Alevilikte Inanç - Seyyid Hakkı sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Ehli Beyt yazarı, Seyyid Seyfettin Ocağı evlatlarındandır. Aşk ile Canlar...
Seyyid Hakkı
Seyyid Seyfeddin Ocağı

Alevi inancında düşkünlük ve Dar-ı didar olmanın önemi.


Alevi inancında düşkünlük ve Dar-ı didar olmanın önemi.
Alevi yolu, Hakk yoludur; edep yoludur, erkân yoludur. Bu yol şekil yolu değildir; insan olma yoludur. Onun için Alevi yolu korku üzerine değil, rıza üzerine kurulmuştur. Bu yolda kuraldan önce vicdan, cezadan önce utanma vardır. İnsan, yaptığı her işte önce kendi gönlüne bakar, kendi nefsiyle hesaplaşır. İşte düşkünlük ve Dar-ı Didar, bu yolun özünü, edebini ve rızalığını ayakta tutan iki büyük kapıdır.
 

Bu nedenle Alevi inancı, yalnızca ibadetlerden ve ritüellerden ibaret değildir. Alevilik; insanın kendisiyle, toplumla ve Hakk ile kurduğu yol kardeşliğidir. Bu yol, korkuyla değil bilinçle; zorla değil rızayla; dıştan denetimle değil, içten denetimle yürünür. Düşkünlük ve Dar-ı Didar da canı bu yolda diri tutan, insanı insan yapan en temel yol erkânıdır. 

Düşkünlük ilkesi, Alevi yolunun ahlaki sınırını belirler. Yol erkânına aykırı, inancı ve toplumsal düzeni bozan ağır davranışlar sonucunda kişinin geçici olarak yoldan düşmüş sayılmasıdır. Ancak bu durum bir ceza ya da dışlama değildir. Asıl amaç, hatayı durdurmak, kişiyi yaptığı yanlışla yüzleştirmek ve onu arındırarak yeniden yola kazandırmaktır. Bu yönüyle düşkünlük, yolu ve toplumsal rızayı korumaya yönelik ahlaki bir uyarıdır. 

Alevi yolunda insan, her şeyden önce ahlâklı insan olmak zorundadır. Yolun özü şudur: “Eline, diline, beline sahip ol.” Bu söz, yolun anahtarı ve canların da pusulasıdır. Bu ilkeye uymayan bir kişi, yalnızca kendine zarar vermez; aynı zamanda toplumsal huzuru da bozar. Çünkü Alevilikte birey, toplumdan ayrı düşünülmez. Bir canın yaptığı yanlış, toplumsal ahlak düzenini sarsar, birinin yanlışı ise birçok canın yükünü ağırlaştırır. 

İşte bu noktada düşkünlük devreye girer. Yol erkânına aykırı davranan, kul hakkı yiyen, haksızlık yapan, yalan söyleyen ya da can inciten, vs. kişi düşkün sayılır. Fakat bilinsin ki burada amaç, kişiyi yok saymak değildir. Tam aksine onu hatasıyla yüzleştirip doğruya yönlendirmektir. 

Düşkün ilan edilen can, cemden ve rızalık temelinde kurulan toplumsal yaşamdan geçici olarak uzak tutulur. Bu uzaklık bir yalnızlaştırma değildir; bir iç hesap ve vicdan sorgulama sürecidir. Düşkün kılınan Can, bu süreçte kendi mahkemesini kurar ve kendine sorar: “Ben nerede yanlış yaptım? Kimi incittim? Hangi hakkı çiğnedim?” İşte Alevi yolunda en büyük yaptırım budur: insanın kendi vicdanıyla baş başa kalmasıdır. 

Alevilikte hiçbir kapı sonsuza dek kapalı değildir. Çünkü pişmanlık duyan, hatasını kabul eden ve kul hakkını telafi etmeye hazır olan her can için yolun kapısı daima açıktır. İşte bu noktada Dar-ı Didar kapısı devreye girer. 

Dar-ı Didar, kelime anlamıyla “yüz görme, huzura çıkma, yüzleşme” demektir. Alevi inancında Dar-ı Didar, insanın hem yaşarken hem de Hakk’a yürüdüğünde verdiği vicdan ve rıza hesabıdır. Ancak bu, korkutucu bir yargılama değildir; aksine insanın kendisiyle ve toplumla yüzleştiği kutsal bir meydandır. 

Dar-ı Didar meydanında kişi, canlar huzurunda durur. Kimseyi suçlamaz, bahane üretmez; “Ben yaptım” diyerek sorumluluğu üstlenir. İncittiği canlardan helallik ister. Çünkü Alevi yolunda kul hakkı, Hakk’ın huzurunda bile affedilmeyen en ağır yüktür. Rıza alınmadan ne lokma helal olur ne de ibadet tamamlanmış sayılır. 

İşte bu yüzden Dar-ı Didar, Aleviliğin en güçlü toplumsal adalet mekanizmalarından biridir. Yazılı kanunlardan çok vicdana, zorlayıcı cezalar yerine gönüllü kabule dayanır. İnsan, Dar-ı Didar bilinciyle yaşadığında attığı her adımı, söylediği her sözü ölçüp tartar. Çünkü bilir ki bir gün Hakkr meydanında, Pir huzurunda yüzünü saklayamayacaktır. 

Düşkünlük ve Dar-ı Didar birlikte düşünüldüğünde, Alevi inancının insanı nasıl derin bir ahlaki sorumluluk altına soktuğu daha iyi anlaşılır. Düşkünlük, yolun sınırlarını çizer; Dar-ı Didar ise yolun ruhunu ve vicdanını oluşturur. Biri hatayı durdururken, diğeri hatayı onarır. Biri uyarırken, diğeri arındırır. İşte yolun çözümü de budur: Önce durmalı, sonra kendini arındırmalı; önce hatayı görmeli, sonra da yoluna sağlam ve temiz adımlarla devam etmelidir. 

İşte bu anlayış ve oto-kontrol mekanizması sayesinde Alevi toplumu, yüzyıllar boyunca yazılı yasalar olmadan adaleti, barışı ve dayanışmayı koruyabilmiştir. Çünkü bu yol, insanı korkutarak değil, utanma, vicdan ve rıza duygusuyla eğitir. 

Sonuç olarak; düşkünlük ve Dar-ı Didar, Aleviliğin yalnızca bir inanç sistemi olmadığını, aynı zamanda güçlü bir insanlık öğretisi olduğunu göstermektedir. Bu yol bize der ki: “Başkalarını yargılamadan önce kendinle yüzleş.” Hakk ile buluşmanın yolu, önce insanla helalleşmekten ve gönülleri onarmaktan geçer. 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı Azak=

Seyyid Hakkı, Sosyal medya takip hesaplarımız…
YouTube, Muhabbet Dergâhı TV-Seyyid Hakkı kanalımız:
https://www.youtube.com/user/YediDeryaSohbeti62
Facebook, Muhabbet Dergâhı grubumuz:
https://www.facebook.com/groups/244039227002241   
Fcebook, Muhabbet Dergâhı İlimle İrşad sayfamız;
https://www.facebook.com/profile.php?id=100057353323519 
WEB sayfamız, Alevilikte Inanç-Seyyid Hakkı Azak;
https://www.alevilikte-inanc.de/ 
Facebook, Seyyid Hakkı Azak özel sayfamız;
https://www.facebook.com/profile.php?id=61570018628168





Alevilikte Inanç-Seyyid Hakkı, sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. * YouTube, Hakk Dergahı TV-Seyyid Hakkı kanalımız: https://www.youtube.com/user/YediDeryaSohbeti62; Facebook, Seyyid Hakkı Azak özel sayfamız; https://www.facebook.com/profile.php?id=61570018628168; * Facebook, Hakk Dergahı muhabbet grubumuz: https://www.facebook.com/groups/244039227002241; * Fcebook, Hakk Dergahı Ilim Irşad sayfamız; https://www.facebook.com/profile.php?id=100057353323519; * WEB sayfamız, Alevilikte Inanç-Seyyid Hakkı; https://www.alevilikte-inanc.de/ Aşk ile Canlar...