Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası.

Dar kaç çeşittir?



Dar kaç çeşittir?

Ve dahi sorsalar ki, dar kaçtır? Cevap ver ki: dörttür. 1-Dar-ı Mansur, 2-Dar-ı Fazlı, 3-Dar-ı Nesimi, 4-Dar-ı Fatıma. Dar-ı Mansur: dara asılır doğru pir nazarına durup elini sallandırıpberdar olmaktır. Dar-ı Fazlı: aşk ola dedikte secdeye varmaktır. Zira Hz.fazlı´yı yüzü üstüne bıçağa bıraktılar. Fazlı gibi hançer ciğerimde demektir. Doğrulup oturduğu vakit Dar-ı Nesimi olur. Nesimi gibi postum yüzdürdüm demektir. Bir Sufi sıdk ile dara dursa bu dört darın piri ol mümine şefaat eder. Dar-ı Fatıma: ayağını birbirin üstüne koymak. Imam Hüseyin´den kaldı. Bir gün imam Hasan ile Hüseyin dururken Sultan´ı Enbiya Hazretleri (Hz.Muhammed) bir su istedi. Imam Hüseyin çabuk davranınca sol ayağının mübarek parmağını taşa vurup kanadı. Hz.Muhammed´de su verince, kanayan parmağı görünmesin diye, sağ ayağını sol ayağının üstüne koydu.

Bir mümin yıl başı gelip de pir nazarına geçtiği zaman, pir olan «aşk ola» diye. Talip Fazlı dar-ı´na ine. Pir diye ki: «ey talip cesetine can verdi. Kalbine iman Verdi. Söylenmeğe dil Verdi. Tutmağa el Verdi. Ne gördün ne işittin. Aldığın var ise ver. Ağlattığın var ise güldür. Döktüğün var ise doldur. Yaktığın var ise kaldır» diye.

Eğer ol talipte kul hakkın yok ise Hakkın emrinden farzından, peygamberin sünnetinden, Hz.Ali´nin tarikatından sual ede. Ol talip, saklanmayıp günahını ele vere. Pir dahi ol talibin günahını her ne ile temiz olursa meşahiyihin kavlince göre. Eğer ol talip günahını saklarsa tarikatı Ali´ye kizbetmiş olur. Yil haini iman uğrusu olur. Tarikat ona helal olmaz. Ve ol ceme gelen müslüm bacılara baksa namahremdir. Kar edem darken zerar eder. Şeriattan, tarikattan eli boş olur. Mahşerde meydanı arasatta kalır. Kimse sahip olmaz.

Aman ey kardeşler, günahını saklayıp derdini söyle. Karanlık kabire koyma. Burada söyle. Eğer ol pir mala mülke temah edip Hakkı batıl ederse, ruzu cezada ol talibin hesabını ol pir verir. Amma pir olan kimse, talibin günahına göre, sitemin edip temiz eyleye. Bundan sonra: «bizim gözümüze iyisin, hak taalanın gözünde de iyi olasın.» dese, duadır. Talibin zenginliğine, güzelliğine bakıp: «iyisin, senin günahından geçtim» dese, ol cahil talipona amel eder ki: «işte pirim günahımdan geçti» deyip ol günahı daha ziyade eder, yani daha günaha girmiş olur. Akıl etmez ki, ol pirin sözü kitap mı yoksa kendi nefesi için mi, orasını fark edemez. Delalette kalır.

Hakk taala kullarına kitap gönderdi. Iblisin yolunu ve sıratımustakimi bildirdi. «ey kullarım sizler şeytana tabi olman, düşmandır» diye buyurdu. «ben sizi sıratı mustakim üzere tariff eyledim, eğri yolu, doğru yolu gösterdim» diye buyurdu. Itikadı cahiliyeye gitmeyip emirini tutmak ona riayet etmek gerek. Ve dahi bir müminin kalbine bir küfür ya bir fesat gelse hıfz melekleri onu deftere yazar mı? fetvaca yazmaz, takvaca yazar. Şeriatta, tarikatte yazmaz, hakikate yazar. Zira hakikat evliya makamıdır. Evliyanın kalbi küfürden fesattan arıdır, arınmıştır. Kalbine bir fessat gelse, evliyalıktan düşer. Eğer ol fesat, günahı kebair ise bir dahi ol makamı bulmaz. Zira iblis dahi göremedi.

Amma talibin kalbine gelen fesadı, Allah´tan korkup işlemezse yazılmaz. Amma, bir talibin kalbine bir hayır gelse takatı yetmezse ol hayır yerine yazılır. Eğer şer´retakatı yetmeyip elinden gelse edecek amma eline gitmediğinden etmese ol yine günah yazılır.

Bir talibin piri uzak olsa, emanet vechi üzere bir özü yattığı adama sorulsa, piri gelince ol talibe sitem etse, «sen gayriye niçin soruldun» dese, ol pir günahkar olur. Zira haset etmiş olur. Eğer görüldüğü adam, yanlış vetva verip ol talibi azdırdıysa, ol talibe sitem edip bir kurban, kırk Tarik, kırk kuruş tercüman alıp kaldıra. Zira kitapsız sohbete uymuş. Eğer görüldüğü adamın kelamı kitaba mutabık ise, pirinin sözü kitapsız ise, yol ile ol mürşidin sözüne uymayıp kitapsız giderse, ol talip pirin darına durmayıp, varıp bir al evlat bulup eteğine yapışa.

Ama ki pir olan, rehber olan okur yazar kamil ola. Şeriatta bir müftü gördünmü ki, veya bir molla, ümmi ola. Okur yazar olup manaya aşina olmak gerek. Meseleyi pak eyliye.

Imam Cafer´I Sadık buyurur ki:
bir kişi Hakk´a talip olsa, Evlad-I Resül´den başkasına kendini teslim eylese yani bilmediği yerden biat ve el etek tutsa, onun meşrebi ve tuttuğu eteğin soy seceresi (silsilesi) Evlad-ı Resüle ve Muhammed Ali hazretlerine çıkmasa, o kişinin mürşidi(Şeyh) şeytan olur. Mahşer gününde erenler katarında n ve Hak didarından mahrum kalır. Hz.peygamber buyurdu ki: „benim evladımdan başkalarını pir edinenlerin piri şeytandır.“

Gönül ne durursun sen de varsana
Mürşid-i kamile varmayınca olmaz
Varıp eşiğine yüzün sürsene
Mürşid-i kamile varmayınca olmaz.

Mürşid´in arayan gitti arayı
Arayanlar buldu derde çareyi
Yüzbin okur ise akda karayı
Mürşid-i kamile varmayınca olmaz.

Bu dünya durdukça, eğer dursan da
On dünya dolusu kitap görsen de
Her harfine binbir mana versen de
Mürşid-i kamile varmayınca olmaz.

Halil yaptı Kabe´yi oldu delil
Farz oldu varmayanlar oldu melil
Muhammed´erehber oldu Cebrail
Mürşid-i kamile varmayınca olmaz.

Hatayi sözün manisin ver dedi
Yar ile ettiğin ahde dur dedi
Cebrail, Musa´ya, Jızır´a var dedi
Mürşid-i kamile varmayınca olmaz.

Soru:
Hak ehli(Tanrı dostu) kimlerdir, nasıl olmaları gerektir?
Yanıt: bu tarikat içinde olan kimse, gerektir ki rızasız hiç bir iş yapmaya, hatta ki: bir bahçeye girseler ve bir elmanın yere düşmüş olduğunu görseler, o elmayı almıyalar. Eğer bağ sahibi alıp bir yol ehline verse, kendi hüsnü rızasıyla, Budur o yol ehli kardeşe yakışan. Muhammed Ali yolu içinde olan kişiye lazımdır ki, böyle rıza ehli ola.
Eğer böyle olmazsa, yol düşkünüdür.

Imam Cafer-i Sadık BUYRUĞU
 
Hazırlayan: Adil Ali Atalay, Can yayınlar, 5.Baskı
Ekleyen: =Seyyid Hakkı= 


ALEVİ İNANÇ DİN BİLGİLERİ sayfamızı(uludivan.de) önerelim-yönlendirelim. => Facebook Sayfalarımız: Seyyid Hakkı–Ehlibeyt Evladıyız ve Şah Haydar => YouTube Kanalımız: Seyyid Hakkı-Yolumuz Ehlibeyt yolu(YediDeryaSohbeti62) Aşk ile, Can ile canlar...