Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası.

4- Sunu

 


Sunu

Bu Kitabın Öyküsü
Belli günler vardır hayatımızda, unutamadığımız günler. Mutluluk duyduğumuz, önümüzde yeni bir ufkun açıldığı günlerdir bunlar, Iréne Mélikoff’la tanıştığım gün de benim için böylesi günlerdendir işte.

Daha önce, Türkçeye çevrilen bir-iki incelemesini okumuştum Mélikoff’un. Özellikle Alevilik-Bektaşilik konusunda dünyanın önde gelen Türkologlarından biri olduğunu biliyordum. Türkiye’ye gelip gittiğim de. Ama hiç karşılaşmamıştık. Karşılaşamıyorduk.

Nitekim beni, 1986’da Strasbourg’da düzenlediği Bektaşilik sempozyumuna çağırdığında da uyamadım çağrısına. Çağrıyı ileten Server Tanilli’ydi ve Mélikoff’un beni mutlaka sempozyumda görmek istediğini yazıyordu mektubunda. Ama olmadı, gidemedim. Pasaport verilmeyen sakıncalılardandım o sıralar.

İréne Mélikoff’la tanışma fırsatını ancak 1990 Martında yakaladım. Berlin’de düzenlenen bir Alevi haftasında. Kıbrıs’ı saymazsak, ilk kez yurt dışına çıkıyordum ve bu ilk çıkışımda Iréne Mélikoff’la tanışıyordum. Nasıl sevinmezdim!

Berlin’deki o Alevi haftasında unutulmaz günler ve geceler yaşandı. Berlin dışında, az bilinen bir Hıristiyan mezhebine bağlı rahibelerin gözetimindeki harika bir pansiyonda kalıyorduk. Özellikle geceleri, sempozyumun dönüşü doyumsuz bir sohbet başlıyordu. İlhan Selçuk, Server Tanilli, Kıvanç Ertop, Ibrahim Armağan, Nejat Birdoğan, Fuat Bozkurt, ve Berlin’deki Türk dostlar toplanıyorduk kocaman, uzun bir masanın çevresinde. Konuşuyor, konuşuyorduk. Kimi geceler, hele Arif Sağ da gelip katılmışsa sazıyla, sabahlanıyordu.

İréne Hanım, gecenin başlangıcına katılıyor, daha sonra belli bir saatte günün yoğunluğunu ata bilmek için izin isteyip ayrılıyordu. Sabahları, insanın içini ısıtan gülümseyişi, aydınlık yüzüyle katılıyordu yeniden bize. Rahibelerin özenle hazırladıkları uzun kahvaltı masası, onun katılımıyla bir  bilgi şölenine dönüşüyordu hemen. Ben ilk sigaramı yakıp öksürmeye başladığımda üzülüyor ve incitmemeye çalışarak uyarıyordu beni.

Bir sabah, Türkçeye çevrilen makalelerinden söz ederken, çevrilerin pek başarılı olmadığından yakındı. Asıl önemsediği incelemeleri ise çevrilmemişti bile. Hemen atıldım, bu işi üstlenebilirdim. Makalelerini çevirtir, kitap olarak yayımlanmasını da sağlıyabilirdim.

Bu kitap, düşünce olarak o Berlin sabahında doğdu işte. İréne Mélikoff bir yıl sonra, 1991 Aralığında Türkiye Yazarlar Sendikası’nın düzenlediği Yunus Emre Sempozyumu’na geldiğinde makaleleri çevirebilecek kişiyi bulduk: Turan Alptekin.

İréne Hanım, çeviri bittiğinde önce kendisi okudu; bir kez de benim okumamı istedi sonra. Okudum. Turan Alptekin, gerçekten  güç bir işi başarmıştı. Bunda, edebiyat tarihçisi oluşunun, geçmiş kültürümüzü iyi tanımasının etkisi büyüktü. Bu nedenle çeviri metnini, bir bakıma yazım (imlâ) açısından gözden geçirdim. Yanlız, “Timur Leng, semâ” gibi sözcüklerin yaygın olarak kullanılan “Timurlenk, semah” biçimlerini seçtim ve küçük bir-iki düzeltme yaptım.

Makaleler okunduğunda, Iréne Mélikoff’un, Alevilik-Bektaşilik olgusunu derin bir bilgi ve görgüyle değerlendirdiğini; sahip olunan bir kültürün tarihsel-toplumsal sürekliliğini bilimsel verilerle saptadığı görülecektir. Artık bize düşen, onun bu çabası önünde saygıyla eğilmek ve açtığı yolda çalışmayı onu örnek alarak yürütmrktir.
Atilla Özkırımlı

Kitap: Kırklar’ın Cemi’nde
Sunu: Atilla Özkırımlı
Ekleyen: Seyyid Hakkı

ALEVİ İNANÇ DİN BİLGİLERİ sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. => Facebook Sayfalarımız: Seyyid Hakkı SH ve Seyyid Hakkı EK. => YouTube Kanalımız: Ehlibeyt Yolu-Seyyid Hakkı. Aşk ile Canlar...