Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası.

Tarikatname



Tarikatname
Birinci Kapı: Talip olana farz ve vacipdir ki, erenler nazarına gelip doğru rah ile şahit olalar.sonra, tarikati mürşit eline niyaz edip Tariki eline ala. «destur Şah» deyip dura. Hiç yerinden teprenmeyip talip, ölüp dirilinceye kadaroniki rıza erkanı çala. Ondan gülbenk ede: Allah allah!

Allah evvelin, ahirin, zahirin, ve batının bende-i Şah kabülü  dergah ikrarı kalu billah Allah Muhammed Ali. Hü diyelim Hü.
. diye gülbenk ede. Ve dahi tecella temenna ve tevella ve yezide teberra edeler: irfanca oturup mürebbinin ve pirin hakkını alıp niyazı Şah, kabülü dergah olupehli kamil olan üçbeş can hak edip yiyeler. Ondan sonra tercüman kurbanı geldikte tekbir edeler. «kurban-ı Halil, ferman-ı Celil, canı Ismail» deyip tekbiredeler.

Ikinci kapı:adem atamız, Havva anamızı lain oğlu Hannasa emanet eyledikte, lain oğlu Hannas kafirin kalbine hile geldi. O zaman Adem Safiyullah Hava anamıza üç rıza erkanı tarik çaldı. Üç etmek tercüman oldu. Ve Eyüp Peygamber hasta oldu. Hatunu Rahime Hatun, Yusuf peygamberin kızı idi. Lain Şeytan bir hekim suretinde eşeğe binmiş gelirdi. Rahime Hatun rast geldi. Lain Şeytan eyitti: Ya Rahime Hatun, senin mübarek benzin solmuştur « var şarap içki kurtulasın.» dedi kayboldu.

Rahime Hatun gelip Eyüp peygambere danıştı. Eyüp peygamber, dert ile derunundan bir ah çekti, tüyü donunu deldi. Ant içti ki «ya Rahime Hatun sen düşman sözüne uyup bana üzüntü verdin. Eğer Hak taala bana sıhat verip, ben bu ağrıdan kurtulursam sana doksan dokuz değnek vurmak üzerime nezir olsun.» dedi.

Eyüp peygamber hastalıktan kurtuldu. Andım yerini alsın deyipyüz Buğday sapı ile Rahime Hatuna bir gez vurdu. Eyübün andı sındı. Yüz Boğday sapının her birinden yüz boğday tanesi çıkıp yani doksan dokuz buğday sapından binbir boğday çıktı.  Bir tane Cebrail aleyhisselam getirdi. Binbir boğday oldu. O vakitte Rahime Hatunun yedi güvercini var idi. Kurban edip kırklar nazarına getirio yediler.

Hz.Muhammed´in kendi ev Hatunlarına, bazı zaman mübarek beyki ile ve bazı zaman hatunları sorkuç ile üçer beşer dokuzar kere tariklerin çalıp ve tercümanların alırdı. Hz.Murtaza Ali, Hz.Fatmadan gayri hatununu Zülfikar ile tarikler idi. Hz.Fatma ömründe yoldan çıkıp tarikli olmadı. Ama bir Cuma gecesihz.Ali´nin nazarında durup pençi Ali çalardı.

Amma hatunlar yeni hamile olsa gelip eyvallah deyip, tarik altından geçmek dilese, tarika yatan hatunların yüzlerin niyaz etmekle tarik yerini alır.pes şimdi malüm oldu ki, kadın ehline hesap ile tarik çalmak erkan değildir. Üç tarik çalmak lazım olur. Üç çubuğu birbirine sarıp bir kez çalar. Buna benzer şekilde çalınan tarik, tariki evliyadır.

Dul avrat, ve bakire kız ve genç oğlan tarikli olsalar, onlara sair mümin müslim gibi erkan değildir. Ve eğer mürşit ve Seyyid olursa o vakit ona erkandır. Eğer bir sufi kendi günahın alıp pir nazarına geçse, o sufiye, pir olan kimse «aşk olsun» diye ki «Erenler gönlüne göz ve kalbine iman verdi ve kulak verdi, işitesin, ve dil verdi, söylesin, geçtiğin Mansur darı, göresin Hak didarı»  diye. O sufi zahirde, batında olan müşkil. Işlerini saklamayıp cümlesini pirin nazarında beyan ede. Orda göreler ki, günahı kebir mi yahut sagir midir? Ondan sonra ol sufinin başın ve canın alıp imanın vereler.

Ve dahi sufiyi evinden sürmek ve malın almak ve boynuna desti asmak ve ayağına diken döşemek ve alnına şiş dayamak erkandır. Şimdi, Adem atamız, Hava anamız cennette buğday yiyip günahkar olduğu vekitte başlarından tacların ve arkalarından hüllelerin alıp cennetten sürüp üçyüz altmışaltı yıl erenler nazarına getirmediler. Ve Kerbela yazısında ayağına diken ve alnına asa dayayıp üçgün üçgece ağladı.

Ve Eyüp peygamberin malını alıp on yedi yıl vird etti. Yedi yıl ve yedi ay ve yedi saat hastalık verip haktan ayırdı. Tenine kurt bıraktı, şükrünü kesmedi. Ve Musa peygamber, derya kenarında gusül ederken, bir koç başı kadar taş, Hakkın emriyle Musa peygamberin gömleğini alıp kaçtı. Musa peygamber, hışım edip taşa bir kere, başka bir rivayete gore de, oniki kereasa ile vurdu. Hakkın hikmetiyle o taşın oniki yerinden su revan olup aktı. Ve orda o taş dile geldi, eyitti:


Ya Musa! Sen bana, niçin zulüm edersin. Ben senin gömleğini şu sebepten alıp kaçırdım. Brni Israil kavminden bazı kimselergüman ederler ki, senin mübarek bedeninde ayıp vardır, deyip dahi ederler idi. Rabbülallemin bana buyurdu ki, var Musa´nın gömleğini al kaç dedi. O Hakkın emriyle gömleği aldım kaçtım ki, beni Israil kavmi seni group gümandanhalas olalar, dedikte o vakit hz.Musa, o taşı arkasına alıp kırk yıl götürdü amma mürüvvet demedi.


O vakit, hz.Resulullah «ya Musa mürüvvet demedin»deyip kırk gün orta yerde perde çekip hz.Musa ile musahabet etmedi. Pes malüm oldu ki başından tac, arkasından hülle ve hırka alınıp boynuna taş getirip, ayağına diken döşemek ve alnına asa dayamak hz.Adem´den kaldı. Malın almak ve halk arasından sürmek Eyüp peygamberden kaldı. Ve asa dayamak ve su asmak Musa peygamberden kaldı. Ve yüzü üstüne düşüp için için ağlamak Davud peygamberden kaldı.


Eğer sana sorsalar, pirlik kimden kaldı. Sen de deki, Şah-ı Merdan Ali´den kaldı. Zakirlik Cebrail Eminden kaldı. Ve Şahmalık peygamberden kaldı. Nakiplik cennette Rıdvanda kaldı. Adamak Süleymandan kaldı. Gözcülük, gözcü Karaca Ahmet´ten kaldı. Mülk de Mikail´den kaldı. Ve tarikcilik Azrail´den kaldı. Ve bir de çerağcılık, Habib Ensardan kaldı. Sakilik imam Hüseyin´den kaldı. Ve çarçılık Israfil´den kaldı. Başmaklık Şeyh Hasan Basri´den kaldı.

Şimdi malüm oldu ki, şeriat cünübü ihtilam veya avrat ile cima etmekle olur. Tarikat cünübü pirsizlik veya ikrarına yalan çıkıp ahdini bozmaktır. Ve marifet cünübü nefsini bilmemektir. Hakikat cünübü kendi ayıpların örtüp başka adamın ayıbını açıp aklı ile bildiğine, kalbi ile tanıdığına inanmamaktır. On yedi erkanın cünübü edepsizlik ve hayasızlıktır. Kırk makamın cünübü dört kapının hizmetini terk edip rızasız kendi başına iş etmektir. Ve muhabbetin cünübü cevr-ü cefa zulmü sitemkar olmaktır.

Sufi o dur ki, yedi adım taharetsiz ve abdestsiz cünüp yürümeye, abdestsizlik merdutluktur. Taharetsizlik habisliktir. Şimdi, malüm oldu ki, bu ahvall bir sufide olsa; yedi deryada, yedi ırmakta ve yedi çeşmede yusalar asla pak olmazlar.

Imam Cafer-i Sadık BUYRUĞU 
Hazırlayan: Adil Ali Atalay, Can yayınlar, 5.Baskı
Ekleyen: =Seyyid Hakkı= 


ALEVİ İNANÇ DİN BİLGİLERİ sayfamızı(uludivan.de) önerelim-yönlendirelim. => Facebook Sayfalarımız: Seyyid Hakkı–Ehlibeyt Evladıyız ve Şah Haydar => YouTube Kanalımız: Seyyid Hakkı-Yolumuz Ehlibeyt yolu(YediDeryaSohbeti62) Aşk ile, Can ile canlar...