Alevilikte Inanç - Seyyid Hakkı—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Seyyid Seyfeddin Ocağı

6. Ulu Ozan, Pir Sultan Abdal’ın hayatı…


6. Ulu Ozan, Pir Sultan Abdal’ın hayatı…
Çeke çeke ben bu dertten ölürüm,
Seversen Ali’yi değme yarama
Ali’nin yoluna serim veririm,
Seversen Ali’yi değme yarama.

Ilgıt ılgıt oldu akıyor kanım,
Pir yoluna kurban verilir serim,
Benim derdim bana yeter efendim,
Seversen Ali’yi değme yarama.

Bu yurt senin değil konar göçersin,
Körpe kuzulardan nasıl geçersin,
Ali’nin dolusun bir gün içersin,
Seversen Ali’yi değme yarama.

Abdal Pir Sultanım deftere yazar,
Hilebaz yar ile olur mu Pazar,
Pir melhem çalmazsa yaralar azar,
Seversen Ali’yi değme yarama.

Pir Sultan Abdal 

Pir Sultan Abdal‘ın yaşadığı çağda, Anadolu’da feodal sistemin hakim olduğu ve Anadolu, feodal beyliklerinin at koşturma meydanı olmuştur. Bu acımasızca boğuşmalar sonucu insanlar; Inançlarından, düşüncelerinden, dillerinden, hatta cinsiyetlerinden dolayı ezilmiș, horlanmıș ve sömürülmüșlerdir. Dolayısıyla Anadolu’nun üstüne çöken karabulutlar, bir türlü kalkmak bilmemiștir. 

Anadolu’da hakim olan hükümdarlıkların içindeki düzensizlik, adaletsizlik, Osmanlı döneminde de sürdürülmüştür. Düzenin yarattığı adaletsizlik ve mezhep ayrımcılığından doğan iç kavgalar sonucu Ehli Beyet’e gönül veren, Ehli Beyt ümmeti olan Aleviler de nasibini almıșlardır. Alevilere yapılan zulümler, sıradan Sünni halkından gelmemiștir aksine radikal Sünni Osmanlı devlet yapısından kaynaklanıp uygulanmıștır. Osmanlı’nın, haramzade kadı ve müftülerince verilen yalan, yanlış, iftira dolu fetvaları sonucu halklar arasındaki hoşgörü yerini düşmanlığa bırakmıștır. 

Yönetimi bozulan ve dinsel hoşgörüden uzaklaşan Osmanlılardan umudunu kesen Aleviler, Osmalı’nın adaletsizliğine ve karmaşılığına karşın, kurtarıcı olarak Safavi Devleti’ni kuran Şah Hatayi‘den yana tavır takınmıșlardır. 

Osmanlı Padişahı Yavuz Selim ile Safavi Devlet başkanı Şah Hatayi arasındaki çıkan savaştan Şah Hatayi’nin yenilgisinden sonra Aleviler, Yavuz Selim’in zulüm ve katliamına hedef olmușlardır. 

Yavuz Selim’in Alevilere karşı takındığı bu siyasi düşmanlık, mazlum kanı dökmekle kalmamış aynı zamanda Şeyh-ül Islam fetvaları ile Sünni inancındaki ümmetin kafasına yerleştirilen asılsız isnat-iftira ve karalamalar olmuştur.  

Pir Sultan Abdal inançsal şiirlerinde; Muhammed Ali, Ehli Beyt, On Iki Imam sevgisini, övgüsünü anlatırken aynı zamanda zalimin mazluma yaptığı zulmü de dile getirmiştir.   

Bir şiiri…
Yol içinde yol ararsan, 
Yol Muhammed Ali'nindir. 
Yetmiş iki dil içinde, 
Dil Muhammed Ali'nindir. 

Varma Yezid‘in yanına, 
Uğrarsın șerrin seline, 
Lanet Yezid'in canına, 
Ten Muhammed Ali'nindir. 

Söyler Pir Sultan‘ım söyler, 
Hakk'ın birliğini birler, 
Doğmuş alemlere parlar, 
Nur Muhammed Ali'nindir.
 

Pir Sultan dinsel şiirlerin dışında, yaşamın çeşitli yönleri üzerine ve kendi kavgasını, yaşadığı günlerdeki çatışmaları, ayrıntılarıyla yansıtmıştır.  

Koca başlı kara kadı, 
Sende hiç din iman var mı? 
Haramı helalı yedin, 
Sende hiç din iman var mı? 

Fetva verir yalan yulan, 
Domuz gibi dağı dolan, 
Sırtına vururum palan, 
Senin gibi hayvan var mı? 

Iman eder amel etmez, 
Hakk'ın buyruguna gitmez, 
Kadılar yaş yere yatmaz 
Hiç böyle bir Şeytan var mı? 

Pir Sultan’ım zatlarımız,
Gerçektir șöhretlerimiz,
Haram yemez itlerimiz,
Bu sözümde yalan var mı?
Pir Sultan Abdal 

Pir Sultan, dinsel ve dinsel olmayan şiir/beytlerinde tasavvufun derin sorunlarına girmeyip, yaşam karşısında hep somut, dışa (zahiriye) dönük kalmıştır. Imam Hüseyin gibi zulme boyun eğmeden, yiğitçe, son sözünü şöyle dile getirmiştir.  

Koyun beni Hakk aşkına yanayım, 
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan. 
Yolumdan dönüp mahrum mu kalayım, 
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan. 

Benim pirim gayet ulu kişidir, 
Yediler ulusu, Kırklar eşidir, 
On Iki Imam‘ın server başıdır, 
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan. 

Kadılar müftüler fetva yazarsa, 
Işte kemend, iste boynum asarsa, 
Işte hançer, iste kellem keserse, 
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan. 

Ulu mahşer günü olur divan kurulur, 
Suçlu, suçsuz gelir anda derilir, 
Piri olmayanlar anda bilinir, 
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan. 

Pir Sultan'ım arşa çıkar ünümüz, 
O da bizim ulumuzdur pirimiz, 
Hakk‘a teslim olsun garip canımız, 
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan.  

Yakalanıp zindana haps edilen Pir Sultan, zindanda çektiklerini bu dörtlükte şöyle anlatır.
Kale’nin kapısı taştan demirden,
Yanlarım çürüdü yaştan yağmurdan,
Bir kimsem yoktur ki dostu çağırtam,
Açılın kapılar şaha gidelim.  

16. asırda yaşayan Pir Sultan Abdal, ondan yıllarca evvel Horasan’dan çıkıp Selçuklular’ın hakim olduğu Anadolu’ya gelen Hace Ahmet Yesevi, Hace Bektaş-ı Veli gibi Tasavvufçulara uyarak aynı yolu tutmuş ve Anadoluya gelerek Sivas’ın Yıldızeli ilçesinin Çırçır bucağına bağlı Banaz köyüne yerleşmiştir.  

Yazılı belgeler Pir Sultan’ın, 1587-1590 yılları arasında idam edildiğini ve bu idamın Alevilik suçundan dolayı yapıldığını fakat, her yapılan idamlara bir kılıf uydurulduğu gibi bu infaza da bir kılıf uydurulmuştur. Pir Sultan Abdal, halka; Isyankar, asi ve devlet haini olarak tanıtılmıștır.   

Pir Sultan Abdal ve nice Hakk erenlerimizin gerçek dışı tanıtılması ve uygulanan baskı-sindirme politikası yüzünden bu Ulu Hakk dostlarının isimlerini ağza dahi almayı yasaklıyarak bu sindirme politikasıyla, gönül erenleri unutturulmak istenmiştir. 

Emevi Arap zihniyetine, ve Arap milliyetçilığine hizmet eden kula kulluk zihniyetin hesaba katmadıkları bir gerçek vardı ki, o da; „Hakk Muhammed Ali“ aşkı ile yanıp tutuşan Anadolu insanının sevgi ile yaşıyan gönül dostlarıdır. 

Sonuç itibariyle Alevi inancı hakkında, yazılı belgeleri yakıp yok ettiler fakat Hakk gönül dostları sözlü gelenek ile ilim irfan, öğüt nasihat, uyarılar ve Ehli Beyt’e olan muhabbet duyguları ile deyiş, şiir, ağıt, Duaz-ı Imam ve mersiyeleriyle gönülden gönüle aktararak Muhammed Ali yolnunu yaşatarak günümüze taşınmasını sağlamıșlardılar.  

Hakk gönül erenleri, Muhammed Ali yolunda maddi ve manevi olarak, ağır bedeller ödemișlerdir. Yaşanan ahlaksal yaşam ve barışık düzenenin sağladığı; Sevgi, saygı, güven, huzur, hoşgörü ve büyük bir özveriyle, insanı insan yapan erdemliklerin kazanımı, ağır bedeller ödemekle sağlanmıştır. Her devrin bir zalimi varsa, o zalime karşı koyacak bir mazlumun olduğunu da kanıtlamışlardır.  

Halk ozanı Pir Sultan Abdal, Ehli Beyt ümmetine yapılan baskı, zulüm ve katliamları, bağlama ve sözü ile dile getirip, duruşunu ortaya koymuştur. Bu esas duruşu, bedeli ile ödemiştir. Ve aynı zamanda o günün, basın görevini yapıp mazlumun dili olmuştur...

Ulu Ozan, Pir Sultan Abdal’ın hayatı ile ilgili Video…
https://www.youtube.com/watch?v=K3NqHd3l8go 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=          

Alevi inanç yolunda, hizmet sayfalarımız...
YouTube, ilim kanalımız:
https://www.youtube.com/user/YediDeryaSohbeti62
Facebook, Dergah grubumuz:
https://www.facebook.com/groups/244039227002241/
Fcebook, ilim sayfamız;
https://www.facebook.com/Seyyid-Seyfeddin-Oca%C4%9F%C4%B1-sayfas%C4%B1-194839911064876/
Alevi Inanç Din Bilgileri, WEB  sayfamız;
https://www.uludivan.de/
Facebook özel sayfamız;
https://www.facebook.com/seyyidhakkiii

 

Alevilikte Inanç - Seyyid Hakkı sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. => Facebook Sayfamız: Seyyid Hakkı SH => YouTube Kanalımız: Ehlibeyt Yolu-Seyyid Hakkı => Facebook grubumuz: Seyyid Seyfeddin Ocağı - Dergah Aşk ile Canlar...