Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Seyyid Seyfeddin Ocağı

5- Arınmışlık Üzerine TA-SIN


Arınmışlık Üzerine TA-SIN

Gerçeklik, çok gizlidir, açıklanamaz; ona giden yollar dar; Yabancı, işte bu patikalardan geçer, Durak’larda görüp yaşadıklarını anlatır. Bunlar, kırk Durak’lardır:
 

1- Yöntem (adab)

2- Korku (raheb)

3- Yorulma (nasab)

4- Arama (Taleb)

5- Şaşırma (aceb)

6- Yıkılma (ateb)

7- Esrime (tarab)

8- Tutku (şereh)

9- Doğruluk (nezeh)

10- Içtenlik (sıdk)

11- Yoldaşlık (rıfk)

12- Özgürleşme (ıtk)

13- Gösterme (tasvih)

14 Dinginlik (tervih)

15- Anlama (temyiz)

16- Tanık olma(şuhud)

17- Oluş (vucud)

18- Sayım (ıdd)

19- Çabalama (kedd)

20- Eski duruma dönme (rada)

21- Yayılma (imtidad)

22- Hazırlanma (i’tidad)

23- Kendini yalıtma (infirad)

24- Bağlanma (inkıyad)

25- Çekim (murad)

26- Görüntü (huzur)

27- Uygulama (riyazet)

28- Dikkat (hıyatat)

29- Yitirilen şeyler için üzülme (iftikad)

30- Direnme (istilad)

31- Dikkate alma (tedebbür)

32- Hayret (tahayyur)

33- Düşünme (tafakkur)

34- Sabır (tasabbur)

35- Yorumlama (taabbur)

36- Onaylamama (rafd)

37- Güçlü eleştiri (nakd)

38- Uyma (riayet)

39- Işaret alma (hidayet)

40- Başlangıç (bidayet)

son durak, arınmış ve gönlü temiz insanların ulaşabileceği Durak’tır.

Her Durak’ta iki ayrı bilgi vardır; bu bilginin bir bölümü algılanabilir, diğer bölümü algılanamaz...

Yabancı, çöle girdi ve onu geçti ve kucaklandı, tümünü içine aldı. Ne dağda, ne ovada, alışkın olduğu ya da yaralı bir şey bulmadı.

«Musa, konuşmasını tamamlayınca» halkından ayrıldı; çünkü gerçeklik tarafından «onunki» olarak kabul edilecekti. Ancak Musa, dolaysız içgörüyle değil dedolaylı bilgiyle hoşnut kılındı; budur onunla insanların en üstünü (Muhammed) arasındaki fark. Bu yüzden Musa: «Belki size O’ndan bir haber getiririm» (Kasas; 29) demişti.

Eğer Iyi Yönlendirilen, dolaylı bilgiyle hoşnut kılınsaydı, aynı yolu arayan bir kimse, dolaylı bir belirtiyle yetinmez olur muydu?

Yanan çalıdan, Tur’un yakınında, çalıdan kulağına gelen ses, ne çalının sesiydi, ne de tohumlarının; Tanrıydı konuşan.

İşte benim işlevim, bu çalınınkiyle aynı. (yani Tanrı, Hallac-ı Mansur’un ağzıyla konuşmuş oluyor.)

Yani gerçeklik, gerçekliktir; yaratılmış da yaratılmış. Reddedin yaratılmış varlığınızı, O (Tanrı) olursunuz, O da siz; gerçeklik olarak.

Benlik, bir öznedir; ama belirlenmiş nesne de, gerçekte bir öznedir; öyleyse nasıl belirlenir?

Tanrı, Musa’ya dedi ki: «Kanıt’a doğru yol göster, Kanıt’ın nesnesine değil. Ben, tün kanıtların kanıtıyım.»

Tanrı, gerçek anlamda bana dönüştü.
Yücelik gösterip, benimle antlaşma (birlik) yaptı.
Gizim tanıktır,
Yaratılmış kişiliğim olmadan.
O benim gizim, işte budur gerçeklik.

Tanrı, benim yüreğimden, benim bilgimi açıkladı. Kendisinden uzun zaman uzakta kalan beni yanına çekti, benimle içli dışlı oldu, beni seçti.

Kitap: Tavasin
Yazar: Hallac-ı Mansur
Ekleyen: Seyyid Hakkı

ALEVİ İNANÇ DİN BİLGİLERİ sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. => Facebook Sayfalarımız: Seyyid Hakkı SH ve Seyyid Hakkı EK. => YouTube Kanalımız: Ehlibeyt Yolu-Seyyid Hakkı. Aşk ile Canlar...