Alevi Inanç Din Bilgileri sayfası—Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Seyyid Seyfettin Ocağı evladı.—Allah Muhammed ya Ali.
Seyyid Hakkı
Seyyid Seyfeddin Ocağı

2. Fuzuli-Ulu Ozan

Fuzuli: (1504-1556)

Ulu Ozan
Fuzuli hakkında yazılan ve çizilenleri derlendirdiğimiz zaman, okumuş bir aileden geldiği ve aynı zamanda iyi bir eğitim aldığına şahit oluyoruz.. Edebi yönünün gelişmesinde Azeri şairi Habibi ve Ali Şir Nevai’nin kendisine büyük etkisi olmuştur.

Fuzuli’nin, Türkçe, Arapça ve Farsça dillerinde şiir yazacak kadar ileri bir dil bilgisine sahip olan, Türkçe divanının önsözünde, uzun yıllarını akli ve nakli bilimleri öğrenmeye, hikemi(hikmetli) ve hendesi (geometrik, teknik) bilgileri edinmeye harcadığını anlatır, hadis ve tevsir ile uğraştığını açıklar. Farsça divanının önsözünde ise, „Fuzuli“ mahlasını(ikinci isim) neden seçtiğini anlatırken, bu ismin başkalarının hoşuna gitmeyecek ve kimse tarafından kullanılmayacak bir kelime olduğundan dolayı seçtiğini belirtir. Fuzuli kelimesinin manası; meziyet, kerem, bilim anlamındaki „fazl“ sözcüğünün çoğuludur.

Türkçe, Farça ve Arap’ça olmak üzere üç divanı vardır. O zamanın sanat ve bilim dili olan Arapça ve Farsça olmasına rağmen  Türkçe ile de mükkemel şiir söylenebileceğini öne sürmüş ve bunu kanıtlamıştır. 

Yol olarak, 12 İmama bağlılık yolunu seçen Fuzuli’nin, Aliyy’ül Mürteza’ya ve Pak soyu Ehlibeyt’e  duyduğu aşk ve muhabbet onun, „vahdet-i vücut“ ilkesine inanan bir inanç ile, ilim şehrinin kapısına giden bir ‚yolcu“ olduğu kesindir.  

Fuzuli, „Hadikatü’s-Süeda“ (Ermişlerin Bahçesi) adlı eserinde tüm peygamber ve resüllerin Hakk ve hakikat uğruna çektikleri çileleri ve ödedikleri bedelleri anlatır ve Kerbela çölünde susuz ve mecalsiz  bırakılıp ve hunharca şehit edilen Şah İmam Hüseyin’in çektiği çile ve Hakk yolunda ödediği bedel ile karşılaştırır. Hiçbir peygamberin ve nebinin bu yolda katlandığı çile ve ödediği bedel, Şah İmam Hüseyin’in katlandığı çile ve ödediği bedel ile kıyaslanamayacağını hatırlatır..   

Kerbela belası da Şah Hüseyin kadrini,
Arttırıp ona halkın üstünde makam verdi.

Kerbela da o masum Şah’tan yücelik buldu,

Halk gözünde en ulu bir mertebeye erdi.
 

Fuzuli’nin bu dizelerinde ifade ettiği gibi, insan inancı uğrunda, Hz.İbrahim gibi nar’a atılmayı, Zekerye gibi hızar ile biçilmeyi, Hz.İsa gibi çarmıha gerilmeyi, musa ve Muhammed Mustafa gibi diyardan diyara sürülmeyi göze alabilir. Daha acısı, daha zor olanı, 72 yakınını ve canından fazla sevdiği ev halkını, dostlarını zalimin zulmü altında ve cellat oklarının açtığı yaralardan akan kanlar içerisinde görmek ve böylesi bir vahşet saçan  zulüme tahammül edebilmek, ançak, Şah Hüseyin’e mahsus bir üstüm nitelik olduğunu kendisine has bir dille anlatır. 

Velayet şahininin yuvasını yıkmaya,
Kerbela sahrasında kargalar hücüm etmiş.

Savaş av yerlerinin aslanı saldırınca,

Fıratın hoş suyunu hep köpekler menetmiş.
 

Fuzuli, Ün salanlara övgü yazmaktan ziyade, Şah İmam Hüseyin ve Kerbala vahşeti hakkında duygulu beyitler ve Hak ile batılın savaşındaki haksızların zulmünü doğru bir şekilde dile getirmesi, Mazlumlara olan haksızlıkları doğru bir dille anlatması, „Fuzuli“ adını, düyanın bir çok yerine kadar duyurmuş oldu. Fuzuli’nin „Hadikatü’s-Süeda“ yapıtını okuyan İslam ve İslam olmayan tüm insanlar, peygamber nesline yapılan bu vahşi zulümin aslını öğrenmiş oldular.. Emevi ve Abbasi yönetimlerinin bu „Nesli pak“ soya karşı takındıkları insanlık dışı tavrın, asıl nedeninin „hak ile batıl“ ve „mazlum ile zalim“ savaşı olduğunu anlayan insanlar, Hz.Muhammed’in ümmetine emanet ettiği Ehl-i Beyt’ine yakından tanıyıp yanlış bildiklerinden kurtulmalarına ışık oldu..  

Riya Yezid oğlu Hurr denen işte benim.
Ki, Al-i Aba’nın ezelden aşıkıyım,

Allah’a şükür olsun  sadakatin yolunda,

Hüda’nın velisine hizmet edenlerdenim,

Kanlar içinde kılıçla şecaat zamanında,

Alçak düşmana karşı belaları dökenim.
 

Böylece Fuzuli, Ehl-i Beyt’e yapılan zulmün üzerine örtülen perdeyi aralamış oldu… 1400 seneden beri Emevi ve Abbasi zulmünün aslını bilmeyenler „Hadikatü’s-Süeda“yı okuyunca, karanlık çağın kalıntıları olan uydurma hadislerin ilimsiz, irfansız felsefenin pençesinden kurtulmuş oldular.. 

Yedi Ulu Ozan arasında yer alan Fuzuli’nin asıl adı Mehmed bin Süleyman’dır. 1504 yılında doğan Fuzuli, 1556 tarihinde taun (veba) salgın hastalığına yakalanarak, Kerbela’da Hakk’a yürüyüp ve bu şehirde toprağa verilmiştir.
=Seyyid Hakkı= 

ALEVİ İNANÇ DİN BİLGİLERİ sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. => Facebook Sayfalarımız: Seyyid Hakkı SH ve Seyyid Hakkı EK. => YouTube Kanalımız: Ehlibeyt Yolu-Seyyid Hakkı. Aşk ile Canlar...