Hakk’ın eli Ali, Dest ve Post O’ndadır
Hakk’ın eli Ali, Dest ve Post O’ndadır
Şahı Merdan Ali bin Ebi Talib, iki cihan ilmine sahip olmuş bir Veliyyullah’tır. Bu anlamda ilim makamının temsilcisi, ilahi hakikatin yeryüzündeki en kâmil tecellilerinden biridir.
Bu söz, yalnızca bir ifade değil; hakikate erişmişliğin bir mührüdür.
Bu söz Zahir ehli için bir cümle, Batın ehli için bir deryadır. Çünkü bu söz, kul ile Hakk arasındaki perdeyi aralayan bir işarettir. O işaretin özü ise nefsin bağlarından arınarak hakikate yönelmektir.
Tasavvuf yolunda Ali bin Ebi Talib, “Şahı Merdan” olarak anılır. Bu unvan, sadece cesareti değil; nefsini aşmış, hakikatte fani olmuş bir insan-ı kâmil mertebesini ifade eder. O, bilen değil; olandır. Çünkü batıni ilim, öğrenilmez; ihsan ile açılır.
“İlim bir noktadır” sözü, çoklukta dağılmış aklı vahdete çağırır. O nokta, birliğin sırrıdır. Onu çoğaltan ise hakikati bölen, parçalayan bakıştır. Şahı Merdan Ali’nin ilmi, işte o noktaya dönme ilmidir: çoklukta birliği görmek, görünenin ardındaki hakikati idrak etmektir.
“Ben ilmin şehriyim, Ali onun kapısıdır” hikmeti, bir kapıdan öte bir idrak eşiğine işaret eder. O kapıdan giren, bilgiyle değil; benliğini bırakarak girer. Çünkü bu yol, bilmekten çok olmaya razı olma yoludur.
“Dest”, bu yolda yalnızca bir el değildir; Hakk’tan kula uzanan rahmettir.
O desti tutan, aslında kendini bırakır. Çünkü hakikat yolunda tutunan değil, teslim olan yürür.
“Post” ise bir makam değil; emanetin ağırlığıdır.
O posta oturan yükselmez, aksine yok olur. Çünkü orada “ben” barınmaz; orada tecelli eden Hakk’ın kelamıdır.
Şahı Merdan Ali’nin irfanı iki ucu birleştirir: Zahirde adalet, bâtında merhamet…
Zahirde mücadele, bâtında teslimiyet… Bu yüzden o, sadece bir şahsiyet değil; bir denge, bir ölçü ve bir mizandır.
Tasavvuf ehli bilir ki: Hakikat ne dışarıdadır ne de uzakta…
İnsan, aradığını taşıyandır. Fakat onu görmek için önce kendinden, yani benliğinden vazgeçmesi gerekir.
Ali’nin batıni ilmi bu yüzden şöyle fısıldar: “Sen, kendini sandığın değilsin.”
Kendini bilen, sadece bilgiye değil varlığın özüne ulaşır.
Bu sözün özü şudur: “Hakk’ın eli Ali” demek, hakikatin en kâmil aynasını işaret etmektir.
“Dest ve post O’ndadır” demek ise, bu yolun hem kaynağının hem de sorumluluğunun o irfan çizgisinde olduğunu kabul etmektir.
Fakat en derin sır şurada saklıdır: Şahı Merdan Ali dışarıda bir kapı ise, içeride bir hakikat hâlidir. O kapıdan geçmek, bir ismi değil; bir ahlakı kuşanmaktır.
Son söz niyetine: Ali’yi sevmek başlangıçtır, Ali gibi olmak ise yolun kendisidir. Adalette, ilimde, edepte, tevazuda ve en çok da nefsini bilip onu aşmaktadır. Çünkü batıni ilim, ne sözde ve ne de kitaptadır. Ancak hâl ile, hâlden hâle aktarılır.
Yolun demine Huu diyelim.
Ehli Beyt Yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı Azak=
Seyyid Hakkı, Sosyal medya takip hesaplarımız…
YouTube, Muhabbet Dergâhı TV-Seyyid Hakkı kanalımız: https://www.youtube.com/user/YediDeryaSohbeti62
Facebook, Muhabbet Dergâhı grubumuz: https://www.facebook.com/groups/244039227002241
Fcebook, Muhabbet Dergâhı İlimle İrşad sayfamız; https://www.facebook.com/profile.php?id=100057353323519
WEB sayfamız, Alevilikte Inanç-Seyyid Hakkı Azak; https://www.alevilikte-inanc.de/
Facebook, Seyyid Hakkı Azak özel sayfamız; https://www.facebook.com/profile.php?id=61570018628168