Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası.

Allah ile aldatmanın üç dayanağı



Allah ile aldatmanın üç dayanağı

İslam’ın erken dönem diplomasisinin önemli isimlerinden biri veya aynı zamanda saygın bir fıkıh bilgini olan Ebu Hamza el-Harici (Ölm. 130 / 747), İslam’ı yozlaştıran Emevi krallığının kurucusu Muaviye’nin yönetimini ve kişiliğini anlatırken, hem Allah ile aldatmaya hem dinci siyasetleri tanımamıza yardımcı olan muhteşem bir tespit yapmaktadır. Şu ibret dolu sözleri söylüyor:

 

“Hz.Peygamber tarafından hem kendisi hem de babası lanetlenmiş bir adamdı. Allah’ın kullarını havel, müslümanlarınmallarını düvel, Allah’ın gönderdiği dini değel yaptı. Sonra da yok olup gitti. (Cahız; el-Beyan ve’t-Tebyin, 2 / 123)

 

Bizi burada ilgilendiren, Muaviye değil, Ebu Hamza’nın sözündeki ürpetici ilkesel gerçektir. Bu ürpetici gerçeği görmek ve gereken dersi çıkarabilmek için, Ebu hamza’nın kullandığı üç kilit kelimeyi tanımamız gerekiyor: Havel, düvel, değel. İşte bu kelimeler, İslam’ı, Canab-ı Hakk’ın gönderdiği din olmaktan çıkarıp bir siyasal, ırksal, okonomik bir sömürünün kutsal aracı haline getiren zihniyet ve soyun (Kur’an bu zihniyet ve soya ‘lanetlenmiş zihniyet-soy’ diyor) kimliğini açığa çıkarmakta ve gelecek zaman boyutlarına ışık tutmaktadır. Elbette ki tarihten ders almak ve o dersin gereğini yerine getirmek niyetinde olanlar için.....

 

Dini, insanları sömürme ve hegemonya altında tutma aracına dönüştürenlerin bunu yaparken ortaya koydukları tablonun üç görünümünden biri olan havel, köleleştirmek demektir. Dini Allah’ın iradesinin dışına çekerek insanı sömürme ve kahır altına alma kurumuna dönüştürenler, ilk iş olarak Allah’ın kullarını köleleştirirler. “Bize köle olun, sizi cennete götüreceğiz” diyerek, Kur’an, bu köleleştirme zulmüne yenik düşmenin reçetesi olarak iki temel buyruk vermektedir. İlki ve en önemlisi şudur: Raiyyeleşmeyin, yani davar sürüsüne dönüşmeyin! Bakara Suresi 104. ayette verilen bu buyruk, İslam tarihinde ilk kez bu satırların yazarı tarafından gerçek anlamıyla gündeme getirilmiş ve ‘Yeniden Yapılanmak’ kitabıyla ayrıntıları verilmiştir.

 

Raiyyeleşmemek yani davar ve köle sürüsüne dönmemek isteyen bir toplumun yönetimi şura ve bey’at üzere olacaktır ki bu da reçetenin ikinci önerisidir. Şura, bir Kur’ansal terim olarak, yönetenlerin, yönetilenleri, yönetilenlerin de yönetenleri denetliyebildikleri bir sistemi ifade temektedir. Şura, Allah ile aldatanların iddia ettikleri gibi, ‘padişahın danışmanlar tutması’ değildir.

 

Şura ve bey’atin günümüz dünyasındaki terminolojik adı, cumhuriyet ve demokrasidir.

 

Emevi kalıntısı sömürücülerin İslam’ı neden cumhuriyet ve demokrasi karşıtı ilan ettiklerini buradan hareketle anlamak çok kolaydır. Onlar için demokrasi, tam tepe noktaya oturuncaya kadar kullanılabilecek bir ‘müstekreh’ (iğrenç) vasıtadır. İş bitice kaldırılıp atılır ve bir daha ağzına alanın anası ağlatılır; daha önce yağcılık ve yalakçılık yaptığına bakılmadan.

 

Dini kin ve saltanat aracı yapan zihniyetlerin zulüm göstergelerinin ikincisi olan düvel, halkın malını saltanat elde etmek için kullanmak demektir. Allah ile aldatanların esas işi budur.

 

Din adına insanlık suçu işleyen politikaların, Kur’an tarafından ısrarla gündeme getirilen zulümlerin alameti farikası, sergilenen zulüm ve sömürünün, aldatılan halka finanse ettirilmesidir. Bunun içindir ki, Kur’an’a dayanarak şunu rahatlıkla söylüyoruz:

 

Sahte dinin sömürüsü pahasına ‘dindar’ olmaktansa, dinsiz kalmayı tercih edin! Çünkü bu taktirde hiç değilse gerçek dini bulma ümidiniz canlı kalır. Kimseye zor veya garip gelmesin, Kur’an’ın yolu ve buyruğu budur.

 

Allah’ın elinden çıkarmamış bir ‘din’in kime ne hayrı olmuştur? ‘Uydurulmuş din’, halkın malını düvel, yani saltanat ve hegemonya aracı yapmanın ötesinde hiç bir değer yaratmaz.

 

Zulüm ve göstergesinden üçünçüsü olan değel ise ‘bir değeri veya kurumu pusu kurmak amacıyla kullanmak’ demektir. Dini saltanat ve baskı aracı yapan zihniyetler için din, daima bir ‘dokunulmaz ve teftiş edilemez sığınak’ olarak kullanılmıştır. Bu sığınak, dinin kutsal kavramlarıyla parlatılmış maddelerle sıvanır ve hiçbir kuvvet, bu ‘sıvanmış bölgeler’den içeri girmeye cesaret edemez. Çünkü kutsal zırha dokunmayı aklınıza getirdiğiniz anda aforoz ve tekfir (kafir ve dinsiz ilan etme) mekanizmaları acımasız bir biçimde çalışmaya başlar ve doğduğunuza pişman olursunuz.

 

Dini değel yapan zihniyetlerin kutsal malzemeleri kullanarak oluşturduklaru pusuyu dağıtmanın yolunu-yöntemini gösteren tek rehber Kur’an’dır. Bunun içindir ki, şu gerçek, din konusunun en hayati noktalarından biri olarak karşımıza çımaktadır:

 

Dini sömürenlerin Kur’an’dan duydukları rahatsızlık, dinsizliği sömürenlerin duydukları rahatsızlıktan birkaç kat daha fazladır.

 

Yazar: Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, İstanbul, 2008

Ekleyen: Seyyid Hakkı


ALEVİ İNANÇ DİN BİLGİLERİ sayfamızı(uludivan.de) önerelim-yönlendirelim. => Facebook Sayfalarımız: Seyyid Hakkı–Ehlibeyt Evladıyız ve Şah Haydar => YouTube Kanalımız: Seyyid Hakkı-Yolumuz Ehlibeyt yolu(YediDeryaSohbeti62) Aşk ile, Can ile canlar...