Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası.

Aleviler ne istiyor? --4

ALEVİLER NE İSTİYOR? -4-

Hazırlayan: Sultan Özer

Diyaneti oy avcılığı yozlaştırdı

Prof. Dr. Alemdar Yalçın (Gazi Üniversitesi Türk Kültürü Hacı Bektaş Veli Kültür Merkezi Eski Müdürü)

Aleviler ne istiyorlar?
Bir kavram karmaşası var. Kafalar karışmış durumda. Böyle bir ortamda sıradan, sade Alevi yurttaşımızın düşüncesini iyi bilmek gerekir. Alevilik ciddi bir gelenek, yol işi. Bir dededen diğer dedeye geçen bir gelenek. Bir kere kaybolmak üzere olan bu geleneği çok iyi belirlememiz gerekiyor. Bir kolaycılık yapılıyor, sözlü kültür deniliyor, hayır sözlü kültür değil, çok sayıda yazılı kaynağı var. Bunlar kütüphanelerde, özel ailelerin elinde heder olup gidiyor, bir kısmı yurtdışına gidiyor. Büyük metropollerin dışında, Anadolu Aleviliği geleneğe bağlı olduğu için bir eren veya evliyanın yattığı çevrede öbekleşiyor.

Anadolu Aleviliği bireysel örgütlenmeye dayanan sivil toplum örgütleri. Yani devlet tarafından empoze edilen değil, kendi iç örgütlenmesine bağlı. Bütün dünyada en eski ve örnek örgütler.

Örneğin, Tuncelide Tocig Baba Yatırı, Düzgün Dede Yatırı var, binlerce kişi toplanırdı. Baba Mahsurun yatırı var. Oraları tarihi yapısına uygun olarak onartalım. Oralarda sadece dinsel, inançsal ritüeller olmuyor, güzel kaynaşma da yaşanıyor. İnsanlar birbirleriyle buluşuyorlar, sosyal etkinlik yapıyorlar, paylaşım, sevgi ve dayanışma artıyor aralarında. Kentleşmenin getirdiği yabancılaşma ortadan kalkıyor.

Diyanet İşleri Başkanlığının durumu ne olmalı?
Diyanet konusunda şöyle bir sıkıntı var: Diyanet İşleri Başkanlığı bütün Anadolu halkının inançlarının temsilcisi olan bir kurum olarak düşünülmüştü. Mesela başlangıçta başında bir ilahiyatçı yoktu. Hukuk profesörü vardı. Anadoluda inancı ne olursa olsun bütün toplulukların gereksinmesini orgazine eden bir kurum idi. 1946da çok partili düzene geçildiği andan itibaren işin içerisine siyasi oy kaygıları girmeye başladı. Maalesef CHP de Demokrat Parti de şöyle düşündüler; Anadolunun çoğunluğu, Sünni geleneğe bağlıdır. O halde Sünni geleneğe bağlı gruplara daha çok tolerans gösterirsek daha çok rey alırız. Bu taviz kademe kademe 1960a kadar böyle geldi. 1960da oluşturulan yapı sonra yeniden bozuldu.

12 Eylül Anayasasında Diyanet İşleri Başkanlığının kanunu hazırlanır dendi. Fakat bu kanun henüz yok. Kuruluş kanunu yok yani. Hükümet hazırlık yapıyordu, ama böyle bir güç ve kararlılık yok, önemsediğini de zannetmiyorum.

Kaldırılması Türkiyede laikliğe karşı büyük bir darbenin başlamasına sebep olur. O zaman mesela Süleymaniye, Sultanahmet, Nuru Osmaniye camilerini tüm gelirleriyle beraber bir sivil toplum örgütüne vereceksiniz. Bu örgüt radikal dinci bir grup olursa o zaman felaket olur, sokakta gezemeyiz. Onlar burada köklenerek geniş, inanmış masum kitlelerin gücünün üzerine oturacaklar. En büyük sıkıntı burada. Bence laikliği koruyacak yapı, Diyanetin kuruluş kanununu daha düzenli hale getirerek, daha üstte, fazla müdahaleci olmayan ve bütün inançlara kucağını açmış yapı haline getirmek.

Din dersi kitaplarına gelince; 13üncü yüzyılda Anadoluda ne İrandaki gibi ne de Araplardaki gibi bir İslamı benimsedik. Hacı Bektaş, Pir Sultan Abdal, Geyikli Baba, Somuncubaba gibi, tamamen hoşgörüye dayanan, bilim ve aklı öne çıkaran çok değerli düşünürlerin anlattığı inancı benimsedik. Mevlana, Kaygusuz Abdal, Emir Sultan, Hacı Bayram Veli, Gül Baba gibi, daha çok isimler var. Bu insanların düşüncelerini anlatan din ve ahlak bilgisi kitabı hazırlansın. Bu Sünni çocuğa da Alevi çocuğa da seslensin. Bir din ritüelini, din dersi öğretmeni sıraları birleştirip de namaz kıldırtarak yaptırmasın. Sevgi, hoşgörü, barış, dayanışma, eşsiz bir materyal zenginliğimiz var. Bunlar din ve ahlak kültürü olarak öğretilsin.

Cemevlerine yaklaşım ne olmalı?
Cemevlerinin kurulmasında dikkatli olmak gerekiyor. Kutsal ziyaret yerleri var, ihmal edilirse gelenekten kopuş olur. Örneğin Şahkulu Dergahı varken orada ayrı bir cemevi kurmaya gerek yok. Alevileri, Alevi geleneğinden koparmamak konusunda titizlik olmalı. İstanbulda birçok terk edilmiş ziyaret yerleri var. Şahkulunu, Karacaahmeti, Garipdedeyi biliyoruz ama İstanbulda bildiğim 150nin üzerinde böyle yer var. Buraların, masrafları bakanlıktan karşılanarak hemen restore edilmeli, halkın da buralarda toplanması sağlanmalı. Buraların olmadığı yerlerde cem ve kültürevleri olabilir.

Devlet Alevilerden ne istiyor, nasıl bakıyor Alevilere?
Devleti yöneten kişilerin Anadolu Aleviliği konusunda bilgi birikimleri yok. Devleti yöneten kişilerin, Başbakanın, cumhurbaşkanının doğru bilgilendirilmesi gerekiyor. Laikliği özümsemiş devlet görevlileri Anadolu Aleviliğine son derece samimi ve sempati ile bakıyor, laikliğin çimentosu olarak değerlendiriyorlar. Bir grup ise acaba Türkiyede bir Alevi-Sünni kavgası çıkar mı kaygısında. Bir grup da baskın Sünni eğitim alanlar, hükümette olduğu gibi Anadolu Alevilerinin Sünnileştirilmesinden yana. Amaç Aliyi sevmekse ben daha çok Aleviyim gibi... İnançsızlık, samimiyetsizlik var. Devletin üst kademesinde yer alıp, devleti işleten kurumlarda Anadolu Aleviliği ile ilgili ciddi bilgi eksikliği var. Bilinmeyenler aydınlandıkça, bilgi eksikliği ortadan kalktıkça kaynaşmamız da daha kolay olacak. Bu bakımdan olumluya doğru gidiş var.


Alevilere siyasette yer yok

Fermani Altun (Ehlibeyt Kültürünü Yayma Vakfı Başkanı) 
Siyasi partilerin yapısına, politikalarına, icraatlarına baktığınızda Alevilere kolay kolay yer vermediklerini görürsünüz. Diyanet
i masaya yatırıp, çağdaş, demokratik ülkelerle aynı düzeye getirmek için mücadele vermiyorlar. Bütün hükümetler, partiler öteden beri gözardı etmiş, yok saymış Alevileri. Ayrım yapmıyoruz diyenlerin hepsi yalan söylüyor. Belki dünyada bu kadar somut, açık ayrımın olduğu başka bir alan yoktur. İlim ve bilgi zemininden uzaklaştığı için inanç önderleri yetişmemiştir. Parçalanmaları, değişik kimlik arayışları kimlik sorunları hep bundan kaynaklanıyor. Birçok sıkıntı sorun, büyük bölünmeler varmış gibi görünüyor ama bunlar sistemin uygulamalarından kaynaklanıyor. Bakarsan Sünni kesimde binlerce tarikat, birbirine karşıt gruplar var. Bizde de kimi İslamın içindeyiz, kimi değiliz, kimi kültürüz diyor. Nedeni eğitimden, kültürden, inançtan uzaklaşmalardan kaynaklanıyor.


Aleviler ikinci sınıf vatandaş muamelesi görüyor

Ercan Geçmez (Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı G. B.)
Türkiye
nin demokratik, evrensel hukuk normlarına kavuşmalıdır. Bunları sağlanmadığı sürece Alevilerin sorunlarını da çözme imkanı yoktur. Aleviler devlet kurumlarında hâlâ ikinci sınıf muamele görüyor. Kendisine laik, hukuk devleti diyen devletin hiçbir kurumunda inanç merkezi olmaması lazım. TBMMde, her kurumun altında bir mescit ya da cami vardır. Bunlar dahi büyük ayrımcılıktır. Meclis Başkanı buyrun Aleviler gelsin Mecliste cemevi açalım diyor. Siz Meclis Başkanı olarak cemevleri yasasını çıkartmıyor, karşı duruyor sonra korsan cemevi teklifinda bulunuyorsunuz. Bunlar ayıptır, hakaret olarak görüyoruz. Alevilerin sorunlarını sadece AKP Hükümetine bağlamak da yanlıştır. 1982 Anayasasını hâlâ taşıyoruz. 1982den sonra o kadar çok hükümetler değişti ki. Türkiyenin utancı zaten 12 Eylül Anayasası ile yaşamaktır. Hâlâ kendilerine laik, demokrat, çağdaş diyen insanlar o anayasanın arkasına sığınıyor. 82 Anayasasının getirdiği kurumları çağdaştır diye korumakla bir şey yapamazsınız. Çünkü o anayasanın temeli cuntadır, onun temelinde haksızlık, eşitsizlik vardır.


Alevi hareketi homojen değil

Doç. Dr. Ayhan Yalçınkaya (Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi)
Alevilerin 84-85 sonrası başlayan 90
lardan sonra giderek ivme kazanan hareketi dünyadaki son gelişmeler çerçevesinde ele alınmalı. 1984-85ten 1990a kadar Alevilik hareketi ile milliyetçilik arasında bir ilişki kurulması zordu, bugünse kızıl elmacı bir Alevilik eğilimi bile belirmiş durumda. Bunun Kürt sorunuyla, AByle ilgisi var. Bunları ihmal edersek Aleviliğin 2000li yıllarda neden milliyetçilik problemiyle hesaplaşmak zorunda kaldığını açıklayamayız. Bunun Aleviliğe ilişkin özel bir perspektif olduğunu düşünmüyorum. Genel olarak dünyayı algılama-çözümleme tarzlarımızla ilişkili. Marksist bir perspektiften Aleviliğe yaklaşacaksak öncelikle kendi perspektifimizin diğer meselelerde de Marksist çizgiye uygunluğundan emin olmalıyız.

Alevi hareketi dediğimizde homojen bir hareketten söz etmiyoruz. Örneğin Alevi hareketi Cem Vakfının temsil ettiği bir hareket midir? Alevi Bektaşi Federasyonunun temsil ettiği bir hareket midir? En gelenekselinden, bir tür yeni tarz Protestan İslamiyeti inşa etmeye çalışan bir hareket midir? Hem evet, hem hayır. Uzlaşıyor gibi göründükleri şeyler var. Net olarak açığa çıkmış değil. Bütün Alevi örgütleri zorunlu din derslerinin kaldırılmasını istiyor görünüyor, buna rağmen ABF hariç hiçbiri bir kampanyaya girişmiyor. Örneğin Çocuğumu din dersine göndermiyorum kampanyası kimsenin aklına gelmiyor. 20 miyon Alevi olduğu söyleniyor. Bunun 1 milyonu bu dersi alıyordur, bir hafta çocuklar bu derse girmese seyredin kopacak gümbürtüyü. Talebe rağmen birleşemiyorlarsa bunun arkasında farklı politik kavrayışlar yatıyor. Alevi hareketi içinde faşist, kızılelmacı bir damar da var, sosyalizmi ciddi biçimde önemseyen ya da geleneksel Kemalist reflekslere sahip, CHPnin temsil ettiği sağ oluşumlara yakın büyük bir kütle de var. Bu hareketi homojen analiz şansımız çok fazla yok.

BİTTİ                                                                                                                                                               05.07.2006  KAYNAK: evrensel.net

ALEVİ İNANÇ DİN BİLGİLERİ sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. => Facebook Sayfalarımız: Seyyid Hakkı Ek ve Seyyid Hakkı Can. => YouTube Kanalımız: Ehlibeyt Yolu-Seyyid Hakkı. Aşk ile Canlar...