Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası.

4- Giriş


GİRİŞ


Cem, sözlük anlamı olarak “toplanmak, bir araya gelmek” demektir. Âyin-i cem (cem âyini), erkân, kurban, kurban hizmeti ya da hizmet  adlarıyla anılan, Alevîlere özgü toplu ibâdet biçimidir. Cem âyini, Ruhlar Alemi’nde (ruhlar yaratıldığında) Kırklar’ın yaptığı kabûl edilen Cem’in, yeryüzüne yansıması olarak kabûl edilir. Yani, ruhlar aleminde Kırklar’ın yaptığı Cem’in, insanlar arasında tekrar edilmesi şeklindeki ibâdettir. 

Cem çeşitlerine göre hizmetler yerine getirilir. Ancak, her cemde en az “On iki erkân” yerine getirilmeli ve en az “on sekiz hizmet” sâhibi hazır olmalı ve görevlerini îfâ etmelidir. Aksi takdirde hizmet tam olmaz, ibâdet tamamlanmaz ve dolayısıyla “İbâdet cemi” değil de “irşâd” (bilgilendirme) veya “eğitim cemi” olur.

Ceme giren kişilerin mutlaka “görülmüş” olmaları gerekir. Ceme girenlerin görülmemiş olması durumunda yapılan cem âyini, ibâdetten ziyâde “hazırlık” veya “eğitim” cemi olarak nitelenebilir. 

İlk “cem”in, kâinat yaratılmadan önce, ruhlar yaratıldığında, “Ruhlar âlemi”nde “Kırklar Cemi” olarak yapıldığı  varsayılmaktadır.

Hz. Muhammed zamanında ise sürekli “cem âyini” yapıldığı söylence olarak günümüze dek gelmiştir. Yapılan bu cemler, tarîkat ahkâmı gereği olarak “gizli” yapılmış, “ibâdetin gizliliği” prensibi uyarınca da “sır” olarak kalması uygun görülmüştür.

İmâm Câfer hazretleri zamanında, gizlilik yine esas olmakla birlikte, yolun edeb ve erkânı bazı kurallara bağlanmıştır. Bazı araştırmacılara göre ise, ilk cem âyini İmâm Câfer zamanında yapılmıştır.

Yolun kurucusu İmâm Ali olduğuna göre, bizce cem âyinlerinin Hz. Muhammed döneminde yapılmış olması daha akla yatkın gelmektedir.

Her ne sûretle ve zaman başlamış olursa olsun, cem
 âyini, yani erkân; kişinin kendisi ile hesaplaşması, “insan” olmanın yol ve yöntemini öğrenip, doğrudan Tanrı’ya yönelmesi ve vahdet-i vücûda ermesi yolunda en uygun araçlardan biridir.Kur’ân-ı Kerîm’de gece ibadeti ile ilgili bir çok âyet vardır. Bazıları:

“Şöyle demiştik: ‘Girin şu kente; orada, dilediğiniz yerde bol bol yiyin. Kapıdan secde ederek girin ve “affet bizi” deyin ki, hatâlarınızı bağışlayalım. Bize güzel davranıp, güzellik üretenlere daha fazlasını da veririz.” (Bakara, 58).

“Onlara şöyle denildi: Şu kentte oturun, orada istediğiniz yerden yiyin. ‘Affet’ diye yalvarın; kapıdan da secde ederek girin ki, hatâlarınızı bağışlayalım. Güzel düşünüp güzel iş yapanlara daha fazlasını da vereceğiz. (A’raf, 161).

“Gecenin pek azında uyumaktaydılar. Seher vakitlerinde af dilemekteydi onlar. (Zâriyât, 17, 18). 

“Onlar ki, gecelerini Rab’lerine secde ederek ve kıyâma durarak geçirirler.” (Furkan, 64).

“Rabbinin adını sabahtan da akşamdan da an! Gecenin bir kısmında da O’na secde et! Ve geceleyin O’nu uzunca tespih et/uzun bir gece boyu O’nu tespih et!” (İnsan, 25, 26). 

“Şu bir gerçek ki, yeni bir oluşa koyulmak üzere geceleyin kalkan, yer tutma bakımından daha güçlü, söz bakımından daha etkilidir.” (Müzzemmil, 6).

“Yanları yataklarından uzaklaşır; korku ve ümitle Rablerine duâ ederler. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan da dağıtırlar.” (Secde, 16).

“Gecenin bir bölümünde ve yıldızların ardından da O’nu tespih et!” (Tûr, 49). 

Tanrı’nın Kur’ân-ı Kerîm’de  işaret ettiği bu topluluktan  olmayı dileyen Alevîler, cem âyinlerini geceleri yaparlar. Cem âyini boyunca âyetler okunur, Tanrı’ya yakarılır.

Cemlerde, akşamdan sabaha dek secde ve kıyâm edilir.

“Rabbinize yalvara yakara ve gizlice duâ edin. Bilesiniz ki O, haddini  aşanları sevmez.” (A’raf, 55).

Cem âyini, her türlü gösterişten ve ifrattan uzak kalmaya özen gösterilerek, gizli yapılır. Kişi topluluk içinde  olmasına rağmen, doğrudan Tanrı’ya  yönelir. Kişinin dileğini, yakarışını yanındaki kişi bilmez; yönelme ve yakarış doğrudan O’nadır. Haddini aşmadan, tüm benlikle yönelmektir esas olan. 

Îmân ve inanç, cem âyinlerinde doruk noktasına ulaşır. Her türlü pislikten, kötülükten arınılır; gönüller birlenir. Kötülüğe bulaşmış olanlar yargılanır, iyiliğe yöneltilir. İyi insan olmanın, Hakk’a   yarar iş tutmanın yolu, yöntemi gösterilir. Tüm bunlar bir menfaat karşılığı değil, sadece ve sadece Allah rızâsı için yapılır.

Kurbanlar kesilir, getirilen yiyecekler birlikte yenir. Her şey Allah rızâsı için olduğu gibi, gönüllü ve zorlamadan, içten gelerek yapılır. Baskı ve şiddet yoktur. Tek amaç, Tanrı’ya  ulaşmak, onunla “bir olabilmek”tir. Cem âyininde her kural ve hizmet, kaynağını mutlaka Kur’ân’dan alır. İlgili yerlerde bu âyetler verilmiştir. Bazı hizmetlerde ise âyetlerin yanı sıra sahih hadîslere de yer verilmiştir. 

Türkiye’deki cem âyinlerinin en belirgin özelliği, ibâdetin büyük bölümünün Türkçe duâlarla yapılmasıdır. Gerekli olan yerde, ilgili âyet Arapça okunur, ancak hemen devamında Türkçe bir duâ veya gülbank ile devam eder. Deyim yerinde ise, âyet ve hizmet açıklanır.

Çubuk yöresinde cemler, genellikle işlerin yoğun olmadığı kış aylarında yapılır. Önce, görgü cemi yapılır. Abdal Mûsâ cemi ile cem sezonu açılır. Diğer cemler Abdal Mûsâ ceminden sonra yapılır. 

Bu yöredeki cem çeşitleri şunlardır: Görgü, Abdal Mûsâ, İkrâr, Müsâhip (bazı köylerde ikrâr cemi ile birlikte yapılır), Dâr Kurbanı, Düşkün Kaldırma, Yıl Kurbanı, Koldankopan. 

Kitabımızda “Cem âyini”  yani “Erkân”; görgü öncesinden başlanarak icrâ ediliş sırasıyla anlatılmaya çalışılmıştır. Araştırmada, Ankara-Çubuk yöresindeki köylerde yapılan cemler katılımlı gözlem yöntemiyle incelenmiş, Beş Ocağa mensûb dedeler ve Alevîlik konusunda bilgisi olduğuna inanılan tâliplerle görüşmeler yapılmış ve bir kısım yazılı kaynaklardan yararlanılmıştır. 

Hizmet içinde okunan âyetler metin içinde aynen yazılmış,Türkçeleri ise dipnot şeklinde verilmiştir. Birden fazla âyet arasından tercih yapılarak, okunacak âyetler ile hizmete dayanak oluşturan âyetler Ek’ler Birinci Kısımda verilmiştir.

Hizmetlerin dayanağı olan âyetler, hizmetin tarihçesi ile anlamı (mânâ ) ve hangi amaçla konulduğu ve uygulandığı da her hizmetin başında kısaca verilmiştir. (Hizmetlerin dayanak âyetlerinin Türkçeleri Ek’ler İkinci Kısımda verilmiştir.)

Hizmete konu oluşturan olaylar ve hikâyelere, kitabın boyutunu çok fazla genişleteceği için girilmemiştir.

Tüm erkânlar bir arada ve hizmet icra sırasıyla anlatılmaya özen gösterilmiş; erkânlara göre farklı uygulanan hizmetler, ilgili hizmet bölümünde erkân adı belirtilerek ayrı ayrı anlatılmıştır.  

Hizmet sonlarında ve dâr için Pîr tarafından okunan duâlar, başlangıçta bir kez (örnek olması bakımından) verilmiş, daha sonraki hizmet sonlarında tekrar edilmemiş, kısaca “Pîr hizmet duâsını okur” ya da “pîr dâr duâsını okur” ibâresiyle yetinilmiştir. Bu duâlar, her dedenin kendisine has duâ şekli olduğu ve metni gereksiz yere uzatacağı düşüncesiyle tekrar tekrar yazılmamıştır.

HAZIRLAYAN:

ÇUBUK YÖRESİNDE ERKAN
Alper ÇAĞLAYAN
Ankara-2002

 

 

ALEVİ İNANÇ DİN BİLGİLERİ sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. => Facebook Sayfalarımız: Seyyid Hakkı SH ve Seyyid Hakkı EK. => YouTube Kanalımız: Ehlibeyt Yolu-Seyyid Hakkı. Aşk ile Canlar...