Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası.

22- Türk Aleviliği -18


Türk Aleviliği -18

Alevilikte Kullanılan Önemli Deyimler
Aba: Hırka, eket. Al-i Aba: Hırkanın altındaki aile: Burada Hz.Muhammed’in, Ali-Fatıma, Hasan, Hüseyin dörtlüsünü abasının altına alıp “Işte benim Ehl-i Beyt’im –ailem-“ demesinin anlatımı verdır.

Abdal: Kendini Hak yoluna adamış derviş. Dünyacıl nitelikleri terk etmeyi anlatan bu terimi büyük Alevi ozanları bir övünç sıfatı olarak almışlardır. Melameti bir tavırı da dile getiren abdal, sıradan devişten daha üst düzeydeki bir makamı anlatmak için kullanılır.

Abdest: Alevilikte iç temizliği, ruh temizliği... Abdest almak; insanın içindeki kötü düşünceleri atması, fenalıklardan arınmasıdır. Görülecek Aleviler, cem törenine boy abdesti alarak, yani dış yüzü de temizleyerek gelirler.

Adem: Insan... Adam... ilk insan, ilk Peygamber. Tanrı toprak çamurunu kudret eliyle yoğurmuş ve ona kendi ruhundan üfleyerek Adem-i yaratmıştır.

Ahsen-i Takvim: Insan. Kutsal kitaplarda, insanın en güzel biçimde yaratıldığına ilişkin işarettir.

Tanrı’nın insana benzediğini, insanın Tanrı’nın bir parçası olduğunu anlatmak için kullanılan terim.

Akıl: Tanrı’yı bilme gücü, yetisi... Akl-ı maaş: Maddeyi görünürü bilme yetisi. Akl-ı maad: Ruhsal dünyayı bilebilme yetisi. Akl-ı kül: her şeyi kavrayabilme gücü. Peygamberin velilerin aklı.

Alemi Berzah: bu dünya ile öbür dünya arasındaki bir geçit, durum, konum. Bilgide, ikircikli olmak. Gerçek dünya ile sanal dünya arasında kalış.

Alem-i Kübra (Büyük Alem): Insan... Buna, alem-i ulvi (kutsal alem) de denilir.

Alem-i Sugra (Küçük alem): Hayvan... Buna, alem-i süfli de denilir. (Başka bir yoruma göre, büyük alem evren, küçük alem de insandır.)

Ana: Seyyid’in (dede’nin) karısı, eşi. Derviş Bektaşilerde, dedebaba eşine, Ana Bacı Sultan derler.

Anasır-ı Erba: Dört öğe. Toprak, Su, Hava, Ateş. Tasavvufta dört oluşu anlatır ki sonu toprak oluştur.

Arafat Dağı: Adem ile Havva’nın cennetten sürüldükten sonra geldikleri kabul edilen Mekke yakınındaki dağ. Aleviler, Hacı Bektaş Veli aracılığıyla Arafat Dağı olgusunu Anadolu’ya taşımışlardır. Hacıbektaş’taki Arafat Dağı bunun göstergesidir.  Zemzem suyu da aynı biçimde Hacıbektaş’a taşınmıştır. Böylece Anadolu’da bir tür Kabe olgusu yaratılmıştır.

Aşık: Cem ayinlerinde nefes, düvaz gibi dinsel besteler okuyan halk ozanı (Zakir). 12 Hizmet’ten birisi de zakirliktir.

Aşk olsun: Selamlaşma sözüdür. Her işte aşk gerektir, diye ilk temeni olarak bu söylenir. Karşılığı: Aşkın cemal olsundur. Buna Cemalin nur olsun denince, diğeri, nur üstüne nur olsun der.
Aleviler, selama karşılık Eyvallah da derler.

Aşura: Muharrem ayının 10’u. Bu tarihte, (Bugünkü miladi takvimde 680 yılı 10 Ekimi’ne denk düşüyor) Imam Hüseyin’in şehit edildiği için Aleviler tuttukları matem orucunun sonunda Aşura çorbası (Imam Hüseyin’in yemeği) pişirp dağıtır ve yerler. Muharrem orucuna, Kurban Bayramı’ndan 20 gün sayılarak başlanır. 20. günün akşamı oruca niyet edilip 21. gün oruçlu olunur.

Ayak mühürlemek: Mürşit (dede) karşısına gelince, sağ ayak baş parmağına sol ayak başparmağın üzerine koymaktır. Peymançeye geçmek de denir.

 

Bektaşi: Hacı Bektaş Veli’yi yol büyüğü tanıyan ve dede olarak da onun soyundan gelenleri kabul eden Aleviliğin bir bölümü... Takıyye gereği Aleviler kendilerine kent mezkezlerinde ve denetimin yoğun olduğu yerlerde Bektaşi demişlerdir.

Beline sahip olmak: Bu ilkenin en açık hegefi, insanları başkasının karısına kızına bakmaktan, kadınları da edepli olmaya çağırmaktan ibarettir. Bir cinsel perhiz söz konusu değilse de, herkesi kendi helallısı ile birlikte olmaya çağıran, gayrimeşru ilişkilere karşı olan bir ilkedir. Bu ilkeye uymayan Aleviler düşkün sayılırlar, ceme alınmazlar.

Beline sahip olan Alevi; kadın erkek uçurumu aşarak insan olmada birleşmiş; erkek-kadın farkının bulunmadığı Kırklar Meclisi’nden bin bir türlü sanat yaratmıştır.

Beytullah: Allah’ın evi, Kabe. Alevilikte insanın gönlü.

Bismişah: Bismillahirrahmanirrahim’den kinaye... Şah’ın Hz.Ali’nin ismiyle... Işe başlarken yapılan bir küçük duanın girişidir. Peşinden, “Allah, Allah!” denilir.

Budala: Abdallardan önceki mertebe. Bu terim, Alevi ozanlarınca, kutsal bir sıfat olarak kullanılmıştır.

Cünub: Pirsizlik. Sözden, ikrardan dönme.

Çar unsur: Dört öğe... Varlık, ateş, su, yel, toprak denilen dört öğeden oluşmuş sayılır.

Çerağ: Işık, kandil, mum. Mum yakmaya, çerağ uyarmak; söndürmeye, sırretmek denir. Çerağa delil de denir. Cemlerde çerağ genellikle kurbanın yağından yapılır.

Dar: Alevi cemleriyle ilgili temel kavramlardandır. Dar, meydan veya darağacı anlamına kullanılır. Dara durmak deyimi; Alevilerde, halkın ve dedenin önünde canından geçmek, canını başını yol uğruna vermeye hazır olmak anlamında kullanılır. Dara çekmek deyimi ise, hatalı görülen birisini sorgulamak, yargılamak, gerekirse cezalandırmak üzere meydana getirmek anlamındadır. Dar duruşu Dar-ı Hüseyin, Dar-ı Mansur, Dar-ı fazlı ve Dar-ı Nesimi biçimindedir.

Dede: Dedelik kurumunun başı olan kişi. Bugün çıkış kaynaklarına göre dedeler üç grupta toplanabilir:
1-Çelebiler: Hacı Bektaş Veli’nin soyundan gelenler (bel evlatları).
2-Soyları 12 Imam’lara çıkan ocaklardan gelen dedeler. Bunlara “Ocakzade” denilir. Sufi sürekleri de bu gruba girer.
3-Hacı Bektaş’ın manevi evlatları olan dede baba grubu. Bu grup, kentlerdeki Alevi Bektaşi kesimin bir bölümünü yönlendirmiştir.

Delil: Alevilikteki cem meydanındaki kandil, çerağ. Genelikle çerağ veya delil kurbanın eritilmiş içyağının içine fitil yerleştirilerek yakılmasıyla yapılır. Dedebabalıkta mum vardır.

Dem: Kırklar Meclisi’nde Hz.Muhammed tarafından ezilip Kırklara sunulan üzüm suyu.

Dergah: Alevi büyüklerinden birisinin kabrinin bulunduğu ve çevresi kapatılmış, cemevi ve okul durumuna getirilmiş ev. Astene. Büyük tekke.

Derviş: Varlığından geçip gerçeği arayan insan. Dünya varlığını düşünmeyen, kendisini yola vermiş Alevi. Talibin eğitilmiş biçimi....

Diline sahip olmak: Yalan söylememek, insanları sözle birbirlerine düşürmemek; kov ve gaybette bulunmaktadır. El ile can yakıldığı gibi dil ile de yakılır. Bunu ifade için Şah Hatai, “Söz ola kese savaşı / Söz ola kestire başı” demiştir. Diline sahip olmayı, Aleviler geliştirerek, herkese tatlı dil ile hitap etme seviyesine yükseltmişler; böylece yasağı, güzelliğe dönüştürmüşlerdir.

Dinlendirmek: Bir mum veya ocağı söndürmek. Mum ve çerağ, asla üflenerek, dinlendirilemez. (Bunda Hacı Bektaş Veli’nin çerağ üfleyince bütün Rum (Anadolu) erenlerinin çerağlarının dinlenmesi öyküsü ile ilgili bir incelik vardır).

Dolu (Tolu): Şamanizmde kurban ve kutsal içki. Alevilikte kurbanı da kapsayan içki, Kırklar Meclisi’nde sunulan üzüm suyu.

Dört Unsur: Ateş (Emmare), Yel (levvame), Su (Mülhime), Toprak (Mutmaine): Bu dört öğe, insandaki dört nefse karşılıktır.

Nefs-i Emmare, ateşe karşılıktır. Bu aşamadakiler, zalim insanlardır.
Nefs-i Levvame’nin karşılığı yeldir. Bunun karşılığı şeriat ehlidir.
Nefs-i Mülhime, suya karşılıktır. Kabul edicidir. Marifeti temsil eder. Akıl, hikmet, ilim, öğüt, olgunluk gibi dereceleri vardır.
Nefs-i Mutmaine, toprağa karşılıktır. Toprak, insana delildir. Cennette de onun üstündedir. Hakikat kapısının anlatımıdır. Tarikat ehlinin hedefidir.

Düşkün: Yol terbiyesine aykırı, suçlu kimseye denir. Düşkünler cem törenine alınmadıkları gibi, ağır suç işleyenler toplumdan soyutlanırlar.

El almak: Alevilikte, bir pir’e bağlanmak, onun terbiyesine girmek, onun düşüncelerini kabul etmek.

Ele sahip olmak: Hırsızlık yapmamak, elle can yakmamak, kimsenin kanını akıtmamak, cana kıymamak... Bu ilke, Alevilerin barışçılığının ve cana saygısının en somut anlamıdır. Alevilerde en büyük suç, bir canlının kanını akıtmak. Buna bakarak, Alevilerin pasif bir toplum olduğunu; ezilmeye karşı sesini çıkarmadığını düşünmek yanlış olur. Aleviler kendilerini korumak için savaş ve mücadeleden asla yılmamışlardır.

Eline sahip olan Alevi, onu sevmek, okşamak, güzel şeyler yaratmak için bir araç haline getirmiş, yasaklamayı, güzelliğe dönüştürmüştür.

Elest: Değil miyim anlamına Arapça söz. En eski ahit. Tanrı ruhları toplayıp onlara “Ben sizin rahbiniz değil miyim?” diye sormuş. Müminler bela (evet) , kafirler la (hayır) demişler. Bu toplantıya “Elest Meclisi” denir.

Eline, diline, beline, sahip olmak: Alevi ahlakının temel ilkesindendir. El, dil, bel sözcüklerinin ilk harfleri alınıp da bir sözcük yazılırsa ortaya edep çıkar. Bu nedenle Aleviler kendilerini edepli sayarlar.

Ehlihak (Ehlihal): kendinde ilahi gücü kefşetmiş kişi. Batı Iran’daki Ehlihak’lar, Anadolu Alevileri gibi bir topluluk olup Ali’yi ilahlaştırmaları ile tanımlanmıştır.

Elifi Tac: Alevilerin eskiden 12 Imamı sembolize etmek üzere taktıkları baş külahları...

Enelhak: Ben Hakk’ım, anlamına gelen ve evrenin tek varlıktan ibaret olduğunu anlatan Hallac-ı Mansur’un ünlü sözü. Panteizmin özeti olan bu söz şeriatçıları tarafından küfür kabul edilmiş, söyleyenlerin baynu vurdurulmuştur.

Erenler: Gerçeğe ermiş. Olgun kimse. Alevi insanı. Mürşid... Bu söz daha çok hitap olarak kullanılırdı. Sözlük anlamı ise evliya demektir.

Erenlerin demi: Cem törenindeki erkan ve sohbet...

Evliya: Ermiş kimse... Ermişler hakkında gerçek erenler deyimi vardır.

Fenafillah: Maddi dünyadan sıyrılıp Tanrı’da erimek, yok olmak. Böylece bekabillah’a ulaşmak.

Fukara: Tarikat (yol) üyesi kişi.

Gayret kuşağı: Tığ-ı bend: Ikrar ceminde bele sarılan kuşak. Yola girişteki azmi, saygınlığı vurgular.

Göçmek: Ölmek. Hakk’a yürümek. Kalıbı dinlendirmek.

Gözcü: Cem töreninde, meydanda düzeni sağlayan kişi.

Gülbang: Özelikle dede veya mürşidin, törenlerde okuduğu dua.

Güruh-ı Naci: Kurtuluşa ulaşmış topluluk. 72 gruptan en seçkini. İslam’da çeşitli tarikatler bunun kendileri olduğunu iddia etmişlerse de bu terimi Aleviler-Bektaşiler kendileri için kullanmışlardır.

Hac: Asıl Kabe sayılan insanın gönlüne yönelmek, insanın kalbini kazanmak.

Halka Namazı: Cem töreni, ibadeti.

Hıdırellez: Alevi kesiminde bayram olarak kutlanan günlerden birisidir. Bu sözcük Hızır-Ilyas’tan bozmadır. Bunlar ab-ı hayat (ölümsüzlük suyu) içen iki ermiş olarak kabul edilir. Bunların yılda bir kez gül dibinde buluştukları var sayılır. Hızır karada, Ilyas denizde bunalanların yardımına koşarmış.

Hüseyni: Alevi... Imam Hüseyin yoluna bağlı olanlar.

Işık: Alevilere 15. ve 16. yüzyıllarda verilen adlardan birisi.

Ilim: Bilgi, Tanrı’ya ulaştıran deneyim ve bilgi.

Ikrar: Yola girmek, yola giriş töreni... ikrar cemi...

Ismiazam: Insan.

Kabe: Gönül...

Kelime-i şahadet: Alevilikte Sünnilik arasındaki en önemli ayrım, kelime-i şahadetin sonuna eklenen, “Ali, Tanrı’nın velisidir” anlamına gelen “Ali’yyün veliyullah”tan doğar.

Kemerbest: Talibin beline sarılan tığbende, Allah Muhammed Ali için üç düğüm atılması ile oluşan kuşak.

Kevser: Cennet’teki soğuk, tatlı, insanı hiç susatmayan havuz ve suyu. Bunun sakisi Ali’dir. Cemlerde alınan dolu da Kevser’in sembolik hali sayılır.

Kıble: Alevilikte, insanın yöneldiği yer yine insan olduğu için, kıble insandır. İnsanda bulunan gönüldür.

Kırklar: Alevilikte kutsal 40 kişinin oluşturduğu meclis. Cemevi, Kırklar Meydanı’dır. Cemde sunulan içecek de kırklar Dolusu / şerbeti diye nitelendirilmiştir.

 

Kur’an: Hakikatler kitabı. Kur’an-ı samit (sessiz Kur’an): Bu Kur’an, yazılı haldeki harflerden, cümlelerden oluşan metindir. Kur’an’ın şeklini anlatır. Kur’an’ı natık: konuşan Kur’an. Kur’an’ı Natık, Hz.Ali’dir. Bu sözü O Sıffın’da, Kur’an’ın mızrakların ucuna takılması sırasında söylenmiştir. Dediği özetle şudur: “Bu bir hiledir: Mızrakların ucundaki Kur’an değil, yazılmış sayfalardır. Asıl Kur’an buradadır: Ben konuşan Kur’an’ım.”

Kurban: Nefis... Hak yoluna kendi canında geçen insan.... Cemde, lokma edilerek yenilen koyun, ekmek veya elma... Horoz, yoksa tuz, yoksa, bir tas su bile kurban yerine geçer.

Kurban tığlamak: Kurbanı kesmek. Tığ Farsça’da kılıç demektir.

Lokma: Yemek... Kurban yemeği... Yemekten bir parça. Yemek yiyelim, yerine; Lokma edelim, lokma görelim, derler.

Mengüş: Evlenmemiş Bektaşi dervişlerinin kulaklarına taktıkları at nalı biçimli küpe.

Meydan: Cem evi... Erenler Meydanı, Kırklar Meydanı da derler.

Mihman: Konuk.

Münafık: Içi dışı bir olmayan. İnanmadığı halde inanır görünen.

Mürşit: Alevilikte, Hz.Ali.... Onu temsil eden dede. En üst makam. Ocak temsilcisi dede.

Müsahiplik: Ilk Alevi ailesinin dünyada ve ahirette yol kardeşi olmasıdır.

Nasip almak: Tarikate / yola girmek.

Nazar: Nazar, bakış demektir. Bektaşiler, karşılarındakine siz yerine nazarım derler. Bu da, “Görüşü benim gibi olan” demeye gelir.

Nefs (Nefis): Insanın içindeki yıkıcı arzular ve kötü duyguların tümü. Alevi felsefesinde insan nefsi, onun için “en büyük düşman” (adu-yı ekber) kabul edilmiştir. Bu nedenle de “en büyük savaş” insanın kendi içinde, kendi nefsine karşı verdiği savaştır. Aleviler; gaza ya da cihat deyince Sünnilikten çok farklı olarak, insanın kendini terbiye etmesini anlar. Bunun içinde Şah Hatai, “Adem öldürsen kan olmaz./Nefis öldürsen kan olur” diyerek bu düşünceyi hayata geçirmiştir.

Niyaz: Sevilen, sayılan, kendisine bağlılık duyguları beslenilen bir insana, mürşide karşı yapılan hürmettir, onun önünde eğilmedir. Sosyal ve dinsel durumları aynı olan bireylerin  yanaklarını birbirine değdirerek hafif uzaktan kucaklaşması da niyazlaşmadır. Ceme katılan erkekler erkeklerle, kadınlar kadınlarla niyazlaşarak birbirlerinden razı olduklarını gösterirler.

On iki hizmet: Cemde yürütülen hizmet sayısı, 12 Imamlara bağlanmış olduğu için 12’dir. Bu hizmet sahiplerinden mürşit, rehber ve pir için post vardır. Diğer hizmetler, yanlızca hizmet olup posta bağlı değildirler. Gerçekte post sayısı 3, hizmet sayısı 12’dir.

On sekiz bin alem: Eski inanışa göre 18 alem vardır. Araplar, bunu son sayı olan binle anlatmışlar, böylece de 18 bin alem kavramı ortaya çıkmıştır. Bunlar: 1- Tanrı’nın aktif belirtisi sayılan aklı küll, 2- Al-ı küllden doğan pasif yetenek olan nefs-i küll, 3- dokuz (9) tane gök, 4- Dört (4) tane mevluttur (Maden, nebat, hayvan).

Oruç: Gerçek olmayana, yanlışa, kötüye karşı insanın takındığı korunmacı tavırdır. Nefsin terbiyesidir. Aleviler, Muharrem ayında 12 gün matem orucu tutarak Imam Hüseyin’i de anarlar.

Palheng: Eskiden, 12 Imam’ı simgeleyen 12 köşeli olarak yontulan taş.

Pençe: Çelebi geleneğinde, talibin sırtı görgü sırasında değnekle değil elle sıvazlanır. El pençe anlamındadır. Bu yöntemi uygulayanlara Pençeciler denilir.

Post: Dedelik makamını anlatır.

Rafızi: Geçmişte Sünni alimlerin Alevileri anlatmak için kullandığı bu terim; yoldan sapmış anlamına gelmektedir. İmam Şafii bir şiirinde “Aliyi sevmek Rafizilikse /Bütün dünya bilsinki bende Rafıziyim.” Demiştir.

Rıza Lokması: Cem töreni sırasında pişirilen kurbandan yenen lokma.

Saki: cem töreninde dolu (zemzemsuyu) veren hizmet sahibi.

Samah (Semah): Bağlama ve aşığın (zakirin) okuduğu nefes eşliğinde yapılan kutsal dini dans. Semah, Alevi din törenlerinin vazgeçilmez öğesidir. Semahın kaynağı Kırklar Meclis’dir. Cem töreninin zorunlu uygulaması olan semah dört türlüdür: 1- Kırklar Semahı, 2- Tevhit Semahı, 3- Hizmet Semahı, 4- Irşad; öğretici-eğitici-belletici Semahı.

Alevilerde Sayıların, Renkler ve Kokular
Bir: Yaratıcı, yaşatıcı olan Allah’tır, tektir. Vahdetin (birliğin) sembolüdür. “Söz bir, Allah bir, Yol bir” denir.

Üç: a) Üçlemedeki Allah Muhammed Ali.
b) Bektaşi terbiyesindeki, “Eline beline diline” formülü.
c) Mürşit, Rehber, Pir: (Istekli, yol gösterici, aydınlatıcı.)

Dört: a) Dört Kapı: şeriat-tarikat-marifet.hakikat.
b) Dört unsur: Toprak-su-ateş-hava.
c) Dört Melek, Dört Resul, Dört Kitap....

Beş: Pençe-i Ali aba: Ehl-i Beyt... Bir elin beş parmağı. Bu Arap yazısıyla Allah biçimindedir. (Aslı, Penç-i Ali aba’dır.)

Yedi: a) Imam Ali’de bulunan üstün özelliklerin sayısı. Hz.Muhammed, Hz.Ali’ye “Ya Ali! Sende bulunan yedi sıfat, başkasında bulunamaz. Kimse sana ahrette, ‘Bizde bu sıfat vardı’ diyemez.” buyurmuştur.
b) Gaip erenlerden en önemli 7 kişi.
c) Gökkuşağı. Fatma Ana kuşağı diye anılır, yedi renkli.

Sekiz: Cennet’in sekiz kapısı vardır, sekiz derece üzerindedir, sekiz adı vardır.

On iki: Bu sayıya altın zincir de denilir.
a) Yolun altın zinciri olan On Iki Imam’ı gösterir.
b) Alevi tacı (külahı) On Iki terklidir (dilimlidir). Tacın tepesinde hakikat noktasında (gül veya mühir denen yuvarlak) toplanması, Allah’ın birliğine işaret sayılır.
c) Nasip alınan on iki  huyu açık, on iki huyu kapalı gerek.
d) Aylar on iki, burçlar on ikidir.

On dört: a) On dört Masum-u Pak (Bunlar on iki Imam’ın küçük yaşta zehirlenerek veya katledilerek şehit edilen yavrularıdır).
b) Kur’an’ı Kerim’in on dört kıraat (okunuşu) tarz ve usulü vardır.

On yedi: Hz.Ali, oğullarından 17’disine kemer bağlanmıştır. Ayrıca on yedi savaşçı vardır ki, bunlara da kemer kuılmıştır. Bunlara 17 Kemerbest’ler derler.

Kırk: Kırklar Meclisi’nde geçer. Bunlar, yeryüzünde her zaman var olduğuna inanılan ulu kişilerdir.

Renkler
Aleviler; beyaz rengi Hz.Muhammed’e, al (kırmızı) rengi Hz.Ali’ye, siyah Hz.Fatıma’ya, açık yeşil ve sarıyı Hz.Hasan’a, açık kırmızı, pembe ve yeşil Hz.Hüseyin’e bağlarlar. Hz.Muhammed Cuma günleri yeşil, savaşta siyah, öteki günler beyaz sarık taşırmış. Hz.ali, savaşta kırmızı, bunun dışında beyaz imame sararmış.

Koyu sarı renk de, Fatıma ana rengidir. Sarı, kız sembolü olarak kullanılır.

Aleviler, mavi rengi sevmezler; bu rengi, melun Muaviye ve Yezid kullanırmış diye inanırlar.

Kokular
Gül kokusu, Hz.Hüseyin’e şebboy Hacı Bektaş Veli’ye, çeşitli güzel kokular da Hz.Muhammed’e, Hz.Ali’ye bağlanır....

SON..

Kitap: Türk Aleviliği
Yazar: Rıza Zelyut
Ekleyen: Seyyid Hakkı


ALEVİ İNANÇ DİN BİLGİLERİ sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. => Facebook Sayfalarımız: Seyyid Hakkı SH ve Seyyid Hakkı EK. => YouTube Kanalımız: Ehlibeyt Yolu-Seyyid Hakkı. Aşk ile Canlar...