Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası.

2. Imam Hasan'ın Hayatı



2. Imam Hasan´nın Hayatı

Babası: Hz.Ali
Annesi: Ana Fatıma

Lakabı: Mücteba
Künyesi: Ebu-Muhammed

Yüzüğünün yazısı: Üstünlük Allah’ındır.

Doğum yeri ve tarihi: Medine, M: 01 Mart 624
Şehadet yeri ve tarihi: Medine, M: 25 Mart 670
Kabrinin bulunduğu yer: Medine (Suudi Arabistan)
Yaşı: 46

Katili: Cü’de

Imamet süresi: 10 yıl

Zamanındaki halifeler: Muaviye


Hz.Muhammed, sevgili torunları Imam Hasan ve Imam Hüseyin'i pek çok severdi ve onlar hakkında; "Hasan ve Hüseyin cennet gençlerinin efendileridir, ulularıdır, Onlar dünyada benim iki demet çiçeğimdir" der ve onlara; "Oğullarım" diye hitab ederdi.

Hz.Muhammed; Imam Hasan ve Imam Hüseyin hakkında; Allah'ım; "Ben bu ikisini severim, sen de bunları ve bunları sevenleri sev; bunlar benim ve kızımın oğullarıdır".

Yine bir hadis-inde de şöyle buyurmuş; "Onları seven beni sever, beni seven ise Allah'ı sever; Allah'ı seveni Allah cennete koyar; onlara kötülük eden bana kötülük eder; bana kötülük eden Allaha kötülük eder; kendisine kötülük edeni ise Allah cehenneme atar".

Imam Hasan, ahlak bakımından insanlara bir örnekti ve cömertliği de çok fazlaydı. Hz.Muhammed'in bir hadisinde, Imam Hasan hakkında; "Bu benim oğlum seyyiddir. Allah, onun vasıtasıyla müslümanlardan iki büyük bölüğün arasını uzlaştıracaktır" der.

Şahı Merdan Ali, Hakka kavuştuktan sonra Imam Hasan, babasını yıkayıp kefenlemiştir, namazını kılmış, aynı gece sabaha karşı şimdiki türbesinin bulunduğu yere, Necef (Irak) şehrine defin etmiştir. Imam Hasan, babası Şahı Merdan Ali'yi türbesine defin ettikten sonra zengin, fakir bütün halkı topladı. Taziye şartları yerine getirildikten sonra, Ramazan ayının 21.günü Kufe mescidinde halka buyurdu ki;

Bu gece, öyle bir zat vefat etti ki; Resulullah'tan başka, ne evvel gelenler içinde onun derecesini aşan vardır; ne sonra gelecekler arasında bulunur. O, Resulullah'ın mahiyyetinde savaşır, canıyla onu korurdu. Cebrail sağında giderdi onun, Mikail solunda. Allah'ın izniyle, gittiği yeri fetetmeden dönmezdi. Meryemoğlu Isa'nın göğe ağdığı, Musa’nın vaslsi Yuşa'ın vefat ettiği, Allah'ın Res Kur’an’ın indiği gece vefat etti. Altın ve gümüş olarak ancak yediyüz dirhem bıraktı.

Söz buraya gelince Imam Hasan dayanamayıp ağlamaya başladı; halk da ona uydu. Sonra buyurdu ki; Ey insanlar, beni bilen bilir, bilmeyen bilsin ki benim Alinin oğlu Hasan. Benim insanlara müjde verenin, benim insanları korkutanın, benim Muhammedin oğlu. Benim Allah izniyle insanları Allaha çağıranın oğlu. Benim o «Ehl-i Beyt»ten ki; Allah, her türlü kötülüğü giderdi onlardan; tertemiz etti onları.

 

Benim o "Ehl-i Beyt"ten ki; Cebrail, evimize inerdi bizim; evimizden ağardı göğe. Benim o "Ehl-i Beyt"ten ki; onları sevmeyi her müslümana farzetmiş ve Allah buyurmuştur ki; "de ki; Risaletimin (Peygamberliğimin) tebliği hususunda, akrabamı (Ehl-i Beytimi) sevmenizden başka hiçbir ücret istemiyorum. Her kim iyilik kazanmışsa onun mükafatını arttırırız." Yapılan güzel ve iyi iş, bizi "Ehl-i Beyti" sevmektir.

Imam Hasan vaazdan sonra buyurdular ki; "Peygamberlik tahtı'nın sultanlık varisi, velilik mülkü hakiminin yerine geçen benim ki, atam sizi dinine davet etti. Babam da size hidayet saadetini eriştirdi. Bende şimdi sizi onların yoluna davet etmekteyim. Ve gerçek biliniz ki; bana uymak onlara uymaktır, bana karşı koymak onlara karşı koymaktır.

Söz buraya gelince Abbas oğlu Abdullah ayağa kalktı: Ey insanlar dedi; "Bu şehzade, Allah'ın Resulü'nün oğludur. Bizden, imametine razı olduğunuzun sözünü ve beyatı kabul ettiğinizin gösterilmesini istiyor. Ne dersiniz?"

Orada bulunanların hepsi bağrıştılar: "Canla, başla kabul ediyoruz" dediler ve Imam Hasan'a biat ettiler. Imam Hasan'a, kısa zamanda otuz bin asker biat etti. Bunları duyan Şam Hakimi Muaviye, sarsıldı. Altmışbin kişilik bir askerle Irak'ı zaptetmek için yürüdü. Imam Hasand'a kırk bin askeri ile onu karşılamak üzere Kufe şehrinden dışarı çıktı. Imam Hasan, çok vakitte; "Ben kendi isteğimle düşmanlığı ortaya koymam. Ve kimse ile dünya saltanatı için kavga etmem." diye düşünürdü. 

Şamda Vali olarak bulunan Muaviye ise Basra ve Kufe'ye birer adam göndermiş, halkı Imam Hasan'ın aleyhinde kışkırtmaya başlamıştı. Sonra bu adamlar tutulup öldürüldüler.

Imam Hasanın ordusunda, kendisine ve Ehl-i Beyt'e candan bağlı olanlar pek azdı. Bu topluluğun içerisinde olanlardan; kimisi dünyalık elde etmek için uğraşmakdaydı; kimisi şüphe içindeydi, kime kul olacağını bilemiyordu; kimisi yel ne yandan eserse, öte yana eğiliyordu; kimisi de Haricilerin inançlarına kapılmıştı. Çünkü; Islamın düştüğü ayrılık, aykırılık, görüşlerin birbirine zıt oluşu, vahdetin kalmayışı, paranın ve servetin hakimiyeti iman kudretini zayıflatmıştı.


Muaviye ise bu ortamda; Imam Hasan'ın taraftarları arasına nifak sokmak için bir an bile boş durmuyor ve devamlı adamlar göndererek; bu ayrılığı, bu aykırılığı; reyle, kıyasla daha da derinleştiriyor, daha da genişletiyor ve daha da körüklüyordu. Muaviye'nin gönderdiği bu adamlar; vaatle, parayla, tehditle adam avlıyorlar ve belli başlı kişileri Imam Hasan’dan ayırmaya çalışıyorlardı.

Bu yaşanılan olaylardan sonra İmam Hasan: Ey Iraklılar! Bize yaptıklarınızdan dolayı Allahtan korkun; biz, sizin hem emiriniziz, hem konuğunuz. Hakkımızda, Allahın «Ey Ehl-i Beyt, Allah sizden günahı, her türlü fenalıkları ve kötülükleri giderip sizi kemâl üzre tertemiz tathir etmek ve pak kılmak murad eder. Imam Hasan «Ehl-i Beyt» biziz. dediğinde mescidde ağlamadık kimse kalmamıştı; fakat ne çare ki gözyaşı, düşmanı ne mağlup ediyor, ne de yok ediyordu.

Şam Valisi Muaviye, bu ortamda Imam Hasan'a uzlaşma teklifinde bulunmuştu. Imam Hasan'da bunun üzerine adamlarına şöyle hitab etmişdi: "Biz Şamlılarla, bir şüphe üzerine savaşmadığımız gibi, savaştığımızdan dolayı da bir nedamet duymamaktayız. Onlarla, esenlikle, sabırla savaştık. Ama şimdi esenlik, düşmanlığa dönüştü; sabır ise telaşa, kargaşaya. Siz Sıffıyne giderken dininiz, dünyanızın önündeydi;  (Dininize uymuştunuz, dünyanızı ardınıza atmıştınız.) bugün ise öyle bir haldesiniz ki; dünyanız, dininizin önünde. Duyun, bilin ki; size karşı biz, evvelce nasılsak yine öyleyiz; ama siz, bize karşı eskisi gibi değilsiniz. Duyun, bilin ki; siz, öldürülenlerden iki bölüğün ortasındasınız; Sıffiyn'de öldürülenlere ağlıyorsunuz. Nehrevan'da öldürülenlerin öclerini almak istiyorsunuz. Kalan yenilgiye uğramış, yapa-yalnız, hor-hakir; ağlayan, öc alma sevdasında. Muaviye, bizi öyle bir işe çağırıyor ki; onda ne bir yücelme var, ne bir adalet. Ölümü göze alıyorsanız, teklifini reddedelim; yaşamayı istiyorsanız, kabul edelim; hangisine razıysanız bildirin."

Imam Hasan'ın bu hitabesinden sonra, karşısındaki topluluk her yandan bağrışarak; yaşamayı, uzlaşmayı istediklerini bildirdiler. Imam Hasan, bunun üzerine; "Vallahi; Ben bu işi, Muaviye'ye teslim etmezdim; fakat yardımcı bulamadım. Yardımcı bulsaydım, gecemde de onunla savaşırdım, gündüzümde de; sonunda ise Allah, benimle onun arasında hükmederdi."

Yaşanılan bu olaylardan sonra Imam Hasan, Kufe halkından vefa görmeyerek; Barış, her şeyden hayırlıdır diyerek, Şam Valisi Muaviye tarafından, kendisine teklif edilen uzlaşma şartlarını kabul etmiş ve Muaviye ile bazı şartlarla antlaşma yapmak zorunda kalmıştı.

Imam Hasan ile Şam Valisi Muaviye arasında Hicretin 41.yılında yapılan antlaşma şartları şunlardı:
1. Halkın; Allahın kitabına, Resulünün sünnetine uygun olarak idare edilmesi.

2. Hz.Ali Şiasından olanlara, hiçbir sûretle kötülükte bulunulmaması.
3. Hz.Aliye kötü söz söylenmemesi.
4. Hak sahiplerine, Cemel ve Sıffiyn savaşlarında şehit olanların evlatlarına, haraç mallarından pay verilmesi.
5. Muaviyenin, kendisinden sonra, yerine birisini halife yapmaması.

Muaviye, uzlaşma yazılıp taraflar ve tanıklar imzaladıktan sonra Nuhayleye gitti; orada okuduğu hutbede; Ben dedi, "Hasan ile bazı şartlara uyacağımı vaad ederek uzlaştım; ama o şartların hepsi de ayağımın altında; onların hiçbirini yerine getirmeyeceğim" dedi. Ve dediğini de yaptı. Muaviye uzlaşma şartlarının hiçbirisine riayet etmedi. Daha Kufedeyken okuduğu hutbede; "Yapı yapıldıktan sonra iskele nasıl yıkılırsa, bende barış şartlarını yıktım dedi."

Muaviye, mescidlerde bile Şahı Merdan Ali!ye kötü sözler söyletti. Hatta Medinede, Mescid-i Nebevide (Hz.Peygamberin mescidinde), ashabın itirazlarına ve müminler anası Ümmü Selemenin bizzat meclise gelip; Muaviye'nin yüzüne karşı; Hz.Ali'ye sövenin, Hz.Resul-ü Ekrem'e sövmüş olacağına, Hz.Resul-ü Ekrem'e sövenin ise, Allah'a sövmüş bulunacağına dair hadis-i şerifi söylemesine rağmen, inadında ısrar etti. Bu kötü adet de, Emevilerin hüküm sürmüş olduğu 80 yıl boyunca devam etmiş ve Emevilerden Ömer bin Abdülaziz'in hükümdarlığında son bulmuştur.

Imam Hasan, Muaviye ile barış yaptıktan sonra Ehl-i Beyt'i ile Medine'ye geri döndüğü zaman, düşmanlık yapanlar fitnenin tahrik edileceği zannına düşerek, Imam'ın ortadan kaldırılması için bazı fesatçıları kışkırttılar ve Imam'ın Basrada olan yakınlarından otuz sekiz mümini, bir bahane ile öldürtüp türlü suçlar işlediler. Sonunda Muaviye, Mervan aracılığı ile Imam Hasan'ın zevcesi(eşi) olan Cude'ye bir haber göndererek, Imam'ı zehirleyip şehit ettiği takdirde, kendisini oğlu Yezid'e alacağını ve bin dirhem para vereceğini vaat etti.

Vefasız Cude; bu sözler üzerine Imam Hasan'a kastetmek için, Mervan tarafından gönderilen zehirli balı karıştırarak, o gün Imam'a sundu. Imam o zehirli balı yedikten sonra rahatsızlandı ve Hz.Resulullah'ın türbesine gidip dua ederek şifa buldu. Cude, sonra yine bir fırsatını bulup Imam'a, bu defa da zehirli hurmalar sundu. Imam Hasan, hiçbir şey düşünmeyip zehirli hurmalardan yemiş ve yine mizacı bozulmuştu. Bunun üzerine Imam Hasan, Cude'ye sordu: Ey Cude, bu hurmayla halim değişti. Sebebi ne acaba?

Cude, türlü özürler dileyerek Imam'ın şüphesini giderdi. Imam Hasan, dertlilere şifahane olan Hz.Resulullah'ın türbesine giderek tekrar şifa buldu. Cude, en sonunda yine bir fırsatını bularak, Sefer ayının 28. Cuma gecesi Imam Hasan'ın kaldığı eve gizlice giderek; Imam'ın, su içtiği testinin içine zehirli elmas zerrelerini dökerek su ile karıştırdı. Ve yine evine gizlice geri döndü.

Imam Hasan, bu testiden içtiği su ile zehirlenip, (Hicretin 49. yılı Safer ayının 28.) Miladi 25 Mart 670 günü Medine'de Hakk'a kavuşmuştur. Imam Hasan Hakk'a kavuşmadan önce, Imam Hüseyin, kendisine bu işi kimin yaptığını sormuştu Imam Hasan'a.

Imam Hasan ey sevgili kardeşim. Benim bildiğimi sende bilirsin; fakat onu Allah'a havale ettim buyurup bir şey söylemedi ve çocukları ile ashabına ibadetten geri kalmamalarını vasiyyet etmişdi. Imam Hasan daha sonra kardeşi Imam Hüseyin'e vasiyyet ederek; imamlık emanetlerini teslim etti ve Atası Hz.Resulullah'ın yanına defin edilmesini, fakat buna engel olanlar bulunursa, savaşa, kan dökülmesine girişilmemesini, Baki mezarlığına götürmelerini buyurdu. Imam Hasan'dan sonra imamet, kardeşi Imam Hüseyin'e intikal etmiştir.

 

Özdeyişlerinden bir kısmı
»
Barış herşeyden hayırlıdır.

»
Ben kendi isteğimle düşmanlığı ortaya koymam ve kimse ile dünya saltanatı için kavga etmem.

»
Bizler, hikmet hazinesinin muhafızları ve velilik meydanının şehsüvarlarıyız. Bizce bilinenler
sizce bilinmez. Ve bizim idrak ettiğimiz sırlar, sizin idrakınızdan uzaktır.
»
Ey şeriat hükümlerinin eşiğinde oturanlar, ey ibadet ve gönül temizliği meydanında hazır bulunanlar: Hz.Mustafa'nın o din müjdecisinin oğluyum ben. Allah'ın sezgisini ümmete bildiren Muhammed'in oğlu benim. Peygamberlik tahtının sultanlık varisi, velilik mülkü hakiminin yerine geçen benim ki, atam sizi dinine davet etti. Babam da size hidayet saadetini eriştirdi. Ben de sizi şimdi onların yoluna davet etmekteyim ve gerçek biliniz ki, bana uymak onlara uymaktır. Bana karşı koymak onlara karşı koymaktır.

 

Imam Hasan’dan manalı sözler
»
Aklın kemali, halkla iyi geçine bilmektir.
» Cömertlik, istenmeden önce bağışta bulumaktır.
» Doslukla sana yakın olan senin yakının sayılır, akraban olmasa bile.
» Dünyayı seven kimsenin kalbinden ahiret korkusu kaybolur.
» En düşük insan nimetlere karşı şükretmeyendir.
» Kendine karşı nasıl davranılmasını istiyorsan, sende başkalarına karşı öyle davran.
» Ögüt almanızı önleyen şey, kendinizi büyük görmenizdir.
» Mümin dünyada ahiretine azık toplar, kafir ise zevke dalar.
»
Dünyan için ebediyyen yaşıyacakmışsın gibi çalış. Ahıretin için yarın ölecekmişsin gibi çalış!
» Hiç bir topluluk yoktur ki, birbirlerine bir konuyu danışsınlar da, doğruyuyu bulamasınlar!  
» Yakın, soyca uzak olsa bile sevgide yakın olandır. Uzak, soyca yakın olsa bile sevgide uzak olandır! 
» İçinde hiç bir şer bulunmayan hayır, nimete şükretmek, bir müsibet gelince de dayanmaktır (Sabretmek).
=Seyyid Hakkı=


 


ALEVİ İNANÇ DİN BİLGİLERİ sayfamızı(uludivan.de) önerelim-yönlendirelim. => Facebook Sayfalarımız: Seyyid Hakkı–Ehlibeyt Evladıyız ve Şah Haydar => YouTube Kanalımız: Seyyid Hakkı-Yolumuz Ehlibeyt yolu(YediDeryaSohbeti62) Aşk ile, Can ile canlar...