Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası.

Kentleşen Alevil. Dosyası-1

Kentleştikçe dinsel kimlik zayıflıyor

Kentleşme olgusu ile karşılaşan Alevilik önemli kırılmalara sahne oluyor. Kentleşme ile birlikte Aleviliği din kimliği içinde algılama eğilimi yerini kültür ve yaşam biçimi algısına bırakıyor. İlkokul mezunu olanların yüzde 73'ü Aleviliği "Gerçek İslam" ya da "İslamın bir yorumu" olarak algılıyor. Bu oran lise mezunlarında yüzde 32'ye, üniversite mezunlarında yüzde 27.7'ye düşüyor. Üniversite mezunlarının yüzde 68.1'i, lise mezunlarının ise yüzde 68'i Aleviliği İslamiyet ile ilişkilendirmiyor, doğrudan bir kültür ve yaşam biçimi olarak görüyor.

  • Kentleşen Alevilik - 1
  • Sosyolog Kamil Fırat'ın araştırması
  • Yayına hazırlayan: Belma Akçura

SUNUŞ  
Kente göç olgusu, Alevilerin siyasal, kültürel ve dinsel kimliklerinde önemli değişimlere yol açıyor. Sosyolog Kamil Fırat'ın "Kent Aleviliği" konulu çalışması, bu değişimin kırılma noktalarını son derece çarpıcı bulgularla gözler önüne seriyor.

Kentleşmenin Alevilik ve Alevilere etkileri üzerinde yürütülen alan çalışması, 2003 ve 2004 yıllarında Ankara'da Dikmen ve Mamak'ta toplam 208 denekle yürütüldü. ODTÜ Araştırma Fonu tarafından desteklenen araştırmaya katılan deneklerin çoğunluğunu Çorum, Yozgat, Sivas'tan göç eden Alevi vatandaşlarımız oluşturdu. Araştırma şu sorulara yanıt aradı:

  • Kentleşme, Alevilerin geleneksel yaşam biçimlerini ne ölçüde etkiliyor? Yitirilen geleneksel özelliklerin yerlerini hangi yeni özellikler dolduruyor?
  • Kırsal alanlarda yetişmiş Aleviler, şimdi Aleviliği nasıl bir dinsel kimlik olarak görüyorlar?
  • Siyasal, düşünsel, ekonomik ve kültürel etkiler dinsel kimliği değiştiriyor mu?
  • Kentli Aleviler, Dede - Talip ilişkilerini, Musahipliği, Cem törenlerini, oruç tutma ve kurban kesme gibi kavramları şimdi nasıl değerlendiriyorlar?
  • Kentli Aleviler devletin din politikasını nasıl yorumluyorlar? Kentli Alevi, siyasal kimliğini hangi dinsel, etnik ve ideolojik temeller üstünde kuruyor?
  • Alevilik inanç ve öğretisinin "sahibi" Dedelik Kurumu eski gücünü yitiriyor mu? Dedeler bu konuda ne diyor?

Milliyet, bu soruların son derece çarpıcı yanıtlarını bugünden itibaren okurlarına sunuyor.

Araştırmaya göre, Alevilik algısını farklılaştıran önemli faktörlerden biri eğitim. Eğitim düzeyi yükseldikçe, Aleviliğin bir kültür ve yaşam biçimi olarak tanımlanması oranı da yükseliyor. Eğitim düzeyi düştükçe, Aleviliği dinsel kimlikle ilişkilendirerek, İslam içinde tanımlama ya da algılama eğilimi artıyor.

Araştırmaya katılan deneklerden okuma yazması olmayanların yüzde 93.3'ü, okuryazar olanların yüzde 76.9'u, ilkokul mezunu olanların yüzde 73'ü, ortaokul mezunlarının yüzde 84,6'sı Aleviliği "Gerçek İslam" ya da "İslamın bir yorumu" olarak algılıyor.

Aleviliği İslam alanı içinde görme eğilimi lise mezunlarında birden yüzde 32'ye, üniversite mezunlarında ise yüzde 27.7'ye düşüyor. Üniversite mezunlarının yüzde 68.1'i, lise mezunlarının ise yüzde 68'i Aleviliği İslamiyet ile ilişkilendirmiyor, doğrudan bir kültür ve yaşam biçimi olarak görüyor.

Kamil Fırat'a göre, eğitimin Alevi algısındaki farklılaştırıcı etkisi, modernleşme ve kentleşme süreçleriyle birlikte ele alındığında anlamlı ipuçları içeriyor. Eğitim düzeyleri nisbeten düşük olanların kırsal alanlarda geleneklere dayalı bir yaşam biçimi sürdürmeleri, Alevilik algılarını dini temeller üstüne kurmalarına yol açıyor. Kentlere göç etmiş deneklerin Aleviliği din ekseninde ve İslam içinde bir yorum olarak açıklamaları büyük ölçüde devraldıkları geleneğin bir sonucu. Onlar için Alevilik İslami bir inanç ve dinsel bir anlamlandırma sistemi...

Ancak, Aleviliği din ve İslamiyet ile ilişkilendiren bu bakış, kentlerde doğan, modern bir eğitim sisteminden geçen Alevi deneklerde ciddi ölçülerde aşınma eğilimine giriyor. Kentli Aleviler, özellikle eğitim düzeyinin yükselmesiyle doğru orantılı bir şekilde Aleviliği bir kültür ve yaşam biçimi olarak görmeye başlıyorlar. Alevilerin yakın zamana kadar kentlerde toplumsal ve dinsel kurumlarını oluşturamamış olmaları da, kentlerde yetişmiş kuşakların inanç olarak Alevilikle ilişkilerini olanaksız kılıyor.

Fırat'a göre, farklılaşmada şu faktörlerin etkisini de hesaba katmak gerekiyor:

1 MODERN EĞİTİMİN ETKİSİ: Farklılaşma, modern eğitimin ve onun parçası olduğu modern dünyanın Alevi bireyleri üstündeki etkisinden kaynaklanıyor.

2 ALEVİLİĞİN HUKUKSAL OLARAK TANINMAMASI: Bu grupta Aleviliğin yeni tarihsel ve toplumsal koşullarla karşılaşmasından kaynaklanan sorunlar yer alıyor. Aleviliğin hukuksal açıdan yok sayılması da yine önemli bir faktör olarak görülüyor.

3 DİNSEL KURUMLAR YOK: Ve nihayet kentlerde yetişen Alevi kuşaklarda dinsel öğretileri ulaştıracak kurumların bulunmaması ya da yetersizliği, Aleviliğin kaynakları konusunda genel bir bilgisizliğe yol açıyor. Fırat, sonuçta şu değerlendirmeyi yapıyor: "Alevilik, kentlerde yetişen Alevilerin yaşamına sadece etnik bir kimlik olarak giriyor ve dinsel anlamını yitiriyor. Yarı açık bir toplumun inanç sistematiği olarak biçimlenmiş Alevilik, kentsel dönüşüm sürecinde hukuksal ve yapısal sorunlarla aynı anda karşılaşıyor. Yeni kuşaklar için Alevilik ya geçmişte kalmış bir inanç biçimidir ya da bir etnik kimliğin sağladığı 'aidiyet' duygusuyla sınırlıdır."

İslami yükseliş dini düşünceden uzaklaştırıyor
Araştırma bulguları Alevi topluluğunun yaygın bir kesiminde dini değerlerin ve bağlılıkların zayıflamakta olduğuna işaret ediyor. Benzer bir eğilimi Alevi olmayan ve kimliklerini ortaya koyarken 'laiklik' veya 'çağdaşlık' gibi özellikleri ön plana çıkartan sayıca en az Aleviler kadar kabarık bir toplum kesiminde de görüyoruz.

İlginç olan bir durum var. Bir yanda toplumsal tabanda oldukça yaygın ve siyasi bakımdan gücünü artan ölçüde ortaya koyan bir İslami hareket söz konusu. Yine bu dönemde Diyanet İşleri gibi resmi kurumların etkinlikleri de yurt içinde ve dışında hızla artıyor. İslami kesimdeki bu yükseliş, toplumun tüm kesimlerinde kendini hissettiren bir dinselleşme yaratmak bir yana, başta Aleviler olmak üzere başka toplum kesimlerini bazı dini düşünce ve pratiklerden büsbütün uzaklaştırıyor.

Çocuğundan gerçeği saklayan babanın öyküsü
Kamil Fırat, araştırmasında Alevi bir babanın anlattıklarını kentsel alanlarda yetişen yeni Alevi kuşaklarının karşılaştığı sorunları dile getirmesi açısından çarpıcı bir örnek olarak gösteriyor.

Babanın anlatımı şöyle:

"Ankara'ya göç ettiğimizde, kendilerini çevreden korumak için çocuklarımıza dinimizi öğretmeyi bıraktık. Çocuklarımız okula gittiler, orada Sünnilere öğretilenleri öğrendiler. Daha sonra, çocuğum üniversite öğrencisiyken, dinimizin ne olduğunu sordu bana, "Müslüman isek, Ramazan'da neden oruç tutmuyoruz? Neden camiye gitmiyoruz?" dedi. Ona doğruyu söylemek zorunda kaldım. "Biz Aleviyiz. Camiye gitmeyiz, Ramazan'da oruç tutmayız" dedim.

"Alevilik nedir? Aleviliğin temelleri nelerdir? Kaynaklar var mı?" diye sordu. "Bir tek şey biliyorum: Alevi olduğumuzu" dedim.

KAYNAK: Milliyet

ALEVİ İNANÇ DİN BİLGİLERİ sayfamızı(uludivan.de) önerelim-yönlendirelim. => Facebook Sayfalarımız: Seyyid Hakkı–Ehlibeyt Evladıyız ve Şah Haydar => YouTube Kanalımız: Seyyid Hakkı-Yolumuz Ehlibeyt yolu(YediDeryaSohbeti62) Aşk ile, Can ile canlar...