Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası.

Allah ile aldatmanın temel dayanağı: Dine yalan söylemek



Allah ile aldatmanın temel dayanağı: Dine yalan söylemek

Burda dinle İslamı kast ediyorum.

 

Dinin gerçek buyruklarını öne çıkardığımızda Allah ile aldatmanız mümkün olmaz. Bunun içindir ki, Allah ile aldatanlar sürekli bir biçimde dine yalan söyletirler; söyletmek zorundadırlar.

 

Bu yalanlardan biri olan Kur’an solculuğu ve solcuları din dışı ilan ediyor” yalanı yüzünden bu ülkenin en vatanperver evlatlarından bir kısmı yine en vatanperver evlatlarından diğer bir kısmı, “Bunlar sağcı-faşist, kapitalist uşağı” diyerek ötekileri kurşunladılar. Sonuç, binlerce Türk çocuğunun bir hiç uğruna toprağa düşmesi oldu. Tarihin en büyük günahlarından biri olan bu zulmün birinci derecede sorumluları, hiç kuşkumuz yoktur ki, dine yalan söyleten Allah ile aldatma ekip ve zihniyetidir. Onlar bu kötülüğü yaparken, bu ülkenin bin yıllık düşman Haçlı emperyalistlerle işbirliği ve dayanışma içinde olmak gibi bir zilletin de taşıyıcısı oldular. Yani süper Haçlı güç ABD çizdi, onlar oynadılar. Aynen bugün yaptıkları gibi.

 

Allah ile aldatmacıların bu ‘slculuk’ idialarına mesnet yapmaya kalktıkları Vaka Suresi, 8, 9, 27, 38, 41, 90, 91. ayetleri, sağcı-solcu ayrımına dayanarak yapılamaz. (Geniş bilgi için bizim Kur’an’daki İslam adlı kitabımızın Vakıa Suresi bölümüne bakabilir)

 

Kur’an, politikacıların yapıp yaşattıkları bir ayırıma onay vermekten arınmıştır. Ayetlerin böyle bir ayrımla hiçbir ilgisi yoktur. Kullanılan deyimler ‘ashabu’l meymene’, ‘ashabu’l-meş’eme’, ashabu’l yemin’, ve ‘ashabu’ş-şimal’dır. Meymene veya yemin; uğurlu, bereketli demektir. Meş’eme ise Türkçe’ye de geçmiş bulunan şom veya şomluk anlamındadır. Araplar, kendisinden kötülük beklenen hayırsız insanlara Ashabu’l meş’eme, iyilik ve hayır beklenen insanlara ise ashabu’l-meymene derlerdi. O halde, anılan ayetlerdeki ayırımın Türkçe karşılığı şu olur: Hayırsız ve erdemsiz insanlar-hayırlı ve erdemli insanlar.

 

Nitekim, 45. ayette, ashabu’ş-şimal, servet ve refahla şımarıp azanlar olarak tanıtılmıştır ki, günlük hayattaki solcu kavramından çok sağcı kavramına uygundur. Bu demektir ki Kur’an, kendi terminoloji içinde bir değerlendirme yapmaktadır. Bunu siyasal-güncel terminolojiye uydurmak doğru olmaz. Ne yazık ki, Allah ile aldatmayı bir sanat haline getiren din sömürücüler, bu konuda da Kur’an’ı ideolojik istismarlarına alet etmişlerdir.

 

Dini yanlış anlamak, kitleleri giderek dine yalan söyletme gibi çok zalim bir noktaya getirdi. Yanlışları başka yanlışlarlatamir sürecine girildi ve sürekli bir biçimde dine yalan söyletildi. Yani Tanrı karşısında işlenebilecek en yalan söyletildi. Yani Tanrı karşısında işlenebilecek en büyük zulüm sahnelendi ve bu, dine hizmet yaftası altında yapıldı.

 

İslam dünyası, o arada Türkiye, İslama yalan söyletmenin ağır ve kahırlı faturasını ödemektedir. Bulunduğumuz noktadaki zihin ve ruh halimize bakılırsa bu fatura ödeme süreci daha uzun süre devam edeceğe benziyor.

 

İslam dünyasının durumu gerçekten çok kötüdür. Ve bu ‘çok kötü’nün en kötü yanı da durumun kötü olduğunun henüz bilincinde olmamamızdır.

 

Dinde olmayan birçok haram, sevap, dokunulmaz alan, kural, ibadet icat edilmiştir. ‘Dindarlık’ yapay kutsallara saygıyla eşitlenmiştir. Bu durumda, Allah ile aldatanların anladığı anlamda ‘dindar’ olduğunuzda gerçek dinin dışına çıkarsınız. Onların anladığı gibi ‘dindar’ olmadığınızda ise ‘dinsiz’ diye damgalanırsınız. Tezgah işte böyle kurulmuştur.

 

Bugünkü İslam dünyasında ibadetler imanın belirişi olmaktan çıkmış, inadın tatminine dönüşmüştür. Bunun içindir ki cami sayısı artıkça dinden beklenen rahmet ve bereketin paydası düşmektedir.  Allah, İslam dünyasına, özelikle Türkiye’ye, adeta cami sayısıyla orantılı olarak tokat atmaktadır.

 

Allah’tan başkasına teslim olmama anlamına gelen İslam, Allah dışında her şeye ve herkese teslimiyete dönüştü. Hayatın ve dinin çekirdeği olan birey tahrip edilip işe yaramaz hale getirdi. “Sakın sürüleşmeyin!” (Bakara, 104) buyuran kitabın emri, tersine çevrilerek müslüman dünya sürüleştirildi.

 

Müslüman kitleler, özgürlük pankartları taşıyan kölelere dönüştürülmüştür.

 

Yazar: Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, İstanbul, 2008

Ekleyen: Seyyid Hakkı


ALEVİ İNANÇ DİN BİLGİLERİ sayfamızı(uludivan.de) önerelim-yönlendirelim. => Facebook Sayfalarımız: Seyyid Hakkı–Ehlibeyt Evladıyız ve Şah Haydar => YouTube Kanalımız: Seyyid Hakkı-Yolumuz Ehlibeyt yolu(YediDeryaSohbeti62) Aşk ile, Can ile canlar...