Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası.

22 Temmuz ve Alevilik -7

22 TEMMUZ VE ALEVİLİK YAZI DİZİSİ - 7

Alevilere İran daveti
Aleviler Türkiye'den bulamadıkları desteği, İran'dan görüyor. Masrafları İran devletinin karşıladığı kutsal mekânlara geziye davet edilen Türk Alevilerine cemevlerini kurarken maddi destek de teklif ediliyor. Onlar bu desteği kabul etmese de, Şiilik giderek Aleviler arasında daha etkili olma yolunda ilerliyor. Ancak Türk Alevilerinin radikalleşme eğilimi yok..

Türkiye'de Şiilerin en yoğun yaşadığı İstanbul Halkalı'da duvarlar İran destekli merkezi Lübnan'da bulunan Hizbullah'ın duvar yazılarıyla süslü. "Hizbullah'ın adı bir yıl öncesine kadar mahallemizde pek anılmazdı" diyor 24 yaşındaki Açıköğretim Fakültesi öğrencisi Adem Akdağ. Ancak İsrail'in Lübnan'a saldırılarını yoğunlaştırması, Irak'taki Sünni-Şii çatışması, ister istemez gençlerin yüzünü Ortadoğu'ya çeviriyor, onları öfkelendiriyor ve Şii örgütlere yönelik bir sempati uyandırıyor.

Türkiyeli Şiilerin sayısı 300 binin üzerinde. Liderleri Selahattin Özgündüz, İran'a sempatileri olduğunu doğruluyor. Türk Şiileri, İran'a sempati duyuyor olsalar da İran'ın Kum kentini değil Irak'ın Necef havzasını dini merkez olarak görüyor. Yazar Ali Bulaç'a göre bu ayrıntı, Türk Şiilerinin radikalleşmesi önündeki en büyük engel. Gazeteci Cengiz Çandar'a göre şu anda Türkiye Caferileri, yüzde 75'i Şii olan Irak Türkmenleri gibi, Irak'taki koalisyon işgaline bir ölçüde destek veren Ayetullah Sistani'yi dini lider olarak görüyor.

Derin farklar var
Peki Ortadoğuda Şiilerin güç kazanması Türkiye Şiilerinin de radikalleşmesinin kapısını açabilir mi ve bu gelişme Alevileri etkiler mi?

Türkiye Şiileri'nin lideri Özgündüz, Türkiye'deki laik demokrasiden memnun olduklarını söylüyor.

Özgündüz'ün görüşlerine kuşkuyla yaklaşanlar da var. Şiilerin tehlike anında gerçekleri saklamayı (takiye) caiz görmeleri nedeniyle Özgündüz'ün Türkiye'deki laik demokratik sisteme destek veren sözleri, Türkiye Alevilerinin, aralarında Ali Kenanoğlu'nun da yer aldığı önde gelen isimleri tarafından samimi bulunmuyor.

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu'nun İran Uzmanı Arzu Celalifer Ekinci'ye göre, İran'ın Türkiye Alevileri üzerinde etki oluşturması çok zor. Çünkü her şeyden önce Aleviler bir bütün değil. Türkiye'deki Aleviler siyasi ve dini pratik açısından, her modern toplumda olduğu gibi kendi aralarında derin farklılıklar gösteriyor.

Yazar Ali Bulaç da Sünni nüfusun yoğun olduğu ülkelerde İran'ın devrim ihraç girişimlerinin başarısız olduğunun altını çiziyor. İran'ın Suriye ve Mısır'daki girişimlerinin hüsranla sonuçlandığına dikkat çekiyor.

Alevilerin İran gezisi
Çorum, Ankara, Malatya gibi illerde bulunan birkaç küçük oluşumu dışarıda tutarsak, İran'ın geçmişte Alevileri ve bu arada Hatay bölgesinde yaşayan Nusayrileri (Arap Alevileri) etkileme çabaları başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Pek çok Alevi yazar, Çorum'da yaşanan Alevilikten Şiiliğe geçiş olayının bir istisna olduğu görüşünde. Gazeteci Miyase İlknur, yarım kalan cemevlerinin inşaatlarının tamamlanması için İranlıların maddi destek teklif ettiklerini öne sürüyor. İran'ın Alevi örgütleriyle iyi ilişkiler sağlamak için kullandığı yollardan biri, Alevi derneklerinin temsilcilerini, Büyükelçilik aracılığıyla İran'a davet etmek. 2003'teki geziyi, Kültür Bakanlığı'nda memur olarak çalışan Hüseyin Gazi Derneği Başkanı olan Gülağ Öz organize etmiş. SABAH'a konuşan Öz, İran'dan gelen daveti Dışişleri Bakanlığı'na danışarak kabul ettiklerini doğruluyor. Bu gezilerden birine katılan Gazi Cemevi Derneği Başkanı Hıdır Elmas ise 12 gün süren ziyaret boyunca misafirperverlik gördüklerini, Aleviler için kutsal sayılan Erdebil, Tebriz, Meşhed gibi bölgeleri gezdiklerini anlatıyor. İranlı yetkililerden Şiilik yönünde herhangi bir telkin görmediklerini de sözlerine ekliyor. Masrafları İran devleti tarafından karşılanan geziye katılmayı reddeden yazar Cemal Şener ise bu gezileri misyonerlik faaliyetlerinin bir parçası olarak değerlendiriyor.

"Şiileştirme çabası..."
Gazeteci Miyase İlknur'a göre, İran, Türkiye'deki Şiiler aracılığıyla, Ehl-i Beyt sevgisi, Kerbela, Aşure gibi kutsal sayılan değerleri kullanarak, Alevileri Şiileştirmeye çalışıyor. İlknur'un iddiasına göre, Halkalı'daki Türkiye Şii cemaati, bu çalışmaların merkezinde yer alıyor. Halkalı Aşure meydanındaki törenlere Alevilerin yoğun olarak katılması için Ehl-i Beyt Vakfı gibi kimi Alevi örgütlere de çağrıda bulunuyor. Cem TV bu törenleri naklen yayınlıyor. İlknur'a göre, bazı Aleviler, bu gibi toplantılara gide gele, iki inanç sistemi arasındaki benzerliklerin de etkisiyle, Şiileşebilir. Tahran'ın Türkiye'de bir zamanlar yaptığı gibi misyonerlik faaliyetleri yürütmesi mümkün değil. Ama Şiiliğin yükselişinin Türkiye'deki Alevileri etkilemesi mümkün.


"Alevi-Şii farkı yok"

Selahattin Özgündüz/ Türkiye Caferileri lideri
Aleviler ile Şii cemaat arasındaki yakınlaşma olasılığını Şii lider Özgündüz'e soruyoruz.

Özgündüz, Alevilerle aralarında kültürel ve bölgesel nedenlerden kaynaklanan ayrıntılar dışında bir fark olmadığını, Alevilerin fıkıh noktasında 400 yıldır bilgisiz bırakıldıklarını iddia ediyor. Diğer bir deyişle Alevileri bilgilenmeye yani Şiileşmeye davet ediyor. Özgündüz Irak'ta, Hekim Ailesi'nin yönetimindeki Darul Hikme medresesinde 1966-1972 yılları arasında eğitim görmüş. Özgündüz'ün okulda özel ders aldığı hocalardan biri, daha sonra İran İslam devriminin lideri olacak olan Ayetullah Humeyni'ymiş. Türkiye Caferilerinin dini konularda bağlı bulunduğu müçtehit, uzun bir dönem boyunca Iraklı Büyük Ayetullah Cevad Tebrizi'ydi. Azeri Türkü olan Tebrizi'nin Kasım 2006'da 82 yaşında ölmesinden sonra Türkiye Şiileri henüz kendilerine yeni bir dini yol gösterici belirlemedi. Caferilerin İstanbul'da 30, tüm Türkiye'de ise 300 cami veya mescidi bulunuyor. Kanunlara göre camilerde Diyanet İşleri Başkanlığı'nın atadığı imamların görev yapması gerekiyor. Fakat Özgündüz'e göre, Başbakanlıkta yapılan "Hüsnüniyet Mutabakatı" (iyiniyet anlaşması) gereği devlet Şii cemaatini "taciz" etmiyor. Diyanet'ten üst düzey bir yetkili de Caferi camilerine imam gönderseler de cemaatin onun arkasında durmadığını kabul ediyor. Şii cemaati kendi belirlediği ve maaşını ödediği Caferi imamlardan din hizmeti alıyor.


Çorum'da Alevilikten Şiiliğe geçenler
Eski SHP milletvekili Cemal Şahin'in oğlu Teoman Şahin, 1979'da üniversitede okurken gerçekleşen İran Devrimi'nden derinden etkilenir. Fikirlerini babasıyla paylaşarak Alevilikten Şiiliğe geçer. 1987 yılında baba ve oğul Ehl-i Beyt Camisi'ni kurarlar. Caminin bin kişilik cemaati var. Şahin, Hacı Bektaşi geleneğini bırakarak gerçek Aleviliğe döndüklerini iddia ediyor.


Devrim sonrası soğudular

Cemal Şener/ Araştırmacı-yazar
Yazar Cemal Şener, Anadolu'da Şii mayasının tutmayışını, Anadolu Alevilerinin tarih boyunca din eksenli rejimlerden çok zarar görmelerine bağlıyor. Aleviler, İslam devrimi öncesinde, dinsel ve kültürel ortak noktaları nedeniyle İran'a sıcak bakarken, devrim sonrasında Tahran'dan soğudular. Daha sonraları İran'ın Alevilerin desteğini kazanmak için maddi yardımlar önerdiği iddia ediliyor. Şener, Şiilerin Alevilerle yakınlaşma çabasının başarılı olamayacağını belirtiyor.

 


Şiddetten uzak durmalı

Hamit Turan/ İmam         
Hamit Turan, 1951 Iğdır doğumlu. 17 yaşında dini eğitim almak için önce İran'ın Tebriz kentine gitmiş. Farsça öğrenmeye başlamış. Ancak oturma izni problemi yaşayınca Irak'ın Necef kentine geçmiş. Burada tam altı yıl din eğitimi aldıktan sonra Türkiye'ye dönmüş ve askere gitmiş. Askerliği sırasında Şii imamı olduğunu gizlemiş. Ancak bir gün Farsça bir mektup alınca, durumu komutanına anlatmak zorunda kalmış. Turan, halen Zeynebiye Camisi'inde imamlık yapıyor. Gençlere, şiddetten uzak durmaları yönünde telkinlerde bulunuyor.


İran devrimi heyecanlandırdı

Fazıl Agiş/ Öğretim görevlisi
Fazıl Agiş, 1946 Tokyo doğumlu, Fırat Üniversitesi'nde öğretim görevlisi. Rusya'nın Kıpçak Türklerinden olan Agiş'in babası Rus-Japon savaşında Japonya'ya iltica etmiş. 1953 yılında çıkan bir kanunla Türk vatandaşlığını alan aile 1954 yılında Türkiye'ye yerleşmiş. Ankara Siyasal Bilgiler Mezunu olan Agiş'in sınıf arkadaşlarından biri, Abdullah Öcalan'mış. Bürokraside uzun yıllar çalışan Agiş, "İran Devrimi beni heyecanlandırdı. Her şeyi bıraktım İran'a gidip 1983-87 arasında din eğitimi aldım" diyor. Ancak sonra din adamı yerine üniversitede Türkoloji bölümünde çalışmayı tercih etmiş.


Barış ERDOĞAN                           9 Haziran 2007, Cumartesi

ALEVİ İNANÇ DİN BİLGİLERİ sayfamızı(uludivan.de) önerelim-yönlendirelim. => Facebook Sayfalarımız: Seyyid Hakkı–Ehlibeyt Evladıyız ve Şah Haydar => YouTube Kanalımız: Seyyid Hakkı-Yolumuz Ehlibeyt yolu(YediDeryaSohbeti62) Aşk ile, Can ile canlar...