin-Oca%C4%9F%C4%B1-sayfas%C4%B1-194839911064876/ 
WEB sayfamız, Alevilikte Inanç;
https://www.alevilikte-inanc.de/ 
Facebook özel sayfamız;
https://www.facebook.com/seyyidhakkiii

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,

=Seyyid Hakkı=

******************************************
YouTube, Alevilikte Inanç -
Seyyid Hakkı kanalımız…

https://www.youtube.com/user/YediDeryaSohbeti62
 

*
De Pirim Pirim-Seyyid Hakkı, Video LİNKİ…

https://www.youtube.com/watch?v=uQBO6Ixntig

********************************************




 

Alevilerce orucu tutulmayan Ramazan’ın bayramını kutlamaları, gerçeği yansıtmıyor...
Muaviye ve Yezid’e lanet okuyan, diğer tarfata Muaviye’nin uygulaması-icadı olan Şeker-Ramazan bayramını kutlayanlara çağrımızdır. 

Eğer Muaviye ve Yezide lanet getiriyorsanız o zaman, Şeker-Ramazan bayramını kutlamanız doğru değildir. Şayet Şeker-Ramazan bayramı kutluyorsanız o zaman Muaviye’ye, Yezid’e lanet okumanız doğru değildir. Diğer bir deyimle hem karşı ve hem de yandaş olmak, ikiyüzlülüktür.   

Alevilerin orucunu tutmadığı Ramazanın bayramını kutlamaları, tamamen bir çelişkidir. Çünkü şeker ve daha sonraları Ramazan bayramı diye adlandırılan bu bayramın; Ne islam dini ile, ne Muhammed Ali ile, ne Ehli Beyt ile ve nede Alevilerle hiç bir alakası yoktur. Bu bayram, Muaviye’nin uygulaması ve icadıdır. 

Bu uygulama, Şahı Merdan Ali’nin kiralık katil Abdurrahman Mülcemoğlu ve yardımcıları tarafından, Ramazan ayının 19’cu günü saldırıya uğramış ve Ramazan ayının 21’ci günü ise, Hakk’a yürümüştür. Şahı Merdan Ali’nin Hakk’a kavuştu, haberini alan Muaviye; „Çok şükür, çok şükür Ali’den kurtuldum, Ali’den kurtuldum“ naralar, çığlıklar atarak bir nevi sevince boğulmuştur. Işte Şahı Merdan Ali’nin ölümünden duyduğu olağan üstü bu sevincini halka, üç gün ve üç gece şenlik eşliğinde kutlama emrini verdirmiştir. 

Bu kutlamalar sokaklarda şeker dağıtılarak, davul-def çaldırarak, rakslar yaptırılarak görkemli bir eğlence yaptırılmıştır. Muaviye’nin, manevi huzur bulduğu ve aynı zaman da kendisinin Emevi kabilesinin tek güçlü hükümdarı olduğunu insanlara döne döne hatırlatılması için, bu eğlenceler tekrarlandırılmıştır. Böylece bu eğlenceler, ulusal bayram havasında kutlanarak ve daha kötüsü Muaviye’nin bu uygulaması islam dini adı altında, günümüz kadar getirilmesi sağlanmıştır. 

Ne Hz.Muhammed Mustafa ve nede Ehli Beyt bu bayramı kutlamışlardır. Dolayısıyla Aleviler de bu bayramı kutlamazlar ve kutlamaları da doğru değildir. Iyi niyetten, hoşgörüden, adet yerini bulsun, hatır için, göstermelik olsun diye veya başka nedenlerden dolayı; Ehli Beyt düşmanı Emevi Arap Muaviye’sinin bayramını kutlamak, yol düşkünlüğüdür, suçtur ve kendi kendini asimile etmektir. 

Ne yazık ki, salavat getirilip medet ve mürvet diledikleri Hz.Muhammed Mustafa’nın nesline kast eden Muaviye, Yezid ve diğer Emevi ileri gelenlerine „Hazret“ ünvanını verdirerek onları, yüceltikleri gibi ve yaptıkları ihanetleri ise, bayram adı altında kendilerini kutlamaktadırlar. 

Alevilerin Muhammed Ali’ye verdikleri ikrar, tevella ve teberra ikrarıdır. Pir Sultan Abdal deyimiyle; „Dönen dönsün ben dönmezem ikrarımdan, ikrarımdan dönüp yolumdan mahrum mu kalayım“ ilkesidir. Alevilerce bağlı kalması gereken de, bu ilkedir. 

Dolayısıyla Muaviye’nin uygulaması olan Şeker-Ramazan bayramı; Aleviler için, Şahı Merdan Ali’nin katledildiği bir metem günüdür. Emevi Arap Muaviye ve yanlıları açısından ise şenliktir, bayramdır… 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Bismişah, Allah Allah!
Yüce Allah’ım!
Sen evelsin, ahirsin, zahir ve batınsın,
Dua edenin duasını kabul edensin.
Alemlere rahmet olarak yarattığın,
Muhammed Mustafa’nın hürmetine,
Şahı Merdan Ali’nin keremine,
Varlığımızı, birliğimizi, dirliğimizi sonsuz eyle.
Hastalarımıza, yolda, darda, zorda olan
Cümle insanlara yardım senden ola… 

Ibadet gecemizin hakkı için, dualarımız ve dileklerimiz;
Hasta olan canlarımızın derdine, derman ile şifa olsun.
Hakk’a göçmüş canlarımızın, ruhunu şad ve
mağrifetini bağışlamanı temeni ederiz... 

Evliyaların, enbiyların, erenlerin, Şehidi Şuhedaların,
Yüzü suyu hürmetine dualarımızı, niyazlarımızı,
Ibadetlerimizi dergahı izzetinde kabul eyle.
Duası bizden kabulü senden ola.
Lanet münkire, lanet Yezide, rahmet Mümine.
Allah eyvallah. Gerçeğin demine Huu... 

Hakk Muhammed Ali aşkına cem geceniz mübarek, ibadet ile dua eden, çerağ uyandıran cümle canların dilde dilekleri ve gönülde muradları kabul ola.
Dil bizden, kabulü Canab-ı Hakk’tan ola. Allah Allah... 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Velayet sıfatı ve makamı...
Veli, ermiş ve Hakk ile Hakk olmuş Kamil-i Insan’dır.

Bu sıfat, Şahı Merdan Ali’nin sıfatıdır. Allah’a ve peygamberine, dost olan Veliullah’tır. Dolayısıyla Veli, Allah’ın sır dolu isimlerinden biridir. 

Velilik-Velayet, makamına erişmenin sırrı; Geçici olan kendi beşeri nefsinden uzaklaşıp, Hakk’ın sıfatında sonsuzlaşmaktır. Diğer bir anlamda oluş ve bitişlerde kulun kendi iradesi yok olur veya kalkar, Allah’ın iradesi hakim olur. 

Dolayısıyle Allah onu beşeriyetten arındırarak, üstün Velayete makamına erişmesini sağlar; Kendine dost ve kelamına ulaştırarak, sonsuzlaşmasını sağlar. 

Seyyid Hakkı, dilersen ol Hakk’a ulaşmayı,
Pak eyle kalbini arıt özünü, terk eyle faniyi,
Hakk ile Hakk olup, dilersen sonsuzlaşmayı,
Hakk sende Arif ol, bil ölmeden evvel ölmeyi. 

Özü, öze ulaştıran; Ham ervahlıktan erdemliğe, erdemlikten varlıklar birliğine ve Varlıklar birliği’nden de Allah’ın birliğine ulaşmaktır. 

Hz.Muhammed Mustafa, peygamberlik devri hakkında; “Peygamberlik devri benimle son bulmuş, velayet devri başlamıştır. Benden sonra insanlar Allah’ın emirlerini ve Islamiyet’i en doğru şekilde Velilerden ögreneceklerdir. Benim Velim ve vasim Ebu Talib oğlu Ali’dir” demiştir. 

Hz.Muhammed Mustafa; “Ey Ali, anandan doğduğunu görmeseydim, sana Tanrı diyecektim“ demesindeki mana; Tanrısal görünüşün en olgun örneği Şahı Merdan Ali’nin nesnel varlığıdır. 

Şahı Merdan Ali beşeri alemde; İlmiyle, irfaniyle, edep erkaniyle en olgun ve yetkin insandır. Kamil ve erdemliğin bütün faziletlerine sahip olan Şahı Merdan Ali, Alevilerin ibadet ve inancının mıhenk taşı olmuştur. Tanrısal görünüşün onda tecelli etmesi; Bu insan üstü yetkinlik ve özelikleri nedeniyledir…  

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



Üç soru, üç cevap…
1- Alevilerde Şeriat varmıdır, varsa nedir?
2- Bir kişi, cemevi dışında ibadetini yapabilir mi ve bunun belli bir şekli var mıdır?
3- Kur’an-ı, okumamaya gerek var mıdır? 

1- Alevilerde Şeriat varmıdır, varsa nedir?
Öncelikle Şeriat nedir? Ona bakalım.
Dinsel temellere dayanan inanç yasası yani Islamın, ahlak hukuku demektir. 

Alevilerin şeriatı ile Sünni veya Şii/Caferi şeriatı aynı değildir.
Alevilerin inanç ahlak hukuku, Dörk Kapı Kırk Makam’a dayanır.

Buyruk ve Makalat’a göre dört ulu kapı vardır ve bu dört ulu kapıya bağlı kırk makam vardır. Birinci Kapı, Şeriat; Ikinci kapı, tarikat; üçüncü kapı, marifet ve dördüncü kapı, insan oğlunun erişe bileceği son kapı, hakikat kapısı’dır. Her ulu kapının kendisine has alt kurumları vardır. Bu kurumlar insanın ham ervahlıktan(Çiğ, olgunlaşmamış) olgun insan olma yollarıdır. Pirimiz Hünkar Hacı Bektaş "Kul Tanrı’ya kırk makamda erer, ulaşır, dost olur." der. Buda, zahiri dünyada; kendini bulmak, ikrar vermek, nefsini bilmekdir. 

Muhammed Ali yolunda, hizmet bu dört kapıya yapılır, saygı bu dört kapıya gösterilir. Dört kapı: Hakk Yolu’nda yürüyen tarikat yolcusunun geçmek zorunda olduğu manevi aşamalardır. İrşadları olmayanlar, dört kapıda da dönektirler. 

Şimdi Birinci kapı olan Şeriatın kuralları yani 10 basamağı nelerdir ona bakalım:
1. Iman etmek,
2. Ilim öğrenmek,
3. Ibadet etmek,
4. Haramdan uzaklaşmak,
5. Ailesine faydalı olmak,
6. Çevreye zarar vermemek,
7. Yolun emirlerine uymak,
8. Şefkatli olmak,
9. Temiz olmak ve
10.Yaramaz işlerden sakınmak. 

Görüldüğü gibi Alevilerin Şeriat kapısı; Arayış kapısıdır, kendini bulma kapısıdır, ikrar kapısıdır, sorumluluk kapısıdır, irşad kapısıdır ama yaptırım kapısı değildir. 

2- Cem ibadetinin dışında ibadet ve ibadet şekli varmıdır?
Ibadetin saat ve dakkası yoktur ve olamazda.. Çünkü Allah: „Beni,her an zikredin“ der. Bizler dara düştüğümüz zaman ne yaparız Allaha dua ederiz, yalvarır yakarırız. Ve sevinçli bir anımız da yine Allah’ı anar, zikreder ve şükürlerimizi kendisine bildiririz. 

Ibadetin zaman ve mekanı olmadığı gibi şekil ve şeması da yoktur. Her insan, istediği yerde ibadetini yapabilir. 

Yine Allah şöyle der: En güzel ibadet, yapılan en güzel muhabbettir. Muhabbet bir kişi ile olur mu? Elbetteki olmaz. O zaman en güzel muhabbet, toplumla olan muhabbettir. Ve dolayısiyle ibadetlerin iyisi de, birlik ve beraberlik içinde yapılan ibadetlerdir. Buna rağmen dileyen can evinde veya cem evinde toplum ile ibadetini yerine getirebilir. 

Ibadetin şekli olmadığı gibi, ibadette okunan duanın, yapılan zikrin, tevhittin şekli de olamaz. Allah yapılan duaları kabul buyursun.  

3- Kur’an-ı, okumaya gerek var mıdır?
Öncelikle şunu belirtelim ki, okumanın hiç bir kimseye zararı yoktur. Önemli olan okuduğumuzu, doğru algılamaktır. Din ahlak anayasası olan Kur’an-ı mana olarak, doğru bir şekilde algılamak oldukça zordur. Bu zorluğu aşmanın yolu; Inanç alfabesini bilmekle mümkündür, inanç ile iyi bir şekilde tanış olmak gerekir. Diğer bir imkan ise, bir rehbere başvurmak gerekir.  

Özetlersek Allah’ın Kelamı, Kur’an-ı okumak ne suçtur ve nede günahtır. Tekrarlıyalım ki, önemli olan okuduğumuzu, tam manasıyla anlamaktır aksi takdirde yanlış sonuçlar doğurabilir… 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


Tasavvuf aleminde, Kırklar Meclisi… 
Öncelikle șunu belirtelim ki birileri bilerek veya bilmiyerek ve hatta art niyetle Kırklar Meclisi, bir mitoloji veya bir efsane demekteler oysaki Kırklar Meclisi, Alevi inancının esasıdır. 

Dolayısıyla Kırklar cemi, Alevi ibadetinin esası olarak kabul edilen cem ve semahın kaynağıdır. Kırklar Meclisi, batın alemi karşılığı kullanılan, „Velayet Makamı(Ermişlik Mertebesi)“dir.  

Batın alemde(ruhlar aleminde), zaman dışı bir evrende yani ruhlar aleminde vuku bulmuş Arifi Billah muhabbetinin zahire yansımasıdır. 

Hz.Muhammed Mustafa, Cenab-ı Hakk ile görüșmesini tamamladıktan sonra zahiri aleme geri dönerken Cenab-ı Hakk kendisine, „Arifi billah- Kırklar meclisine uğra“ der ve hz.Muhammed Mustafa‘nın yolu Tasavvuf meclisi olan Kırklar meclisine uğrar. 

* Hz.Muhammed Mustafa, meclise girmek için kapıyı çalar ve
- Kapı açılmaz. Içerden gelen ses, kimsiniz? der.
* Hz.Muhammed Mustfa, Ben Ahir zaman peygamberiyim der.
- Kapı açılmaz. Içerden gelen ses „Bir tane Ahir zaman peygamberi vardır O‘da içimizde“ der. Sen, kimsin? 

Hz.Muhammed Mustafa, kçılmayan kapıdan ayrılıp gideceği sırada gayipten gelen bir ses „ya Muhammed kapıyı bir daha çal ve de ki ben sizden biriyim, fukarayım, hizmetkarınızım.“ 

* Hz.Muhammed Mustafa, kapıyı tekrardan çalar.
- Içerden gelen ses, kimsiniz? der.
* Hz.Muhammed Mustafa, bu söylenenleri tekrarlar ve kapı açılır. 

Hz.Muhammed Mustfa, içeri alınır ve kendisine gösterilen yere oturur. Içerde birbirine benzeyen sıfatlardan bir meclisin oluştuğunu görür ve sıfatların sayımını dahi yapar. Kadın ve erkek(22 erkek, 17 kadın) olmakla birlikte Meclis sayısının, 39 kişi olduğunu tespit eder. 

* Hz.Muhammed Mustafa, meclise sorar. Size, kimler denir?
- Kırklar meclis bize, Kırklar derler.
* Hz.Muhammed Mustafa, fakat burada 39 kişi vardır.
- Kırklar mesclis Selman-i Pak, Parsa hakkula-nasip toplamaya gitti der.
* Hz.Muhammed Mustafa peki sizin ulunuz, büyüğünüz ve küçüğünüz kimdir?
- Kırklar meclis bizim küçüğümüz, büyüğümüz yoktur. Küçüğümüz de, büyüğümüz de uludur. Birimiz kırkımız, kırkımız birimiz.
* Hz.Muhammed Mustafa, bu birliği nasıl kanıtlıyacaksınız?
- Kırklar meclisinin bașı Șahı Merdan Ali, kolunu uzatır ve libasının kolunu yukarı sıyırır. Meclisten biri, „destur“ diyerek hançerinin ucu ile kolunu hafiften kanatır. Kolundan damlaya bir damla kanı, diğer uluların kollarından damlayan kann izler. Bir damla kan da, peçereden içeriye damlar. Bu damla kann ise, Selman-ı Pak’ın kanıdır derler. Gerçekleșen birlik rituelinin ardından Șahı Merdan Ali, kolunu bağlayınca tüm kanamalar durur. 

Selamn-ı Pak, Allah’ın himmetiyle pars dönüșü Cenneti Ala’dan nur tabak içinde beraberinde getirdiği bir üzüm tanesini Hz.Muhammed Mustafa’ya sunar ve bu üzüm tanesini, Kırklara pay etmesini söyler. 

Batın aleminde Hz.Muhammed Mustafa‘ya sunulan sembolik üzün tanesi, gerçek manada Hakk’ın kelamıdır. Diğer bir deyimle Hz.Muhammed Mustafa’ya bağıșlanan 90 bin kelamın, Kırklara așikar edilmesidir. Hakk kelamının açıklanması ile birlikte Kırklar, çejbeye yani ilahi așka geliyorlar ve bir ağızdan „Allah Allah“ deyip büyük bir çoșkuyla vecd halinde semah dönerlerken Hz.Muhammed Mustafa’ın bașından sarığı düșer kırk parça olur. Kırklar, sarığın parçalarını beline bağlarlar ve kemerbest olurlar. 

Hz.Muhammed Mustafanın bașındaki sarık, Hakk kelamını sembolize etmektedir. Sarığın kırk parçaya bölünmesi ve Kırkların beline bağlayıp kemer best olması ise; Kırkların, kendilerine sunulan Hakk kelamına Allah eyvallah deyip teslim olmak ve bağlılıklarını ifade etmektir. Çünkü zahir alemin gıdası, nimetlerdir ve batın aleminin gıdası ise, ilimdir. 

* Hz.Muhammed Mustafa, Kırklara pirini sorar.
- Kırklar meclisi, Șahı Merdan Ali’yi gösterirler.
* Hz.Muhammed Mustafa, Sahı Merdan Ali’yi kutlar ve bağrına basar. 

Alevi inancının ilmihalini, ibadet rituellerini, yașam felsefesini, Dünya görüșünü, varlıkta birlik anlayıșını, büyük ile küçüğün ululuk mertebesinde bir görülmesini, sosyal hayatta kadın erkek ayrımını yapmadan birliği gerçekleștirmenin, insan haklarına bağlılıklarını, eșitlik ilkesini yani bir bütün olarak Rıza Șehri adalet ve hakkaniyet anlayıșını Kırklar Meclisinde aramak gerekir.

Kırklar meclisi, Dünya insan hakları cemiyetinin minettar olduğu cemmiyettir. Çünkü Kırklar meclisi, insanları sahiplenme ve haklarını koruma meclisidir… 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=

Kadir gecesinin, kutsallığı ve önemi... 
Kur’an ayetleri, Ramazan ayında vahiy yoluyla parça parça Hz.Muhammed Mustafa’ya indirilmiştir. Bu ayetler Ramazan ayının hangi gününde, ne zaman indirildiği meçhuldur. Lakin Hz.Muhammed Mustafa kadir gecesini, Ramazan ayının son on gününde arayın buyurmuştur. Dolayısıyla Kadir gecesi, süreç içerisinde Ramazan ayının 26’yı 27’ye bağlayan gece öne çıkmıştır.  

Kadir gecesini kutsal kılan, Kur’an-dır yani Allah’ın kelamıdır gecenin kendi kutsallığından değildir.   

Bilindiği gibi sevaplar veya fidyeler, yapılan iyilikler kadar mükafatlandırılır. Diğer bir deyimle iyi niyet ve samimiyete bağlıdır.   

Bir gecenin diğer bir geceden daha kutsal olması akıl ve mantıkla bağdaşmıyor. Örneklersek herhangi bir kişi diğer aylarda her türlü kötü ve haksızlıklar yapacak diğer bir deyimle suç işleyecek; Insanlara-canlı mahlukatlara akıl almaz zülümler, katliamlar yapacak, halden hale sokacak, kul hakkı yiyecek ve bütün bu suçlar bir gecede bir dua etmekle, bir salavat getirmekle, bir türbe ziyaretiyle bağışlanacak veya af edilecek olması Allah’ın adaleti ile bağdaşmıyor.  

Bu durumu, akıl ve mantığa, nasıl anlatacaksınız? Bu adalet şekli, Allah’ın adaleti ile bağdaşır mı? Tabii ki bağdaşmaz. Bu gibi akıl dışı uydurmalar, Emevi saltanatları tarafından kitabına uydurulmuş ifadelerdir. Çünkü Canab-ı Hakk “Bana kul hakkı ile gelmeyin, kul hakkı hariç diğer günahlarınızı bağışlarım” diyor.   

Başkasının Kadir gecesini, kendine mal etmek o kadar kolay mıdır?  

Sonuç itibariyle Kadir gecesinde inen Hakk kelamı, Hz.Muhammed Mustafa’ya inmiştir. Bu gece herkesin değil, yanlızca Hz.Muhammed Mustafa’nın kendi kadir gecesidir. Çünkü Kadir demek hikmet, kudret demektir. Bu ilahi kudret, bu ilahi aydınlanma herkese mahsus bir durum değildir, sadece Hz.Muhammed Mustafa’ya mahsus bir olaydır. Bu ilahi aydınlanma, ilahi hikmet sadece Hz.Muhammed Mustafa’ya bağışlanmıştır. Dolayısıyla herkes, kendi Kadir gecesini aramalı ve bulmalıdır...  

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=



5-6 Mayıs, Hıdırellez Bayramı...
Hızır Nebi ile Ilyas Nebi, kardeştirler. Biri karada ve diğeri ise denizde, insanların yardımına ve  yetiş carımıza diyenin imdadına yetişenlerdir. 

Hızır’ın hem Nebilik ve hem de Velilik gibi, manevi değeri vardır. Dört dini kitaplarda ismi geçen Hızır, tüm inançlarda kabul görmektedir. 

Bu inançların, ortak noktaları; Iki Denizin birleştiği nokta, Ölü balıkların dirilmesi, Allah’ın sırlarına nail olması, Batın ile zahir ilmine erişilmiş olması, ölümsüzlük gibi sıfatları sembolize etmesidir. 

Hızır Nebi sıfatı ise; Sıkıntıya düşen, darda, zorda kalan herkesin yardımına giden, insanları sıkıntıdan kurtaran, Hakk’la Hakk olmuş Veliyullahtır. 

Azattır fenadan geçen,
Ab-ı Hayat’tan içen,
Zulmetin kapısun açan,
Hızır sıfat veli gerek. 

Hatayi sözünün manisin verdi,
Yar ile ettiği ahdinde durdu,
Cebrail Musa’ya Hızır’a var dedi,
Mürşid-i Kamile varmadan olamaz.
Şah Ismail Hatayi 

Sözlük
Azat; Özgür, özgürlük.
Ab-ı Hayat; Ölümsüzlük kazandıran hayat suyu, dirilik suyu.
Zulmet; Sıkıntı, karanlık.

Mürşid- Kamil;  Dünyevi iradeyi yaratanın iradesinde eritmiş mükkemel, yetkin kişi demektir. Ham ervahlıktan, erdemli insane olma yolunda; Delil, Klavuz, Rehber, yol gösterendir.   

Şah Ismail Hatayi, bu dörtlüklerinde; Ab-ı hayat içip ölümsüzleşen Hızır Nebi’nin, Mürşid’i Kamil olduğunu anlatmaktadır. 

Anadoluda oluşan Hızır inancının kaynağı, Hızır Nebi’ye dayanır. Hızır ismi, Arapça (Al-Hadır) kökenli olup yeşil, yeşillik anlamına gelmektedir.  Peygamber, Nebi, Veli yada bir ulu Eren olarak anılır.  

Genellikle ismi, Ilyas Nebi ile birlikte anılmaktadır. Buda Hızır-Ilyas zamanla “Hızır-Ellez”, „Hızır-Ilyas“ veya “Hıdırellez” şeklinde inancımızda yerini almıştır.  

Dolayısıyla Mayıs ayının beşini, altıya bağlayan gece, Hızır Nebi ve Ilyas Nebi’nin yeryüzünde buluştukları gün olarak kabul edilmektedir. Bu tarihin, diğer önemli bir özelliği; Baharın, başlangıcı olarak kabul görmesidir. 

Hıdırellez; Orta Asya, Suriye, Balkanlar, Irak, Mısır ve Iran gibi geniş bir coğrafyada; Hızır veya Hıdrellez etkinlikleri bölgenin, gelenek ve görenek zenginliği olarak düzenlenen şenlikler eşliğinde kutlanmaktadır. 

Hızır Nebi, Aleviler arasında çok özel bir yere sahiptir. Çünkü O;
* Fakirin yanında, zalimin karşısındadır.
* Darda kalanların yanındadır.
* Ak sakallı, bembeyaz giysisiyle Bozat’ına binip diyar diyar dolaşarak insanları koruyan, kollayan, kurtaran ve hoşgörü ile sevgiyi harmanlayan Ulu Pir’dir.
* Bilge, Nebi, evliya, Mürşid-i Kamil, gibi bir değil birden fazla kişiliğiyle insanlara doğru yolu gösteren manevi güçtür. 

Fıransız ilim adamı Louis Massignon,  Hızır Nebi hakkıda; „Bütün kalbiyle kendini Allah’ın iradesine teslim eden, iman sahiplerinin üstünüdür. O’ndan daha ileri gidilmez“ der. 

Bu güzel değerlerden yola çıkarak, insanların umut kaynağı olan yardım beklentisinde kendi kendilerini tatmin etmelerinin sonucundan doğan bu bayram, şükür ve şükranlarını ifade etme sevincidir. 

Halkların inançlarına göre Hızır Nebi, çok geniş bir coğrafyada görülmüştür. Bu nedenledir ki, görüldüğü her yerde: Hızır Evi, Hızır çeşmesi, Hızır gölü, vs. gibi adlar verilmiştir. 

Hıdırellez/Hızır Ilyas, Bayramınız kutlu olsun. Barışa, hoşgörüye, kardeşliğe ve dostluğa vesile olması dileğiyle. 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


4 Mayıs 1937, Dersim katliamı...
Unutulan bir katliam, diğer bir katliama davetiyedir. 

Dersim katliamı üzerinden 75 yıl geçmesine rağmen, halen yara kanamaya devam etmektedir. Barışın, huzurun, dostlukların kurulması; Açılan yaraların sarılmasiyle mümkündür.  

Sonuçta ortada bir katliam vardır. Bu katliam, Türkiye sınırları içinde gerçekleştirldiğine göre katliamla ilgi karar ve belgeler devlet arşivinde mevcuttur. Dolayısıyla bir çok canlarımızın buyurduğu gibi biz de, Devlet yetkililerini sorumluluğa davet ediyoruz. Bu sorun sadece Dersimlilerin sorunu değil, toplumun sorunudur. Yetkililer, iyi niyetle çıkıp bu olayın gerçeğini topluma anlatmalı ve 75 yıldan beri kanayan bu yaranın artık sarılması gerekiyor. 

15 Kasım 1937 yılında Elazığ Buğday Meydanı’nda idam sehpasında; Kerbela evladıyız; Hatasızız, günahsızız. Bu ayıptır, zulümdür, cinayettir.” diyen Seyit Rıza mazlumiyeti dile getirmiştir. 

Savaşlara hayır diyoruz, çünkü savaş; Ölüm, acı, gözyaşı ve yıkım demektir. Savaşlar devam ettikçe kan, gözyaşları, acı, kin ve nefret devam edecektir. 

Dili, Dini, Irkı ne olursa olsun, insanlığa karşı yapılmış tüm katliamları; Şiddetle, nefretle kınıyor ve savaşlara hayır diyoruz. 

Dersim, Malatya, Maraş, Çorum, Sivas, vs. insanlığa karşı yapılmış tüm  katliamları Unutma ve unutturma. Unutulursa, yeni bir katliamla hatırlatırlar. Dolayısıyla unutulan bir katliam, diğer bir katliama davetiyedir. 

Mervan’dan Yezid’e, Yezid’den günümüz yezidlerine, cehaletin yoz ve yobazlarına yüzbin kere lanet olsun...

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,

=Seyyid Hakkı=


Turna Kuşu’nun, kutsallığı...
Farklı kültürlerde, inançlarda bir çok kuş türü kutsaldır. Alevi deyişlerinde turna kuşunun sıkça kullanılmasının birçok nedeni bulunmaktadır. Bu nedenler; turna göçmen bir kuş olması, diyar diyar gezmesinden ötürü kimi zaman coşkunun, hüznün ve bazen de mutluluğun habercisi olmuştur. 

Şah Hatayi turnalara şöyle seslenmiştir;
Şah Hatayi’m der ki, gezdim dünyayı,
Dilim zikreyledi, gani Huda’yı,
Oniki Imam’ı, nesli Aba‘yı,
Turnalar, Ali’yi görmediniz mi?
 

Şah Hatayi’nin bu dörtlüğünde şahit olduğumuz gibi turnalar; Şahı Merdan Ali’den sevenlerine, sevenlerinden de Şahı Merdan Ali’ye, Ehli Beyt’ine selam getirip götüren bir elçi görevini üstlenmişlerdir. 

Turnaların Alevi inancındaki diğer önemli bir husus ise, turnalar semahı’dır.
Hava üzerinde semah dönerken,
Turnalar Ali’yi görmediniz mi?
Şah Hatayi 

Cem ibadetinin önemli temel ilkelerinden biri olan semah ritimlerinin ayrı ve özel anlamları söz konusudur. Turna semahı; gökyüzünü, özgürlüğü, evrenin dönüşünü, evrendeki bütün cisimlerin birbirine endeks olduğunu ve bir bütünlük içinde beraberce döndüğünün ifadesidir. Turnaların, gökyüzündeki hareketleri semah dönmek, döndükçe yükselmek, yükseldikçe de Hakk’a ulaşmayı, Hakk’la bütünleşmeyi simgeler. 

Diğer önemli bir husus ise, Şahı Merdan Ali avazının turna denilen bir kuştadır. Diğer bir manada, „telli turna“ inancıdır. 

Hazreti Şah’ın avazı,
Turna derler bir kuştadır.
Pir Sultan 

Ulu ozanlarımızın deyişlerindeki avazın sadece „ses“i değil, kıtalar arası insanlara ulaştırılan batıni anlamdaki nefestir, sezgidir. Ve bu batıni anlamın, turna avaziyle bütünleştiren sebep ise; Turna sesinin uzun nefesli bir ses olduğunu, uzun mesafeler kat ettiğini, diyardan diyarlara ulaştığı için, Şahı Merdan Ali’nin avazı olarak kabul edilir. 

Telli Turna’daki mana ise, bağlamadır. Ulu ozanlarımızın, Muhammed Ali yolu ilminin ulu ozanlarımızın önderliğinde bağlama yolu ile insanlara ulaştırılmasıdır. Insanlara ulaştırılan, Hakk kelamıdır. Bağlamayı kutsal kılan da, bağlamanın üstlendiği bu kutsal görevdir.   

Iki turnam gelir başı ciğalı,
Eğlen turnam eğlen Ali misin sen?
Birisi Muhammed birisi Ali,
Yoksa Hace Bektaş Veli misin sen? 

Iki turnam gelir rengi yem yeşil,
Biri Imam Hasan ol pak-i nesil,
Biri Imam Hüseyin cennette bir gül,
Eğlen turnam eğlen Ali misin sen?
Yoksa Hace Bektaş Veli misin sen? 

Iki turnam gelir rengi kırmızı,
Biri Imam Zeynel, sürelim yüzü,
Biri Imam Bakır, edek niyazı,
Eğlen turnam eğlen Ali misin sen?
Yoksa Hace Bektaş Veli misin sen? 

Iki turnam gelir rengi Caferi,
Biri Imam Rıza, sürelim yüzü,
Biri Musa-i Kazım, edek niyazı,
Eğlen turnam eğlen Ali misin sen?
Yoksa Hace Bektaş Veli misin sen? 

Turnalar Hicaz’dan sökün eyledi,
Muhammed Mehdi’yi yakın eyledi,
Hakikat ehlini memnun eyledi,
Eğlen turnam eğlen Ali misin sen?
Yoksa Hace Bektaş Veli misin sen? 

Turnalar geldiler verdiler selam,
Aldım selamını eyledim kelam,
İlhami şüphesiz gördüm vesselam,
Eğlen turnam eğlen Ali misin sen?
Yoksa Hace Bektaş Veli misin sen?
Aşık Ilhami 

Şahı Merdan Ali „avazı“ ile anlatılmak istenen, Hakk kelamdır, ilmidir. Dini manada pirlerimizin okuduğu Duaz-ı imamlara, deyişlere, gülbenglere, dualara, mersiyelere, vs. nefes denilir. Nefes, batıni anlamda Hakk’ın kelamıdır, ilmidir 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=


 

Alevilikte Inanç - Seyyid Hakkı sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. => Facebook Sayfamız: Seyyid Hakkı SH => YouTube Kanalımız: Ehlibeyt Yolu-Seyyid Hakkı => Facebook grubumuz: Seyyid Seyfeddin Ocağı - Dergah Aşk ile Canlar...