Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası.

5- Erkan (Cem Ayini)


E R K Â N  (CEM ÂYİNİ)

GÖRGÜ ÖNCESİ HAZIRLIK : 

Çubuk yöresinde erkân üç aşamalıdır :

a) Görgü öncesi, b) Görgü, c) Erkân (cem).

 

İkrârlı tâlipler, geçmiş bir yılın (alacak, verecek, hayır ve şer işlerini gözden geçirip) “Yola aykırı olan işlerini, sorunlarını (insanlar arasında dil, din, mezhep ve milliyet farkı gözetmeden) öncelikle kendi olanaklarıyla; olmaz ise yakınları, rehberi, Pîr ya da Mürşîdinin yardımıyla çözümlerler. Bu sorunlar elden geldiğince “görgü öncesi” çözülmeli, görgü sırasına sorun bırakılmamalıdır. Yine de halledilemeyen sorunlar kalırsa, canların da yardımıyla görgü sırasında çözülür. Resmî mahkemelere intikal etmiş sorunlarda (eğer Pîr huzûrunda çözülemez ise) mahkeme sonucu beklenir. Ancak, tarafların görülebilmesi için, mutlaka birbirleriyle barışıp “gönülleri birlemeleri” şarttır. Aksi halde görülemezler ve ceme giremezler.

Cemin yapılacağı gün, gündüzden Pîr’in emri ile Peyik (haberci) ceme çağrılacakların evlerini dolaşarak akşama yapılacak erkânı haber verir ve ceme çağırır. (Bu usûl, doğal olarak köylerde ve küçük yerleşim birimlerinde mümkün olur. Büyük yerlerde ise diğer duyuru yollarıyla önceden haber verilir).

Görgü veya ceme katılacaklar, beden temizliği denilen “Boy Abdesti”ni alır, erkekler tıraş olur, herkes temiz giysilerini giyer. (Mâide 6, Müddesir 4 ve A’raf 31. âyetler gereği.) (1)

Cemevinin dış kapısından girenlerin pabuçları, Pabuççu tarafından alınarak, cem sonunda teslîm edilmek üzere ayakkabılıkta koruma altına alınır.

İçeri giren kişi, (izin alma anlamında) Yasavulun omuzundan niyâz alır. Yasavul da (izin verildi anlamında) eliyle niyâz alarak içeri girmesine izin verir. Yasavul tanımadığı ya da girmesinde sakınca gördüğü kişileri içeri bırakmaz.

Ceme gelenler (boy abdestli olarak) Cemevi’nin kapısına gelince, Bakara Sûresi 58. ve A’raf 161. âyetler hükmünce(2), sırasıyla sağ eşik, sol eşik, üst eşik, alt eşik ve kapının ortasına(3) niyâz ederek içeri girip “Hû erenler” diyerek niyâz alıp yerine oturur. (Mürşîd - Pîr gelmiş ise, erkekler iki rekât tarîkat namazı kılarak yerlerine otururlar. Bacılar girişte namaz kılmazlar. Onların bu namazı, cem birlenirken vekâleten kılınır.)

Görgüde ve diğer cemlerde hizmetler şu sırayla icrâ edilir:

1.1. Tarîkat Namazı ve Cem Açış Gülbankı: 

Pîr veya Mürşîd  cemevine girince, Yasavul (pazvant, bekçi) “gerçeğe Hû! Edeb-erkân! Sak olun erenler, Pîr (veya Dede) geliyor”(4) diye seslenir. Tüm canlar, Mücadele 11. âyeti gereği “Dâra kalkarlar. Pîr-Mürşîd, Meydana gelerek ayak mühürleyip iki elinin parmaklarını birleştirerek işaret parmaklarından ayakta niyâz alır. Postuna gelip secde niyâzı yaptıktan sonra kıyafetini giyer, tekrar postuna  niyâz edip oturur.

Pîr-Mürşîd “Dâr Duâsı”nı okur: “Allah Allah! Dâr çeken dîdâr göre, dîdâr gören Hakk’a ere. Hakk cümlenin murâdını vere. Gerçeğe Hû...”(5)

Tüm canlar secdeye varır, ikinci kez dâra dururlar. Pîr - Mürşîd Teslîm-Tecella Gülbankı’nı okur:

 

“Tecellanız temiz, yüzünüz ak ola. Namazınız, niyâzınız Hakk-Muhammed-Ali Dergâhında kabûl ola. Adım başına bin bir sevâb yazıla. Dil bizden, nutuk Hünkâr’dan ola. Gerçeğe Hû!..”

Tüm canlar secdeye inerler, niyâz ettikten sonra diz üstü oturarak sağ el kalp, sol el diz üzerinde olmak üzere “Hoş geldiniz, safâlar getirdiniz” diye Pîr-Mürşîd safâlanır.

 (Bundan sonraki açıklamalarda Pîr denildiği zaman “Pîr veya Mürşîd” olarak anlaşılmalıdır.)

Pîr, Cem Açış Gülbankı’nı okur (canlar secde halinde bekler ve durak başlarında Allah Allah diye tesbîh ederler):

 

“Bismillah, destûr-i Şâh! Allah Allah! Akşamlar hayır ola, Hayırlar dâim ola, şerler def ola, günâhlar af ola; Hakk-Muhammed-Ali, Hasan, Hüseyin, Fâtımâtü’z-Zehrâ yüzü suyu hürmeti için demimiz, devrânımız kutlu ola. Allah, Oniki İmâm katarından, dîdârından ayırmaya. Dil  bizden, nutuk Hünkâr’dan ola. Gerçekler demine Hû!..”

Tüm canlar, niyâz ederek doğrulurlar. Pîr safâlanır.

Canlar, böylece iki rekât Tarîkat Namazı kılmış olurlar.

 

1.2. Kahveci Hizmeti: 

DAYANAĞI:

Bakara 168, 172; Mâide 87,88; Nahl 114; Mü’mîn  64; Meryem 62, 63. (Ek:16)

TARİHÇESİ:

Kırklar Ceminde bu hizmeti Hz. Veysel Karânî’nin îfâ ettiğine inanılmaktadır. Yani hizmetin “Pîri” Veysel Karânî’dir. Hz. Peygamber döneminde bu hizmeti Câbir’ül Ensâr’ın yerine getirdiği söylenmektedir. Hz. İmâm Ali döneminde ise hizmeti Hz. Veysel Karânî’nin îfâ ettiği varsayılmaktadır.

 

AMAÇ VE ANLAMI :

Hizmetin amacı, cemevine gelen canların soluklanıp (dinlenip) çay-kahve içerek yorgunluk atmaları ve ceme konsantre olmalarını sağlamaktır.

Anlamı ise, içilen çay-kahve ile hakça ve eşit bölüşümün simgelenmesidir. Ceme katılanların, Tanrı’nın nîmetlerini eşit olarak paylaştığını, insanlar arasında hiç bir ayırım gözetilmediğini, insanların eşit haklara sâhip olduğunu anlatmaya yöneliktir.

Kahveci Hizmeti, zikirden önce, birlik fikri ile aşk ve muhabbetin doğmasına ve yerleşmesine aracı olan hazırlıktır.

 

İCRÂSI:

Kahveci, çay bardakları ya da kahve fincanları dolu tepsi elinde olduğu halde Meydana girerken, “Destûr-i Şâh deyip Meydanın ortasına gelir, ayaklarını mühürleyerek dâra durur. Tercümânını okur:

 

“Destûr-i Şâh! Gerçeğe Hû!.. Erenler râhına geldik. Hakk, Muhammed, Ali’nin boldur keremi. Pîrimiz, ustâzımız Kırklar içinde Veysel Karânî. Er cemâli Muhammed, pîr kemâli Şâh Hasan vel Hüseyin. Allah’ı bir bilelim, verelim Muhammed-Ali ve Ehl-i Beytine salavat!..”

Canlar sağ ellerini kalplerinin üstüne bastırarak alçak sesle: “Allâ hümme salli alâ seyyîdinâ Muhammedin ve alâ Âl-i Muhammed.” diye salavat getirirler.

 

Pîr, “İkram ve ihsânın kabûl ve makbûl ola. İçenlere aşk ola. Nûr-i îman ola. Cümle geçmişlerin ruhlarına vâsıl ola. Er, Hakk kabûl eyleye. Veysel Karânî’nin himmetleri cümlemizin üzerinde hazır ve nâzır ola. Gerçeğe Hû!.” diye hizmetin başlaması için destûr verir.

Kahveci, Sağ Köşe’de oturan Pîr’e ve solundaki iki kişiye ikramdan sonra, Sol Köşe’deki Rehberden başlamak üzere tüm halkaya çay-kahve ikramını yapar. Daha sonra da tüm canlara ikram eder.

 

Boşalan tüm bardak ya da fincanları topladıktan sonra elinde boşların bulunduğu tepsi olduğu halde Meydanda dâra durur. 

Pîr, “Hizmetlerin kabûl ve makbûl ola. Veysel Karânî cümlemize yardım eyleye. Gerçeğe Hû.” diyerek hizmet duâsını okur.

 

1. 3. Hizmet Sâhiplerinin Duâ Alması :

Halkadaki hizmet sâhipleri (Sâkî, Zâkir, Sakka, Delîlci, Erkâncı, Niyazcı, Lokmacı, Sofracı, Carıcı, Seccâdeci, Kahveci ve Ocakçı)  oldukları yerde ayağa kalkarak; halka dışındakiler de (Gözcü, Kurbancı, Pabuççu, Yasavul, Sırsucu ve Beş Bacı), başta Gözcü olmak üzere hep birlikte Meydana gelerek dâra durur ve Pîr’den “Hayır-himmet” duâlarını alırlar:

“Allah Allah! Hayır hizmetleriniz kabûl, murâdınız hâsıl ola. Hizmet sizden, himmet pîrinizden, ustâzınızdan ola. Hayır himmetleri, safâ nazarları üzerinizde ola. Hizmetleriniz Hakk Dergâhı’na vâsıl ola. Oniki İmâm, Selmân-ı Pâk, Hayrü’n-nisa Bacılar, Kamber, Fazlı, Seyde’l Ferrâş ve Veysel  Karânî hazretlerinin yaptığı hizmetler ola. Dil bizden, nutuk Hünkâr’dan ola. Gerçeğe Hû...” (6)

Pîr, devamla dâra da duâ eder.

Carı çalınır, Pîr, hizmet duâsını eder.

1.4. Erkân Türünün Açıklanması:

Gözcü, “Görgü Cemi”  yapılacağını (diğer cemlerde, cemin ismini) söyler.

Pîr, “Erenler, geçen yıl yapılan görgüden bugüne dek geçen bir yılınızı değerlendirin. Büyüklü-küçüklü birbirinizle görüşün; sinn-i saf olup gönülleri birleyin” der.

Gönülleri birleyen canlar erkânda kalır. (Bkz.Tanımlar, Deyimler ve Önemli Kişiler bölümü “Gönülleri Birleme” maddesi) Birleyemeyenler, rızâlık alamayanlara ise, destûr verilir ve erkândan çıkarılır. Görgüsü yapılmayanlar hiç bir ceme alınmaz. Kendisi ve eşi alınmadığı gibi, müsâhipli ise, müsâhipleri de (erkek ve kadın) alınmaz. Cem âyinine girebilmenin en önemli şartı “görülmek(görgüden geçmek)tir.

 

1.5. Kur’ân Okunması: 

Gözcü’nün “edeb-erkân uyarısı üzerine tüm canlar diz üstü oturur. Pîr ya da canlardan herhangi bir kişi Kur’ân-ı Kerîm’den tevbe istiğfar âyetlerinin bazılarını okur. (Örneğin; Bakara 37-38, Âl-i İmran 103, Mâide 55-56, En’am 71, Tevbe 7, Kıyâmet 14-15, Ahzab 46, Tahrim 8, Nisa 26, A’raf 23). (Ek: 1 )

 

Salavat getirilir. Pîr, hizmet duâsını ve bağlı olarak İstiğfar Gülbankını okur. 

 


(1)  Mâide 6: Ey îmân edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklerinize kadar ellerinizi ve başlarınıza meshedip, topuklara kadar ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüb iseniz iyice temizlenin...... Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemiyor. Ancak sizi temizlemek ve üzerinizdeki nîmetini tamamlamak isitiyor ki, şükredebilesiniz. (Komisyon: 1987, 107)

       Müddesir 4: Elbiseni temiz tut. (Komisyon: 1987, 574)

       A’raf 31: Ey Âdem oğulları! Her mescide gidişinizde ziynetli elbiselerinizi giyin; yiyin, için, fakat isrâf etmeyin; çünkü Allah isrâf edenleri sevmez. (Komisyon: 1987, 153)

(2)   Bakara 58: ....Kapıdan secde ederek girin ve “affet bizi” deyin ki, hatâlarınızı bağışlayalım... (Öztürk: 1998, 23)

         A’raf 161: .... Kapıdan da secde ederek girin ki, hatalarınızı bağışlayalım. Güzel düşünüp güzel iş yapanlara daha fazlasını da vereceğiz. (Öztürk: 1998, 159)

(3)    Sağ eşik Hz. Hasan, sol eşik Hz. Hüseyin, üst eşik Hz.Ali, alt eşik Hz. Fâtımâ, kapı Hz. Muhammed’i temsîl eder.

(4)    Tüm hizmetlerde, hizmete başlarken Gözcü’nün “edeb-erkân uyarısı ile erkekler bulundukları yerde diz üstü gelirler, bacılar ayakta dâra dururlar. Bazı hizmetlerde ise  Mücadele 11. âyeti gereği tüm canlar ayakta dâra durur. (Mücadele 11: “Ey îmân edenler! Size meclislerde ‘yer açın’ denilince yer açın ki, Allah da size genişlik versin. Size ‘kalkın’ denilince de kalkın ki, Allah sizden inananları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin. Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.” (Komisyon: 1987, 542))

(5)    Duâ veya gülbank okunurken tüm canlar Allah Allah diye tesbîh ederler.

(6)    Tüm hizmet sâhipleri (cemevi dışında görev yapanlar hariç) Taha 11-12. âyetleri gereğince, ayakları çıplak, belleri kemerbestli olarak görev yaparlar. (Taha 11: Onun yanına geldiğinde kendisine “Mûsâ” diye seslenildi. 12: “Benim ben, senin Rabbin! Hadi pabuçlarını çıkar; sen kutsal vadide, olan Tuva’dasın.” (Öztürk: 1998, 285))


HAZIRLAYAN:
ÇUBUK YÖRESİNDE ERKAN
Alper ÇAĞLAYAN
Ankara-2002

 


ALEVİ İNANÇ DİN BİLGİLERİ sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. => Facebook Sayfalarımız: Seyyid Hakkı SH ve Seyyid Hakkı EK. => YouTube Kanalımız: Ehlibeyt Yolu-Seyyid Hakkı. Aşk ile Canlar...