Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası.

Incinsen de, incitme manası



Incinsen de, incitme manası
Yunus Emre kalp-gönül konusunda; „Ararsan Mevla’yı gönlünde ara“ der. Kalp üzerinde durulan konular arasında kalp kırma, gönül incitmenin ayrı bir yeri vardır. Çünkü kalp, gönül ve can demektir. 
 

Incinsen de incitme ilkesinde ifade edilen „incitme“ kalbe yöneliktir. Dolayısiyle kalbin aynı zamanda pek kırılgan ve ince oolduğu, hiç umulmadık şekilde çarçabuk kırılabileceğini ve telafisinin, onarmasının ise hemen hemen imkansız olmasıdır. Yoksa birilerinin „pasiflik“ olarak algılamaları gibi; haksızlıkları görmezden gelmek, doğruları yanlışa boğdurmak, haksızlıklara boyun eğmek, zalimin zulmüne katlanmak, vesayre anlamında değildir elbetteki.  

Alavi toplumu; Imam Hüseyin başta olmak üzere 12 Imamlar gibi, haksızlığı onaylamayan ve zalimlerin zülmüne karşı mücadele veren bir toplumdur. 1400 sene zalimin zülmüne, olan bütün haksızlıklara karşı Imam Hüseyin’den Pir Sultan Abdal’a, Sivas’a kadar onharca bedel ödemek pasiflik yerine mücedele verildiğinin en güzel ispatıdır. Bu tarihi duruş, bize göstermiştir ki; „İncinsen de incitme“ ilkesi „Pasif“ olmak anlamında değildir.  

„Incinsen de incitme“ ilkesi; Bağışlayıcı, af edici ve gönül kırmamaktır. Insan kalbinin ne kadar hasas ve kırılgan olduğu konusunda Yunus Emre: 

Gönül Çalab(Allah)‘ın tahtı, Çalab gönüle baktı,
İki cihan betbahtı, kim gönül yıkar ise. 
 

Burdaki mana: Insandaki gönül Allah’ın, evveli ve ebedi tahtı ve bıraktığı mukkades bir yer olarak özel bir değer vermiştir. Gönül, bu özel yaratılışıyla Allah’ın tecelli edip baktığı yerdir. Bu itibarla, gönül yıkan bir kişi iki cihanın bedbahtı olarak niteleyip ve bu işin büyük bir günah olduğunu ifade eder.  

Avrupada yaşanmış bir olayı örnek vermek isterim. Adamın biri katil oluyor, insan öldürüyor. Ve bu kişi adam öldürdü diye şikayet edilir. Kanun önüne çıkarılır ve hakim bu kişiye idam kararı verir. Bu kişi idam sehpasına çıkarılır, idam ipi boynuna takılır ve sıra idam sehpasının ayakların altından atılmasına gelir.  

=> Hakim diyorki sehpayı alın adam ölsün ama ordakilerden kimse almıyor. Hakim dönüp ordakilerine soruyor neden almıyorsunuz? 
=> Halk; Hakime, o katildir bizde mi katil olalım? O zaman bizler iki kişinin katli olmuş oluruz diye cevap verirler. 

=> Hakim; Peki bu sehpayı kim alacak?

=> Halk; Ancak onun çocukları alabilir.
 

Derken katilin çocukları çağrılıyor ve çokcuklar geliyor. Hakim çocuklara durumu izah ettikten sonra sehpayı sizin almanız gerekiyor der. 

=> Çocuklar; neden biz alalım? Diyorlar.
=> Hakim; Sizin babanızı öldürmüş ya.
=> Çocuklar: İyi ama o zaten katildir biz ne diye katil olalım? Biz almıyoruz derler.
 

Sonuç itibariyle adam idam edilmesine idam edilmiyor ama her nereye gidiyorsa kimse selam vermiyor, fırıncıya gidiyor fırıncı ekmek vermiyor, para veriyor kimse parasını almıyor, selam veriyor kimse selamını almıyor dolayısiyle tamamen toplumdan soyutlanıyor. Ve çaresiz kalıyor, bir çıkar yol bulamıyor derken kendini bir nehirin içine atıyor ve kendi ölümünün kararını kendi eliyle vermiş oluyor. 

Alevi inanç yargı mekanizmasıda budur. Bu olayda Alevi inancının yargı mekanizmasının ne kadar adaletli olduğunu görmekteyiz. Dolayısiyle Allah'ın adaleti yerli yerindedir, yeterki insanoğlu riayet etsin.
=Seyyid Hakkı=

ALEVİ İNANÇ DİN BİLGİLERİ sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. => Facebook Sayfalarımız: Seyyid Hakkı SH ve Seyyid Hakkı EK. => YouTube Kanalımız: Ehlibeyt Yolu-Seyyid Hakkı. Aşk ile Canlar...