Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası.

6- Görgü Safhası


2. GÖRGÜ SAFHASI :

 Görgü, aşağıdaki âyetler gereğince yapılır:

Âl-i İmran Sûresi 103. âyet “Topluca Allah’ın ipine sarılınız”, Tahrim Sûresi 8. âyet “...Allah’a samimi bir dönüş ile tevbe kılınız...”, Âl-i İmran Sûresi 29. âyet “De ki: İçinizdekileri gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir...”, Fâtır Sûresi 18. âyet “Hiç bir günahkâr, bir başkasının günahını yüklenmez. Yükü ağır gelen, onu taşımaya çağırsa bile, kendisinden hiç bir şey yüklenilmez. Akraba bile olsa... Sen ancak Rab’lerinden için için korkanları ve namaz kılanları uyarırsın. Arınıp temizlenen, kendi benliği için arınıp temizlenir. Dönüş Allah’adır.”, İsrâ Sûresi 13. âyet “Her insanın uğursuzluk kuşunu onun boynuna takmışızdır. Kıyâmet günü kendisine, önünde açılmış olarak bulacağı bir kitap çıkaracağız.” 14. âyet “Oku kitabını! Bugün sana hesap sorucu olarak öz benliğin yeter.”

Görgü işlemi şöyle yapılır :

Seccâdeci, kucağında Seccâde ile Meydana gelir, dâra durarak Tercümânını okur: “Bismillah, bism-i Şâh! Ve kâle’r-kebû fiyhâ Bismillahi mecrâhâ ve mürsâhâ, inne Rabbî legafûru’r-rahîm. (7)

Nûh’un gemisine misâldir bu Seccâde. Hem Tûr-i Sînâ’dır, hem Sidretü’l-Müntehâ. Bu gemiye binenler necât bulur dedi ol Şefîü’l Müznibîn Muhammed Mustafâ. Pîrimiz, ustâzımız Cibrîl-i Emîn ve Şit nebîye kıl iktidâ. Er cemâli Muhammed, pîr kemâli Şâh Hasan vel Hüseyin; Allah’ı bir bilelim, verelim Muhammed, Ali ve Ehl-i Beytine salavat!”

Tüm canlar salavat getirirler.

Sonra Bismillahirrahmânirrahîm diyerek Seccâdeyi serer. Daha sonra Seccâdenin dört köşesine ve ortasına (sağ ön köşeden başlayarak) “, Âzzemtü aleyke yâ Ali, Ekremtü aleyke yâ Ali, En’amtü aleyke yâ Ali, Eslemtü aleyke yâ Ali, (ortasına) yâ Şâh Kerremallahü Veche”(8) diyerek niyâz eder ve dâra durur. Pîr, hizmet duâsını ve dâr duâsını okur.

Görgüsü yapılacak müsâhipli tüm canlar, kemerbestli ve yalın ayak olarak, birer birer eşik yoklayarak (eşiğe niyâz ederek) Seccâdenin üzerine yaş sırasıyla çıkıp (Seccâdenin aldığı kadarıyla) önce Seccâdeye, sonra, kendisinden önceki canların ayağına niyâz ederek “Hû Hakk sende” derler ve dâra dururlar. (Evli olanlar eşleriyle birlikte, eşi ölmüş veya hasta olanlar yalnız; fakat mümkün olduğunca müsâhipleriyle birlikte). Bu sırada Gözcü’nün uyarısiyle tüm canlar edeb-erkân üzere oturur-durur.

Seccâde üzerindeki canlardan birisi (veya Pîr) “İstiğfar âyeti”ni okur:

“Kâle rabbenâ zalemnâ enfüsenâ ve in lem tağfir lenâ ve terhamnâ lenekûnenne minelhâsiriyn.”(9)

 Seccâde üzerindeki canlardan birisi “Dâr Tercümânı”nı okur: “Cân ü gönülden el bağladık Evliyâ Erkânına, elhamdülillah bugüne, yine durduk Pîr Dîvânı’na. Mücrîmiz, miskîniz ya İlâhi, gelmişiz ihsânına. Hakk-Muhammed-Ali yolunda, Evliyâ Erkânında canımız kurban, malımız tercümândır. Hakk, erenlerin fermânına! Nefes Pîrimindir” der.

Pîr, “aşkola” deyince, Seccâde üstündeki canlar hep birden secdeye inerler, doğrulmadan secdede beklerler.

 Pîr, şu “Telkîni yapar: “Geldiğiniz Hak kapısı, durduğunuz âl-i Mansûr Dârı. Kıldığınız enbiyâ namazı, indiğiniz evliyâ niyâzı; Hakk, cesedinize can vermiş, kalbinize îman vermiş, akıl vermiş, fikir vermiş, el vermiş, ayak vermiş, göz vermiş, kulak vermiş, söylemeye dil vermiş; ey canlar, bu âzâlarınız ile Hakk’a yarar ne iş işlediniz? Sizi sizden soruyoruz. El gövdenin kaşınan yerini bilir. Gizlediğiniz Huzûr-i İlâhi’de, Ulu Dîvânda sorulacaktır. Açığa verdiğiniz, inşallah erenler Meydanında hallola... Dilli-başlı olun, ne gördünüz, ne işittiniz? Baş kaldırın cevap verin” der ve dil verir.

Canlar diz üstü doğrulurlar ve “Allah, eyvallah. Hak gördük, Pîr Meydanına geldik” derler.

Pîr, sorgu ve görgü yapar:

“Ey canlar! Bu Seccâde hak mı? Bu Yol, hak mı? Tanrı buyruğu, hak mı? Ana-baba hakkı, hak mı? Komşu hakkı, hak mı? Pîr, Rehber, Mürşîd, Karakazan hakkı, hak mı? Teklif(10), Buyruk, Çelik hakkı, hak mı? Yâs-ı Mâtem, Mâh-ı Muharrem, hak mı?..” (Görülen canlar her sorudan sonra “Allah, eyvallah diye cevap verirler.)

Pîr, kimlik sorularını sorar. (Vakit uygun ise tek tek herkese, değilse hepsine birden sorar, sadece birisi yanıt verir veya her birine bu sorulardan bir kaç tane sorar) Sorulan kişi yanıt verir:

 

- Kimin kulusun?

 

- Allah’ın kuluyum.

- Kimin ümmetisin?

 

- Peygamber Muhammed Mustafa (A.S.) ümmetiyim.

 

- Kimin tâlibisin?

 

- İmâm Ali tâlibiyim.

 

- Kimin neslindensin?

 

- Âdem (A.S.) neslindenim.

 

- Kimin milletindensin?

 

- İbrahîm Halîlullah milletindenim.

 

- Kimin tarîkatındansın?

 

- Nâzenin tarîkatındanım.

 

- Atan kim?

 

- Âdem (A.S.)

 

- Anan kim?

 

- Hz. Havva.

 

- Kimin dînindensin?

 

- Muhammed (A.S.) dînindenim.

 

- Kimin îmânındansın?

 

- Aliyyü’l Murtezâ îmânındanım.

 

- Pîrin kim?

- (Erkekler, bağlı olduğu ocağın Pîr’ini söyler. Örneğin; Cibâli Sultan. Kadınlar, “erim” derler.)

 

- Mürşîdin kim?

- (Bağlı olduğu ocağın pîrini söyler. Örneğin; Kalender Velî.)

 

- Rehberin kim?

- (Önce, ikrâr verirken rehber olan kişinin adını; sonra Ocağının bağlı olduğu rehberi söyler.

Tarîk-i nâzenînde rehber kapısı sorulursa, “Haydâri Sultan” der.)

 

- Kimin topluluğundansın?

 

- Gürûh-ı Nâci topluluğundanım.

 

- Kimin oğlusun?

 

- Yol oğluyum, Ali bendesiyim.

 

- Ne zamandan beri islâmsın?

 

- Kâlû “Belâ”dan beri.

 

- İslâmlığa Delîlin nedir?

 

- Delîlim, kelime-i şehâdet’ (Lâ ilahe illallah, Muhamme’r-resûlullah, Aliyyü’l Veliyyullah ve Vâsiyü’r-resûlullah) tir.

 

- Tarîkatta Pîrin verdiği tarîkat zikrini yapıyor, teheccüt namazını kılıyor musun?

- Yapıp yapmadığını, kılıp kılmadığını söyler.

Bu soru-cevaplardan sonra Pîr, “Muharrem orucu tuttunuz mu?” diye sorar. Görülen can, tutmuş ise kaç oruç tuttuğunu, tutmamış ise tutmayış nedenini söyler.

Pîr, Meydandaki canlara hitâben: “İnsanlar, Âdem’le Havva’dan halkolmuştur. Kul, hatâsız olmaz. Hatâ, tövbesiz olmaz. Gelin, erenler huzûrunda, Hakk dîvânında özünüzü ve özrünüzü ortaya koyun. Döktü-ğünüz varsa, doldurun; ağlattığınız varsa, güldürün; yıktığınız varsa, yapın; incittiğiniz varsa, mürüvvet dileyip gönlünü alın. Ne dalda elma, ne de gönüllerde gümân kalmasın. Birbirinizle helalleşip rızâlaşın ki, rızâ ile Hakk rahmetine cümlemiz vâsıl olalım der. Sonra da tek tek veya cümlesine birden Anne-babanızla, hısım-akrabanızla, konu-komşunuzla, yol kardeşinizle, dîn kardeşinizle ve bütün insanlar ile nice berisiniz?” der.

Tek tek her can, kusûru ve özrü var ise Meydana koyup, hâlini beyân eder. Olmayanlar ise “Allah, eyvallah derler.

Pîr, tüm canlara hitâben:

“Âyin-i cem erenleri! Bu canlar derler ki, biz Hakk huzûrunda, pîr dîvânındayız. Bizim elimizden, dilimizden, gönlümüzden bilerek-bilmeyerek incinmiş hal kardaşımız, yol kardaşımız var ise dile gelsin; bizden hakkını talep etsin. Ne haktan kaçarız, ne haktan geçeriz. Hakk huzûrunda, Pîr Dîvânındayız. Kalmış gönüllere mürüvvetimiz var. Haklı olan varsa, hakkını talep etsin; hakkını alıp bize rızâlık versin ki, beraberce Hakk’a varalım, diyorlar. İstek kapıları açıktırder.

Dâvâcı olan yok ise, kimseden ses çıkmaz.

Pîr, “Ey canlar! Hepiniz bu canlardan hoşnut ve râzı mısınız?” diye üç kez sorar. Canlar hep bir ağızdan râzılık anlamında “Allah, eyvallahderler.

 

Talebi olan varsa, rızâlaştırılır. Rızâlaşma olmazsa, Pîr’in ve canların kusûrlu gördüğü ve teklifi kabûl etmeyen kişiye destûr verilir ve cemden çıkarılır.  

Pîr devamla; “Siz, bu canlardan hoşnut ve râzı oldunuz. Bizleri yoktan var eden Allah da cümlenizden hoşnut ve râzı ola. Râzılığınızın nişânı olarak; âşığa mânâ , dâvâya nişân, gerçeğe Hû der. Tüm canlar sağlı-sollu birbiriyle niyâzlaşırlar.

Meydandaki canlar da aynı şekilde niyâzlaşırlar ve Seccâdeye niyâz ederek dâra kalkarlar. Pîr, “Allah Allah! Durduğunuz dârdan, çağırdığınız Pîr’den hayır hasenât göresiniz. İkrârlarınız dâim ola. Muhabbetleriniz kadîm ola. Sizler Meydana koyduğunuz kusûr ve günâhlarınızdan geçip birbirinizden râzı oldunuz; mağfiret sâhibi Allah cümlemizin bilerek-bilmeyerek işlediğimiz, şu anda dilimize, gönlümüze gelmeyen günâhlarımızdan geçmiş ola. Rabb’l âlemiyn bu dîvânda sorulanları inşallah ulu dîvânda sormaya. Dil bizden, nutuk Cedd-i Pâkimizden ola. Gerçeğe Hûdiye duâ eder.

 Canlar secdeye varırlar. Secdeden sonra diz üstü yürüyerek ve Seccâdeden dışarı çıkmadan, sıra ile Pîr’in önüne gelirler.

Öndeki can, Pîr’in dizine niyâz edip (iki eliyle dizinden tutup elleri üstüne niyâz ederek) öylece bekler (Etek tutma). Pîr, önündeki canın eli üstüne sağ elini koyarak kulağına doğru yavaş sesle Fetih Sûresi 10. âyetini okur: “İnnelleziyne yübâyi’ûneke innemâ yübâyi’ûnallah, yedüllahi fevka eydiyhim, femen nekese feinnemâ yenküsü alâ nefsih ve men evfâ bimâ âhade aleyhullahe feseyü’tiyhi ecren aziymâ.” (11)

“El ele, el Hakk’a” dûsturu (Fetih, 10.âyeti) gereğince “Hakk işini rast getire” diye yüksek sesle duâ eder ve sonra önünde secdede bekleyen canın sırtını üç kez “Yâ Allah, Yâ Muhammed, Yâ Ali diyerek sıvazlar (mesheder). Buraya kadar yapılan işlem, zımnen biât yenilemektir.

Pîr ile işi biten can, diz üstü olarak tüm halkadaki canlarla görüşür (tecella dolanır) ve Seccâdeye de niyâz ettikten sonra bu kez, Meydanın sol tarafında olmak üzere yeniden dâra durur. Arkasından gelenler de aynı şekilde izleyerek (halkadaki canlarla niyâzlaştıktan sonra Seccâdeye ve önündeki canların ayağına niyâz ederek) önündekinin bu kez sağında olmak üzere dâra dururlar.

 

Pîr, tecella duâsını okur: “Allah Allah! Tecellanız temiz, yüzünüz ak ola. Günâhlarınız affola. Tecellâ, tevellâ, teberrânız, namazlarınız, niyâzlarınız Hakk, Muhammed, Ali Dergâhı’na yazıla. Gerçeğe Hû...”

Canlar secdeye inerler, niyâz edip diz üstü otururlar. Böylece iki rekât Tarîkat Namazı kılınmış olur. Tüm canlar ve Pîr “Hû erenler, Meydanlar pâk ola, tavâfınız kabûl, mi‘râcınız mübârek ola” derler. Canlar da Pîr’i ve diğer canları ellerini göğüslerine bastırarak ve sessizce safâlarlar.

Görgü tamamlanmıştır. Pîr, “Bu yolun sâhibi cümlenizi bu katardan, bu dîdârdan ayırmaya, Hû” diye duâ eder. Görülenler Seccâdeye niyâz ederek Meydandan çıkarlar, yerlerine yeni grup gelir. (Meydandan çıkışlarda canlar geri geri yürüyerek çıkarlar; Pîr’e ve Meydana hiç bir sûrette sırt dönülmez.)

Görülen son gurup çıkarken, Seccâdeci Seccâdeyi  toplayıp Pîr’den hizmet duâ’sını alır. (Müsâhipli canların görgüleri Seccâde üzerinde, müsâhipsizlerin ise Seccâdesiz yapılır.)

Carı çalınır; Pîr, hizmet duâsını ve bağlı olarak dâr duâsını  okur.

Müsâhipli canların görülmelerinde kural, müsâhibi ve eşi ile birlikte görülmektir. Ancak, müsâhibi ve eşi uzakta olanlar veya gelemeyecek durumda olanlar müsâhibinden ve eşinden  ayrı olarak da görülebilirler. Ama görümden önce mutlaka müsâhibiyle ve/veya eşiyle görüşüp “görüme engel bir hâli” bulunup bulunmadığını sormalı ve görülmek için müsâhibinden ve/veya eşinden izin almalıdır.

Görgü bitiminde, vakit erkense hemen, değilse daha sonraki bir akşam toplanılarak Cem erkânı’na geçilir.(12)




(7)     Hud, 41: Nûh dedi: “Binin içine! Onun akıp gitmesi de demir atması da Allah’ın adıyladır. Benim Rabbim elbette ki Gafûr’dur, Rahîm’dir.” (Öztürk: 1998, 205)

(8)     Sen büyüksün ey Ali; İkram sâhibisin ey Ali;   Sana inandım ey Ali; Sana teslîm oldum ey Ali; Ey Allah’ın Kerîm, şerefli ve mübarek yüzlü kıldığı Şâh.

(9)     İstiğfar âyeti A’raf 23’tür: “Ey Rabbimiz, dediler, öz benliklerimize zulmettik. Eğer bizi affetmez, bize acımazsan elbette ki hüsrana uğrayanlardan olacağız.” (Öztürk: 1998, 144)

(10)    Teklif: Tâlibin eksiklerini tamamlaması, varsa suçu ile ilgili sitemi hak olarak bilmesidir.

(11)    Fetih 10: O seninle el tutuşup sözleşenler var ya, onlar gerçekte Allah ile bey’atleşiyorlar. Allah’ın eli onların ellerinin üstündedir. Kim ahdini bozar, döneklik ederse kendi aleyhine döneklik etmiş olur. Ve kim Allah’a verdiği sözde vefalı davranırsa, Allah ona büyük bir ödül verecektir. (Öztürk: 1998, 469)

(12)    Son yıllarda Çubuk yöresinde Görgü cemi yapılmıyor, görgü işleminden sonra doğrudan Abdal Mûsâ Cemi yapılıyor.


HAZIRLAYAN:
ÇUBUK YÖRESİNDE ERKAN

Alper ÇAĞLAYAN
Ankara-2002

 

ALEVİ İNANÇ DİN BİLGİLERİ sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. => Facebook Sayfalarımız: Seyyid Hakkı SH ve Seyyid Hakkı EK. => YouTube Kanalımız: Ehlibeyt Yolu-Seyyid Hakkı. Aşk ile Canlar...