Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası.

Dünden Bugüne Aleviler...



Dünden bugüne Aleviler...

Gelinen aşamada sadece Aleviler değil tüm dünya bir geçiş aşamasında geçiyor. Bu geçiş aşamalarının sancılarını Türkiye’de yaşıyan her tabakadan bulunanlar olduğu kadar tüm Dünyada yaşayan her kes yaşamak da. Tabi her topluluğun, toplumun, Ülkrnin kendi yapısında kaynaklanan özel sorunları da oluyor. Bu süreç aşamasında Alevilerin içinde yaşadıkları sorunların inançlarından kaynaklandığı için bu da dolayısıyla Cemevlerinin sorunu ve sorumluluğu olmuş oluyor.  

Alevi toplumu, yüzyıllardır siyasal ve sosyo-ekonomik nedenlerle kapalı bir cemaat, bir kutu yaşamı sürdüler. İnançları nedeniyle çeşitli iftiralara maruz bırakıldılar. Sonuçta merkezi iktidar ile ilişkileri sınırlı düzeyde kaldı. Bundan dolayı hem inanç, siyaset ve hemde ekonomik olarak içratlarını yapamadılar ve de hak ettikleri yerlere gelemediler. Gelemedikleri gibi, hem maddi hem manevi anlamda iktidarın sağladığı hizmetler ve olanaklardan mahrum kaldılar. İnançları ve gelenekleri zaten bu mahrumiyeti zorunlu kılıyordu. Bu mahrumiyet de Alevi toplumunun hem ekonomik hem siyasal kayıplarını beraberinde getirdi. Anadolu’da önemli bir nüfus oranına sahip olmalarına rağmen karar alıcı mekanizmalarda yer alamadılar. Bu yapı yüzyıllar boyunca sürdü ve kendilerine şüphe ile bakan ve rafızi (sapkın) olarak gören bir kesim tarafından yönetildiler.   

Alevilerin bugün de yaşadıkları sorunun en önemli kaynaklarından biri yıllardan beri kırsallık alanlarda ki yaşamlarından kaynaklanmaktadır. Kırsallık çemberinin Alevi gençlerince kırılarak, kentlerde ki üretimde, üniverseteler’de, günlük hayatta yerlerini almaları ve kentlerdeki veya karar alıcı mekanizmalarda varolmalarının tarihi de oldukça yenidir. İşte bu yeni durumdan dolayı çeşitli konular sık sık gündeme gelmekte, daha önce konuşulması olanaksız bir çok tabu televizyonlarda, radyolarda, yazılı basında ve halk arasında tartışılmaya ve bununla birlikte Aleviler kendilerine-inançlarına kapısını açtı.

Bilindiği üzere yaşanan kırdan göç olgusu, kırda yaşayan her topluluğun olduğu gibi Alevilerin de 1950’ler 1960’larda başlayarak yurtiçindeki büyük kentlere ve yurtdışındaki sanayi merkezlerine göç etmelerine yol açtı. Bu göç dalgasının Aleviler üzerinde diğer topluluklarla benzeri etkileri olmakla birlikte kendilerine özgü yanlarından kaynaklanan farklı anlamlar içerdiği de bir gerçektir. Türkiye’deki büyük kentlere ve Avrupa’daki kentlere göç dalgası Aleviler bakımından ne gibi değişiklik ve yenilikleri beraberinde getirdi?   

Bu değişiklik ve yenilikler;
 » Tarımsal ve ev yapısına dayalı yapının kırılması ve ekonomik açıdan birikim sağlamaları.
 
» Kırsal yaşamlarında imkanı olmayan farklı inanç ve kültür toplumları ile tanışmaları ve alış verişte bulunmaları.
» yeni yaşam alanlarında eğitimden yaralanmak ve eğitim düzeylerini yükseltmek. 
» yeni yaşam alanlarındaki yaşam koşullarının dayattığı dernekleşme, örgütlenme ve uygun partilerde siyasete girme meçburiyeti olmuştur. 
» tüm bu gelişmelerin yanında, Basın yayın organları kurma, TV-kurma, matbacılık gibi girişimler de olmuştur.   

Bu yeni dünyasal gelişmelerin getirdiği sorunlarla beraber Alevi toplumunda Cemevlerini ne gibi sorumluluklar beklemektedir; bu konuyu özelikle 1960 yılından sonraki ideolojik kutuplaşmalara dayalı bir uluslararası sistem Türkiye’de de yansımalarını buldu ve sağ-sol kutuplaşması 1980’li yıllara kadar ülke gündemine hakim oldu. Öyle ki bu kutuplaşma bir iç savaş derecesine kadar vardı. Türkiye’de ve dünyada yaşayan bütün topluluklar gibi Aleviler de bu ideolojiye dayalı gruplaşmadan nasiplerini aldılar. Kentlere yerleşme ve eğitim olanaklarından yararlanma mühendis, avukat, doktor gibi çeşitli mesleklere mensup kimselerin artmasına yol açtı. İnanç bakımından sahip oldukları geleneksel kimlikleri de siyasal yönelimlerinde etkili oluyordu şüphesiz.    

Alevilerin sol ile özdeş olarak düşünülmelerinin kökeninde bu yatmaktadır. Ancak nedense sol dışında varolan Aleviler pek gündeme gelmedi. Bugün de Alevilerin ağırlıkları olarak sol hareketlerde yer aldığı adeta genel kabul görmüştür. Bu konuda ciddi akademik çalışmalar yapılmış da değildir. Halbuki sol dışında da Aleviler geçmişte de vardır bugün de vardır. Ayrıca Sünniler veya başkaları için aynı özdeşlik düşünülmez. Oysa onlardan da çok sayıda insan bu hareketlerde ön planda rol oynamışlardır. Bütün bu önyargıların objektif olarak sorgulanmasının zamanı gelmiş ve geçmektedir. Bu konularda alan çalışmalarına dayalı yüksek lisans ve doktora çalışmalarının yapılması zorunludur. Çünkü bu konuları anlayabilmek için derinlemesine ve çok yönlü konuları ayrıntılı olarak incelemek gerekmektedir.

Alevilerin kurduğu ilk ve önemli siyasal hareket Birlik Partisi’dir. Bu konudaki son deneyim ise Barış Partisi’dir. Bu iki siyasal oluşumun da Alevi topluluklar nezdinde yarattığı güven depremi oldukça büyük olmuştur. Alevi oylarındaki bugünkü dağınıklıkta bu güvensizlik önemli rol oynamıştır. Bu siyasal oluşumlarda yer alan kadroların pek azının dışında, toplumun çıkarından çok kendi çıkarlarını ön planda tutan kimselerden oluştuğu, bu partilerin toplumun desteğinden yoksun ve sessiz sedasız silinmelerinden de açıkça anlaşılabilir. Oysa toplumsal tabanı olan ve toplumun da desteğini alan hareketler bu kadar çabuk tarih sahnesinden silinebilir miydi? Toplumdan değil bazı elitlerden veya zenginlerden güç alan ve daha sonra da toplumu dikkate almayan bu oluşumların sessizce tarih sahnesini terketmelerindeki esas sebep-etken bu olsa gerek.  

Alevilerin kentlere akın etmeleriyle birlikte dernekleşme faaliyetlerinin de yoğunlaştırdılar. Köylerde alışkın oldukları köy denekleri, Türbeler-Ziyaretler ve degah etrafındaki örgütlenme alanları Kent örgütlenmesinde de yerini aldı. Köy dernekleri şeklinde başladı bu yoğunlaşma. Köy derneklerinin yanısıra belli türbe ve dergahların adına onarma, yaptırma, koruma ve güzelleştirme dernekleri de kurulmaktaydı. Örneğin 1969’da kurulan Karaca Ahmet Sultan Türbesi’ni Onarma-Koruma ve Yardımlaşma Derneği.

Ankara’da ise iki dernek bulunmaktaydı. Bunlardan biri Hacı Bektaş Turizm ve Tanıtma Derneği ve ikincisi ise Hacı Bektaş Kültür, Kalkınma ve Yardım Derneği idi. Bu dernekler dernekleşme faaliyetlerinde öncü olanlardır.  Bunun yanısıra zamanla dernek sayısı arttıkça rekabet ve çekişmenin de arttığı görülmektedir. Ama bu rakabetin birleşme yerine Alevi toplumunda kutuplaşmalar oldu. Bunu sonucu neden birleşmiyoruz-birleşmiyorsunuz sorularıda kaçınılmaz oldu. O yıllardaki bu sorun bugün hala sürmektedir. Demek ki Alevi dernekleri arasındaki yapay sorunlardan kaynaklanan farklı hareket etme olgusu dün de vardı bugün de var.

Kentlere akın eden Alevi gençleri, köylerde alışkın oldukları Köy dernekleri, Türbe-Ziyaret ve dergah adı altında örgütlendiler. Daha sonra örgütlenmelerini, üniversite, Fakülte ve bu gibi alanlarda tanıştıkları Sol hareketlerinde sürdürdüler. Bu örgütlenme inançsallıktan öteye bir siyasal harekete dönüştü ve dolayısıyla kendi özlerinden ister istemez uzaklaşıp yeni bir kimlik arayışına giriştiler. Bu kimlik arayışı zamanla kaosa dönüştü, kendi kendileri ile çeli,şmeye başladılar. Ben kimim, neyim sorusu ortaya çıktı. Bu sorunun cevabı tam bulunmadan 1950 lerde başlayan sol-idoloji düşüncesi-hareketi 1980 lerde Türkiye’de yapılan darbe sonucu ve bunun yanı sıra Kominizmin yıkılmasıyla beraber tamamne çöktü. Kendilerini beklemedik bir boşlukta bulan alevi-solcu gençler, 1980 lerde canlananan Alevi örgütlenmelerinde yer almaya başladılar.

Alevilikle canlanan örgütlenme sadece Türkiye’de değil tüm Dünya’da kendini göstermeye başladı. Bu örgütlenmeler 1960-1980’ler arasındaki dernekleşme süreci 1990’larda yerini Cemevleri yapımına bırakmıştır. Alevilikle ilgili canlanma beraberinde onun inanç kurumlarına da sarılmayı gerektirmiştir. Alevilerin temel ibadeti olan Cemlerin yapıldığı yerler olan Cemevleri de özellikle 1990’lardan itibaren giderek artmıştır. Özellikle İstanbul’un birçok semtine Cemevleri yapılmıştır ve hala da yapılmaktadır. Artık kentlerdeki bu Cemevleri geleneksel Aleviliğin kentleşen, Dünyalaşan ve değişen çehresinin en belirgin göstergeleri olmuşlardır. Alevilerce kurulan dernekler ve vakıfların çalışmalarıyla eski Bektaşi Tekkeleri’nin Cem Kültür merkezlerine dönüşmesinin yanısıra yeni mekanlar da yapılmıştır.

Aleviler bu Cem Kültür merkezlerini inanç merkezleri olarak görmekte ve artık dinsel ibadetler, cenaze işleri ve saz-semah kursları gibi Aleviliğin önemli kültürel unsurları da Cemevlerinde yapılmaktadır. Bu Cem Kültür merkezlerinde dinsel hizmetleri görmek üzere gönüllü veya maaşlı olarak görev yapan Seyyidler(dedeler) ve cenaze hizmetlerini yerine getiren Alevi hocalar da bulunmaktadır. Bazıları inşaat aşamasında olan bu kurumların en büyük problemi nitelikli insan gücü eksikliğidir. Dergahların ve cemevlerinin dinsel ve kültürel hizmetlerinde görev alacak Seyyidler, saz-semah kurs hocaları ve diğer hizmet sahipleri bulmak ve yetiştirmek, konusunda büyük sorunları vardır.

Diğer tarafta Cemevlerinin yasal açıdan durumları da pek net değildir. Fiilen Cemevleri olarak bilinen bu yerler bir dernek veya vakıf bünyesinde işlevlerini sürdürmektedir. Yasalar Cami dışında “Cemevi” diye bir mekanı ibadethane olarak tanımamakta ve bu ad altında bir mekanın yapımı için yasal olarak izin alınamamaktadır. Ancak 1990’lardan bu yana bu durumun böyle olduğu bilinmesine karşın siyasetçiler ve devlet adamları (örneğin; Cumhur Başkanından basit bakana varınca) bu cemevlerinin açılışına katılmaktan geri durmamışlardır. Artık globalaşmış bir Dünyada İbadetlerin gizli alanlarda yapılması, önyagılarla yaklaşılması, kendi sorunlarını kendi içinde çözen, topluma ahlaki (eline, beline, diline sahip ol)eğitimini veren, temiz toplum-temiz insan ilkesini güden v.s bu gibi insanı insan etme hizmetini verilen bir mekanı yasak edip, diğer tarafta insan yakan, insan fitleyen, önyargılar v.s gibi zehir saçan mekanlara izin veren bir yaklaşımı kabul etmekte mümkün değil. Bundan böyle Devletin ilgili kurumları bir an önce Alevilerin inanç hizmetlerinin çözümüne yönelik ne gerekiyorsa yapmalıdırlar. Sorunları ertelemekle bir yere varılamaz.

Son yıllarda Cem evlerinin imaçlarını zedelemeye yönelik faaliyetlerin de yoğun olduğu bir gerçektir. Örneğin; Siyasi menfaatçılar, Hemşericilik, Medyacılar’ın bir kısmı, çeşitli idolojik akımlar v.s. Cem evleri tarihsel olarak inanç hizmetlerinin yapıldığı yerler olmuşlardır. Kentleşme ve buna günümüz gereksinmelerinin de eklenmesiyle bu inanç boyutu genişleyerek çeşitli kültürel hizmetler (örneğin kurslar) de yapılır olmuşlardır. Cem evleri esas olarak inanç hizmetlerinin görüldüğü yerlerdir. Bunun dışında verilecek kurslar vb. eğitim çalışmaları da bu yerlerin esas amacına aykırı bir içerik taşımamalıdırlar. Cem evlerinden rahatsız olan yukarda saydığım çevreler veya amaçları dahilinde kullanmak isteyenler doğal olarak bu kurumların imajının kamuoyunda zedelenmesine yolaçıyorlar. Bu imaj zedelenmesi olayında Cemevlerine karşı olan lobi de şüphesiz baş rolü oynuyor. Şimdi sırasıyla bunları inceleyelim.

Siyasiler: Gerek çeşitli partilere mensup siyasiler, gerekse bürokratik çevreler zaman zaman Cem evlerinin yöneticileri ile bağlantı kurarak özellikle seçim zamanlarına yönelik oy hesapları yapmaktadırlar. Bazı siyasete girmeye meraklı dernek/vakıf/cemevi yönetici veya üyeleri de bunu teşvik edebilmektedirler. Aslında dünyanın her yerinde inanç kurumları da olsa insan unsurunun olduğu yerde devreye siyaset girebilmektedir. Bu gayet doğaldır. Ancak durum Alevi inanç kurumları olunca bu durum bir imaj zedeleyici unsur olarak görülebilmektedir. Belli partilerle özdeşleşme veya seçimlerde elde edilebilecek olası bir başarısızlık doğrudan bütün Alevi toplumuna maledilebilmektedir. Bu sıkıntıları gidermek için siyasilerin Cem evlerinde bu yerlerin kuruluş amaçları dışında faaliyetlerine dikkat etmek ve bu kurumlarda görevli kişi ve yöneticilerin buraları bir siyasete atlama aracı olaral görmelerinin önüne geçmektir. Siyasetin yapılacağı zeminler farklıdır. Bu ayrımı açıkça ortaya koymak zorundayız. Bu faaliyetler sendikalar, siyasal partiler ve diğer sivil toplum kuruluşlarında yapılmalıdır. Cem evleri mutlaka siyasetten uzak tutulmak zorundadır. 

Çeşitli ideolojik akımlar, örgütler: Türkiye ve Türkiye dışında çeşitli örgütler, idojik akımlar Cemevlerini kendi amaçları için kullanmaya çalışıyor. Alevik örgütlenmesinde bu kurumlara öncülük eden zamanenin Alevi-Solcu gençleri İdolojinin ve inancın kurt ve kuzu misalidir. Örneğin: Alevilik batını ve İdoloji ise zahiriye dayanmaktadır. Birisi bilimsel diğeri ise bunun tersi. Bu farkı bilen Alevi-Solcu gençler Alevi hareketinde yine sorunlar yaşamaktalar. Alevilik, kitaplar ezberlemekle, kanunlarla, kurallarla olmaz ancak ve ancak yaşamaktan geçer. Aleviği yaşamakla Alevi olunur. Alevilik yaşam nefesidir ama İdolojiler, siyasetler yaşamaya hizmet etmek için var olan araçlardır. Yani biri yaşam ve diğeri ise yaşam aracıdır. Bunun bilincinde olmak gerekir. Marx, Engels, Stalin ve Mao düşüncelerine sahip olmakla hiç bir zaman Alevi olunmaz. Bunun örneği de Kominis ülkelerde ibadet hanelere raslanmak zor olduğu gibi o mekanlar yıkılmışlardır. 

Bunun bilinci içinde olan Alevi-Solcu kişiler, kendilerine altyapı oluşturmaları için; Aleviliği özünden saptırıp belli dergahlarda derneklerde bir diploma-icazet belgeleri verip dede, pir’mişler gibi İmam Hüseyin’in Postuna oturanlar şunu bize göstermekteler ki buda Alevi felsefesinden ne kadar uzak ve nasiplerini almadıklarını göstermektedir. Buda Alevi örğütlenmesinin önünde en büyük engeldir. Yukarda belirtiğimiz gibi, sol hareketleri’nde kaptıkları o benlik hastalıklarını da burda görmekteyiz. Her kişi geçmişini sorgulayıp ve sorguladıktan sonra Muhammed Ali yolunda kendini aramaya gitmelidirler diye düşünüyorum. Bize siyasetçide, avukat’ta kısacası hayatın her alanından kişiler gerek ama Aleviliği özünden soyutlama, asimile etmenin bir anlamı yok. Bazı cemevleri bu durumdan en fazla sıkıntı çeken kurumlar arasında. Bu tür olaylar Cem evlerinin haklı taleplerini ve yasallaşma süreçlerini de olumsuz yönde etkiliyor. 

Halbuki bu mekanların Alevilikteki yeri belli. Bu kutsal mekanlar şu yada bu örgütün, partinin veya ideolojinin arka bahçesi olarak kullanılamaz ve kullanılmamalıdır da. Cemevlerinin Alevilikteki yeri dışında amaçları olanlar var ise kendilerine başka yerler arasınlar ve bu kutsal mekanlarımıza zarar vermesinler. Ayrıca yazılı ve görsel medya da Cemevlerinde yapılan kültürel çalışmaları ve güzellikleri değil, ancak olaylı sahneleri topluma ulaştırıyor. Olaylı cenazeler sanki belli güçler tarafından Cemevlerine yönlendirilerek ve orada olaylar çıkması sağlanarak Alevilerin ibadet mekanları olan Cemevlerinin topluma yanlış olarak tanıtılması sözkonusu oluyor.

 

Alevilik uzun yüzyıllara dayanan bir inanç yapılanması geliştirmiştir ve modern çağın ideolojileriyle olan bağı olsa olsa zorlamadır. 1960-1980 arası dönemde sağ-sol kutuplaşmasına dayanan Türkiye ortamında Alevilerin çeşitli ideolojik yönelmeler içine girmesi bazı yanlış anlamalara yol açmıştır. Bazıları da bunu kasıtlı olarak böyle düşünmektedirler. Aleviliğin geçmişi belli, modern ideolojilerin geçmişleri bellidir. Aleviliği belli siyasi akımlarla bir görmek, Hacı Bektaş-ı Veli, Pir Sultan Abdal gibi büyük Alevi ulularını bunun için kullanmak Aleviliğe yapılmış en büyük saygısızlıktır. Bu saygısızlığı Alevi olsun Sünni olsun çeşitli çevreler sıkılmadan zaman zaman yapabiliyorlar.

 

Bir zamanlar bazı kişiler aklı sıra Yol Ulularını günümüz ideolojileriyle özdeşleştirmek ve okurlarına şirin gözükmek için pervasızca Sovyet lideri Stalin ile özdeşleştirebilmişlerdir. Ne yazık ki böylesi kişiler bir dereceye kadar da başarılı oldular. Kamuoyunun kafaları karıştırıldı, yanlış bilgiler aşılandı. O halde komünizm, ateizm, faşizm vb. ideolojik görüşlerin Alevilikle ne gibi bir ilgileri olabilir? Bunlarla Alevilik neden karıştırılır? Bunların yeri ayrı farklı bir inanç olan Aleviliğin yeri ayrı. Ancak burada esas amaç taban ve dolayısıyla o görüş sahipleri için güç elde etmek veya bilinçli olarak bazı kesimlere Aleviliği olduğundan farklı tanıtmaktır. Şimdi örneğin Alevilikteki sosyal adalet ve eşitlikle ilgili bilgiler onun sosyalizmle eşit görülmesine yeter mi? Böyle bir aynileştirme insaflı olur mu? Alevilerin bir bölümünün “öz Türkler biziz” değerlendirmeleri onların Türkçü olarak görülmelerine yeter mi? Bunları objektif olarak düşünmek Aleviliği herkesin istediği gibi kullandığı bir araç olmaktan çıkarmak zorundayız.

 

Aleviliğin anlaşılması ve anlatılması işine girişen kurum veya kişilerin uygulamaları gereken en temel ilke etnik ve dinsel kökenlerini bu işin dışında tutmaktır. Prof. Ocak’ın da belirttiği üzere “Bilim adamları ve aydınlara gelince, onlar da ideolojik tercihlerini, inançlarını bir yana bırakıp bu probleme dürüst ve objektif bir tavırla yaklaşmak zorundadırlar. Çünkü bu problemin çözümünde en büyük sorumluluk, hem devleti hem halkı aydınlatmak mevkiinde oldukları için, onların omuzundadır. Aleviliği yalnızca teolojik açıdan değerlendirerek “İslam’dan bir sapma” yahut “Sünni İslamın yükselişini engelleyecek alternatif bir din” olarak görmenin büyük yanlış olduğunu kabul etmek, meseleye mutlaka sosyolojik perspektivden yaklaşmanın lüzumuna inanmak durumundadırlar. Çünkü, tarihin önümüze taşıdığı bu sosyal gerçekliği önce objektif bilimsel yöntemleri kullanarak olduğu gibi inceleyip sağlam bir şekilde tespit etmek, bu suretle ideolojik ve politik spekülasyonlardan arındırarak deformasyona uğramasını önlemek, sonra da hem Sünni, hem de bizzat Alevi kesimini aydınlatmak, devleti doğru bilgilendirmek ancak böyle bir yaklaşımla mümkün olabilir.”  Dünyanın her yerindeki her inanç, her topluluk eşit derecede saygıdeğerdir. Birbirlerinden üstün değildirler.

 

Hacı Bektaş-ı Veli “Dili, dini, ırkı ne olursa olsun iyiler iyidir.” diyerek bu hümanistik felsefenin çerçevesini çizmemiş miydi? Hacı Bektaş-ı Veli’nin yetiştirdiği Taptuk Emre’nin yanında yetişmiş Yunus Emre de: “Yaradılanı hoş gördük, Yaradandan ötürü”. diyerek aynı yönde seslenmemiş miydi. O halde biz Aleviler olarak herkese saygı duyuyoruz ve aynı saygıyı bizim de herkesten beklemeye hakkımız var. Soldan olsun, sağdan olsun çeşitli siyasal güç odaklarının Aleviler ve Alevilik üzerindeki oyunları bu zamana kadar ancak hem Alevilere hem de Aleviliğe zarar verdi. Bu zamana kadar kimse çıkıp da bu toplumun en temel insan hakları olan inançlarına yönelik hakları savunmadılar. Özet olarak söylemek gerekirse Cemevlerinin amaç dışı kullanılmalarına izin verilmemesi zorunludur.

Hemşehrilik Grupları: Dernek, vakıf ve Cemevlerinde bir diğer sıkıntı da, belli çevrelerin belli derneklerdeki gruplaşmalarıdır. Hem Türkiye’deki hem de Avrupa’daki derneklerde görülen bu gruplaşmalar çeşitli eleştirilere ve bazı insanların dışlanmalarına yol açıyor. Örneğin bir dernekte sadece doğulular veya batılılar veya herhangi bir ilden gelenler ağırlıktaysa diğer üyeler o kurumda kendilerinin temsil edilmedikleri ve dışlandıkları hissine kapılıyorlar. Bu durum zaman zaman yıpratıcı suçlamaları, çekişmeleri gündeme getirebiliyor. Bu konudaki sıkıntıları gidermenin yegane yolu bu tür hizmet kurumların üye ve yönetici yelpazesini oldukça geniş tutmaktan geçer. Bu şekilde o kurumun toplum karşısındaki konumu da zedelenmemiş olur.

Medyadaki kimi çevreler: Devlet, üniversiteler ve bilim çevrelerinde olduğu gibi medyada da Alevilik ve onunla ilgili konular ne yazık ki anlaşılmış değildir. Kimi bilinçsiz kimi de bilinçli olarak yanlış bilgileri topluma yansıtmaktadırlar. Medyanın konuya ilgisi toplumu bilgilendirmekten çok tümüyle tiraj kaygısına dayanmaktadır. Hacı Bektaş Veli ve Abdal Musa törenleri gibi büyük katılımlı etkinlikler dönemlerinde medya konuya yer verebilmektedir. Bir diğer yer verme nedeni ise Sivas, Gazi ve İnterstar olayları gibi Türkiye ve dünya gündeminde önemli yer işgal eden olaylardan dolayıdır. Bir başka yer verme nedeni ise halk müziği ve deyişlerden dolayıdır.

Türk Halk müziğinin büyük bölümü Kul Himmet, Pir Sultan Abdal ve Şah Hatayi gibi Alevi ozanlarının deyişlerinden oluşmaktadır. Bunların dışında ne yazık ki Alevilerin inanç ve ibadetlerine ilişkin haberler ve bilgi verici, yazılar, programlar yayınlanmamaktadır. Özellikle Cem evleriyle ilgili haberlerde medya çok yanlı davranmaktadır. Yukarıda da ifade ettiğim gibi olumsuz olayların dışında Cemevleri ile ilgili haberler nadiren yayınlanmaktadır. Bu durum doğal olarak bu tür olumsuz haberleri izleyenleri etkilemekte Cemevlerinin imajına zarar verebilmektedir. Bu konuda herkesin olduğu gibi medyanın da üzerine düşen görevleri yerine getirmeleri gerekmektedir.

Cemler Alevilerin en kutsal ibadetleri ve Cemevleri de bu ibadetlerin yapıldığı en kutsal mekanlarıdır. Bu mekanların her bakımdan Alevi yolunun ilke ve kurallarına göre hizmet vermelerini sağlamak ve bu hizmetlerin Alevi olmayanlara da doğru bir şekilde anlatılmasını sağlamak hepimizin üzerinde önemle durması gereken bir konu olmalıdır. Aksi taktirde bilinçli bilinçsiz kişiler bu güzel inanç mekanlarını dün olduğu gibi bugün de yanlış tanıtmaya çalışacaklardır.

Devletin görevi Alevilerin en temel hakları olan inancını ve kültürünü özgürce yaşama ve buna ilişkin mekanları kurma haklarını sağlamada yardımcı olmaktır. Bu eninde sonunda olacaktır. Bu nedenle Diyanetin vb. kurumların yanlış yönlendirmeleri nedeniyle bu hizmetleri geciktirmenin yararı yoktur. Ayrıca Cemevlerinde görevli insanların nitelikli ve bilgili kişilerden oluşması zorunludur. Dernek, vakıf yöneticilerinin kendi amaçlarını değil toplumun amaçlarını ve yararını gözetmeleri gerekmektedir.

 

Cem, birliğin ve beraberliğin adıdır. Cemin yapıldığı Cem evi ise, edep ve erkan amaçlı olarak kullanılır. Cem evleri barış, özgürlük, eşitlik, ibadet,sevgi, yargılama ve karar verme,aynı zamanda hizmet etme, sohbetlerin yapıldığı, dirlik ve birliğin korunup sergilendiği, ikrar verme ,iman, edeb ve erkan öğretildiği, güvenin ve sevginin toplandığı, Hakk'a temenna ve Hakk’ın tecelli edildiği yerlerdir.


» Cem evleri İbadet. edeb ve erkan yeridir.
» Cem evleri sorgu,sual ve karar yeri ve dar meydanıdır.
» Semah yeri ve kırklar meydanıdır.
» ikrar yeri olarak er,bacı meydanıdır.
» Müsahibliğin kabul ve onay yeri olarak birlik meydanıdır.
» Ortak kararların alındığı meclis yeridir.
» Pirin isteklerini tebliğ ettiği yerdir.
» Tasavvuf eğitiminin yapıldığı eğitim yeridir.
» Hakk'a ve Halka sığınma yeridir.
» Ölmezden evvel ölmenin yeridir.
» Yeniden doğum yeridir.
» Mevki ve makam ayrılığı olmayan eşitlik meydanıdır.
» Herkesin lokmaları ile katıldığı paylaşım yeridir.
» Kamil insanların İrfan meclisidir.
» "Dört kitap ve kırk makamın anlamı Elif’tedir" diyenler için insanlık mekanıdır.
» Gerçekler meydanıdır. Bu meydanda da yalnızca “gerçeğe Hu” denir.

Tecelliyat nedir? Tecelli, tecalla; varlık aleminde Tanrısal güzellik ve oluşların açığa çıkması ve sergilenmesi demektir. Yaratıcının yaratılmışlar alemindeki yansımasıdır. Tecelli sonsuzdur. Cem evleri, salt tapınma maksadıyla kullanılmamış ve kullanılmamaktadır. Alevi topluluğunun tapınmasının dışında toplumsal, bireysel sorunların çözüme kavuşturulduğu bir meclis işlevi de görmüş ve görmektedir. Cem evleri yeri gelmiş sohbet muhabbetin ocağı olmuş, yeri gelmiş eğitim, öğretim yuvası olmuştur. Yeri gelmiş yoksullara aş evi olmuş, yeri gelmiş dostluk, kardeşlik, birlik, dirlik evi olmuş ve olmaya da devam edecektir. "

Sufi mezhebimin nesin sorarsın 
Biz Muhammed Ali diyenlerdeniz 
Gözlüye gizli yok ya sen ne dersin 
Biz Muhammed Ali diyenlerdeniz 

Eğnimize kırmızılar giyeriz 
Halimizce her manadan duyarız 
Katarda imam Cafere uyarız 
Biz Muhammed Ali diyenlerdeniz 

Her kimin ki çerağını Hak yakar
Mümin olanları katara çeker
Aslımız on iki imama çıkar
Biz Muhammed Ali diyenlerdeniz

Biz tüccar değiliz alıp satmayız
Erkan gözetiriz yoldan sapmayız
Gönlümüz ganidir kibir tutmayız
Biz Muhammed Ali diyenlerdeniz

Muhammed Alidir kırkların başı 
Vuralım Yezide laneti taşı 
Hünkar Hacı Bektaş Velidir eşi 
Biz Muhammed Ali diyenlerdeniz 

Baharda açılır gonca gülümüz
Ol dergaha doğru gider yolumuz
On iki imam ismin okur dilimiz
Biz Muhammed Ali diyenlerdeniz

Şah Hatayim eydür Muhammed Ali
Onlardan öğrendik erkanı yolu
Ali Muhammeddir Muhammed Ali
Biz Muhammed Ali diyenlerdeniz

=Seyyid Hakkı=

 

ALEVİ İNANÇ DİN BİLGİLERİ sayfamızı(uludivan.de) önerelim-yönlendirelim. => Facebook Sayfalarımız: Seyyid Hakkı–Ehlibeyt Evladıyız ve Şah Haydar => YouTube Kanalımız: Seyyid Hakkı-Yolumuz Ehlibeyt yolu(YediDeryaSohbeti62) Aşk ile, Can ile canlar...