Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası.

Koca Haydar (Pir Sultan) Ocağı


Koca Haydar (Pir Sultan) Ocağı
Kimileri Koca Haydar ile Pir Sultan’ı ayrı ayrı ocak sanarlar ki, bu yanlıştır. İkisi de aynı kişi aynı ocaktır. Bu gerçeği, Pir Sultan bir beyitinde şöyle doğrular:


Pir Sultan Abdal’ım destim damende

İsmim Koca Haydar, neslim Yemen’de.


Seyyid Haydar’ın, Ortaköy ile Atmalı
arasında bir türbesi var. Yöre köylerinden Gemhu, Arege, Bizmişan, dilli köyleri bu türbeyi ziyaret ederler.


Bu ocak mensubu olanların bir kolu Tunceli-Pülümür Hacılı Köyü ile Erzincan kiştim Köyü’nde de olurlar, ancak bu Pir Sultanlar, Sivas yöresinden buraya niçin ve hangi tarihte gelmişler? Bu bilinmemektedir.


Pir Sultan
’ın doğum ve ölüm tarihi tam ve net olarak bilinmiyor. Takriben 1520’lerde Sivas Yıldızeli ilçesinin Banaz Köyü’nde doğdu.


Pir Sultan, insanın dini aklıdır. Aklı olmayanın dini de olmaz der. Bu görüşünü şu dizeleri ile dile getirir:


İhlas ile gelen bu yoldan dönmez,

Dost olan dostunda ikilik bilmez,

Eri Hak görmeyen Hakk’ı da görmez,

Gözü bakar ama körden sayılır.


Söylencelere göre, onun yanında yetişen Hızır, ondan izin alarak İstanbul’a gider. Medrese de okuyup Osmanlı’ya Paşa olur. Sivas’a vali olarak atanır.


1577 yılında İran’a oniki
yıl sürecek büyük bir sefer başladı. Bu sıralarda II. Şah İsmail, İran’da ölmüştü. Bozok’da Bayatlı bir Türkmen: “Şah İsmail ölmedi, Şah İsmail benim” diye ortaya çıktı. Bir çok Alevi Türkmen’i başına topladı.


Osmanlı ordusu, Gürçüstan ve Şirvan seferi için yola çıkmış ve Sivas’ta mola vermişti. Lala Mustafa Paşa: Türkmen Sancak Beyi Şah Murat Bey’e, Sivas deftardarı Mahmut Bey’e, Bozok Mirlivası Çerkez Bey’e buyruklar verip, sahte Şah İsmail ve adamlarının hakkından gelinmesini emretti. Yoğun çarpışmalar oldu. Sahte Şah İsmail’in komutanı Bozuk’lu Hüseyin Bey ile Köse Yunus Bey ele geçirdiler. Ancak sahte Şah İsmail kaçtı. Daha sonra Malatya civarında 50 000 kişilik bir kuvvet toplayarak önemli bir güç oluşturdu. Osmanlı Padişahı II.Murat, Malatya beyine bir emir göndererek, Malatya’da Şah İsmail adına ortaya çıkan kişiye meddi yardımda bulunanların katledilmesini emretmektedir.


Buyruk, özetle şöyledir: “Malatya Beğine Buyruğumdur: Livanıza bağlı İzolu, Rişvanlı, Eşkanlu, Solaklu, Şah Hüseyinli, Soydanlı, Eğribüklü, Adaklı, Koluaçıklı, Bezekli, cakalı, Mihri-manlı, Karasazlı ve Kömürlü adlı Aşiretler, Şah İsmail adında ortaya çıkan hayduta asker gönderip, onun adamı olduklarını, içlerinden yakalayıp bana gönderdiğiniz Mehmet adlı kişinin itirafları sonucu öğrenmiş bulunuyorum. Onu zincirleyip size gönderiyorum. Anılan Aşiretlerden kimler kimler sahte Şah İsmail’e nezir gönderipyardımda bulunmuşsa size gösterecek. Durumları açığa çıkanları Şeriat yasalarına göre asın. 1577 III.Murat Han” (Kaynak: Mehmet Bayrak-Pir Sultan Abdal).


Malatya, Adıyaman, Antep Osmanlı
birlikleri Şah’ın üzerine gizli bir baskın yaparak kuvvetlerini dağıttılar. Sahte Şah İsmail, Fırat’ı geçerek Urfa’ya doğru kaçtı.


Bu dönemde Aleviler üzerinde şidetli baskılar vardı. Aşağıdaki fermanlar buna örnektir:


“Bozok Beyine Buyruğumdur: Hüseyin Abdal ilçesinde üç dört yerde cani var iken, hutbeleri ve halifeleri adlarını duymak istemeyen, bu nedenle de Cuma namazı kılmak istemeyen fesatçılardanBozdoğan bölgesinin Sipahisi Hüseyin; Kayabüken bölgesinden Yolkulu, Yerkulu ve Yakup; Minşar bölgesinden Hızır Şah yanlısı oldukları, bunlardan bazılarının eşkiyalık ettikleri ve yargıdan kaçtıklarını duydum.


Şimdi buyurdum ki; bunların durumlarını gizlice araştırıp bilgi edinesin. İmamları ve hatipleri şeytani midir anlayasın. Cuma namazlarına katılmayıp hutbeleri dinlemeyen bu adamların oturdukları yerleri öğrenesin. Bütün bunları yazıp bana bildiresin. Bu gibi adamları beklemeden yakalayıp cezalandırasın.” 1568 III.Selim Han.


“Elbistan Kadısına Fermandır: bana gönderdiğin mektupta, Elbistan’a bağlı İnanç Köyü’nde Yitilmiş Abdal adlı kişinin Kızılbaş olduğunu bildirip yargılanmasını istemişsin.


Buyurdum ki; Anılan kişiyi hemen ele geçiresin, tutuklayıp hakkında gelesin. 1577 III.Murat Han”
(Kaynak: Nejet Birdoğan: Anadolu ve Rumeli’nde Alevi yerleşimi).


İşte ünlü ozanımız Seyyid Pir Sultan da bu sıralarda, Osmanlı’ya karşı isyancı şiirler yazmaktadır:


Gelin canlar bir olalım

Münkire kılıç çalalım

Mazlumun hakkını alalım 

Tevekel tü taal Allah


Özü öze bağlayalım

Sular gibi çağlayalım

Bir yürüyüş eyleyelim  

Tevekel tü taal Allah


Açalım kızıl sancağı

Geçsin Yezitlerin çağı

Elimizde aşk bıcağı

Tevekel tü taal Allah


Pir Sultanım geldi çoşa

Münkirlerin aklı şaşa

Yazılmışsa  gelir başa

Tevekel tü taal Allah


Yazar Mehmet Bayrak, “Pir Sultan Abdal”
adlı yapıtında şöyle der: “Pir Sultan’ın oğlu İnce Mehmet’in yazdığı ve babasının başına neler geldiğini anlatan bir şiirinde ise, Şah’ın Yıldız Dağı’a gelip semah eylediğini söyleniyor:


Şah Yıldız Dağı’nda semah eyledi

Bir ayak üstünde binbir kelam eyledi

İndi Banaz’ı hoş Vatan eyledi

Hayli Devr-ü zaman geçirdi orada


Gelip Yıldız Dağı’nda semah eyleyen, orada halkı harekete geçirmek için uzun boylu konuşan, sonra Banaz’a inen, belki de Pir Sultan’ın evinde misafir olan Şah, her halde İran Şahları’ndan biri olamaz. Bu Şah, bizce 1577 de Şam taraflarında ortaya çıkan ve Bozok (Yozgat) taraflarına kadar gelip, oraları ayaklandırmaya çağıran sahte Şah İsmail’dir.


Öyle anlaşılıyor ki, Pir Sultan Abdal, 1578 yılındaki bu ilk saldırıları anlatıyor. Ancak 1588 yılında Sivas’a vali olarak atanan Hızır Paşa, jandarma gönderip onu köyünden Sivas’a getiriyor.


Banaz’dan sürdüler bizi Sivas’a,

Erler Himmet edin ben gidiyorum.

Garipçe canıma kıldılar cefa,

Erenler himmet edin ben gidiyorum.


Hızır Paşa’
nın karşısına çıkarırlar. Hızır Paşa tehditlerle onu korkutmaya çalışır.


Yürü be Hızır Paşa

Senin de çarkın kırılır.

Güvendiğin Padişahın

O da birgün yıkılır.


Şah’ı sevmek suç mu bana?

Kem bildirdin beni Han’a.

Can için yalvarman sana,

Şahinşah kırılır bana.


Çılgına dönen Hızır Paşa, Pir Sultan’ı Sivas’ın Toprak Kale Zindanı’na atar.


Bir arzuhal yazdım gül yüzlü Şah’a,

Gelsin beni elden alsın ha n’olur.

Beni yalvartmasın o Padişah’a,

Carıma yetişsin gelsin ha n’olur.


Kollarıma zincir taktı muhannet,

Senden başkasına eylemem minnet,

Arzuhalim Pir’e güzelce illet.

Perişan halimi bilsin ha n’olur.


Pir Sultan, ilerlemiş yaşıyla zındanda uzun süre kalır.


Kalenin kapısı taştan, demirden,

Yanlarım çürüdü yaştan çamurdan,

Bir kimsem yok ki dostu çağırtam.

Açılın kapılşar Şah’a gidelim.


Hızır Paşa bizi berdar etmeden,

Açılın kapılşar Şah’a gidelim.

Siyaset (idam) günleri gelip çatmadan,

Açılın kapılşar Şah’a gidelim.


Pir Sultan’ım iyidir, mürvetli Şah’ım,

Yaram baş verdi sızlar ciğergahım,

Arşa direk direk olmuştur ahım.

Açılın kapılşar Şah’a gidelim.


Hızır paşa, Osmanlı tarafından ödüllendirilerek Sivas’a vali olarak atanmıştır. Pir Sultan Abdal’ı da dönmeye zorlamaktadır. Hatta ondan üç şiir okumasını, bunlarda “Şah” sözcüğü geçmezse, kendisini af edeceğini söyler. Pir Sultan, bu dayatmalar karşısında onurunu ayaklar altına almaz.


Padişa katlime ferman dilese,

Yine geçmem ala gözlü Şahım’dan.

Cellatlar karşımda satır bilese,

Yine geçmem ala gözlü Şahım’dan.


Eğer beni katsa Kervan göçüne,

Götürseler Hindistan’a, Meçin’e,

Urganım atsalar darağacına

Yine geçmem ala gözlü Şahım’dan.


Ahiri katlime ferman yazılsa,

Çıksam teneşire, tabut düzelse,

Kefenim biçilse, mezar kazılsa,

Yine geçmem ala gözlü Şahım’dan.


XXX


Kul olayım kalem tutan eline

Katip, ahvalimi Şah’a böyle yaz.

Şekerler ezeyim şirin dillere

Katip, ahvalimi Şah’a böyle yaz.


Allah’ı seversen katip böyle yaz.

Dünü gün ola Şah’a eylerim niyaz

Umarım yıkılsın bu kanlı Sivas

Katip, ahvalimi Şah’a böyle yaz.


Pir Sultan Abdal’ım ey Hızır Paşa

Gör ki neler gelir sağ olan başa,

Hasret koydun bizi kavim kardaşa

Katip, ahvalimi Şah’a böyle yaz.


XXX


Karşıda görünen ne güzel yayla,

Bir dem süremedim giderim böyle,

Ala gözlü Pir’im sen himmet eyle,

Bende bu yayladan Şah’a giderim.


Eğer gögeripte bostan olursam,

Şu halkın diline destan olursam,

Kara toprak sendenüstün olursam,

Bende bu yayladan Şah’a giderim.


Pir Sultan Abdal’ım, dünya durulmaz,

Gitti giden ömür, geri dönülmez,

Gözlerim Şah yoluda ayrılmaz

Bende bu yayladan Şah’a giderim.


Hızır paşa ve kadıları küplere biner. Kör kadı, “Şah” yasak eder. Pir Sultan, zindanda da susmaz.


Fetva vermiş koca başlı kör Müftü,

Şah diyenin dilini keserim deyü,

Satır yaptırmış Allah’ın laneti,

Ali’yi seveni keserim deyü.


Şer kulların örükünü uzatmış,

Müminlerin baharını göz etmiş,

Oniki’ler bir arada söz etmiş,

Aşıkların yayın yasayım deyü.


Hakk'ı seven aşık geçmezmi candan,

Korkarım Allah’tan, korkum yok senden,

Ferman almış Hızır Paşa Sultan’dan,

Pir Sultan Abdal’ı asayım deyü.


Pir Sultan, Toprakkale Zindanı’ndan çıkarılıp, “Keçi bulan” denen yerde asılmaya götürülür. Ancak darağacı’na giderken, elinin kolunun bağlanmasını istemez. Darağacında dostlarına ve ailesine şöyle seslenir:


Bize de Banaz’da Pir Sultan derler,

Bizi kem kişi bellemesinler.

Paşa hademine tembih eylesin,

Kolum çekip, elim bağlamasınlar.


Hüseyin Gazi Sultan binsin atına,

Dayanılmaz çarh’ı Felek zatı’na,

Bizden selam söyleyin ev külfetine,

Çıkıp ele karşı ağlamasınlar.


Ali Baba eğer söze uyarsa,

Emir Huda’nın dır, beyler kıyarsa,

Ala gözlü yavrularım duyarsa,

Alım çözüp kara bağlamasınlar.


Pir Sultan Abdalım çoşkun akarım,

Akar akar dost yoluna bakarım,

Pir’im aldımseyrangaha çıkarım,

Daha Yıldızdağı’nda yaylasınlar.


Deli Hızır Paşa, 1578 yılında Kars Beylerbeyi oldu. Lala Mustafa Paşa ile İran seferine katıldı.


1588
yılında Sivas Beylerbeyi oldu.

1589 yılında Revan (Erivan) Beylerbeyliği’ne getirilip, Nahçivan bölgesini ele geçirmekle görevlendirildi.

1590 yılında ikinci kez Sivas Beylerbeyi oldu.

1591 yılında Halep valisi oldu.

1596 yılında Gürçistan Kralı Simon’un üzerine gönderildi.

1597 yılında devletten uzaklaştırıldı. Fakirlik içinde “Taun” hastalığından öldü.

=Seyyid Hakkı=

Kaynak: Veli Saltık-Alevi ocakları 

ALEVİ İNANÇ DİN BİLGİLERİ sayfamızı(uludivan.de) önerelim-yönlendirelim. => Facebook Sayfalarımız: Seyyid Hakkı–Ehlibeyt Evladıyız ve Şah Haydar => YouTube Kanalımız: Seyyid Hakkı-Yolumuz Ehlibeyt yolu(YediDeryaSohbeti62) Aşk ile, Can ile canlar...