Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Seyyid Seyfeddin Ocağı

Hadice-tül Kübra Ana’nın, hayatı.

Hadice-tül Kübra Ana’nın, hayatı.
Babası: Abduluzza bin Hüveylid
Annesi: Fatıma bint Zaid
Lakabı: Kübra
Doğum yeri ve tarihi: Mekke-Miladi
555
Şehadet yeri ve tarihi: Mekke-Miladi 620
Kabrinin bulunduğu yer: Mekke
Yaşı: 65

Çocukları: Hz.Muhammed ve Hadice Ana’nın bu evliliklerinden dört kız ve iki erkek çocuk olmak üzere altı çocuğu doğmuştur. Fatma Ana haricinden diğer çocukları, genç yaşta Hakk’a yürümüşlerdir. 

Hadice Ana, Mekke’de doğup büyüyen ve yaşamını da Mekke’de sürdüren genç bir dul kadındı. Kureyş kabilesindendir. Yaşadığı toplum ve zaman itibariyle insan tarihinde  “kadın”a; değer verilmeyen, hiçe sayılan, meta yerine konulan, ikinci sınıf insanı olarak görülen en kötü dönemdi. 

Dolayısiyle o dönemlerde Mekke’de kız çocuğu, ailesi için uğursuzluk kaynağı olarak görülüyordu. Kız çocuğu olarak doğan bir bebek ise, diri diri toprağa gömüldükleri gibi, aynı zamanda insanlık adına bu iğrenç adetleriyle, hareketleriyle de övünüyorlardı. Arapların bu iğrenç adetlerine kurban olmayıpta kurtulan genç kızlar ise, iradeleri dışında evlendiriliyorlardı. Dul kadınlar ise, erkekler tarafından kolaylıkla kendi cinsel çıkarları için kullanılıyorlardı. Özetlersek Kadın; Ezilen, satılan, sömürülen, işkence gören, istismar edilen, insani değerlerden mahrum bırakılan bir meta parçası olarak algılanıyordu.  

Ömer bin Hattab, kızlarını diri diri toprağa gömenlerden biridir. Ama ne hikmetse Ehli Sünnet toplumu bu konudan hiç bahis etmiyor. 

Böylesi bir toplum anlayışı ve örf-adetin hakim olduğu ortamda yaşam mücadelesi veren Hadice Ana; güzelliği, variyeti, aklı, ahlakı, edep erkanı ile Arabistan’da hatırı sayılacak şöhreti  olan bir hanımefendi idi. Dolayısiyle her taraftan kendisine talip olan ve rağbet eden pek çok kimseler vardı. Rivayete göre Hadice Ana gördüğü bir rüya gereği, kimseye iltifat etmemiştir. 

Ilmi, aklı, variyeti ve şerefli bir kişiliğe sahip olan Hadice Ana, ticaret ile uğraşan devrin büyük tüccarlarındandı. Himayesinde çalışan memurları, katipleri, ve köleleri vardı. Güvenli bulduğu şahıslarla birlikte ortak ticaret yapardı. Ikinci kocasının ölümünden sonra kendi adına ticaret yapacak güvenilir birini görevlendirmeyi prensip edinmişti. Tanıdıklarının tavsiyesi üzerine,  çevresinde üstün ahlak sahibi ve aynı zamanda“emin“ güvenilir bir genç olarak bilinen Hz.Muhammed ile ortaklık  anlaşması yaptı. Ortaklık anlaşmasından sonra kölesi Meysere’yi de Hz.Muhammed’in hizmetine vererek Şam seferine gidecek olan kervandan sorumlu kıldı.  

Şam ticaret seferi üç ay sürdü. Bu sefer esnasında Hz.Muhammed’in şahsında görülmemiş, şaşkınlık yaratıcı, olağanüstü haller görüldü. Bu yolculukta O’nu gölgeleyen bir bulutun ve kuş şekline giren iki meleğin üzerinde sürekli bulunması, altına oturduğu kuru ağacın yeşillenmesi gibi haller görülmüştür. Kölesi Meysre sefer dönüşü Hadice Ana’ya, Hz.Muhammed’in bu hallerini tek tek anlattı.   

Hadice Ana’ya anlatılanlar, mallarını satmak üzere teslim ettiği Hz.Muhammed’in bereketiyle iyi kar etmesi ve bunlardan ziyade kervanı karşıladığında, Hz.Muhammed’i gözekleyen iki meleği bizzat kendisi görmesinden çok etkilendi. Daha önce gördüğü bir rüyasında gökten inen “ay”ın, koynuna girip kollarının altından çıkarak bütün alemi aydınlatması idi.  

Hadice Ana, olağan üstü bu halleri, putlara tapmayıp Hıristiyan olan, Tevrat ve Incil’i okuyabilen, bölgenin iyi tanınmış şair ve bilginlerinden amcasıoğlu Varaka bin Nevfel’e anlatı. Varaka; “Ahir zaman peygamberi vücuda gelmiştir. Sen O’nun hanımı olacaksın, senin zamanında O’na vahy gelecek ve O’nun dini bütün alemi dolduracakdır. Sen ise O’na, ilk iman eden olacaksın. Bu söylediklerinden anlaşılıyor ki, şüphesiz Muhammed bu ümmetin peygamberi olacak. Ben, bu ümmetten bir peygamber çıkacağını zaten biliyordum ve onu bekliyordum. Bu zaman O’nun zamanıdır.” deyince Hadice Ana’nın sevgi ve itimadı daha da arttı. Özüyle sözü bir olan ve güzel ahlağı sebebiyle Hz.Muhammed’e hayran kalmış ve  kendisine evlilik teklif eder. 

Hz.Muhammed aldığı bu teklifi ailesinin büyükleri olan amcalarına götürür. Amcası Ebu Talip, kardeşleri ve Hz.Muhammed ile birlikte Hadice Ana’nın evine gidip orda yapılan toplantıda Hadice Ana’nın amcası Amr bin Esed’den yegeni Muhammed için Hadice’ye talip olduğunu söyler. Iki tarafın elçileri Hz.Muhammed ve Hadice Ana’nın evlenmesini kararlaştırdılar. Nikah meresimi de Hadice Ana’nın evinde yapıldı. 

Hz.Muhammed ve Hadice Ana’nın bu evliliklerinden dört kız ve iki erkek çocuk olmak üzere altı çocuğu olmuştur. Kızlarının isimleri; Zeynep, Rukiyye, Ümmü Gülsüm ve Fatıma. Erkek çocuklarının isimleri ise; Kasım ve Abdullah dır. Fatıma Ana haricinden diğer çocuklar genç yaşta vefat etmişlerdir. Son erkek çocuğu Olan Abdullah da vefat edice, As bin Vail “Muhammed ebter oldu” yani soyu kesildi deyince, Allah, “Kevser süresi” göndererek, As bin Vail’e cevap verdi.  

Hz.Muhammed; “Her annenin oğlu için kendilerine mensup olacağı bir asabe(Baba soy tarafı) vardır. Fatımanın iki oğlu bundan müstesnadır; çünkü ben onların velisi ve asabesiyim (soyumdanlar) buyurmuş ve neslinin Fatıma Ana’nın çocukları Imam Hasan ve Imam Hüseyin’den devam edeceğini belirtmiştir.   

Hz.Muhammed ve Hadice Ana’nın evlilikleri; mutlu ve uyum içinde geçmiştir. Hadice Ana Hz.Muhammed’e; iyi bir eş, iyi bir arkadaş ve iyi bir danışmanıydı. Hz.Muhammed’in peygamberliğini ilk kabul eden kadın ünvanına da sahip olmuştur. Hz.Muhammed’i hiç bir zaman yanlız bırakmamıştır. 

Hz.Muhammede’in Hadice Ana ile evlenmesiyle maddi ve manevi durumu da değişir. Durumu iyi olan, orta tabakalı bir yaşama sahip olur. Zenginleşmeye doğru giden Hz.Muhammed, buna rağmen kendi hayatından memnun değildi.

Bu iki yüzlü ve çirkin toplumdan ve yaşamdan uzak, dağların tabiatın sesizliğini tercih edip, dağlara çekilir. 15 yıl boyunca nefsiyle mücadele ettikten sonra, 610 yılında Hira dağına geri çekilip, kendini ibadete verir. Bir gece, meleklerce sarılır ve gayıpten bir ses gelir ve kendisine hüküm edilir. Gayipten gelen ses diyorki, inananlara anlat.. Hz.Muhammed, ter kan içinde, neyi anlatayım? diye cevap verir. Hz.Muhammed meleklerce sıkıştırılır ve kalbine şu cümleler kazılır. „Insanlara anlat: Insanların Allah tarafından yaratıldıklarını anlat. Yüceliğinden bahis et. Sana ayan olanları, kulağına anlatılanları anlat“.  

Hz.Muhammed olan bitenlerin karşısında, büyük bir heyecana kapılır ve korkudan yüreği titreyerek evine döner. Başından geçenleri Hadice Ana’ya anlattıktan sonra, “Bana ne oluyor Hadice?” diyerek kendisinden korktuğunu söyledi. Bunun üzerine Hadice Ana, Hz.Muhammed’in korku ve endişelerini gideren şu sözleri söyledi; “Öyle deme! Yemin ederim ki Allah, hiç bir zaman seni utandırıp üzmez. Çünkü sen insanları gözetirsin, doğru konuşansın, işini görmekten aciz kimselerin elinden tutansın, yoksulları koruyansın, misafirleri ağırlayansın, haksızlıga uğrayan kimselere yardım edensin.” 

Hadice Ana, sevgili Hz.Muhammed’in her sözüne, her emrine en mükkemel şekilde itaat ettiği için, Allah katında yüksek makamlara erişti. Her kes Hz.Muhammed ile alay edip, peygamberliğini inkar ederken, azap ve üzüntü çektiği günlerde, kendisini teselli edip kederini giderirdi. Kendisine hep şöyle derdi; “ya Resulullah! Hiç üzülme, gam çekme. Sonunda dinimiz kuvvet bulup, müşrikler helak olurlar. Kavmin sana itaat eder.” 

Hz.Muhammed’in dert ortağı, 25 senelik hayat arkadaşı olan sevgili Hadice Ana’mız da, dert ve üzüntülerle geçen üç senelik çevirme ve kuşatmadan sonra, Hicret’ten üç sene önce, Ramazan ayının başında 65 yaşında  vefat etti.  

Hz.Muhammed, onun ayrılığından, çok hüzünlendi. Çünkü Hadice Ana, ilk imana gelen ve Hz.Muhammed’e itiaat edendi. Herkes düşman iken, O, bütün kalbini açmış ve Hz.Muhammed’in muhabbetiyle dolmuş idi. Bütün servetini ve varını yoğunu Islamiyet uğruna harcamış, sevgili Hz.Muhammed’in hizmetini görmek için, gecesini gündüzüne katmıştır. Bundan dolayı bu seneye üzüntü, keder yılı mansında “Senet-ül Hüzn” denildi.  

Hz.Muhammed Hadice Ana için şu beyanlarda bulunmuştur;
» “Allah, bana O’ndan daha hayırlısını vermemiştir. Herkes benim peygamberliğimi inkar ederken, O bana inandı. Herkes beni yalanlarken O tasdik etti. Herkes bana eziyet verirken, O bana yar oldu, üzüntülerimi giderdi.”
» “Insanlar mallarını esirgerken o maddi ve manevi olarak bana destek oldu. Allah, bana ondan çocuklar nasib etti.”
» “Bana ilk iman edip itiaat edendir. Herkes bana düşman iken O bana, bütün kalbini açtı.”
» “Hem çocuk annesi hem de ev işi taanzim eden hatun.”
» “Dört hatunun faziletleri bütün dünya hatunlarının faziletlerinden üstündür. Meryem binti Imran, Firavunun iman etmiş hanımı Asiye, Hatice binti Hüveylid ve Fatıma binti Muhammed.”
» “Senin gördüğün ve beni sormak istediğin o zatın kim olduğunu biliyor musun? O, Cebrail idi. O’nun selamını sana bildirmemi söyledi.”
=Seyyid Hakkı=

ALEVİ İNANÇ DİN BİLGİLERİ sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. => Facebook Sayfalarımız: Seyyid Hakkı SH ve Seyyid Hakkı EK. => YouTube Kanalımız: Ehlibeyt Yolu-Seyyid Hakkı. Aşk ile Canlar...