Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası.

19- İmam Hüseyin’in Mekke’ye göçü, Kufelilerin müracaatları



İmam Hüseyin’in Mekke’ye göçü

İmam Hüseyin, bu kararı verir vermez derhal Ehl-i Beyt’i ile sadık adamlarını toplayarak Hicretin altmış dördüncü yılı Şaban ayının dördüncü Cuma günü Medine’den hareket etmişti.

 

Ehl-i Beyt’en bazıları, dedeleri Resulullahın kabri bulunan Medine’yi bu şekilden terk etmekten büyük bir üzüntü duymuş, kalplerindeki acıyı imam Hüseyin’e söylemişlerdi.

 

İmam Hüseyin de aynı acıyı hissetmekteydi. Fakat durum, onu böyle hareket etmeye zorlamıştı.

 

İmam Hüseyin, bizzat kendisi teselliye muhtaç olmakla beraber, çevresindekilerin üzüntülerini gidermek istemiş, yolda onlara Musa peygamberin Firavun’dan kaçışını ve «Tih» sahrasında, yıllarca sefil ve sergerdan dolaşışını.... İbrahim peygamberin Nemrut’tan kaçışını ve diyar diyar gezmesini hikaye etmişti.

 

Nihayet kafile tenha yollarda geçerek sessiz sedasız Mekke’ye gitmişti.

 

İmam Hüseyin gibi tanınmış bir kişinin Mekke’ye gelmesi, uzun zaman gizli tutulamazdı. O’nun gelişini çarçabuk haber almışlardı.

 

Mekke eşrafından birçokları derhal imam Hüseyin’in ziyaretine gelmişler; Ehl-i Beyt’e karşı olan saygı ve sevgilerini bildirmişlerdi.

 

Daha önce, gizlice Mekke’ye gelen Abdullah ibni Zübeyr de, imamı ziyarete gelmiş ve onun meclisinden ayrılmamaya başlamıştı. Fakar Emevilerle bunların taraftarları, imam Hüseyin’in Mekke’ye gelmesine birtakım anlamlar vermişler: imam Hüseyin, kendisine taraftar kazanmak için buraya geldi. burada hilafet ilan edecek.... gibi, dedikodular çıkarmaya başlamışlardı ve bu haberi, derhal Yezid’e bildirmişlerdi.

 

Mekke valisi Yahya bin Hekim de, Yezid’e bir mektup yazmış. İmam Hüseyin’in geldiğini ve Mekke’de çıkan şayanları teyit etmişti.

 

Yezid, bu mektubu aldığı zaman, telaşa düşmüştü. Şam sarayında derhal bir meclis toplamış; bu hususta müzakereye başlamıştı. Fakat, bu müzakere kolayca sonuçlanmamıştı. Fikirlerde ve oylarda bir ihtilaf baş göstermişti.

 

Bazıları: Hüseyin, Mekkelilerle birleşmiştir. Şimdi ona karşı yapılacak muamele, doğrudan doğruya Mekkelileri üzeçektir. Gereksiz yere, Mekkelilerle bir kıtale girişmek ise, doğru değildir... diyorlardı.

 

Bazıları da: Mekke’ye dirayetli ve azimkar bir vali gönderelim. Az bir zamanda Mekkelileri Hüseyin’den ayırarak kendi tarafımıza çekelim. Ondan sonra da, Hüseyin’i ortadan kaldırmak için ne gerekirse, onu düşünelim... diyerek, Muaviye’nin sistem ve siyasetini takip etmek istiyorlardı.

 

Şam saraylarında bunlar konuşulurken, Kufe’de de bazı önemli olaylar oluyordu.

 

 

Kufelilerin müracaatları

Kufe eşrafından bir kısmı, vaktiyle hem imam Ali’ye, imam Hasan’a yaptıkları muamelenin vicdan azabını çekiyorlardı, üzerlerinde bu lekeyi silmek istiyorlardı.

 

Süleyman Huzai adında biri, başa geçmiş; Bu fikirde bulunan eşrafı, evine davet etmişti ve onlara: Yezid, imam Hüseyin’i şidetle takip ediyormuş. O’nun için imam Hüseyin, bütün Ehl-i Beyt’i toplayarak Mekke’ye nakletmiş, böylece kurtulmuş..... Fakat Yezid, bu takipte devam edecek; sonunda O’nu ele geçirecek, öldürecektir. Biz bu fırsatı kaçırmayalım. İmam Hüseyin’i, Ehl-i Beyt’i ile buraya çağıralım. Önce onun hayatını kurtaralım. Sonra da, müslümanların başına musalat olan Yezid’i ortadan kaldırmayı düşünelim... demişti.

 

Süleyman’ın bu teklifi, dinleyenlerin hoşuna gitmiş, hemen oradan imam Hüseyin’e bir de davetname yazılmasına karar verilmişti.

 

Yazılan mektup fevkalede etkiliydi. Bu toplantıda bulunan Kufeliler, eski hatalarını itiraf ederek, acıklı bir lisanla imam Hüseyin’den af istemekte ve Kufe’ye geldiği takdirde, tamamiyle emniyet ve canlarını, uğrunda feda etmeye hazır olduklarını yazmaktalardı.

 

İmam Hüseyin, aldığı bu mektuba cevap vermemişti. Mektubu getirenlere, ne evet, ne de hayır demişti. Çünkü, Mekke’de Yezid’in adamlarının tazyiki son haddi buluncaya kadar sabretmeye karar vermişti.

 

Fakat Kufeliler, imam Hüseyin’in peşini bırakmıyorlardı. Bu mektuptan sonra, kufe eşrafından iki kişi (Beşir ibni Musbirissaydani ve Abdurrahmanil’arhi) Mekke’ye gelerek, imam Hüseyin’in huzuruna girmiş ve ayaklarına kapanarak: Ya Hüseyin!... Bizim hatamız çoktur. Fakat senin af ve keremin bizim hatamızdan daha büyüktür. Sen, Resulü Ekrem’in torunu ve imam Ali’nin oğlusun. Alem, zulüm ve delalet içinde kalmıştır. Bize imamet edecek başka kimse yoktur... gibi sözlerle, imam Hüseyin’in hissiyatını kışkırtmaya başlamış ve Kufe eşrafı tarafından yazılan elli mektubu imam Hüseyin’e vermişlerdi.

 

Bu mektuplardan sonra birçok mektuplar daha gelmişti. Kufeliler, eskide yaptıklarından dolayı utanç ve acı duyarak üst üste ricalarını tekrar etmişler; muhtelif araçlarla imam Hüseyin’e yüz yirmi mektup ve bir çok ricalar göndermişlerdi.

 

İmam Hüseyin, Kufelilerin bu ısrarına karşı onlara şu cevabı yazmıştı:

 

«Mektuplarınızı aldım. Bana ve hanadanı nübüvvete gösterdiğiniz sevgi, malumum oldu. babama ve kardeşime reva gördüğünüz hareketlerden pişman oldunuz. Davetinize uymayı farz bildim. Amcam oğlu Müslim bin Akiyl’i tarafınıza gönderdim O’na yapacağınız biat bana yapılmış demektir.

 

«Müslim, gerekirse direktifi size verecek ve bana durumu bildirecektir. Ben de geç kalmaz, Kufe tarafına gelirim..»

 

Kitap: Kerbela Vakası –Ziya Şakir

Ekleyen: Seyyid Hakkı

ALEVİ İNANÇ DİN BİLGİLERİ sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. => Facebook Sayfalarımız: Seyyid Hakkı Ek ve Seyyid Hakkı Can. => YouTube Kanalımız: Ehlibeyt Yolu-Seyyid Hakkı. Aşk ile Canlar...