Alevilikte Inanç - Seyyid Hakkı—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Seyyid Seyfeddin Ocağı

Devri daim olsun, deyimi hakkında…




Devri daim olsun, deyimi hakkında…
Alevi inanca göre; Can yani ruhun bir bedenden diğer bir bedene taşınmasıdır. Diğer bir deyimle can olarak algılanan vucuttaki enerjinin, bir bedenden diğer bir bedene göç etmesi ve o bedende ete, kemiğe bürünerek tekrardan hayat bulmasıdır.  

Bu inancı doğrulayan Mevlana, şöyle demektedir…
„Maden idim, bitki oldum; Bitki idim, hayvan oldum; Hayvan idim, insan oldum; Insanım, ölüyorum. Ölmekle olgunlaşıyorum, neden üzüleyim.“ 

Ömer Hayyam ise, konuya daha netlik kazandırmıştır.
Tanrı mineralde uyudu, Bitkide düş kurdu, Hayvanda uyandı, Insanda kendini buldu demektedir. 

Alevi öğretisine göre ruh ile bedenin ayrılışı, canın evrensel sonsuzluktaki yerini ve süreğini devam ettirmek üzere çıktığı bir yolculuktur. Bu yolculuk kadim, sonsuz olan özüne kavuşmasıdır ve bu kavuşma, tekrardan bütünleşme yolculuğudur. Yani bedenin toprakla ve canında cananı ile bütünleşmesidir. 

Hakk’a yürüyen bir kişinin arkasında, “Devri daim olsun” söylenmektedir.

Devri daim olsun, anlamı… 
Devri daim olsun, deyimi; Tekrardan, tekrardan, döne döne hayat bulsun manasına gelmektedir. 

Zahiri alemde, devrini yani yaşam sürecini tamamlamıș ve bir de tamamlamamıșlar vardır.
Alevi inancına göre Kamil-i Insan mertebesine erișmiș bir insan, Hakk’a yürüyerek geldiği öz ile tekrardan bütünleșmesidir. 

Alevi inancında, Cenaze erkanı; Hakk’a yürüme, uğurlama veya canı canana sırlama erkanıdır. Ademoğluna bağışlanmış olan iki emanet, can ve bedenin birbirinden ayrılması; Beden, toprağa ve can ise, canana sırlamasıdır. 

Sırlama erkanı, iki türlüdür…
Birincisi, Insanlık vasfına-kemalete ulaşmış Kamil-i Insan olma hali ve ikincisi ise, insanlık vasfına-kemalete ulaşmamış ham ervahlık-beşerilik halidir. Ham ervahlık; Insanlık vasfında yerini almamış, kemalete ulaşmamış, olgunlaşmamış, beşerilik halidir. 

Hakk’a göçmüș bir insanın günahını, kusurunu, mebalini bağıșlama veya bağıșlamama takdiri yanlızca Allah’a mahsustur. Dolayısıyla bizce mantıklı hitap, „Allah feyline göre mağrifetini bağıșlasın“ hitabı olacaktır. 

Özün Hakk’ta, bedenin toprakta sırlanması...
Sırlanmak, ermektir. Ermek ise, menzile varmaktır. Buradaki esas mesele menzile ermiș ve ermemiș olma halidir. 

Dolayısıyla olduğumuz kişiden olmak istediğimiz kişinin olgunluğuna erișmekteki amaç sınıfı gecip makam sahibi olmak ise, o zaman aynı sınıfı neden döne döne tekrarlamak tercih edilsin ki? Çünkü Hakk ile hakikatin sırrına ermiș ve benliğini, Hakk’ın benliğinde yok edip O’nunla beraber olmuștur.  

Aşık Veysel bu durumu, așağdaki şiirinde şöyle dile getirmiștir...
Aslıma karışıp toprak olunca,
Çiçek olur mezarımı süslerim.
Dağlar yeşil giyer bulutlar ağlar,
Gökyüzünde dalgalanır seslerim. 

Ne zaman toprakla birleşir cismim,
Cümle mahluk ile bir olur ismim,
Ne hasudum kalır, ne de bir hasımım,
Eski düşmanlarım olur dostlarım. 

Evvel de topraktır, sonra da adım,
Geldim gittim bu sahnede oynadım,
Türlü türlü tebdilata uğradım,
Gani viran şen olurdu postlarım 

Benden ayrılınca kin ve buzuğum,
Herkese güzellik gösterir özüm,
Topraktır cesedim, güneştir özüm,
Hava yağmur uyandırır hislerim. 

Alimlerin alimini ölçer biçerler,
Hanını hasını eler seçerler,
Bu dünya fanidir konar göçerler,
Veysel der ki gel barışak küslerim.
Așık Veysel 

Alevilerde, iki çeşit ölüm ve iki çeșit suç hali vardır...
Birinci ölüm biyolijik ölümdür ve ikinci ölüm ise, ölmeden evvel ölmektir. Biyolojik ölüm, kendi eceli ile ölmektir. Fakat ölmeden evvel ölme hali ise, nefsini öldürmektir yani kendi nefsine, hakim olma halidir. 

* Birin suç, kişi kendi özünü dara çekerek suçunu kabullenir; Affedilir, bağışlanır ve aklanmıș olur. 

* Ikinci suç ise, kendi özünü dara çekmeyen, suçunu kabullenmeyenin davası uludivana veya mahșere kalmakla birlikte davası, Allah’ın huzurunda görülecektir.  Pir Sultan Abdalın buyurduğu gibi, “Kalsın benim davam mahşere kalsın.” 

Cemde erkanında, Hakk Meydanında, pir huzurunda ve cemaatin şahitliği ile özünü dara çeker ve alıp verecek varsa alınıp verilir böylece razılık ile rızalık alınıp verilmiş olur. Fakat Hakk ile hukukda davalı olan kişilerin cemevinde olmadıkları zaman onlar bulunmalı, onlardan rızalık alması gerekir. Şayet rızalık, alınıp verilmiyorsa o zaman dava Uludivana/mahşere kalmıș olacaktır. 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=
 

Alevi inanç yolunda, hizmet sayfalarımız...
YouTube, ilim kanalımız:
https://www.youtube.com/user/YediDeryaSohbeti62 
Facebook, Alevi Hizmet Dergah
ı grubumuz:
https://www.facebook.com/groups/244039227002241/  
Fcebook, Alevi Ilim Dergahı sayfamız;
https://www.facebook.com/Seyyid-Seyfeddin-Oca%C4%9F%C4%B1-sayfas%C4%B1-194839911064876/ 
WEB sayfamız, Alevilikte Inanç;
https://www.alevilikte-inanc.de/ 
Facebook özel sayfamız;
https://www.facebook.com/seyyidhakkiii

Alevilikte Inanç - Seyyid Hakkı sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. => Facebook Sayfamız: Seyyid Hakkı SH => YouTube Kanalımız: Ehlibeyt Yolu-Seyyid Hakkı => Facebook grubumuz: Seyyid Seyfeddin Ocağı - Dergah Aşk ile Canlar...