Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası.

41- EKLER -



 

- EKLER -

 

 

BİRİNCİ KISIM:

 

 

 

 

HİZMETLER SIRASINDA OKUNAN ÂYETLER

 

VE ÖRNEK DÜVAZİMÂMLAR

 

 

 

EK: 1

 

 

 

GÖRGÜDEN ÖNCE OKUNAN

 

TEVBE İLE İLGİLİ ÂYETLER

 

 

 

Bakara 37 :

Fetelakka âdemü min rabbihî kelimâtin fetâbe aleyhi innehü hüve’t-tevvâbü’r-rahîm.

Bunun üzerine Âdem, Rabbinden bazı kelimeler öğrenip belledi de O’na yöneldi. O da, onun tövbesini kabûl etti. Gerçekten de O, evet O, Tevvâb’dır, tövbeleri cömertçe kabûl eder; Rahîm’dir, rahmetini cömertçe yayar. (Öztürk: 1998, 21)

 

 

Bakara 38 :

 

Kulnehbitû minhâ cemî‘â feimma ye’tiyenneküm minnî hüden femen tabi’a hüdâye felâ havfün aleyhim ve lâhüm yahzenûn.

 “Hepiniz oradan aşağı inin” dedik. Benden size bir yol gösteriş ulaşır da kim bu yol gösterişime uyarsa artık böylelerine hiçbir korku yoktur. Onlar kederle de yüz yüze gelmeyeceklerdir. (Öztürk: 1998, 21)

 

 

Âl-i İmran 103:

 

Va’tesimû bihablillâhi cemî‘â ve lâ teferruk’û vezkürû nîmetallahi aleyküm iz küntüm a’dâen fe’ellefe beyne kulûbiküm feasbahtüm binî‘metihî ihvânâ ve küntüm alâ şefâ hufretin mine’n-nâri fe’enkazeküm minhâ, kezâlike yübeyyinüllahü leküm âyâtihî le’alleküm tehdedûn.

Hep birlikte Allah’ın ipine yapışın, fırkalara bölünüp parçalanmayın; Allah’ın üzerinizdeki nîmetini hatırlayın. Birbirinizin düşmanı idiniz, Allah kalplerinizi uzlaştırıp kaynaştırdı da O’nun nîmeti sayesinde kardeşler haline geldiniz. Ateşten bir çukurun kenarında idiniz; sizi oradan kurtardı. Allah size âyetlerini bu şekilde açıklıyor ki, doğruya ve güzele yol bulasınız. (Öztürk: 1998, 69)

 

 

Mâide 55 :

 

İnnemâ veliyyükümullâhü ve Resûlühü ve’l-lezîne âmenü’l-lezîne yukîmûnes’s-alâte ve yü’tûne‘z-zekâte ve hüm râki‘ûn.

Sizin gönül dostunuz Allah’tır, O’nun resulüdür, bir de rükû eder bir halde namazı kılıp zekâtı vererek îmân edenlerdir. (Öztürk: 1998, 113)

 

 

Mâide 56 :

 

Ve men yetevellallâhe ve Resûlehü ve’l-lezîne âmenû feinne hızballahi hümü’l-ğâlibûn.

Allah’ı, O’nun resulünü ve îmân edenleri dost edinen/Allah’tan, O’nun resulünden ve Îmân edenlerden yüz çeviren bilsin ki, galip gelecek olanlar Allah’ın taraftarlarıdır. (Öztürk: 1998, 114)

 

 

 

En’am 71            :

 

Kul ened’û min dûnillâhi mâ lâ yenfe’unâ ve lâ yadurrunâ ve nüreddü alâ a’kâbinâ ba’de iz hedânallâhü, ke’l-lezî’s-tehvethü’ş-şeyâtîn fîl’ardı hayrâne lehû ashâbün yed‘ûnehû ile’l-hüdâ’tinâ, kul inne hüdallâhi hüve’l-hüdâ ve ümirnâ linüslime li-rabbi’l-âlemîn.

De ki: Allah’dan başka, bize yarar da zarar da veremeyecek şeylere mi yakaralım? Allah bize kılavuzluk ettikten sonra ökçelerimiz üstüne geri mi döndürülelim? O kişi gibi ki, şeytanlar kendisini ayartıp yeryüzünde şaşkın dolaşır hale getirmişlerdir. Oysaki onun, “bize gel” diye doğruya ve güzele çağıran arkadaşları vardır. De ki: “Allah’ın kılavuzluğudur gerçek kılavuzluk. Âlemlerin Rabbi Allah’a teslîm olmakla emrolunduk biz.” (Öztürk: 1998, 130)

 

 

Tevbe 7:

 

Keyfe yekûnü li’l-müşikîne ahdün indallahi ve inde Resûlihi, ille’l-lezîne âhedtüm ‘inde’l-mescidi’l-harâm, femestekâmû leküm festekîmû lehüm, innallahe yuhıbbü’l-müttakîn.

Müşriklerin Allah katında, onun resulü katında ahitleri nasıl olabilir? Mescid-i Haram yanında antlaşma yaptıklarınız müstesna. Bu şekilde antlaşması olanlara, onlar size doğru-dürüst davrandıkça, siz de doğru-dürüst davranın. Allah sakınanları sever. (Öztürk: 1998, 173)

 

 

Kıyâmet 14 : 

 

Beli’l-insânü alâ nefsihî basîretün.

Gerçek şu ki, insan, özbenliği üzerine yönelmiş keskin ve derin bir bakıştır; (Öztürk: 1998, 540)

 

 

Kıyâmet 15 :

 

Ve lev elkâ ma‘âzirah.

Dökse de ortaya tüm mazeretlerini. (Öztürk: 1998, 540)

 

 

Ahzâb 46 :

 

Ve dâ’ıyen ile’l-lâhi bi’iznihî ve sirâcen münîra.

Ve Allah’ın izniyle bir davetçi, ışık saçan bir kandil olarak. (Öztürk: 1998, 385)

 

 

Tahrîm 8 :

 

Yâ eyyühe’l-lezîne âmenû tûbû ile’l-lâhi tevbeten nasûhâ, asâ Rabbüküm en yükeffire anküm seyyiâtiküm ve yüdhıleküm cennâtin tecrî min tahtihe’l-enhâr, yevme lâ yuhzî’l-lâhü’n-nebiyye ve’l-lezîne âmenû ma’ah, nûrühüm yes’a beyne eydîhim ve bieymânihim yekûlûne rabbenâ etmim lenâ nûrenâ vağfir lenâ, inneke alâ külli şey’in kadîr.

Ey Îmân edenler! Etkili öğüt veren bir tövbe ile Allah’a yönelin. Umulur ki Rabbiniz, çirkinliklerinizi ve günahlarınızı örter ve size altından ırmaklar akan cennetlere yerleştirir. O gün Allah, peygamberi ve onunla birlikte inananları utandırmayacaktır. Onların ışığı önlerinden ve sağ yanlarından koşup gelir. Şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Işığımızı tamamla ve bizi bağışla! Sen her şeye Kadîr’sin, her şeye gücün yeter.” (Öztürk: 1998, 520)

 

 

Nisâ 26 :

 

Yürîdullahü liyübeyyine leküm ve yehdiyeküm sünene’l-lezîne min kabliküm ve yetûbe aleyküm vallühü aîmün hakîm.

Allah size açık-seçik bildirmek istiyor. Sizi, sizden öncekilerin yol ve yöntemlerinden haberdar ediyor. Size tövbe nasip ediyor. Allah her şeyi bilir, tüm hikmetlerin sâhibidir. (Öztürk: 1998, 85)

 

 

 

A’raf 23 :.

 

Kâlâ rabbenâ zalemnâ enfüsenâ ve in lem tağfir lenâ ve terhamnâ lenekûnenne mine’l-hâsirîn.

 “Ey Rabbimiz,” dediler, “öz benliklerimize zulmettik. Eğer bizi affetmez, bize acımazsan elbette ki hüsrana uğrayanlardan olacağız.” (Öztürk: 1998, 144)


HAZIRLAYAN:

ÇUBUK YÖRESİNDE ERKAN
Alper ÇAĞLAYAN
Ankara-2002



ALEVİ İNANÇ DİN BİLGİLERİ sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. => Facebook Sayfalarımız: Seyyid Hakkı SH ve Seyyid Hakkı EK. => YouTube Kanalımız: Ehlibeyt Yolu-Seyyid Hakkı. Aşk ile Canlar...