Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası.

Günlük yaşamda Alevil. -10

GÜNLÜK YAŞAMDA ALEVİLER (10)

Alevi radyoları ilgi odağı, üç TV de 'olağan yayın'a geçmek üzere

07/02/2006

DEMET BİLGE ERGÜN - İSMAİL SAYMAZ 
Alevilerin seslerini duyurmaya başladığı 1990'lar, aynı zamanda bir 'Alevi medyası'nın oluşmaya başladığı yıllar. Kitap yayını tüm hızıyla sürüyor, ancak dergi ve gazete girişimleri iyi sonuçlanmadı. Buna karşılık, radyolar 'başırılı' görünüyor; son zamanlarda da televizyon girişimleri öne çıktı.

İki radyo, Cem Radyo ve Radyo Barış, Alevilerin soluğunu mikrofona taşıyor, kültürünü tanıtıyor: Gün boyu türküler, semahlar ve deyişler çalınıyor, halk ozanlarına mikrofon tutuluyor, 'Erenlerin İzinden' sohbetler yapılıyor, Alevilikle ilgili haber ve yorumlar sunuluyor. 'Alevi medyasının' iki temel taşı olan Cem Radyo ve Radyo Barış'ın yöneticileri, "Ne dini yayınız, ne misyoneriz" diyor ve 'Alevi radyosu' etiketini reddediyor.

Cem Radyo'nun genel yayın yönetmeni Kenan Kaplan, "Biz, 'Radikal gazetesinin okurlarının tamamı Sünni' diyebildiğimiz an, 'Cem Radyo'nun tüm dinleyicileri de Alevi' ifadesini kullanabiliriz" diyor. Kaplan, Cem Radyo'nun Karadeniz'de de çok dinlenildiğini kaydediyor. 20'si programcı, 40'a yakın çalışanı arasında Sünnilerin de bulunduğunu, bunlardan birinin de Karadeniz programı hazırlayan yerel sanatçı Erkan Yeşilyurt olduğunu anlatıyor. ODTÜ Sosyolji Bölümü'nde doktora yapan Kaplan ayrıca, eşi Fulya'nın da Giresunlu ve Sünni kökenli olduğunu belirtiyor. Kaplan, "Ne ailemde ne de radyomda böyle bir ayrılığa izin veririm" diyor.

Cem Radyo, Cem Vakfı'nın Yenibosna'daki binasından sekiz yıldır 96.4 frekansından yayın yapıyor. Cem Radyo'da raftan indirilen bir CD ya da örneğin Abdullah Papur'a ait bir kaset, İstanbul'daki tüm mahallelerde, uydu ve internet sayesinde tüm Türkiye ve Avrupa'da aynı anda dinleniyor. Kaplan'a göre, Cem Radyo, 1997'en beri sürdürdüğü yayınla demokrasi ve iç barışa katkı koyuyor: "Alevilerin, seslerini duyurabileceği bir araç yoktu. 'Aleviyim' diyebilmek de zordu. Aleviler seslerini duyuramıyor, kendini ifade edemiyor, bundan korkuyordu da. Çünkü toplumumuz bilgiyi araştırarak değil, görerek ve işiterek ediniyor. Ve bu yüzden adı konulmamış önyargıları yıkmak gerekiyordu. Biz bunun için yola çıkmıştık."

Radyonunun en çon dinlenen programı, 'istek saati.' Cem Radyo'da, haftada iki saat yayımlanan 'İnanç Saati'nde Alevilik üzerine konuşuluyor. Cem Vakfı bünyesinden Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanlığı'nca hazırlanan programa davetli 'dedeler ve babalar' Aleviliği, Bektaşiliği anlatıyor. 'Amatör ruhla başladık' Radyo Barış, Cem Radyo'dan dört yıl önce 1993'te kurulmuş. İstanbul'da 107.0'den yayım yapan radyonun sahibi Ali Rıza Erkan, Radyo Barış'ın yayına girdiği 1993'ün koşullarının bugünkünden zor olduğunu belirtiyor. Erkan'a göre, Sivas katliamının dumanlarının hâlâ tüttüğü bu yıllarda hem Alevi kimliğini açıklamak hem de türkü yayımlayarak, arabeskin ve pop müziğin egemen olduğu listeleri delebilmek kolay değildi: "Bu bizim için ek işti o yıllarda.

Amatör ruhla başlamıştık.  
Türkü, 'köylü işi' diye azımsanıyordu. Türkü çalan bir radyoya reklam verilmez diye bakılıyordu, ki hâlâ verildiği de söylenemez." Radyoda 12 çalışan ve 30 programcı var; Alevilik üzerine tek program yapılıyor: Gazeteci İsmail Pehlivan tarafından hazırlanan 'Erenlerin İzinden.' Erkan, 'Erenlerin İzinde'de dini ve kültürel konuların ele alındığını, ancak dinsel merci olarak cemevlerini işaret ettiklerini kaydediyor. Cem Radyo, ülkenin ilk 'Alevi TV'si olan Cem TV'yi de kurdu. Uydu üzerinden yayın yapan Cem TV'de şimdilik türkü ağırlıklı test yayınlar yapıyor. Cem TV'nin merkezi ve stüdyoları da Yenibosna'daki Cem Vakfı binasının üçüncü katında oluşturuldu. Kaplan, Cem TV'nin Alevilerin en büyük özlemlerinden biri olduğu görüşünde: "Aleviler söz ve yanıt haklarını TV'den kullanmayı, kültür, inanç ve geleneklerinin tanıtılmasını istiyor. Bir ay sonra normal yayımlara geçeriz. Şimdiden büyük bir ilgi var."

İki televizyon test yayınında
Alevi Bektaşi Federasyonu ile Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu'nun desteklediği Su TV 19 Aralık 2005'te yayına başladı. 'Sessizlerin Umudu' sloganıyla yola çıkan kanal şimdilik türkü kliplerini yayınlıyor. Su TV, yayın ilkelerini şöyle sıralıyor:

"Aydınlanmacı, bilim öncelikli olacak, demokrasi ve laikliği öne çıkaracak. Farklı kimlik ve kültürlerin ortak platformu olacak. Anadolu mozaiğini oluşturan kültürlere pozitif ayrımcılık anlayışıyla yaklaşacak! Temmuz 2005'te Eutelsat üzerinden test yayınına başlayan Düzgün TV ise, 23 Aralık'tan beri Türksat üzerinden test yayında.


Ali Kızıltuğ: Çocuklarım, kimliğimden çok çekti
Yaşayan Alevi ozanlardan Ali Kızıltuğ, ustası Âşık Mahsuni Şerif'in ölümünden sonraki yalnızlığını, 'Mahsun gitmiş, uzatmayı oynuyom' diye dizelere yansıtmış. 62 yaşındaki Kızıltuğ, 1969'de çıkardığı ilk plak olan, 'Asrı gurbet harab etmiş köyümü'den bu yana 103 plak, 87 kaset ve 2 bin 160 eserle ozanlık geleneğinde güçlü bir yere sahip. Birçok türküsü hâlâ dillerde. Kızıltuğ, 1973'te yerleştiği Ankara'da, memur olarak girdiği Mamak Belediyesi'nden dört yıl önce 'uğradığı baskılar yüzünden' emekliliğini istemiş: "Dört yıl önce belediye AKP'ye geçmeden önce yazıişleri müdür yardımcısı olarak görev yapıyordum. AKP'liler gelince beni ve üç Alevi arkadaşımı 'temizlik işlerine' kaydırdılar. Gün boyu bulmaca çözer olduk. Telefonumu bağlamıyorlar, çay istediğimizde 'Su soğuk' diyorlar, arabalarımızı yıkamamıza izin vermiyorlardı. Bir gün geldim, odamı dağıtmış, radyomu kırmışlar. Müdüre şikâyet ettim. Odayı gören müdür, 'Öyle icap etmiş, öyle olmuştur' dedi. Tam bir sene mücadele ettik. Bunun üzerine 3 bin 500 YTL dışarıdan ödeyip emekli oldum. Topu topu 600 YTL alabildim..."

Haksızlık dizisi
Kızıltuğ'un 'veliahtı' oğlu Mustafa Kızıltuğ da babasının adı, soyadı ve Alevi kimliği yüzünden mağdur olmuş. Ali Kızıltuğ anlatıyor: "İki oğlum, Serhat ve Mustafa, Ankara'da, Abidinpaşa Lisesi'nde okudu. Müdür bunları çağırmış, 'Soyadınızı değiştirin' demiş. 'Kızıl', Aleviliği, 'Tuğ' da bayrağı temsil ediyormuş. Çocuklarımı benim adım yüzümden çok uğraştırdılar. Mustafa, üniversiteyi bitirince Ankara Şeker Fabrikası'nda işe girdi. Önce Kırşehir'e sürdüler. Üç ay kaldıktan sonra yine aynı nedenlerle Erzincan'a sürdüldü. Gittiği hiçbir yerde evinin boyası kurumuyordu. Altı ay sonra Yozgat'ın Sorgun ilçesine yollandı. Sonra bırakmak zorunda kaldı." Ali Kızıltuğ, emeklilik günlerinde, Alevi derneklerinin düzenlediği gece ve konserlerde sahne alarak müzik yaşamını sürdürüyor.


'Programlarda karmaşa var'

  • Mesut Yıldırım (20): "Erzincanlıyım. İlkokul mezunuyum. Tekstil işçisiyim. Genelde Cem Radyo dinliyorum. Medyada Alevilere yönelik ayrımcılık var. Tartışma programlarında, insanlar Alevilik hakkında birbirinden farkı şeyler söylüyorlar. Birileri 'Alevilik İslam dışıdır' diyor, bir başkası 'Yalnızca kültürdür' diyor, bir diğeri ise 'İnançtan üstündür' diyor. Hangisi doğru söylüyor? Bu karmaşayı Cem TV'nin çözmesini umuyoruz. İşyerinde patronun seçtiği radyoyu dinliyoruz."
  • Melahat Şahin (25): "Malatyalıyım. Cem Radyo ve Yön FM'i dinliyorum. Cem TV açılınca sadece onu izler oldum. Logosunu görmek bile yetiyor. Sebahat Akkiraz ya da Dertli Divani gibi ozanları dinliyorum. Siyasetle ilgilenmiyorum."
  • Özdemir Durmaz (35): "Şimdiye kadar Aleviliği gizli yaşadık. Cemevleri açıldıktan sonra yeni yeni öğrenmeye başladık. Yazılı kaynağımız yoktu. Şimdi kitaplar var. Medyamız gelişiyor. Radyolarımız vardı. Ama televizyonlar daha etkili olacak. Sesimizi duyuracak."

'Her kültüre medya gerek'
Murat Aydın, 34 yaşında bir gazeteci. İslami bir TV'de çalışıyor. Tuncelili. Sistemin Alevileri potansiyel bir tehlike olarak gördüğünü savunuyor: "Sistem bizi 'zararlı mahluk', 'iffetsiz' diye tanıttı topluma. Aleviler hiçbir zaman kendilerini doğru bir şekilde kamuoyuna medya aracılığıyla anlatma imkânı bulamadı. Medya da hiçbir zaman belirli dönemler dışında Alevileri gerçek kimlikleriyle tanıtma amacı güden yayınlar yapmadı. Medyanın da zaten böyle bir kaygısı da son dönemlere kadar hiçbir zaman olmadı."

Aydın'a göre, AB süreci Alevilerin beklediği fırsatı sundu. Böylece Aleviler, kurdukları TV ve radyolar ile kendilerine ifade edebildi:

"Bu, kültürlerin ve kimliklerin kendisini daha iyi ifade etmesi açısından bu olumlu. Alevilerin de bu süreçte kendi kimliklerini ifade edecek televizyon ve radyolara, gazetelere, dergilere ihtiyaçlarının olduğunu düşünüyorum. Aynı şey bu coğrafyadaki Türk, Kürt, Laz, Süryani, Ermeni vb. tüm topluluklar için de geçerli."

- BİTTİ -

Demet Bilge Ergün, İsmail Saymaz (Radikal gazetesi, 07.02.2006)

KAYNAK: Radikal

ALEVİ İNANÇ DİN BİLGİLERİ sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. => Facebook Sayfalarımız: Seyyid Hakkı Ek ve Seyyid Hakkı Can. => YouTube Kanalımız: Ehlibeyt Yolu-Seyyid Hakkı. Aşk ile Canlar...