Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası.

Hacı Ali Turabi Ocağı


Hacı Ali Turabi Ocağı
Seyyid Ali Turabi, Anadolu’ya erken gelen Horasan Erenlerindendir. Onun torunu Seyyid Ahmetoğlu Ali’nin yazdığı ve araştırmacı Haydar Teberoğlu’nun yayınlagığı bir belgeye göre; Seyyid Ali Turabi, hicri 551, milad, 1156 yılında bugün Türkistan sınırları içinde kalan Sayram kentinde doğmuş. Babası Seyyid Ahmet, Hoca Ahmet Yesevi’nin musahibidir ve imam Bakır’ın soyundan gelmektedir.


Seyyid Ali Turabi’nin torunun elyazması Velayetnamesinden aktardığı kadarıyla, Hoca Ahmet Yesevi, Haclı seferleri sırasında Anadolu’daki Türkler’e yardım amacıyla tek oğlu olan Kubettin Haydar komutasında 5.000 kişilik bir orduyu Anadolu’ya gönderir. Seyyid Ali Turabi’de bu orduda Sancaktar’dır.


Teberoğlu’na göre bu ordu miladi 1205 yılında Anadolu’ya gelmiş. Hoca Ahmet Yesevi, 1166 yılında vefat etti. 1205 yılında oğlu Kutbettin Haydar’ı bir ordu ile Anadolu’ya göndermiş olamaz.


(Haclı Seferli, Türkler’i Anadolu’dan atmak üzere, Hırıstiyan Avrupa’nın düzenledikleri seferlerdir.


1.Haçlı Seferi (1096-1099):
Haçlı orduları, 1096 yılında Anadolu Selçukluları’nın ilk başkenti olan İznik’i kuşattılar. Bu sıralarda Ermeniler’in elinde bulunan Malatya’yı kuşatmış olan I.Kılıç Arslan, haberi alınca kuşatmayı kaldırarak, İznik’e döndü. Haçlı Orduları’nın öncü kuvvetlerini yendi, ancak arkadan daha güçlü orduların geldiği haberini alınca, Anadolu içlerine çekildi.


30 Haziran 1097
yılında Eskişehir yakınlarında düşmana yenilerek, daha içlere çekildi. Ermeniler bu sırada Kilikya’da Ermeni Prensliği’ni kurdular.


Haçlılar, Antakya’yı aldıktan sonra 1099 yılında Kudüs’e girdiler.


2. Haçlı Seferi (1147-1149):
Şam önlerinde yenilerek bozguna uğradılar.


3. Haçlı Seferi (1189-1192): 1197
yılında Selahattin Eyubi, Haçlıları bozguna uğratıp Kudüs’ü alınca, Hırıstiyan Avrupa, Kudüs’ü kurtarmak için büyük bir seferdüzenledi.


Alman İmparatoru Frederik Barbarssa, Fransız Kralı Filip Ogüst, İngiliz İmparatoru Arslan Yürekli Rişart yönetiminde, Anadolu üzerinden Ortadoğu’ya büyük bir sefer düzenlediler. Bu sıralarda Anadolu Selçuklular’ın başında II.Kılıç Arslan (1155-1192) bulunuyordu.


Alman İmparatoru Denizli üzerinden Anadolu’ya girdi. Antalya’da Göksu Irmağı’nı geçerken boğuldu. Bu seferde İngilizler, Kıbrıs’ı Bizanslılar’dan aldılar. Harçlı orduları Kudüs’ü alamadan geri çekildi.


4. Haçlı Seferi (1202-1204):
Alman İmparatoru 4.Henri tarafından düzenlendi. 4. Seferde İstanbul’u yağmaladıktan sonra, 1261 yılına dek süren Latin İmparatorluğu’nu kurdular. Bizanslılar, İznik’e çekildiler.


İşte Kubettin Haydar komutasındaki Horasan ordusu da bu sırada (1189-1192) Anadolu’ya geldi.


Seyyid Ali Turabi’nin torunu Ali’nin el yazması belgesine göre, Anadolu’ya gelen ordu yenik düşüp dağılır. Kubettin Haydar, Keskin Tekfuru tarafından tutsak alınıp, bir kuyuya hapsedilir. Onun musahibi olan ordu sancaktarı Seyyid Ali Turabi, düşman elinden kurtulup, 1205 yılının bir kış gününde Çankırı iline gelir.


Sancaktar Seyyid Ali Turabi, şafakta ezan okur. Şaşkınlıkla bu sese uyanan Çankırılılar, onu Ulu Kilise’nin doğusundaki büyük beyaz mermer taşın üzerinde bulurlar.


Seyyid Hacı Ali Turabi, Çankırı halkını müslüman olmaya davet eder. Çankırılılar onu yakalayıp bir kuyuya atarlar. Üzerine de ak mermer taşını kapatırlar. Seyyid Ali Turabi, velayet gücü ile üzerindeki mermer taşını kenara atarak kuyudan çıkar, yeniden ezan-ı Muhammediye’yi okur.


Çankırılılar
onu yeniden yakalayıp kuyuya atarlar ve kuyunun ağzını daha büyük kayalarla kapatırlar. Seyyid Ali Turabi, atası Hz.Ali’ye şu nefesi ile çağırır:


Yine bir sevda geldi serime,

Aman mürüvet pirim Ali gel yetiş.

Medet senden, mürüvet senden kaldı.

Medet, mürüvet pirim Ali gel yetiş.


Resulun damadı, Tanrı Aslanı,

Sen sahibi zamansın ey mürüvet kari,

Girdaptan giriftara koymadan beni,

Aman mürüvet pirim Ali gel yetiş.


Turabi bendelerinin halinden bilip,

Sen sahibi zamansın şefaat kılıp,

Önünce Kamber’i piyade salıp,

Aman mürüvet pirim Ali gel yetiş.


Seyyid Ali Turabi,
yine velayet güçü ile üzerine yığılan taşları kaldırıp atar ve kuyudan çıkar. Yüksek sesle: “EyÇankırı halkı! Gelin müslüman olun, kurtuluşa erin. Eğer müslüman olmazsanız şu altımdaki taşlar gibi yanarsınız” der.


Çankırılılar bakarlarki dervişin ayaklarının altındaki taşlar alev alev yanıyor. Ondan korkup evlerine kapanırlar. Biraz sonra Çankırı Tekfuru askerleri ile gelip onu zincire vurur. Eldivan Dağı’na götürüp, zincirle ulu bir çam ağacına bağlar.


Seyyid Ali Turabi, bu soğuk kış gününde zincirlerini kırıp, bugün türbesi bulunduğu yere gelir. “Burası Mart ayı gibidir” deyip oraya yerleşir. Kurduğu bu yerleşim yerinin adı “Mart Köyü” olur.


Yakın tarihte onun soyundan gelen Ali Dedeoğlu, Seyyid Hacı Ali Turabi’nin türbesini onarıp yeniden imar etmiş.


Haydar Teberoğlu’na Seyyid Ali Turabi evlatları tarafından verilen bir belgeye göre, Seyyid Hacı Ali Turabi’nin “Hacılığı” da şöyle olmuş: Eldivan ilçesine bağlı Küçük Hacı Bey ve Büyük Hacı Bey köylerinin kurucuları İsmail ile İbrahim kardeşler, ikinci kez hacca gitmeye niyet ederler. Hacca gitmeden önce iki kardeş de aynı düşü görürler. Gördükleri dğşte Peygamber: “Bana gelmeye niyet ettiniz. Mart köyünde komşunuz olan benim torunlarımdan Ali var, Ona uğramadan sakın ha yola çıkmıyasınız” der.


İki hacı kardeş, gördükleri bu ortak düş üzerine, Seyyid Ali Turabi’yi ziyaret ederler: “Yola çıkmadan önce komşumuz olduğunuz için sizinle helallaşmaya geldik. Biz ikinci kez Hacca gidiyoruz. Sizinde haliniz vaktiniz iyidir. Siz de artık hac farzını yerine getirin” diye de öğütte bulunurlar.


Seyyid Ali Turabi buna gücenir ancak onlara belli etmeden: “Siz güle güle hacca gidip gelin, elbet bir gün nasip olursa ben de giderim” der.


Hacı kardeşler hacca giderler. Arefe günü hacılar namaza durmak için saf tutarlar. Hacı kardeşler bakarlarki öndeki imam komşuları Seyyid Ali Turabi’dir. Yaptıkları hatayı anlarlar. Namazdan sonra onu her yerde ararlar fakat bulamazlar. Yurtlarına döndüklerinde evlerine gitmeden önce komşuları Seyyid HacıAli Turabi’ye koşup ondan özür dilerler. Seyyid Ali Turabi’nin adı bundan sonra “Hacı Ali Turabi” olarak anılır.


Onun yukarıda aktardığımız bu velayetnamesini yazan torunu Ahmet oğlu Seyyid Ali, bu velayetnameyi hicri 772, miladi 1370 tarihinde yazmış.


Buna göre dede ile torun arasında 214 yıl oluyor. Kuşaklar arasında ortalama 30 yıl olduğunu varsayarsak; Seyyid Ali Turabi 1156 yılında doğuyor. 0ğlu Seyyid Ahmet 1186 yılında doğmuş olabilkir. Torunu Seyyid Ali de 1216 yılında doğmuş olabilir.


Torun Seyyid Ali, 1373 yılında Velayetnameyi yazdığına göre o tarihlerde 157 yaşında oluyor ki, olanaksızlığı ortadadır.


Seyyid Hacı Ali Turabi’nin doğum tarihi doğru ise, söz konusu belgeyi yazan torun Seyyid Ali, onun 5. veya 6. kuşak torunu olabilir.


Tarihsel gerçeklere uymayan bir yan da şudur: söz konusu tarihlerde Çankırı ili Türk yurdu olmuştu. Çankırı ili 1084 yılında Emir Karatekin komutasındaki Selçuklu ordusu tarafından ele geçirildi. Daha sonra Haçlı Seferleri döneminde kısa bir süre Bizanslılar’ın eline geçti. Ancak 1134 yılında yeniden Türkler’in eline geçti.


Seyyid Hacı Ali Turabi, h.551, m.1156 yılında doğduğuna ve 30 yaşından sonra Anadolu’ya geldiğine göre, Çankırı yöresine gelişi 1186 sonrasıdır. Bu tarihlerde Çankırı Türk yurdudur.


Bize göre Seyyid Ali Turabi, bu bölgeye daha sonra gelip yerleşti. Büyük olasalıkla o, 1239-1240 yıllarındaki Büyük Türkmen İsyan (Baba İshak İsyanı) yenilgiden sonra bu bölgeye yerleşti. 1246 yılında II.Gyasettin Keyhüsrev’in ölümünden ve oğulları arasında başlayan taht kavgaları yüzünden Seyyidler de açığa çıktılar.


İşte Hacı Ali Turabi ve bölgedeki diğer Seyyidler de bu tarihlerden sonra açığa çıkıp, Hacı Bektaş Veli ile bağ kurdular.


Selçuklular ve Osmanlılar
döneminde toplam dört kez onaylanarak değiştirilen soyağacına göre, Seyyid Hacı Ali Turabi’nin soyu, imam Muhammed Bakır’a ulaşmaktadır.


Onun soyağacı şöyledir:

1-İmam Hz.Ali

2-İmam Hüseyin

3-İmam Zeynel Abbidin

4-İmam Muhammed Bakır

5-Seyyid Mustafa

6-Seyyid Haydar

7-Seyyid Musa

8-Seyyid İbrahim

9-Seyyid Şaban

10-Seyyid Pir Ahmet

11-Seyyid Sefer

12-Seyyid Veli

13-Seyyid Sali

14-Seyyid Ethem

15-Seyyid Yusuf

16-Seyyid Ahmet

17-Seyyid Osman

18-Seyyid Mehmet

19-Seyyid Ahmet Çelebi

20-Seyyid Halil

21-Seyyid Ali

22-Seyyid Halil

23-Seyyid Ahmet (Hoca Ahmet Yesevi’nin musahibi)

24-Seyyid Hacı Ali Turabi (1156-1248)


Teberoğlu, Seyyid Hacı Ali Turabi’nin, Hz.Muhammed’in 17ci torunu olduğunu söylüyor.(Seyyid Hacı Ali Turabi Veli Velayetnamesi) adlı eserinin 37ci sayfasında yayınladığı yukarıdaki listeye göre imam Hüseyin 1ci torun olunca, Seyyid Ali Turabi 23cü torun oluyor.


Yine sayın Teberoğlu, adı geçen eserin 72ci sayfasında, Sulakyurt’un Hamzalı Beldesi’nde oturan, Seyyid Ali Turabi neslinden Hamza Dedeoğlu’ndan alıp yayınladığı soyağacına göre, yukarıdaki listeden farklı olarak, Muhammed Bakır’dan sonra Seyyid Ali gelmektedir. O listeye göre de Seyyid Hacı Ali Turabi, Hz.Muhammed’in 24cü torunu oluyor.


Kanımızca bu listelerde fazlalık var. Hicri 551, miladi 1156 yılında doğan Seyyid Ali Turabi, Hz.Ali’den başlayarak, 21ci sırada olmalıydı. Yukarıda yayınladığımız Hacı Bektaş Veli soyağacında, Hacı Bektaş Veli 1206 doğumlu olduğu halde  23cü kuşak oluyor. Keza onun amcası oğlu Pir İlyas da 23cü kuşağı oluşturuyor. Yine Sarı Saltuk, 1198 doğumlu olduğu halde 23cü sırada yer alıyor.


Hacı Ali Turabi onlardan 50 yaş büyük olduğu halde listenin birinde 24cü kuşağı, diğerinde 25ci kuşağı oluşturuyor.


Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi 27ci
sayfasında Alemder Yalçın ve Hacı Yılmaztarafından yayınlanan Seyyid Hacı Ali Turabi araştırmasında Çankırı Şabanözü’ndeki tuz yataklarının işletilmesi, Sultan Beyazıt zamanından beri Hacı Ali Turabi Ocağı’na vakfedilmiştir. Bu belgeye göre, çıkarılan tuzların bir bölümü Osmanlı sarayına göderilirken; bir bölümü de yöredeki yoksul halka dağıtılıyor.


Daha sonra bu tuz yataklarının geliri tamamen Hacı Ali Turabi Ocağı’na verilmiş. Hicri 1276, miladi 1859 yılındaki bir düzenlenme ile tuz ocakları Çankırı Sancağı’na bağlı Kuru Pazarı kazasının Mart köyünde oturan Dede oğlu Bayram Ağa’ya; o öldükten sonra oğulları Yusuf, Ali, Hüseyinile kızları Hatice ve Melek’e verilmiş. Seyyid Hacı Ali Turabi’nin Piri (Mürşid’i), Seyyid Kalender Veli’dir.


Seyyid Hacı Ali Turabi’ninsoyu çoğalarak bölgeye dağılmış. Sadece Mart köyüne bağlı 90 hane mevcuttur. Bunların çoğu Ankara, İstanbul gibi kentlerde oturmaktadır. Bir bölümü yurtdışında çalışıyorlar. Bu soyun bir kolu da Sulakyurt’un Hamzalı beldesinde oturmaktadır. Yine bu soydan gelenlerin bazıları da Tokat ve Amasya’ya göç etmişler.

=Seyyid Hakkı=

Kaynak: Veli Saltık-Alevi ocakları 

ALEVİ İNANÇ DİN BİLGİLERİ sayfamızı(uludivan.de) önerelim-yönlendirelim. => Facebook Sayfalarımız: Seyyid Hakkı–Ehlibeyt Evladıyız ve Şah Haydar => YouTube Kanalımız: Seyyid Hakkı-Yolumuz Ehlibeyt yolu(YediDeryaSohbeti62) Aşk ile, Can ile canlar...